Table of Contents Table of Contents
Previous Page  43 / 76 Next Page
Information
Show Menu
Previous Page 43 / 76 Next Page
Page Background

İKTİSADİ KALKINMA VAKFI DERGİSİ

41

dan önemli bir politika değişikliğine

işaret ediyor.

ABD ve AB ile İlişkiler

Türkiye’nin Suriye politikasında

Rusya-İran eksenine yaklaşmasının

nedenlerini daha iyi anlayabilmek için

Ankara’nın 2016 yılı içinde ABD ve AB

ile ikili ilişkilerinde ortaya çıkan bazı

önemli sorunlara dikkat çekmek gere-

kir. Özellikle 15 Temmuz’da gerçekle-

şen başarısız darbe girişimi sürecinde

Rusya ve İran’ın Türk hükümetine tam

destek vermesine karşılık, Washington

ve Brüksel’den gelen tepkilerin oldukça

cılız kalması Ankara’da Batı’yla ilişkiler

konusunda belirgin bir hayal kırıklığı

yarattı. Türk yetkililerin tüm ısrarla-

rına rağmen Washington’un Fetullah

Gülen’i iade etmeyi kabul etmemesi ve

Avrupa Parlamentosu’nun olağanüstü

hal uygulamalarını gerekçe göstererek

24 Kasım’da Türkiye’nin AB’ye üyelik

müzakerelerinin dondurulması kararı

alması gibi gelişmeler de bu hayal kı-

rıklığını derinleştirdi.

Türkiye’nin Batı ile ilişkilerinde

gerginlik yaratan ikinci konu ise Suri-

yeli Kürtlerdir. Ekim 2015’te ABD’nin

desteğiyle IŞİD’e karşı savaşmak için

kurulan ve YPG’nin belkemiğini oluş-

turduğu Suriye Demokratik Güçle-

ri’nin Fırat Nehri’nin batısına geçmesi,

Suriye’nin kuzeyindeki üç Kürt kan-

tonunun birleşerek Akdeniz’e doğru

bir koridor açmasından endişe duyan

Türkiye’yi oldukça rahatsız etti. Ağus-

tos 2016’da stratejik Menbiç şehrinin

de YPG güçlerinin eline geçmesi de

Ankara’nın bu konudaki kaygılarını

artırdı. Türk hükümetinin girişimleri-

ne rağmen YPG’nin Fırat’ın doğusuna

çekilmemesi ve Obama yönetiminin

YPG’ye silah desteği sağladığına dair

iddiaların güç kazanması Ankara ve

Washington arasında ciddi bir ger-

ginlik yarattı. Türk yetkililer ayrıca

FETÖ ve PKK ile mücadele konusunda

işbirliği yapmadıkları gerekçesiyle

AB ülkelerini de sık sık eleştirmeye

başladılar.

ABD ve AB ile ilişkilerde ortaya

çıkan bu sorunların Ankara ve Mos-

kova arasındaki normalleşme sürecine

ivme kazandırdığını söylemek müm-

kün. Ukrayna krizindeki rolü ve Kı-

rım’ı ilhak etmesi nedeniyle Rusya’nın

2014’ten bu yana ABD ve AB’nin eko-

nomik yaptırımları altında olması da

bu süreci kolaylaştırdı. Putin yönetimi

ise Ankara’nınWashington ve Brüksel

ile gerilen ilişkilerini kendisi açısından

bir fırsat olarak gördü. Cumhurbaşka-

nı Erdoğan’ın Haziran ayında Putin’e

yazdığı mektupta yer alan “kusura

bakmasınlar” ifadesinin doğrudan Rus

hükümetine hitaben kullanılmamış ol-

masına rağmen Moskova’nın bu adımı

yeterli görerek Türkiye’yle ilişkilerini

hızlı bir biçimde geliştirmeye karar

vermesinde de bu yaklaşımın etkili

olduğu söylenebilir.

Moskova’nın kararını etkileyen

önemli bir unsur da Ukrayna ve Kırım

krizleri sonrasında giderek sertleşen

Rusya-NATO jeopolitik rekabetidir.

NATO’nun Rusya tehdidine karşı Doğu

Avrupa’daki askeri varlığını güçlen-

dirdiği, Karadeniz’de ise daimi bir

askeri güç oluşturma planları yaptığı

bir dönemde Putin yönetimi önemli

bir NATO üyesi olan Türkiye’yle stra-

tejik ilişkilerini geliştirerek avantaj

kazanmayı hedefledi. Türkiye’nin

Suriye’deki durumdan kaynaklanan

ciddi güvenlik endişeleri de Rusya’nın

bu hedefini gerçekleştirmesinde işini

kolaylaştıran bir faktör oldu.