Table of Contents Table of Contents
Previous Page  37 / 76 Next Page
Information
Show Menu
Previous Page 37 / 76 Next Page
Page Background

İKTİSADİ KALKINMA VAKFI DERGİSİ

35

sı referandumunda etkili bir biçimde

kullanılmıştı. Şimdi tabii Ortadoğu’dan

ve Afrika’dan gelen Avrupa ülkelerinin

sınırlarını zorlayan göç dalgası sadece

işçiler ve çalışanlar için değil daha ge-

niş kesimler için bir korku yaratıyor.

Özellikle de Müslüman dünyadan gelen

göçler. Avrupa’daki sağ kanat popülizm

göç karşıtı ve hatta İslam karşıtı bir si-

yaset geliştiriyor. Bu siyaset, kitlelerin

ekonomik sorunlar nedeniyle geleceğe

duydukları güvensizlik gibi daha derinde

yatan korkularına hitap ediyor.

Elbette sağ popülizmin yükselme-

sini sadece iktisadi nedenlerle açıkla-

mak mümkün değil. Bir kere Avrupa’da

1960’larda ve 1970’lerde var olan si-

yasal tutumlarda da değişiklik gözlem-

leniyor. Liberal demokrasinin gelenek-

sel kurumlarına karşı da bir mesafe ve

kayıtsızlık var. Batı demokrasilerinde

merkezde yer alan geleneksel siyasal

partiler, gittikçe zayıflıyor. Bunun ar-

kasında Britanya’daki İşçi Partisi ya da

Almanya’da Sosyal Demokrat Parti gibi

özellikle sol ve sosyal demokrat parti-

lerin refah devleti anlayışından ödün

vermeleri ve neoliberal ekonomik politi-

kaları benimsemeleri yatıyor. Geleneksel

sağ partiler ise tarihsel kimliklerinden

ayrılıyorlar. Angela Merkel ve David Ca-

meron gibi liderler kültürel anlamda

daha liberal, daha faydacı yaklaşımları

tercih ettiler. Bu siyasi yakınlaşmalar ve

kaymalar popülizmin yükselmesi için el-

verişli bir ortamyaratıyor. Aynı zamanda

da daha radikal bir söylemle yola koyu-

lan hareketlerin içinde türeyebileceği bir

siyasal boşluk ortaya çıkıyor. Yeni siyasi

özne olarak aşırı sağ hareketler bu boş-

luğu doldurmaya başladılar. Halkın genel

olarak yerleşik kurumlara ve geleneksel

siyasi partilere duydukları güvensizlik,

bu hareketlerin liderleri tarafından po-

pülist bir söylem içerisinde son derece

başarılı bir biçimde kullanılıyor.

Aşırı sağ popülist partilerin, bir di-

ğer ortak özelliği ise genellikle AB fi-

kirlerini ve kurumlarını eleştiren veya

doğrudan karşı çıkan Avrupa veya AB

şüpheci bir duruşa sahip olmaları. Av-

rupa bütünleşme projesinin Avrupa ulus

devletlerini zayıflattığı düşüncesiyle, bu

bütünleşmeyi yavaşlatmak, durdurmak

veya topyekûn olarak tersine çevirmek

istiyorlar. Bununla beraber, sağ popülist

parti ve hareketleri AB kurumlarında

demokrasi açığı olduğu (

democratic de-

ficit

) ve bu kurumlarının fazla bürok-

ratik ve halklardan uzak olduğunu da

dile getiriyorlar. Nitekim Britanya’da

24 Haziran 2016 tarihinde yapılan AB

referandumunda halkın yüzde 52’si-

nin AB’den ayrılma (Brexit) yönünde oy

vermesi sonrası sağcı liderlerden gelen

referandum çağrıları bunun en belirgin

örneği. Hatırlanacağı üzere Hollanda’da

göçmen karşıtı duruşuyla bilinen Özgür-

lük Partisi (

PVV, Partij voor de Vrijheid

)

lideri Geert Wilders, ülkesinin AB üye-

liği konusunda referanduma gidilmesi

çağrısında bulunmuştu. Wilders yapmış

olduğu açıklamada, ülkenin geleceği,

para, sınır ve göç politikalarının kont-

rolü konularında bundan sonra AB’den

bağımsız olarak bizzat Hollanda halkının

karar vermesi gerektiğini vurgulamıştı.

