27
ekonomisi içinde daha iyi bir konuma gelebilmesi, yapısal ve
kalıcı tedbirlerin alınmasıyla mümkün olacak. Bunun için-
se tüketen bir ekonomiden, üreten bir ekonomiye geçilmesi
gerekiyor. 2013 yılı da 2012 gibi bir toparlanma içinde geçe-
cek. Ancak AB ülkelerinde devam eden ekonomik istikrarsız-
lık ve komşu ülkelerde yaşanan siyasal belirsizliklerin gideril-
mesiyle, Türkiye ekonomisi tekrar üretime dayalı yüksek bü-
yüme rakamlarını yakalayabilecek.
Türkiye’de hazır giyim ve konfeksiyon sektörü, gerek
makine ve teknik ekipman, gerekse bilgi birikimi anlamın-
da nitelikli üretim yapıyor. Halen 190 kadar ülkeye ihracat
gerçekleştiriyoruz. 1980’lerden bugüne sektöre yapılan yatı-
rımlar dikkate değer bir potansiyel yaratarak Türkiye’yi dün-
yanın en büyük hazır giyim ihracatçılarından biri konumuna
getirmiş durumda. Zaman zaman çeşitli iç ve dış faktörlerin
etkisiyle ihracat performansımızda dalgalanmalar olsa da,
sektör kendisini güvenle geleceğe taşıyacak unsurları içinde
barındırıyor. 2012 yılı itibarıyla AB ülkeleri başta olmak üze-
re yurt dışı pazarlardaki daralmadan, perakende piyasaların-
daki olumsuz koşullardan etkileniyoruz. Ancak AB ülkelerin-
deki krize rağmen pazardaki payımızı da koruyoruz.
Moda, marka ve tasarım anlamında kaydedilen ge-
lişmeler; yurt dışında mağazacılık faaliyetlerinin her ge-
çen gün artması;
fast fashion
(hızlı moda) olgusu paralelin-
de üretim ve ihracat yapabilme kabiliyeti; çoğalan ARGE ve
ÜRGE çalışmaları; teknik tekstiller ve yenilikçi ürünler geliş-
tirme yolunda alınan mesafe; dağıtım kanalları, lojistik ve
satış sonrası hizmetlerde kat edilen yol gibi unsurlar sektörel
potansiyelini daha da artıracak. Hiç şüphesiz, tüm bu çalış-
malar, bizi hazır giyim ve konfeksiyon ticaretinde “organiza-
tör ülke”olma hedefine bir adım daha yaklaştıracak.
Diğer yandan, 2012 yılı Ocak-Ekim dönemine baktığı-
mızda, Orta Doğu ülkelerine giyim ve konfeksiyon ihracatın-
da yüzde 24,8, eski Doğu Bloku ülkelerine yüzde 18,8, Afri-
ka ülkelerine yüzde 37,9, Azerbaycan ve Kazakistan gibi Türk
Cumhuriyetlerine yüzde 60,1 ve Asya-Okyanusya ülkelerine
yüzde 17,4 ihracat artışı gerçekleştirdiğimizi de görüyoruz.
2009 yılı Ocak-Ekim döneminde 10,9 milyar dolar
olan Türkiye’nin hazır giyim ve konfeksiyon ihracatı, küresel
ekonomik krizin hemen ardından, 2010 yılının Ocak-Ekim
döneminde 12 milyar dolara ve 2011 yılının eş döneminde
13,7 milyar dolara yükseldi. 2012 yılı Ocak-Ekim dönemin-
de ise ihracat değeri 13,3 milyar dolarda kaldı. Rakamlar, bir
önceki yılın Ocak-Ekim dönemine kıyasla yüzde 2,7 oranında
azalışa işaret ediyor. Ancak aynı dönemde ihracatımız miktar
bazında artmış durumda. Birim fiyatlarımızın geçen yıla kı-
yasla azalmış olmasından dolayı ihracatımız değer bazında
düşmüş gözüküyor.
Hazır giyim ve konfeksiyon sektörü, üretimde ve istih-
damda en büyük imalat sanayi kollarından biri. İmalat sana-
yi içinde; üretimde yüzde 8,3, istihdamda ise yüzde 13,5’lik
pay ile ilk sırada yer alıyoruz. Üretimde kayıtlı istihdam 450
bin kişi civarındayken, üretim dışındaki perakendeyle bir-
likte çalışan sayısının 1,5 milyon kişiye yakın olduğu tah-
min ediliyor. Sosyal Güvenlik Kurumu güncel verilerine göre,
yılbaşından itibaren sektörde ilave 30 bin istihdam sağlan-
dı. Türkiye İstatistik Kurumu verilerine göreyse, kapasite kul-
lanım oranı yüzde 78 seviyesinde ve artış eğiliminde bulu-
nuyor. Bu verilerden de görüldüğü üzere sektör, ekonominin
emniyet sübabı olarak değerlendirilebilir. Milli ekonominin
en eski ama eskimeyen sektörü konfeksiyondur.
AB’deki borç krizi ve komşu ülkelerimizde yaşanan si-
yasal istikrarsızlıklar nedeniyle, 2012 yılı için esasen temkin-
liydik. Yılsonunda beklentilerimize uygun sonuçlar alacağı-
mızı düşünüyorum.
Son yıllarda ekonomide yaşanan istikrar, tüm sek-
törleri olduğu gibi hazır giyim ve konfeksiyon sektörünü de
olumlu etkiliyor. Bu arada Fitch’in not artırımı da son derece-
de olumlu oldu. Bu süreçte döviz kurunun ihracatçı için reka-
betçi bir düzeyde kalması, sektörümüz için önemli. Bilindiği
üzere döviz kurunda yaşanan dalgalanmalardan, ihracatçıla-
rımız zaman zaman olumsuz etkileniyor.
Türkiye’nin dünyanın ilk 10 ekonomisi arasına girme-
sinde önemli rol oynaması beklenen sektörlerden biri de ha-
zır giyim sektörüdür. Türkiye toplam 16,2 milyar dolar hazır
giyim ihracatıyla dünyada ilk 5 arasında yer alıyor. Türkiye,
konfeksiyonda Çin’den sonra Avrupa’nın ikinci büyük teda-
rikçisi konumunda. Hazır giyim sektörü, alt kalemler itiba-
rıyla da bazı alanlarda liderliğe oynuyor. İç giyim ihracatın-
da Türkiye, Çin ve Hong Kong’un ardından dünyada 3’üncü
durumda. Çorap üretiminde ise 1,5 milyar dolarla dünyada
2’nciyiz.
Özetleyecek olursak, sektörümüz, özellikle son 10 yıl-
da uluslararası pazarlarda payını artırarak, ülke ekonomi-
si içinde en fazla katkı sağlayan sektör olma rolünü güçlen-
dirdi. Katma değerli ürünlere odaklaşarak, moda ve marka
yarattı. Organizasyon gücünü keşfetti ve bunu ihracata yö-
nelterek, eğitim ve projelerle rekabetçi yapısını arttırdı. Ay-
rıca AB pazarının yanı sıra, pazar çeşitlendirme çalışmalarıy-
la diğer ülkelerdeki pazar payımızı da yükseltiyor, 2013 yı-
lında 17 milyar dolar civarı bir ihracat gerçekleştirmeyi he-
defliyoruz.
AB üyeliğinin gerçekleşmesiyle birlikte, Avro
Bölgesi’ne yaptığımız ihracat daha da artacak, üretim, is-
tihdam ve ihracatta ülkemize sağladığımız katma değer bu-
günkünün çok üzerine çıkacaktır.