9
büyük güç yerine 15-16 “orta güç” tarafından yönetile-
cek; bugün yükselen güçler olarak görülen Çin ve Hindis-
tan gibi ülkelerin yanında Meksika, Güney Kore, Irak, Mı-
sır, Türkiye gibi ekonomik olduğu kadar siyasi etkiye sa-
hip ülkeler tarafından yeni bir yapı oluşturulacak; daha
az yoksulluk olacak ancak paradoksal olarak yeni “fakir”
insanlar ortaya çıkacak; küresel yönetişim için daha fazla
baskı olacak ancak milliyetçi ve popülist siyaset nedeniy-
le bu akım da ciddi oranda zarar görecek…
Bu muhtemel senaryolarda AB’nin bugün olduğu
gibi “yumuşak gücün” tam ortasında kalmayı istediği-
ni belirten Schinas, konuşmasına “
Bu sebeple reform sü-
reçlerinin devam etmesi gerekiyor
”sözleriyle devam eder-
ken, Türkiye ile ilgili olarak, Türkiye’nin ilerleyen yıllarda
ekonomik ve siyasi alanda bugün olduğu kadar önemli
bir ülke olmaya devam edeceğini belirtti.
DIŞ İLİŞKİLER
“
EU-Turkey Foreign Policy Cooperation
” başlıklı ikin-
ci oturumda konuşan
European External Action Servi-
ce
(EEAS) Türkiye Danışmanı
Giles Portman
ise öncelikle
EEAS ile ilgili olarak katılımcıları bilgilendirdi. AB’den ba-
ğımsız bir kurum olarak EEAS’in temel görevinin AB’nin
dış ilişkilerinin geliştirilmesi olduğunu ifade eden Port-
man, Türkiye ve AB özelinde ise görevlerini,“iki taraf ara-
sında siyasi diyaloğu yürütmek”olarak özetledi.
Son 4 yılda AB’nin ve Türkiye’nin dış politika adım-
larının birbirine oldukça yakın olduğunu belirten Port-
man, “
Türkiye sadece kendi coğrafyasında değil, oynadı-
ğı rol nedeniyle çevre bölgelerde de oldukça önemli bir ak-
tör
” derken, Arap Baharı, İran’ın nükleer programı, Batı
Balkanlar, Afrika ve terörle mücadele gibi birçok alanda
AB’nin ve Türkiye’nin ortak çıkarları olduğunu belirtti ve
bu çerçevede tarafların uyumlu dış politika izlemelerinin
memnuniyet verici olduğunu söyledi. Dış politikanın ha-
ricinde, her ne kadar Pozitif Gündem olumlu bir hava ya-
ratmış olsa da Türkiye-AB müzakere sürecinin ilerleme-
diğini ifade eden Portman, bu durumun yaşanmasında
GKRY’nin AB Dönem Başkanlığı, Fransa’nın bazı başlık-
larda koyduğu itirazları geri çekmemesi ve AB’nin için-
de bulunduğu mali krizin büyük rol oynadığını ifade
etti. Türk vatandaşlarına yönelik vize uygulamasına iliş-
kin olaraksa, Portman, mevcut vize politikalarının hem
AB-Türkiye hem de Türkiye ile tek tek üye ülkeler arasın-
da başta ekonomik olmak üzere birçok alanda diyaloğu
engellediğine değindi ve vize konusuna acilen bir çözüm
bulunmasının gerektiğini söyledi.
