29
gidişat. Bilindiği üzere Avrupa Komisyonu, Kasım ayı ba-
şında Avro Bölgesi ekonomisinin 2014 yılı sonuna dek to-
parlanamayacağı öngörüsünde bulundu. Bu yıl içerisinde
İtalya’nın kamu borç yükü yaklaşık 2 milyar avroya ulaştı.
Portekiz’de işsizlikle mücadele ve bütçe açığını kapatabil-
mek için çalışanlardan kesilen yüzde 11’lik sosyal güven-
lik katkı payı yüzde 18’e çıkarıldı. Yunanistan’ın ardından en
yüksek işsizlik seviyesine sahip olan İspanya’da ise oran yüz-
de 25,02 olarak açıklandı… Diğer yandan GKRY’nin lide-
ri Hristofyas, ülkesinin henüz Dönem Başkanlığı’nı sürdür-
mekte olduğu Aralık ayı başında, Rum ekonomisinin ban-
kacılık sektörü nedeniyle yıkıma uğradığını, iflas noktasına
geldiğini açıkladı ve IMF, Dünya Bankası ve AB tarafından
hazırlanan kredi paketini imzalamaktan başka çareleri kal-
madığını ifade etti. Bu da Avro Bölgesi ekonomisinin mev-
cut durumunu ortaya koymaya yetiyor.
Türkiye ekonomisine baktığımızda ise 2012 yılı Avru-
pa Komisyonu’nun İlerleme Raporu’nda da belirtildiği üze-
re büyüme oranının 2011 yılında yüzde 8,5 seviyesinde ger-
çekleştiğini görüyoruz. 2012 yılında bu oranın yüzde 2,5 ve
2013’te yüzde 4,3 olarak gerçekleşeceği tahmin ediliyor.
Söz konusu rakamlar arasındaki farklılık, iki taraf arasında-
ki ticaretin seyrini de etkiliyor. 2011 yılında AB ile ticareti-
miz 120 milyar avro olarak gerçekleşmişken, yılın ilk yarısın-
da meydana gelen daralma nedeniyle, Birlik ülkelerinden
ithalatımız yüzde 2, ihracatımız ise yüzde 3 oranında gerile-
di. Bu da ihracatının yarıya yakınını AB’ye yapan Türkiye’nin
yeni pazarlara yönelmesi ve diğer bölgelerle ticaret hacmi-
ni artırma arayışlarına girmesini açıklıyor. Bu bakımdan,
Türk iş dünyasının büyüme potansiyeli gösteren yeni pazar-
lara yönlendirilmesi, dış ticaretimizin ilerleyişi bakımından
önem arz ediyor.
Aslında bu eğilim, özellikle Schengen vizesi uygu-
lamasından yaka silken iş adamlarımızda son birkaç yıldır
açıkça görülüyor. Her ne kadar AB ülkeleri nezdinde açılan
davaların sonucundaki mahkeme kararları ve Dışişleri Ba-
kanlığımızın diplomatik çabaları olumlu gelişmelere işa-
ret etse de, pratikte hala sorunlar devam ediyor. Üretti-
ği mal Avrupa’da satılan, ham maddesini Avrupa’dan alan,
Avrupa’da üretilmiş otomobil kullanan, çocuklarını Avrupa
tarzında ve dilinde eğitim veren okullara gönderen iş adam-
larımız; sıra kendi seyahatlerine geldiğinde vize engeliyle
karşılaşıyor. Bu uygulamaları göze alıp başvurmak istedi-
ğinde ise ödediği ücretin yanı sıra, kişisel banka hesaplarına
ve mülk tapularına kadar gizli bilgilerini paylaşmak zorun-
da kalıyor. Çevresinde itibar görmeye alışmış iş adamımız,
tüm bunların maddi yükü, harcanan zaman ve insan kayna-
ğına ek olarak, bir de kötü ve güvene dayanmayan bir mu-
ameleyle karşılaşıyor. Bu, Yönetim Kurulu Üyeliğini yürüttü-
ğüm İstanbul Ticaret Odası’na (İTO), üyelerinden en sık ge-
len şikâyetlerden biri. Biz de İTO olarak, bu sorunlara Konso-
losluklarla yaptığımız çalışmalarla kısa vadede ve pratik bir
çözümbulmaya çalışıyoruz. Fakat öte yandan,Türk iş dünya-
sının ancak daha kalıcı bir çözümle tatmin olacağının ve ti-
caret için tekrar güven ortamının sağlanacağının farkında-
yız. İlişkilerin seyrini etkilemesi ve AB’nin Türkiye’ye yönelik
son dönemdeki tutumunu özetlemesi bakımından, 2012 yılı
Türkiye İlerleme Raporu da oldukça manidardır. Siyasi konu-
ların ağırlıkla yer verildiği raporda, yargı bağımsızlığı, ifade
özgürlüğü ve insan hakları konularında Türkiye yoğun eleş-
tirilere maruz bırakılıyor. Uzun tutukluluk süreleri, yargı sü-
recindeki eksiklikler, medya özgürlüğünün kısıtlanması, ga-
zeteci, öğrenci ve akademisyenlerin tutuklanması, Youtube
ve diğer sitelere yönelik yasaklamalar, Uludere olayı ile ilgili
kamu soruşturmasının yeterince şeffaf olmaması, Alevilerin
ayrımcılıkla karşılaşması ve kadına yönelik şiddet hakkında-
ki eleştiriler raporda özellikle göze çarpıyor.
