Table of Contents Table of Contents
Previous Page  96 / 100 Next Page
Information
Show Menu
Previous Page 96 / 100 Next Page
Page Background

İKTİSADİ KALKINMA VAKFI DERGİSİ

94

BRÜKSEL’DEN BAKINCA

sebebi ise mülteci krizi idi. Benim görü-

şüm: Keşke ilişkilerde, ortak menfaatlere

değil, ortak değerlere dayalı bir ilerleme

sağlanabilseydi. Ama ne yapalım, sivil

toplum olarak, elimizdeki neyse onun iyi

çalışması için gayret göstermekten başka

yapabileceğimiz bir şey yok.

AB, bir anda kapısına yığılan mil-

yonlarca mülteci karşısında adeta panik

içinde, kısa vadede düzensiz göç akışını

az çok düzene sokacak ve daha uzun

vadede de mültecileri kendi ülkelerinde

ya da bölgelerinde onları misafir edecek

diğer ülkelerde tutacak (bir anlamda

göçmenlerin yükünü devredecek) bir

süreç oluşturma çabasına girdi. Ve anladı

ki bu sürecin kilit ülkesi Türkiye’dir; Tür-

kiye’nin iş birliği olmaksızın başarılı bir

plan gerçekleştirmek mümkün değildir.

Yıllardır, çoğu genç ve çocuk (ki unutma-

yalım, önümüzde yıllarda bu demografik

güvenlik sorunları ekonomik sorunların

ikinci plana düşmesine yol açtı.

Dış politikada, Türkiye, hemen sı-

nırımızda şiddeti artarak devam eden

Suriye sorunundan en fazla etkilenen

NATO üyesi olurken, Suriye’de yönetimin

çökmesi nedeniyle oluşan boşluk içeriye,

artan terör ve yükselen ayrılıkçı talepler

olarak yansıdı. Türkiye askeri açıdan

hem bir operasyon merkezi haline geldi

hem de ciddi bir güvenlik tüketicisi. Bu

kadar sorunla aynı anda boğuşurken

yılın son çeyreğinde, hiç beklenmedik

bir biçimde Türkiye – AB ilişkilerinin

yeniden canlandığı izlenimi yaratan bir

dizi gelişmeye şahit olduk. Karşılıklı bir-

çok üst düzey ziyaret, on yıldır ilk kez

hükümet başkanları düzeyinde yapılan

özel gündemli zirve ve iki yıl aradan son-

ra müzakereye açılan bir fasıl şeklinde

somutlaşan yeniden canlanmanın esas

Ekonomik alandaki en büyük

sorun Avro Alanı ülkeleri ile

dışarıda kalanlar arasındaki fay

hattında yaşanacaktır.