Table of Contents Table of Contents
Previous Page  65 / 100 Next Page
Information
Show Menu
Previous Page 65 / 100 Next Page
Page Background

İKTİSADİ KALKINMA VAKFI DERGİSİ

63

katılımı takiben avroyu para birimleri

olarak kabul etmeleri gerekiyor. Bilindiği

üzere Maastricht Kriterleri çerçevesinde

Üye Devletlerin yıllık bazda, enflasyon

oranı, kamu açığının GSYİH’ye oranı,

kamu borç stokunun GSYİH’ye oranı ve

faiz oranı verilerinin belirlenmiş limitle-

ri geçmemesi gerekiyor.

Ekonomik ve Parasal Politika

Faslında Türkiye’nin Uyum

Durumu

Türkiye açısından Ekonomik ve

Parasal Politika faslının müzakereye

açılması, öncelikle müzakere sürecinin

canlandırılması ve sürece ivme kazan-

dırılması açısından önemli bir adım. Öte

yandan bu fasıl kapsamındaki müktese-

batın temelini oluşturan Merkez Ban-

kasının bağımsızlığının yanı sıra kamu

sektörünün Merkez Bankası tarafından

doğrudan finansmanının yasaklanması

ve kamu kesiminin finansal kurumlara

imtiyazlı erişiminin önlenmesi konuları

da ülkemiz açısından önem taşıyor. Fa-

sıl, Merkez Bankasının bağımsızlığının

pekiştirilmesi ve kurumsal altyapısının

iyileştirilmesi açısından da kritik bir

öneme sahip.

Merkez Bankasının tam bağımsızlı-

ğının sağlanmasına ilişkin olarak, 2001

yılında kabul edilmiş olan 1211 sayılı

Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası

(TCMB) Kanunu’nda Değişiklik Yapıl-

masına Dair 4651 sayılı Kanun gere-

ğince TCMB’nin yetkilerini kullanma ve

görevlerini yerine getirme ilkesi bakı-

mından tam bağımsızlığa sahip olması

öngörülüyor.

2006 yılı başından itibaren açık enf-

lasyon hedeflemesi rejimine geçildi ve

para politikasının şeffaflığı ve hesap ve-

rebilirliği arttı. Merkez Bankasının, AB

müktesebatına uygun olarak kurumsal

ve mali bağımsızlığına dair ilave uygu-

lamalar için gerekli ek değişikliklerin

katılım tarihinden bir yıl önce yapılması

öngörülüyor.

Türkiye’nin Ekonomik ve Parasal

Politika’ya uyum çerçevesini belirleyen

başlıca dokümanlarını, Ulusal Kalkınma

Planları, Orta Vadeli Programlar, Orta

Vadeli Mali Planlar, Yıllık Programlar ve

Katılım Öncesi Ekonomik Programlar

oluşturuyor. Katılım öncesi ekonomi

politikalarının koordinasyonu çerçeve-

sinde Türkiye, 2001 yılından bu yana

her yıl düzenli olarak Katılım Öncesi

Ekonomik Program ve Mali Bildirim

tablolarını hazırlayarak Avrupa Komis-

yonuna sunuyor.

Türkiye’nin AB’nin Ekonomik ve Pa-

rasal Politikası’na uyumu kapsamında

Maastricht Kriterleri’ne uyum düzeyi

oldukça yüksek. Özellikle kamu açığının

GSYİH’ye oranı ve kamu borç stokunun

GSYİH’ye oranı Maastricht Kriterleri

çerçevesinde öngörülen sınırların al-

tında seyrediyor ve birçok üye ülkenin

oranlarından daha iyi durumda bulu-

nuyor. 2014’te kamu açığının GSYİH’ye

oranı yüzde 1,3 ve kamu borç stokunun

GSYİH’ye oranı yüzde 33,5’tir. 2014’te

AB’nin söz konusu verileri ise sırasıyla

yüzde 3 ve yüzde 88,6 olarak kayde-

dildi. Bilindiği üzere Maastricht Kriterleri

şu şekilde belirlenmiştir:

• En düşük enflasyona sahip (en iyi

performans gösteren) üç üye ülkenin

yıllık enflasyon oranları ortalaması

ile ilgili üye ülke enflasyon oranı ara-

sındaki fark 1,5 puanı geçmemelidir.

• Üye ülke devlet borçlarının GSYİH’ye

oranı yüzde 60’ı geçmemelidir.

• Üye ülke bütçe açığının GSYİH’ye

oranı yüzde 3’ü geçmemelidir.

• Herhangi bir üye ülkede uygulanan

uzun vadeli faiz oranları 12 aylık dö-

nem itibarıyla, fiyat istikrarı alanında

en iyi performans gösteren 3 ülkenin

faiz oranını 2 puandan fazla aşma-

malıdır.

• Son 2 yıl itibarıyla üye ülke parası

diğer bir üye ülke parası karşısında

devalüe edilmiş olmamalıdır.

Ekonomik ve Parasal Politika çer-

çevesinde Türkiye’nin tek para birimi

avroya geçmesi, üyelik tarihi sonrasında

7’nci fasıl, geçmişte Fransa’nın

eski Cumhurbaşkanı Nicolas

Sarkozy’nin “üyelikle doğrudan

ilişkili olduğu” gerekçesiyle müzakereye

açılması engellenen beş fasıldan biri idi.

Fransa’nın blokajına takılması nedeniyle

fasla ilişkin Türkiye’nin sunduğu Pozis-

yon Belgesi 26 Haziran 2007 tarihindeki

AB Devlet ve Hükümet Başkanları Zirve-

si’nde ele alınmamıştı. Nihayet 2012’de

Fransa’da Cumhurbaşkanlığı görevine

François Hollande’ın gelmesiyle birlikte

Türkiye - Fransa ilişkilerinde görülen

canlanma sonucu Fransa’nın bloke ettiği

fasıllarda müzakerelere başlanmasının

yolu da açılmış oldu. Tüm bu gelişmeler

17’nci faslın açılmasını anlamlı ve önem-

li kılıyor. Faslın açılmasına ilişkin diğer

bir önemli nokta da, müzakere sürecinin

tüm engellere rağmen devam ettiğini

göstermesi. Öte yandan fasıl, ülkemizin

ekonomik ve mali politikalarının AB ile

uyumlaşmasının en önemli gereklerini

içeriyor.

17’nci Faslın Kapsamı

17’nci fasla ilişkin müktesebat temel

olarak, Üye Devletlerin merkez banka-

larının bağımsızlığı, kamu sektörünün

merkez bankaları tarafından doğrudan

finansmanının yasaklanması ve kamu

kesiminin finansal kurumlara imtiyazlı

erişiminin önlenmesi konularını kapsı-

yor. Fasıl, kapsadığı alanın yapısı itiba-

rıyla Kopenhag ekonomik kriterlerinin

(işleyen bir piyasa ekonomisinin varlığı

ve Birlik içindeki rekabetçi baskılarla

ve piyasa güçleriyle başa çıkabilme ka-

pasitesi) yanı sıra, tek para politikası ve

fiyat istikrarının korunması hedeflerine

ilişkin ilkeleri de içeriyor.

Ekonomik ve parasal politika ala-

nında koordinasyonun çerçevesini Eko-

nomik ve Parasal Birlik oluşturuyor. Bu

kapsamda, Üye Devletlerin ekonomi

politikalarında eş güdüm sağlamaları

ve İstikrar ve Büyüme Paktı’nın mali

gözetim kurallarına tabi olmaları bekle-

niyor. Ayrıca aday ülkelerin, Maastricht

Kriterleri’ne uyum sağlayarak, Birliğe