Benzer bir çağrı da Fransa’dan gelmişti.

Fransa’daki Ulusal Cephe Partisi’nin li-

deri Marine Le Pen, ülkenin AB üyeliği

için referandumyapılmasını istemişti. Le

Pen sosyal paylaşım sitesine, “Özgürlü-

ğün Zaferi” yazarak aynı referandumun

Fransa’da ve AB üyesi diğer ülkelerde

de yapılması gerektiği yorumunda bu-

lunmuştu.

Avrupa’daki Aşırı Sağın En

Önemli Aktörleri

Hâlihazırda Avrupa genelinde, aşırı

sağ popülizmin en önemli aktörlerin-

den biri Fransa’nın Ulusal Cephe Par-

tisidir. 2011 yılında partinin kurucu-

su Jean-Marie Le Pen’in kızı Marine Le

Pen’in partinin başkanlığına gelmesiyle

beraber, Fransız siyasi arenasında Ulusal

Cephe’nin önemi gitgide büyüdü. Radi-

kal sağ partiler konusundaki uzmanlar,

Marine Le Pen’in babasının antisemitik

ve diğer ırkçı sayılabilecek demeçlerin

uzaklaşmasının, partiyi dahamerkezi bir

konuma getirdiğini belirtiyor. Buna rağ-

daha da artıracağı öngörülüyor. Peki,

popülizm ve aşırı sağın yükselişi AB’yi

nasıl etkileyecek? Bu soruya daha ya-

kından bakmak gerekiyor ancak önce-

likle Avrupa’da aşırı sağın yükselmesine

zemin hazırlayan farklı faktörlere ve oy

oranları gözle görülür bir şekilde yükse-

len aşırı sağ partilere kısaca göz atmakta

fayda var.

Avrupa’da Aşırı Sağ ve

Popülizmin Yükselişi

Aşırı sağ popülizmin güçlenmesinin

koşulları ülkeden ülkeye değişiyor kuş-

kusuz; ama bazı yapısal nedenleri ve

genel eğilimleri saptayabiliriz. Bir kere

Avrupa’da genel olarak ekonomik dur-

gunluğun olduğunu görüyoruz. 1970’ler-

den beri büyüme oranlarında düşüş var.

2007 yılında ABD’de başlayan finansal

krizin 2008’de AB’ye sıçramasıyla, Birlik

üyesi birçok ülkede işsizlik oranları arttı.

Güney Avrupa’da enflasyon ve işsizlik

zirve yaptı. Üstelik Avrupa’da ekonomik

krizin yükü alt sınıfların ve orta sınıfın

omuzlarına yüklendi. Kriz sebebiyle iş-

sizlikle boğuşan ve üye devletlerin har-

camalarını kısmalarıyla beraber sosyal

güvenceden mahrum kalan kesimler,

göçmenlerin ülkelerin ekonomileri üze-

rinde fazladan yük olduğunu iddia eden

aşırı sağ hareketlere yöneldi. Göç ve göç-

menlerin üye ülkelere uyum sağlama so-

runsalı sadece bu kesim nezdinde değil,

Avrupa kamuoyunun genelinde çokça

tartışılır hale geldi.

Bugün Avrupa’da aşırı sağın başarısı-

nın en büyük sırrı hiç şüphesiz göçmen-

lerdir: “Ülkede yaşanan sorunlarının tek

sorumlusu göçmenler” söylemiyle aşırı

sağ tabanını genişletmeye devam ediyor.

Ekonomik krizle boğuşan Avrupa çareyi

yeni göçmenlerin ülkeye girişini yasak-

lamak veya ülkedeki mevcut göçmen

sayısını en asgariye çekmekte arıyor.

Hatırlanacağı üzere, zaten AB’nin önde

gelen ülkelerinde, çalışan sınıfı, Doğu

Avrupa’dan gelen ucuz işgücü göçünü

kendileri için bir tehdit olarak algılı-

yordu. “Polonyalı muslukçu” bir simge

olarak Fransa’da yapılan AB anayasa-