İKTİSADİ KALKINMA VAKFI DERGİSİ
41
Korunması” başlıklı yayını kamuoyu
ile paylaştı. Yayının tanıtımı ve konuya
ilişkin ileri seviye tartışmalara ev sahip-
liği yapabilmek için ise İKV, SivilDüşün
Aktivist Programı desteği ile 22 Aralık
2015 tarihinde bir yuvarlak masa top-
lantısı düzenledi.
Türkiye’de ve AB’de Kişisel Verile-
rin Korunması başlıklı yayın, temelde,
konuya ilişkin kavramsal ve hukuki
çerçeveyi ortaya koymaya; AB’de ko-
nuya ilişkin temel tartışmaları ve AB
standartlarını özetlemeye; Türkiye - AB
ilişkileri açısından konunun öneminin
altını çizmeye, Türk yetkili makamlar
tarafından atılan adımları ve hâliha-
zırda devam eden sorunları paylaşma-
ya ve basit bir anlatımla kamuoyunu
bilgilendirmeye odaklanıyor. Çalışma
esnasında sıkça “Geleceğe Dönüş” me-
taforunun yardımından faydalanılır-
ken, basit bir ifadeyle, AB’de bu alan-
daki standartların ne kadar geçmişte
kaldığı, Türkiye’nin ise bu alanda bir
geçmişinin dahi bulunmadığı belirtil-
meye çalışılıyor. Bu sırada da akıllarda
birtakım sorular canlanıyor: AB’de bu
alanda sürmekte olan tartışmalar ve
Türkiye’nin uyum sağlamakla yükümlü
olduğu standartlar neler? Ayrıca Tür-
kiye’nin neden bu alanda AB’ye uyum
sağlaması gerekiyor?
AB’de Kişisel Verilerin
Korunması
Konunun temel hak ve özgürlük-
lerden sürdürülebilir kalkınmaya, ti-
cari kazanımlardan iç ve dış güvenliğe
kadar çok çeşitli alanlara etkisinden
ötürü AB, vatandaşların hak ve özgür-
lüklerini garanti altına alacak kapsa-
yıcı ve bütün AB ülkelerinde geçerli
bir kişisel verilerin korunması sistemi
oluşturmayı öncelikli gündemi haline
getirdi. Dijital Tek Pazar’ın 415 milyar
avro tutarında ekonomik gelişme sağ-
layabileceğinin öngörüldüğü AB’de,
internet kullanıcılarının yüzde 72’si,
kişisel verilerinin gereğinden fazla
oranda talep edildiğini öne sürüyor.
2013 yılında Alman vatandaşlarının
internet üzerindeki kişisel verilerinin,
İngiltere ve ABD istihbarat örgütleri
tarafından ele geçirilmesi ve kullanıl-
ması tartışmaları; Almanya Başbakanı
Angela Merkel’in ABD tarafından din-
lendiğine yönelik iddialar; ABD ulusal
güvenlik ajansı NSA’nın PRISM isimli
bir program aracılığıyla sosyal medya
ve internet üzerinden AB vatandaşla-
rının verilerine ulaştığına ilişkin sızın-
tıların uluslararası medya aracılığıyla
kamuoyuna yansıması gibi birtakım
gelişmeler; AB’nin bu alanda koruma-
cı ve AB vatandaşlarının güvenliğini
ticari kazanımların önüne koyan bir
tutum benimsemesine sebep oldu.
Bu korumacı yaklaşımın yansıdığı
en temel alan, bütüncül bir AB Kişi-
sel Verilerin Korunması Tüzüğü’nün
hazırlanması tartışmaları oldu. AB’de
hâlihazırda konuya ilişkin standartla-
rı; Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi,
AB Kişisel Verilerin Korunması Yö-
nergesi ve 108 sayılı Avrupa Konseyi
Sözleşmesi belirliyor. Öte yandan hem
Avrupa Komisyonu hem de Konsey
bünyesinde, bütüncül ve bütün AB
ülkelerinde geçerli bir Kişisel Verilerin
Korunması Tüzüğü üzerinde çalışma-
lar devam ediyor. Fakat bu noktada AB
kurumlarının duruşu çok net; tüzüğe
ilişkin her konu üzerinde anlaşmaya
varılmadığı sürece, hiçbir konu üze-
rine anlaşmaya varılmış sayılmaya-
cak. Dolayısıyla AB kurumları ve üye
ülkeler bu alanda bir uzlaşıya varana
kadar, Türkiye’nin AB standartlarına
uyumlu, temel hak ve özgürlükleri
ön plana çıkaran bir mevzuat oluş-
turması için yeterli zamanı olduğu
fakat hızlı hareket etmesi gerektiği
söylenebilir. Türkiye’nin neden bu
alanda AB standartlarında bir mev-
zuata ihtiyaç duyduğu sorusunun
yanıtı ise çok basit; eğer Türk yetkili
makamları Türk kolluk ve güvenlik
birimlerinin AB’deki paydaşları ile
bilgi paylaşımı gerçekleştirebilmesini,
Türk şirketlerinin AB’deki paydaşları
ile bilgi paylaşımı gerçekleştirebil-
mesini ve Türk vatandaşlarının AB’ye
vizesiz seyahatinin mümkün olmasını
istiyor ise Türkiye’nin veri güvenliği
alanında AB nezdinde güvenilir ülke
statüsü kazanması şart. Bunun için
ise AB standartlarında bir mevzuat
gerekli. ABAD’ın AB ile ABD arasında
ticari amaçlı veri paylaşımının önünü
kesen Güvenli Liman Kararı’nın ar-
dından, üçüncü ülkelerle AB arasında