Ekonomi konusunda ise büyüme rakamları ve tüke-
tim harcamalarındaki artıştan söz ediliyor. Ancak, cari açı-
ğın azalmakla birlikte hala fazla olduğu ve büyük dış denge-
sizlikler nedeniyle ekonominin yeni küresel finansal şoklara
karşı kırılgan olmaya devam ettiği yönündeki açıklamalara
da yer veriliyor. Bu noktada, Türkiye-AB Karma Parlamento
Komisyonu Eş Başkanı Helene Flautre’in “İki yıldır AB tara-
fından hiçbir fasıl açılmamışken, AB tarafından bir ilerleme
olmamışken, Türkiye hakkında ilerleme raporu düzenlemek
ve eksiklikler yüzünden Türkiye’yi eleştirmek adil bir yakla-
şım değildir”düşüncesini paylaşmamak mümkün değil.
Aslında yıllardır ilerleme raporlarıyla sunulan eleşti-
rileri tetikleyen çekincelerden biri olarak, Türkiye’nin nüfus
büyüklüğüne değinmek gerekiyor. Ülkemiz AB’ye üye ol-
duğunda, nüfus oranı nedeniyle, kuşkusuz ki karar meka-
nizmasında önemli bir role sahip olacak. Almanya’nın şu an
Avrupa Parlamentosu’nda 99 milletvekili bulunuyor. Türki-
ye ise üye olduğunda 100 milletvekiline ve 29 oya sahip ola-
cak. Parlamento’ya sunulan önerilerin bloke edilmesi için
gerekli oy sayısı ise 91. Bu da Türkiye’nin gerekli sayının üçte
birini temsil etme gücüne sahip olacağını gösteriyor.
Sonuç olarak, ilişkilerin daha yumuşak bir düzey-
de ilerlemesi için ilerleme raporunda sunulan eksiklikler-
den ziyade, öncelikle müzakerelerde ilerleme kaydedilme-
si ve Kıbrıs sorununa yönelik Birleşmiş Milletler öncülüğün-
de çözüm sağlanması amacıyla ilgili AB kurumları tarafın-
dan girişimde bulunulması gerekiyor. Ayrıca, müzakere tak-
viminin belirgin hale getirilmesi bakımından da, GKYR ve
Fransa’nın toplamda 10 başlığa uyguladığı tek taraflı engel-
lemelerin ortadan kaldırılması, olmazsa olmaz bir öneme
sahip bulunuyor. Tüm bu hususlar çerçevesinde, 2012 yılı-
nın ikinci yarısında durma noktasına gelen Türkiye-AB ilişki-
lerinin, 2013’te de gelişme göstermesi pek mümkün gözük-
müyor. Nitekim Avrupa Komisyonu’nun Avro Bölgesi ekono-
misinin iyileşme süreci hakkında öngörüde bulunduğu tak-
vim de, önümüzdeki birkaç yıl, önceliklerin ekonomik kri-
zin etkilerinin ortadan kaldırılması olacağını gösteriyor. Bu
bakımdan, İrlanda’nın AB Dönem Başkanlığı ile başlayacak
olan yeni dönem neler getirir şimdiden bilinmez, ancak ge-
linen noktaya bakılınca, 2013 yılındaki gelişmelerin olumlu
yönde ilerleyeceğini öngörmek doğru olmayacaktır.
1...,19,20,21,22,23,24,25,26,27,28 30,31,32,33,34,35,36,37,38,39,...80