İKTİSADİ KALKINMA VAKFI DERGİSİ
57
ulaşırken, Estonya’da 8 avro. Maliyetteki
uçurumlar gözönüne alınınca, AB’nin
giriştiği bu çabadaki zorluklar daha da
net gözler önüne seriliyor. Nitekim çok
önemli kazanımların halihazırda sağ-
landığını söylemek mümkün. Tarafların
çabasıyla, AB çapında dolaşım ücretle-
ri 2012 yılı ile kıyaslanınca yüzde 96
daha ucuz. 2007 yılıyla karşılaştırınca
oldukça düşük üst limitler belirlendi
ve bunun uygulanmasına azami önem
veriliyor.
Dolaşım ücreti olmadan mobil kulla-
nım hizmeti, ikamet ettiği AB ülkesinde
kayıtlı SIM kartı bulunan AB vatandaşla-
rı ve birden fazla ülkede varlığını sürdür-
düğünü kanıtlayan AB vatandaşlarına
(Erasmus programından faydalanmakta
olan öğrenciler, sınır ötesinde çalışanlar
vs.) sağlanacak. Kişilerin herhangi bir
başvuruda bulunmasına gerek olmaya-
cak, ilk etapta mobil hizmet sağlayıcıla-
rıyla gerçekleştirdikleri sözleşmelere bu
gelişme eklenecek. Komisyon, kişisel ve-
rilerin korunmasına ilişkin herhangi bir
çekincenin ve aksaklığın doğmaması için
konuya ilişkin olarak AB’deki en yüksek
veri güvenliği denetimmakamıyla işbir-
liği içerisinde çalışmalarını sürdürüyor.
Düzenlemeler hem ticari işletmelerin
hem de tüketicilerin mağduriyet yaşa-
maması için sert koruyucu tedbirlerini
de belirlemiş durumda.
Nihayetinde küresel konjonktürde
Türkiye’nin üyelik hedefini sürdürdüğü
AB’de ülkelerin fiziksel sınırları Schen-
gen sistemiyle tarihe kazınırken, diji-
tal sınırların da yavaş yavaş silinmekte
olduğu tarihi dönemlere tanıklık edi-
yoruz. Bütün bu gelişmeler meydana
gelirken, Türkiye’nin bu “serbestleşme
iklimi”nin neresinde olduğunu iyi tahlil
etmek gerekiyor. Halihazırda vize ser-
bestliği sağlanamamış ve AB’nin sınır-
ları Türkiye’ye açılmamış olsa da çok
önemli mobil hizmet sağlayıcılarına ev
sahipliği yapan Türkiye’nin mobil sı-
nırların kaldırılması yönünde de neler
yapılabileceğini tartışmaya başlaması
gerekiyor.
■
tutuyor. Dolayısıyla Türkiye’nin AB’ye
üye olması halinde bu tür pratik iyi-
leştirmelerden Türk vatandaşlarının
da doğrudan faydalanması mümkün
olacak. Yurtdışına çıktığımızda, uçaktan
hedef ülkeye indikten sonra ceptele-
fonlarımıza gelen ilk SMS, halihazırda
kullanmakta olduğumuz mobil opera-
törün, o ülkede telefon konuşmaları,
SMS ve internet kullanımı için belirlediği
fiyat tarifesini içeren “hoşgeldin mesajı”
oluyor. Fiyatların, hattın kayıtlı olduğu
ülkeden farklı olmasının sebebi ise, he-
def ülke ile kayıtlı olunan ülkenin hiz-
met sağlayabilmek için teknik boyutta
birlikte çalışması, bunun da fiyat olarak
yansıması. Yüksek dolaşım ücretleri,
çoğunlukla yurtdışında telefonlarımızın
arama özelliğini bir süreliğine unutma-
mıza, kablosuz internet hizmeti sunan
mekanların bir numaralı dostumuz ol-
masına sebep oluyor. Mayıs 2016 tari-
hinden bu yana Avrupa Komisyonu, bu
sorunu, AB ülkeleri arasında çözmenin
yollarını arıyor. Aralık 2016’da AB’nin
kanun yapıcıları, son pürüzler üzerinde
de uzlaştı ve artık net bir şekilde 2017
yılının Haziran ayından itibaren, Üye
Devlet vatandaşları, diğer AB ülkelerin-
deki seyahatlerinde gerçekleştirdikleri
telefon görüşmeleri, mesajlaşmaları ve
internet paketi kullanımları için dolaşım
ücreti (
roaming
) ödemeyecek.
Roam Like at Home
girişimi şüphesiz
ki gerçekleştirilmesi basit bir fikir ve
projenin çok ötesinde zorluklar taşıyor.
Öncelikli olarak her AB ülkesinde mobil
iletişim araçlarını kullanım geleneği ve
alışkanlıkları farklılık gösteriyor, üye ül-
kelerdeki fiyatlandırmalarda uçurumlar
göze çarpıyor. Komisyonun paylaştığı
verilere göre, Letonya’da tüketicilerin
mobil hizmetlere harcadığı ortalama tu-
tar aylık 3.70 avro bandındayken, İrlan-
da’da ortalama mobil harcamalar aylık
23.80 avroyu buluyor. Fiyatlandırmalara
bakacak olursak, Macaristan’da 1GB in-
ternet, 600 dakika konuşma ve 225 SMS
içeren mobil paketin fiyatı 57 avroya
kiyor. Son dönemde gündemde olan en
pratik örnek; 2017 yılında AB çapında
mobil dolaşım (
roaming
) ücretlerinin
kaldırılacak olması.
Türkiye’de AB üyeliğine mesafeli
yaklaşan çevrelerin genel itibariyle eleş-
tirilerinde öne sürdüğü gerekçelerin
önemli bir boyutunu, AB’nin Türkiye’ye
bir fayda sağlamayacağı; güvenlik, beşe-
ri sermaye, öncelikli üretim alanları gibi
çeşitli kaynakların boşa harcanmasına
sebep olacağı görüşü oluşturuyor. Nite-
kim, AB projesi her şeyin ötesinde, Bir-
lik dahilindeki tüm vatandaşların hak
ve özgürlüklerini garanti altına almayı,
refah ortamı sağlamayı öncelikli amaç-
ları arasına koyuyor. Bu perspektifte her
vatandaşın gündelik hayatını olumlu
etkileyecek pratik reformlar önemli yer




