Table of Contents Table of Contents
Previous Page  35 / 76 Next Page
Information
Show Menu
Previous Page 35 / 76 Next Page
Page Background

İKTİSADİ KALKINMA VAKFI DERGİSİ

33

siyasi blokajların kaldırılması mümkün

olabilir ki o durumda dahi Avustur-

ya gibi bazı üye ülkelerin süreci bloke

etmesi söz konusu olabilir. Nitekim

Almanya Başbakanı Merkel müzake-

relerde yeni fasılların açılmasına karşı

olduğunu ifade etmişti.

İlişkilerin Geleceğine Dair

Bazı Öngörüler ve Gümrük

Birliği’nin Güncellenme Süreci

Geldiğimiz noktada, ilişkileri yeni-

den canlandıracak bir iradeye, bir yeni

atılıma ihtiyaç olduğu görülüyor. Ancak

gerek Türkiye’de güvenlik tehditlerinin

devam etmesi ve ardı ardına patlayan

bombalar ve son olarak da Rusya’nın

Ankara Büyükelçisi Andrey Karlov’un

suikasta uğraması gibi gelişmelerle

siyasi ortamın daha da gergin hale gel-

mesi gerekse AB’de aşırı sağ akımla-

rın güçlenmesi, kısa vadede olumlu

bir ivme yaratılmasının zor olacağını

ortaya koyuyor. Fransa, Almanya ve

Hollanda gibi AB’nin kilit ülkelerinde

2017’nin seçimyılı olması da mevcut li-

derlerin Türkiye ile ilişkilerde herhangi

bir adım atmasını iyice zora sokuyor.

Her şeye rağmen, Türkiye’nin AB üyelik

hedefinin devam etmesi ve uygun şart-

lar oluştuğunda tekrar gündeme geti-

rilmesi perspektifinden ayrılmamak

gerekiyor. Türkiye’nin siyasi bir hedef

olarak AB’den kopması, bulunduğu

bölgedeki istikrarsızlıklara daha da

açık hale gelmesi ve ekonomik ve siyasi

reformlar için yegâne çıpayı kaybetme-

si anlamına gelecektir.

Vize serbestliği sürecindeki anlaş-

mazlıkların aşılması ve vize serbestli-

ğinin 2017 yılında gerçekleştirilmesi

ilişkilerin sağlığına kavuşması açısın-

dan önemli beklentilerden birini oluş-

turuyor. Türkiye nüfusunun yaklaşık

onda birinin pasaport sahibi olduğu ve

vize serbestliğinden yararlanmak için

biyometrik pasaporta geçiş yapmak

gerektiği göz önünde bulundurulursa,

vizelerin kaldırılmasının AB açısından

endişe yaratacak bir durum olmadığı

ortaya çıkıyor. Zaten AB’nin uygula-

maya koymaya hazırlandığı vize fren

mekanizması ve Avrupa Seyahat Bilgi

ve İzin Sistemi, vizenin görmekte oldu-

ğu işlevin yerini alacağa benziyor. Öte

yandan, vizesiz Avrupa hedefinin ger-

çekleşmesi, kısa süreli seyahat özgür-

lüğü dışında, ilişkilerin tümü üzerinde

olumlu bir etki yapacaktır.

Önümüzdeki dönemde, Türkiye-AB

ilişkilerinde somut bir ilerleme sağla-

ma potansiyeli bulunan diğer bir konu

da Gümrük Birliği’nin güncellenmesi.

Yılın sonuna doğru, 21 Aralık 2016 ta-

rihinde, Avrupa Komisyonu Türkiye-AB

Gümrük Birliği’nin modernizasyonu

müzakerelerini başlatmak için Kon-

seyden yetki talebinde bulundu. Kon-

seyde bir sorun çıkmadığı takdirde söz

konusu müzakerelerin 2017 itibarıyla

başlaması umuluyor. Gümrük Birli-

ği’nin modernizasyonu süreci; ortak

karar ve danışma prosedürlerinin ye-

tersizliğinden kaynaklanan sorunların

çözümü, tarife dışı engellerin kaldırıl-

ması, hizmet sektörleri, tarım ve kamu

alımlarının kapsama alınması, ilgili

alanlarda AB müktesebatına uyumun

sağlanması, çevre ve sosyal standart-

lar, yatırımcının korunması, tüketici

hakları, fikri mülkiyet haklarının ko-

runması gibi birçok alanı içerecek. Bu

anlamda ilişkilerin motoru olacak ve

Türkiye’nin AB’ye entegrasyonunu yeni

bir aşamaya taşıyacak. 2017’de siyasi

süreçte yukarıda sayılan sebeplerle

fazla ilerleme beklenmezken, Gümrük

Birliği’nin modernizasyonu sürecinin

iki tarafı yakınlaştıracağı ve ilişkilerin

ortak fayda beklentisi üzerinden de-

vam edeceği öngörülebilir.

AB’nin içinde olduğu kurumsal ve

siyasi krize, Orta Doğu başta olmak

üzere AB ve Türkiye’nin çevresindeki

çalkantılara, Türkiye’nin içinde olduğu

zor duruma ve tüm dünya sistemin-

deki yapısal değişime rağmen, Türki-

ye-AB ilişkilerinin geleceğine yönelik

olarak karamsar olmamak gerekiyor.

Türkiye’nin Avrupa’da tarihi derinliği

olan konumu, Avrupa ülkeleriyle ya-

kın ekonomik ilişkileri ve Osmanlı’ya

kadar geri giden Batılılaşma süreci,

Türkiye-AB ilişkilerinin devamı için

uygun zemini oluşturuyor. İlişkilerde

bundan sonra da soğukkanlılığın elden

bırakılmaması, akıl ve mantık çerçe-

vesinde hareket edilmesi ve karşılıklı

olarak önyargı ve peşin hükümlerin

terk edilmesi, dengeli ve sağlam iliş-

kiler kurulması açısından önceliğini

koruyor. Türkiye’nin 2016 yılında ge-

çirdiği olağandışı olaylar sonrasında

normalleşme sürecine girmesi, terör

tehlikesinin bertaraf edilmesi ve de-

mokrasi, hukuk devleti ve insan hakları

normlarından ayrılmadan AB sürecine

devam edilmesi 2017 yılında başlıca

temennilerimizi oluşturuyor.