37
ile aday ve potansiyel aday ülkelere yönelik ilerleme rapor-
larını Ekim ayında yayımladı. Ancak Rapor, Türkiye’de heye-
canını iyice yitiren AB tartışmalarını gündeme taşımaya yet-
medi. 10 Ekim 2012 tarihinde yayımlanan 2012 İlerleme Ra-
poru, Suriye ile yaşanan ve raporun açıklandığı günün akşa-
mı Rusya’nın da dâhil olduğu krizin gölgesinde kaldı. Ana ha-
ber bültenleri, sıcak gelişmeyi son dakika haberleriyle verir-
ken, Türkiye’nin AB üyelik müzakereleri sürecinin son bir yılı-
nı değerlendiren ilerleme raporu, haber bültenlerinin ancak
sonlarına doğru kendine yer bulabildi.
Hiç şüphesiz, rapordan çok, rapora olan tepkiler
Türkiye’de daha çok konuşuldu. AB Bakanı ve Başmüzakere-
ci Egemen Bağış, ilerleme raporunun yol gösterici olmaktan
büyük ölçüde uzak olduğunu söyledi ve raporu “
Türkiye’nin
üyeliğini geciktirme çabalarının bir yansıması
” şeklinde de-
ğerlendirdi. Dışişleri Bakanlığı’ndan yapılan resmi açıklama-
da ise ilerleme raporunda olumlu unsurlardan çok, olumsuz
unsurlara yer verildiği ve bu nedenle raporun “
dengesiz
” bu-
lunduğu ifade edildi. Sanayi Bakanı Zafer Çağlayan, AB’nin
ikiyüzlü, riyâkar, insanlık suçu işleyen bir kurum
” olduğunu
dile getirirken, Bilim, Sanayi ve Teknoloji Bakanı Nihat Er-
gün de raporu hazırlayanlara “görevlerini daha düzgün yap-
malılar”uyarısında bulundu. Ama belki de değerlendirmeler
arasında en çarpıcı olanı, Türkiye-AB Karma Parlamento Ko-
misyonu Eşbaşkanı Helene Flautre’nin “
AB sürecinde herhan-
gi bir ilerleme yokken bu rapora ilerleme raporu demek kandır-
maca
” şeklindeki açıklamasıydı. Tepkilerin en “dışa vurumcu”
olanı da, Meclis Anayasa Komisyonu Başkanı Milletvekili Bur-
han Kuzu’nun ilerleme raporunu çöpe atmasıydı: CNNTürk’ün
canlı yayınında raporu değerlendiren Kuzu, “
Rezil, çöpe atıla-
cak bir rapor. Çöp yok ama aşağıya atıyorum
” demiş ve rapo-
ru elinde fırlatmıştı.
TÜRKİYE EKONOMİSİNDE 2012 YILI
2012 yılı, Türkiye açısından ekonominin yavaşladığı
bir yıl oldu. Türkiye ekonomisi, Merkez Bankası’nın “ekono-
mide yumuşak iniş” hedefi doğrultusunda büyümede önce-
ki yıllara göre düşük ancak dengeli bir seyir izledi. 2011 yı-
lında ise Türkiye ekonomisi geçmiş yıllardaki performansını
sürdürerek, Avrupa’nın en hızlı büyüyen ekonomisi unvanıy-
la yüzde 8,5 oranında büyümesine karşın, 2012 yılı ilk çeyre-
ğinde yüzde 3,4, ikinci çeyrekte yüzde 3 ve üçüncü çeyrekte
yüzde 1,6 oranında büyüme kaydetti. Merkez Bankası tara-
fından 2012 yılını yüzde 3 civarında bir büyümeyle tamamla-
ması ve 2013’te de yüzde 4 dolayında büyüme öngörülüyor.
Enflasyonun yükselmesinin ve cari açık artışının ön-
lenmesi amacıyla Merkez Bankası’nın para politikasında de-
ğişikliğe gitmesiyle birlikte, yurt içi talep büyümesi de ılımlı
bir seyir izledi ve üretim fazla artış göstermedi. AB’deki eko-
nomik sorunlar, negatif büyüme ve zayıf dış talebin de etki-
siyle bu bölgeye ihracat sınırlı düzeyde kaldı. 2012 yılı Ocak-
Ekim döneminde ihracat bir önceki yıla göre yüzde 13,4 ar-
tışla 126 milyar 277 milyon dolar olurken, ithalat ise aynı dö-
nemde yüzde 2,9 azalarak 195 milyar 793 milyon dolara ge-
riledi. İşsizlik oranı 2012 yılı Eylül döneminde yüzde 9,1 ola-
rak gerçekleşti. Bir önceki yıl aynı dönemde işsizlik, yüzde 8,8
olarak ölçülmüştü.
