78
19
65
B R Ü K S E L ’ D E N B A K I N C A
hizmetler sektörünün AB’ye göre nispi zayıflığını göz-
ler önüne seriyor. Aslında hizmet anlayışı ve kültür de ta-
mamen farklı: Örneğin “hizmet” kelimesinin resmi tercü-
mesi “
sabisu
” kelimesi, aynı zamanda “bedava” anlamına
geliyor ama bu ilginç alanı şimdilik bir kenara bırakalım.
Japonya’da hizmet sektörünün toplam katma değer içinde-
ki payı, 2010 yılında yüzde 73. Oysa örneğin Fransa’da, bu
oran yüzde 80’lere çıkmış durumda. Dolayısıyla AB firmaları,
Japonya’da bu alanda çok büyük bir fırsat olduğunu düşünü-
yor. Gözlerine kestirdikleri alanlardan birisi “gümüş saçlılar.”
Bildiğimiz gibi Japonya’nın nüfusu giderek yaşlanıyor. 2050
yılında nüfusun yüzde 36’sı 65 yaşın üstünde olacak. Ortala-
ma yaşın yükselmesi ekonomik açıdan pek olumlu bir geliş-
me olarak kabul edilmiyor. Bizim de aralarında olduğumuz
birçok toplum, bu kaçınılmaz görülen gidişatı engellemek
ya da ötelemek için planlar yapıyor. Ama AB’nin hizmet ih-
racatçıları konuya hiç de öyle bakmıyor ve Japonya’nın yaş-
lı nüfusunun kendileri için önemli ve kârlı bir hedef pazar
olacağını düşünüp, müzakerecilere daha şimdiden bu ko-
nuyu değerlendirmeleri önerisinde bulunuyor. Geçtiğimiz
20 yıl içinde tasarruf ve nakit olarak gelirleri yüzde 50 ar-
tan bu grubun, Avrupa uzmanlığı ve kalitesinde sunulacak
hizmetlerin alıcısı olacağı hesaplanıyor ki bu hizmetler ara-
sında sağlık, bakım, konut, özel yatırım hizmetleri öncelik-
le yer alıyor. Avrupa’nın kamu-özel sektör iş birliği tecrübe-
sinin, bu alanda “kazanan hepsini alır” diye özetlenen ABD
tecrübesine nazaran, Japon toplumuna
daha uygun olduğu ve bunun da AB
firmalarına doğal bir avantaj sağlaya-
cağının hesapları şimdiden yapılıyor.
Görüldüğü üzere, şimdiye ka-
dar adeta toplumların geleceği ve
emeklilik sistemleri üzerinde bir
yük gibi algılanan yaşlı nüfus, ye-
nilikçi bir bakış açısıyla, pekâlâ
kârlı bir pazar haline gelebiliyor.
İşte bizim de ihtiyacımız olan
bu: Akıl gözümüzü açıp, etrafı-
mızdaki fırsatları geç kalmadan
değerlendirmek.
2. Ne yaparsanız, hizmet sağlayıcı firmalarınız için re-
kabet gücü sağlayan bir farklılık yaratabilirsiniz?
3. Hizmet ithalatının ekonominizdeki rolü ve yeri ne-
dir? Daha liberal bir piyasa yaratmanızın faydaları neler ola-
caktır?
4. Başarılı yerli firmalardan hareketle, potansiyel hiz-
met ihracatçılarını desteklemek için neler yapılabilir?
Özellikle son sorunun altında, onlarca küçük soru yatı-
yor ama ne yazık ki bu kısa makalede bunların tümünü ele
alma şansımız yok. Belki ilerideki sayılarımızda, ayrı bir kö-
şede bu konuyu daha derinlemesine inceleme fırsatımız
olur.
Hizmet sektörü, aslında üzerinde çok daha fazla düşün-
meyi gerektiriyor. Bir sanayi ürününün ortalama olarak 40
hizmet içerdiğini söylesem,“istikbalimiz hizmet ticaretinde”
diye düşünmez misiniz? Zaten tüm dünyada, giderek artan
bir hızla “derin” tabir edilen, hizmetleri de kapsayan -diğer
alanlar ise yatırımlar, rekabet kuralları, kamu alımları ve ta-
rımdır- serbest ticaret anlaşmalarının müzakere ediliyor ol-
ması, bu düşüncenin yaygın kabul gördüğünün en önem-
li işaretidir.
Bu konuyu, sektörlerin yeni nesil Serbest Ticaret
Anlaşmaları’ndan neler beklediğine, onu nasıl algıladığına
ilişkin ilginç bir örnekle kapatmak istiyorum. AB, hâlihazırda
Japonya ile bu tür bir anlaşma yapmak üzere görüşmelere
başlamış durumda. Son yapılan çalışmalar, Japonya’daki
1...,68,69,70,71,72,73,74,75,76,77 79,80