GÜMRÜK BİRLİĞİ
Türkiye -AB arasındaki Gümrük Birliği konusunun ele
alındığı üçüncü oturumda ise, Avrupa Komisyonu’nun Ti-
caretten Sorumlu Üyesi De Gucht’un kabinesinden
Frank
Hoffmeister
, katılımcılara bilgi verdi. Gümrük Birliği’nin
hem Türkiye’ye hem de Avrupa’ya büyük getirileri ol-
duğunu, ancak son zamanda bu kazanımların unutul-
maya başlandığını söyleyen Frank Hoffmeister, Gümrük
Birliği’nin tarafların ilişkisine dinamizm kattığını vurgu-
ladı ve mevcut sorun alanlarını şöyle sıraladı:
●
Serbest Ticaret Anlaşmaları:
Özellikle AB’nin üçün-
cü ülkelerle yürüttüğü STA’larda, “
Turkey clause
” haricin-
de, Türkiye’nin de çıkarlarını kollayan bir çözüm buluna-
bilir mi?
●
Vize:
Frank Hoffmeister, vize konusunun olduk-
ça siyasi bir hal aldığını söyleyerek AB’nin bu alanda ge-
rekli adımları attığını ifade etti ve bu çerçevede Geri Ka-
bul Anlaşması’nın AB tarafından imzalanarak Türk tara-
fına iletildiğini ancak Türkiye’nin vize konusunda açık ve
net bir yol haritası bulunmadığı gerekçesiyle, Geri Kabul
Anlaşması’nı imzalamaktan çekindiğini söyledi.
●
Taşıma Kotaları:
Hoffmeister, Avrupa Komisyonu
olarak sektörün ve üye devletlerin taşıma kotaları soru-
nunu ele almaları gerektiğini söyledi.
Frank Hoffmeister, kısa sunumunda, Avrupa Komis-
yonu olarak Türkiye-AB ilişkilerindeki endişe verici nok-
taları ise Türkiye’nin GKRY’ye havalimanı ve limanlarını
açmaması, kamu ihaleleri sisteminin AB firmalarına açık
olmaması ve vize konusu ile ilişkili olarak yeterince iler-
leme kaydedilememesi olarak açıkladı.
TÜRKİYE- AB İLİŞKİLERİ
Türkiye- AB ilişkilerinin ele alındığı son oturumda ise
Avrupa Komisyonu Genişleme Genel Müdürlüğü Türkiye
Masası Şefi
Jean-Christophe Filori
, katılımcılara Türkiye-
AB üyelik müzakereleri sürecindeki son durumla ilgili
bilgiler aktardı. Filori, 2010 yılı Haziran ayından bu yana
Türkiye-AB üyelik müzakerelerinde hiçbir başlığın açıl-
mamasının yanında, Güney Kıbrıs Rum Yönetimi’nin Dö-
nem Başkanlığı, STA’lar, vize konusu gibi konularla ilişki-
lerin iyiden iyiye soğuduğunu ifade ederken, bu çerçe-
vede Pozitif Gündem’in ilişkilere bir nebze olsa da hare-
ket sağladığını belirtti ve 50 yılı aşan ilişkilerin bu nokta-
dan sonra kesilmeyeceğinin altını çizdi. GKRY’nin Dönem
Başkanlığı’nın ardından İrlanda’nın Dönem Başkanlığı ile
birlikte, vize konusunda Türkiye’ye yeni bir yol haritası-
nın verileceğini açıklayan Jean-Christophe Filori, 2013
yılıyla birlikte üyelik müzakerelerine hak ettiği hızı ver-
meyi planladıklarını belirtti.
Filori, Türkiye-AB ilişkilerinde, AB tarafının gereken-
lerin yapılması için yoğun mesai harcadığına dikkat çe-
kerken, aynı çabayı Türkiye’den de beklediklerini açıkça
ifade etti ve “
Türk iş dünyası sadece ekonomi, yatırımlar,
istihdam ve ticaret alanlarında değil siyasi ve sosyal hak-
lar konusunda da hükümete gerekli baskıyı yapmalı
”dedi.
Türkiye’nin, AB üyeliği için elinden geleni başkaları için
değil kendisi için yapması gerektiğini ifade eden Filori,
önümüzdeki dönemde ilişkilerin gelişmeye başlamasıyla
daha olumlu bir havanın oluşacağına inandığını da söz-
lerine ekledi.