İ N C E L E M E
36
19
65
etmemesi için uyarırken, ABD ve NATO’ya üye olmayan bir-
çok ülkeden de Türkiye’ye destek geldi.
Türkiye-Suriye arasında yaşanan gerilim, NATO’nun,
Türkiye Hükümeti’nin talebi üzerine, Suriye sınırına Patriot
füzeleri yerleştirme kararıyla bambaşka bir boyuta taşındı.
İran, bu gelişmenin Üçüncü Dünya Savaşı’na neden olacağı
uyarısından bulunurken, Rusya da sınıra füze sistemlerinin
yerleştirilmesine karşı çıktı. Aslında Rusya, daha Ekim ayın-
dan itibaren krize müdahil olmuştu bile. 10 Ekim 2012 gü-
nünün akşamı, Moskova-Şam seferini yapan Suriye Havayol-
larına ait bir uçak, “içerisinde meşru olmayan unsurların bu-
lunması” nedeniyle iki Türk F-16 savaş uçağı tarafından An-
kara Esenboğa Havalimanı’na zorunlu olarak indirilmiş ve bu
haber gündeme bomba gibi düşmüştü.
Hiç şüphesiz Türkiye ve Suriye arasında yaşanan si-
yasi ve diplomatik gerginlik kadar, Suriye’de yaşanan İç Sa-
vaş sırasında on binlerce Suriyeli mültecinin (sivil ve direniş-
çi) Türkiye’ye sığınmış olması da durumu daha karışık hale
getirdi. Halen 100 bine yakın Suriyeli mülteci, Türkiye’deki
kamplara sığınmış durumda ve mülteci akınları sürmeye
devam ediyor. Suriye ile yaşanan gerginliğe paralel olarak,
Türkiye’de PKK teröründeki hızlı artış, 2012 yılında iç siyase-
tin en önemli satır başıydı. Türkiye, 2012 yılı boyunca onlarca
askerini, polisini ve sivilini PKK terörüne kurban verdi.
Bu yıl da AB, geçen yıllarda olduğu gibi Türkiye’nin yo-
ğun diplomasisi ve iç siyasetine kurban gitti. Zaten öyle ola-
cağı da belliydi. Dışişleri Bakanlığı, daha 2011 yılının Aralık
ayı ve GKRY’nin AB Dönem Başkanlığı sırasında, Türkiye’nin
GKRY tarafından ev sahipliği yapacağı ya da Rum Yönetimi-
nin başkanlık edeceği toplantılara katılmayacağını açıkla-
mıştı. Sonuçta bu yıl da Türkiye-AB üyelik müzakere sürecin-
de hiçbir başlık açılmadı. MüzakerelereTürkiye ile aynı tarihte
başlayan Hırvatistan’a ise 2013 yılında üyelik müjdesi verildi.
Son iki yıldır hiçbir başlığın açılmadığı Türkiye-AB müzake-
re sürecinde, 2012 yılında yaşanan en olumlu gelişme Pozitif
Gündem kapsamında yapılan çalışmalar oldu. Hatırlanacağı
üzere Avrupa Komisyonu, 2011 yılı Ekim ayında yayımlanan
Genişleme Strateji Belgesi’nde, Türkiye ile AB arasında Pozitif
Gündem oluşturulmasını önermiş, bu gündemin başlıca un-
surlarını“siyasi reformlarda yoğunlaştırılmış diyalog ve iş bir-
liği”,“vize”,“hareketlilik ve göç”,“enerji”,“terörizmle mücade-
le”, “Türkiye’nin Topluluk Programlarına daha fazla katılımı”,
“kardeş şehirler”, “ticaret ve Gümrük Birliği” ve “müzakere-
lere açılamayan fasıllar da dahil olmak üzere müktesebata
uyum çabalarına destek”olarak belirlemişti. 2012 yılı boyun-
ca, Pozitif Gündem kapsamında sekiz müzakere faslı için Ça-
lışma Gruplarının oluşturulması (3-İş Kurma Hakkı ve Hizmet
Sunumu Serbestisi; 6-Şirketler Hukuku; 10-Bilgi Toplumu ve
Medya; 18-İstatistik; 23-Yargı ve Temel Haklar; 24-Adalet,
Özgürlük, Güvenlik; 28-Tüketicinin ve Sağlığının Korunması
ve 32-Mali Kontrol), duran teknik sürecin biraz olsun canlan-
ması adına atılmış, olumlu gelişme olarak kayda geçti. Yine
de, üyelik müzakerelerinde“hiçbir şey yokmuş”gibi davranıl-
maya devam edildi. Avrupa Komisyonu, genişleme stratejisi
1...,26,27,28,29,30,31,32,33,34,35 37,38,39,40,41,42,43,44,45,46,...80