İKTİSADİ KALKINMA VAKFI DERGİSİ
75
lık verilmeye devam edildi. Nitekim
Türkiye, Meksika ve Avustralya’nın ar-
dından G20 Ticaret Bakanları toplantı-
sı düzenleyen üçüncü ülke konumuna
geçti. Ayrıca G20 Ticaret Bakanları
toplantılarının her yıl düzenlenmesi
ve bunu destekleyecek bir çalışma me-
kanizmasının oluşturulması önerisi de
taraflarca olumlu karşılandı.
Tümbunların yanı sıra, Türkiye’nin
G20 DönemBaşkanlığı sürecindeki bir
diğer önemli husus sınır ötesi vergi
kaçakçılığı ile mücadele kapsamın-
da, G20 ve OECD iş birliğinde yürütü-
len ve uluslararası vergi kurallarının
güçlendirilmesini hedefleyen Matrah
Aşındırma ve Kar Aktarımı (BEPS)
Projesi kapsamında geliştirilen ön-
lemlerin Antalya G20 Zirvesi’nde ka-
bul edilmesidir. Bu önlemler ile ulus-
lararası vergi sisteminin daha adil ve
daha modern bir yapıya dönüştürül-
mesi hedefleniyor.
Türkiye’nin G20 Dönem Başkanlı-
ğı’nın öncelikleri arasında enerji kay-
naklarına erişim ve enerjiye yönelik
yatırımlar konuları da bulunuyordu.
Türkiye’nin girişimleri sayesinde,
G20 tarihinde ilk defa bir araya gelen
Enerji Bakanları bu konuları ele aldı-
lar. Nitekim Antalya G20 Zirvesi’nde
kabul edilen Liderler Bildirisi’nde ilk
defa daha temiz enerji teknolojileri-
nin geliştirilmesinin önemi de vur-
gulandı
1
.
Son olarak göze çarpan bir diğer
önemli gelişme de G20 Liderler Bil-
dirisi’nde ilk defa internete bir başka
deyişle dijital ekonomiye atıfta bulu-
nulmasıdır. Bu konuya ilişkin bildirge-
de iki hususa özellikle vurgu yapılıyor:
birincisi teknolojinin hızla gelişmesiy-
le beraber ortaya çıkan yeni tehditler
karşısında siber güvenlik alanında iş
birliğinin güçlendirilmesi, ikincisi bilgi
ve iletişim teknolojilerine erişim açı-
sından yaşanan sorunlar göz önünde
tutularak, dijital uçurumun azaltılma-
sıdır
2
. G20 çerçevesinde açılım grup-
ları nezdinde yürütülen çalışmalar
ile dijital ekonominin günümüzdeki
önemi ortaya koyularak gündeme ge-
tirilmesi önemli bir başarıdır.
Yukarıda belirtilen tüm gelişmele-
rin ortaya serdiği husus, Türkiye’nin
G20 Dönem Başkanlığı sürecinde
G20’yi daha katılımcı ve kapsayıcı bir
yapıya dönüştürmek için önemli adım-
lar atıldığı gerçeğidir. Küresel kon-
jonktüre bağlı olarak, Türkiye’nin G20
Dönem Başkanlığı sürecinde, mülteci
krizi, terörle mücadele ve başta gıda
güvenliği olmak üzere kalkınma so-
runları gibi konular öne plana çıktı.
Çin’in G20 Dönem Başkanlığı
Öncelikleri
1 Aralık 2015 tarihinde G20 Dö-
nem Başkanlığı’nı Türkiye’den dev-
ralan Çin’in belirlediği önceliklerin
Türkiye’nin başkanlığında belirlenen
önceliklerin devamı niteliğinde olduğu
gözlemleniyor. Nitekim Türkiye’nin
öncülük ettiği çalışmaların sürdürü-
lebilmesi açısından Çin hükümeti, G20
Dönem Başkanlığı sürecinde, Türkiye
ile yakın iş birliğinde bulanacağını
açıkladı. G20 Dönem Başkanlığı’nda
Türkiye’nin de yaptığı gibi Çin, bir yan-
dan daha önceki dönem başkanlıkla-
rında bulunulan taahhütleri devam
ettirirken, diğer yandan da küresel
konjonktürdeki gelişmelerin ışığında,
yeni gündem maddeleri oluşturuyor.
Çin’in G20 Dönem Başkanlığı çalışma
programının temel mesajı; “daha ye-
nilikçi”, “canlandırılmış”, “bağlantılı”
ve “kapsayıcı” bir küresel ekonomi
olarak belirlendi. Bu kapsamda öne
çıkan konular ise şu şekilde:
• Yenilikçi bir küresel ekonomi: Çin’in
G20 Dönem Başkanlığı’nda, yenilik-
çiliğe dayalı sürdürülebilir kalkınma
stratejilerin geliştirilmesine önem
verilmesi ve bu bağlamda bilim ve
teknolojinin ön planda tutulması
öngörülüyor.
• Canlandırılmış bir küresel ekonomi:
Tüm paydaşların bu sürece katılma-
larıyla küresel ekonominin canlı tu-
tulabileceği düşüncesinden hareket
ederek, G20 üyelerinin ekonomik
büyümeyi desteklemeleri için ülke-
lerindeki yapısal reformları teşvik
etmeleri, uluslararası ekonomik iş-
birliğinin güçlendirilmesine katkıda
bulunmaları ve küresel ekonomik
yönetişimin eşit, yasal ve etkin ol-
masını sağlayacak önlemleri belir-
lemeleri isteniyor.
Dünya KOBİ Forumu’nun
ve W20 açılım grubunun
oluşturulmasıyla,
küreselleşme sürecinin
dışında kalma riskini taşıyan
kadınların ve KOBİ’lerin
sorunlarına karşı daha
duyarlı olunması sağlanarak,
G20’nin daha katılımcı
ve kapsayıcı bir yapıya
dönüşmesi yolunda önemli
temeller atıldığı kuşku
götürmez.