2012’de makroekonomik gelişmelerin yanı sıra eko-
nomik faaliyetler ve mevzuat düzenlemelerindeki gelişme-
lere baktığımızda, öncelikle Türkiye’nin Dünya Ekonomik Fo-
rumu tarafından belirlenen Küresel Rekabetçilik endeksin-
de 16 basamak birden sıçrayarak 43. sıraya kadar ulaştığı-
nı gördük. 1 Mayıs 2012 tarihinde ise uluslararası kredi de-
recelendirme kuruluşu
Standard and Poor’s
, Türkiye’nin‘’pozi-
tif’’olan kredi notu görünümünü‘’durağan’’olarak revize etti.
Diğer yandan başka bir kredi derecelendirme kuruluşu olan
Moody’s
, 20 Haziran 2012’deTürkiye’nin devlet tahvili notunu
‘’BA 2’’den ‘’BA 1’’e yükseltti, görünümü ise pozitif olarak te-
yit etti. Diğer bir kredi derecelendirme kuruluşu olan
Fitch
ise
5 Kasım 2012 tarihinde yüzümüzü bir kez daha güldürdü ve
Türkiye’nin kredi notunu, bir kademe artırarak “yatırım yapı-
labilir”düzeyine çıkardı ve böylece kritik bir eşik aşılmış oldu.
Fitch, Türkiye’nin kredi notunu BB+’dan BBB-’ye yükseltir-
ken, görünümü de “durağan”olarak açıkladı. Bu kararını Tür-
kiye ekonomisinin sürdürülebilir büyümeye dönme yolunda
ilerlediği görüşüyle veren Fitch, not artırımının, kısa dönem-
de makrofinansal risklerin gevşemesi ve devletin azalan borç
yükünü yansıttığını da haber bültenlerine not olarak düştü.
Diğer yandan, 2011 yılı Ocak ayında TBMM Genel Ku-
rulu’nda kabul edilen ve kademeli şekilde Temmuz ayından
itibaren yürürlüğe giren yeniTürkTicaret Kanunu, ticari haya-
tı adeta yeniden inşa edecek birçok yeniliği beraberinde ge-
tirdi. Cari açığı, ithalatı ve bölgeler arası eşitsizliği azaltıp is-
tihdamı artırmayı hedefleyen, Yeni Teşvik Paketi olarak da bi-
linen Yatırımlarda Devlet Yardımları Hakkındaki Bakanlar Ku-
rulu Kararı ise Resmi Gazete’nin 19 Haziran 2012 tarihli sa-
yısında yayımlanarak yürürlüğe girdi. Buna göre, karar kap-
samında yer alan desteklerin uygulanması açısından iller,
sosyo-ekonomik gelişmişlik seviyeleri dikkate alınarak altı
bölgeye ayrıldı.
Haziran ayında, TBMM Genel Kurulu’nda,“İş Sağlığı ve
Güvenliği Kanunu Tasarısı” da yasalaştı. Kanun, iş yerlerinde
iş sağlığı ve güvenliğinin sağlanması, mevcut sağlık ve gü-
venlik şartlarının iyileştirilmesi için işveren ve çalışanların
görev, yetki, sorumluluk, hak ve yükümlülüklerini düzenliyor.
Yeni Sermaye Piyasası Kanunu ise, Aralık ayındaTBMM’de ka-
bul edildi. Bu Kanun ise şirketlerin kamuyu aydınlatma so-
rumluğunu artırırken, idari para cezalarını da yükseltiliyor.
Bu yıl Temmuz ayında ayrıca, Türkiye’nin gelişen eko-
nomik performansı ve güçlenen ekonomisinin bir sonu-
cu olarak Hazine Müsteşarlığı, Türkiye’nin 2014’ten itibaren
IMF’nin İcra Direktörleri Kurulu’nda yer alacağını açıkladı. Bu
yılın ekonomi gündeminde, Türkiye-AB gündemi ile en bağ-
lantılı konu ise hiç şüphesiz, 1 Ağustos 2012’deTürkiye ile Gü-
ney Kore arasında Serbest Ticaret Anlaşması’nın imzalanma-
sıydı. Türkiye’nin Uzak Doğu’daki ilk STA’sı olarak tarihe geçen
bu anlaşmayla ihracatçılarımız, Kore pazarına, AB ve ABD’li
ihracatçılarla eşit koşullarda girme imkânına kavuştu.
1...,27,28,29,30,31,32,33,34,35,36 38,39,40,41,42,43,44,45,46,47,...80