Helga Stevens
İKTİSADİ KALKINMA VAKFI DERGİSİ
63
Schulz’un İstifasıyla Büyük
Koalisyon Tehlikede
“Büyük koalisyon” (
grand coalition
)
olarak nitelendirilen güç paylaşımı uz-
laşısı, kurumlar arası işbirliği açısından
da büyük öneme sahipti. Komisyon Bi-
rinci Başkan Yardımcısı Frans Timmer-
mans ve Komisyon Başkanı Juncker, AP
Başkanı Schulz, EPP Başkanı Manfred
Weber ve S&D Başkanı Gianni Pittella
ile düzenli olarak −G7’den esinlenilerek
“G5” olarak adlandırdıkları− gayriresmî
toplantılarda bir araya geliyordu. Bu
gayriresmî platform, Komisyonun, giri-
şimlerini AP’den geçirmek için S&D’nin
desteğini almasına imkân sağlıyordu.
Örneğin, Juncker’in 315 milyar avroluk
Avrupa Yatırım Planı ve üye ülkelere
zorunlu mülteci kotaları getirilmesi gi-
rişimi, G5 sayesinde AP’den geçmişti
1
.
AP’deki diğer siyasi gruplar ise önemli
kararların, EPP ve S&D arasında sahne
arkası pazarlıklarla alınmasını sağlayan
bu uygulamadan oldukça hoşnutsuzdu.
Mevcut sistem, S&D Grubu Başkanı
Gianni Pittella’nın büyük koalisyonun
geçersiz olduğunu ilan etmesi ve AP baş-
kanlığına aday olduğunu açıklamasıyla
tehlikeye girdi. Pittella’nın hamlesiyle
AP başkanlığı tüm partilerin adayla-
rına açık hale geldi. Pittella’nın, yarışı
EPP’nin adayına kaybetmesi halinde
dahi partisinin artık büyük koalisyonun
parçası olmayacağını açıklaması, Ko-
misyon ve Konseyde de alarm zillerinin
çalmasına yol açtı. Verdiği demeçlerde
büyük koalisyon fikrini baştan reddeden
Pittella, EPP’nin tüm AB kurumlarını
tekeline almasının kabul edilemez ol-
duğunu dile getirmişti
2
. Bazı analistle-
re göre ise Schulz’un görevi bırakması
henüz gündemde değilken bile EPP ve
S&D arasında kemer sıkma politikaları
konusunda gün yüzüne çıkan ayrılıklar,
büyük koalisyonun sonunun yakın oldu-
ğunun habercisiydi.
EPP Başkanı Manfred Weber’e göre
ise güç paylaşımı uzlaşısının devametme-
si gerekiyor. AB yanlısı partilerin AP baş-
kanlık seçimlerinde tek bir aday üzerinde
uzlaşması gerektiğini savunan Weber,
bunun olmaması halinde AP’de popülist-
lerin güçleneceği ve yasama sürecinin
tehlikeye gireceği uyarısında bulunuyor
3
.
Büyük koalisyonun geçersiz hale gelmesi,
AB’nin varoluşsal krizlerle başa çıkmaya
çalıştığı bir dönemde yasama sürecini
ciddi anlamda sekteye uğratabilir. Kon-
seyde çoğu zaman birbirileriyle çatışan
ulusal çıkarlar nedeniyle yaşanan sıkın-
tılar, Komisyon ve AP arasındaki sinerjiyi
daha da elzem hale getiriyor. 17 Ocak’ta
AP’nin başına hangi ismin seçileceği bu
nedenle önem taşıyor.
Çok Bilinmeyenli Denklem
AB kurumları arasındaki siyasi
dengeler de işin içine katıldığında AP
başkanlık yarışı daha karmaşık bir hal
alıyor. Yukarıda da belirtildiği gibi, AB
Konseyinin ve Avrupa Komisyonunun
Başkanları merkez sağ görüşlü EPP kö-
kenli. AP başkanlığına EPP’den bir ada-
yın seçilmesiyle, AB’deki en üst düzey
üç görev de EPP’nin eline geçmiş olacak.
Üye Devletlerdeki siyasi dengeler ince-
lendiğinde, AB liderlerinden sekizinin
EPP, yedisinin liberal grup (ALDE), yedi-
sinin daha S&D mensubu olduğu görü-
lüyor. İtalya Başbakanı Matteo Renzi’nin
istifasının ardından merkez sol görüşlü
liderlerin sayısının azalması ve sosyal
demokratların görece güç kaybetme-
siyle birlikte, liberal bir ismin de bir AB
kurumunun başına getirilmesi gerektiği
yönünde sesler yükselmeye başladı.
Tüm bu tartışmalarla birlikte AB
Konseyi Başkanı Donald Tusk’un iki
buçuk yıllık görev süresinin de Mayıs
2017’de dolacak olması, AP seçimlerini,
kurumlar arası siyasi dengeler açısın-
dan daha da ilginç hale getiriyor. Ülkesi
Polonya’da Tusk’un Polonya’nın çıkarla-
rını Brüksel’de yeterince savunmadığı
yönünde eleştiriler artmış durumda.
İktidarda bulunan Hukuk ve Adalet Par-
tisi (PiS) Başkanı Jarosław Kaczyński
de Tusk’un ikinci kez seçilmesine des-
tek vermeyeceklerini açıkladı. Tusk’un
yeniden seçilmesine kişisel nedenlerle
de karşı olan Kaczyński, 2010’da ikiz
kardeşi dönemin Cumhurbaşkanı Lech
Kaczyński de dâhil ülkenin siyasi eli-
tinin büyük bölümünün yaşamına mal




