D O S Y A
16
19
65
TÜRKİYE’NİN AB
İKV KURUCU VE MÜTEVELLİ KURUMLARININ
2013’DEN BEKLENTİLERİ
(1. BÖLÜM)
İKV YÖNETİM KURULU ÜYELERİNİN GÖRÜŞLERİ
2012 yılı geride kalıyor…
Hiç şüphesiz dış siyaset ve diplomasi, 2012 yılına dam-
gasını vurdu. 2011 yılında Türkiye, 12 Eylül 2010 Anayasa re-
ferandum sürecinde ortaya çıkan ve sonrasında hem kamu-
oyunda hem de siyaset dünyasında giderek yoğunlaşan tar-
tışmalarla, Türkiye’nin yeni anayasa yapım aşamasına girdi-
ği bir yıl geçirmişti. 2012 yılında da Yeni Türkiye’yi bütün yön-
leriyle tartışmaya hazırlanırken, Tunus’ta başlayan, ardından
bütün bölgeyi etkisi altına alan değişim ve devrim dalgasıy-
la karşı karşıya kaldık. 2012 yılı için belki de “karşı karşıya kal-
dık” yerine “burun buruna geldik” demek daha doğru olur:
Türkiye’nin “yeni tartışmalarına” bir anda bölgedeki, özellikle
de sınır komşumuz Suriye’deki değişim rüzgârı dâhil oluverdi.
2012 yılında Türkiye, Suriye ile savaşın eşiğine geldi. Sı-
nır ihlalleri, Türkiye tarafına düşen mermiler, bir Türk jetinin
Suriye tarafından ihtarsız olarak düşürülmesi, TBMM’nin Türk
ordu birliklerinin Suriye-Türkiye sınırını aşabilme ve Suriye’ye
bir askeri müdahalede bulunma yetkisin veren tezkereye onay
vermesi, Rusya ve İran’ın krize dâhil olması, artan PKK terörü,
akın akın Türk topraklarına gelen Suriyeli mülteciler, Hüküme-
tin talebi üzerine NATO’nun Suriye sınırına
Patriot
füzeleri yer-
leştirme kararı derken Türkiye-Suriye krizi, 2012 yılının en faz-
la konuşulan ve siyasetin üzerinde en fazla mesai harcadığı
konu oldu.
Hal böyle olunca, neredeyse iki yıldır teknik olarak iler-
lemenin sağlanamadığı Türkiye-AB müzakere süreci de Suriye
krizi ve iç siyasetin gölgesinde kaldı. Halen, 2006 yılı Haziran
ayında açılan ve geçici olarak müzakerelere kapatılan ilk başlı-
ğın ardından, sadece 12 başlık daha müzakerelere açılabilmiş
durumda. Türkiye, 2007’nin ilk yarısında Almanya’nın AB Dö-
nem Başkanlığı sırasında müzakerelere açtığı 3 başlığın ardın-
dan, her dönem başkanlığında bir eksik başlık açar konuma
geldi. Sonuç: 2008’de toplam 4, 2009’da toplam 2 ve 2010 yı-
lında toplam 1 başlıkla bugünlere geldik.
Türkiye-AB üyelik müzakereleri sürecinde son başlığın
açıldığı AB Dönem Başkanlığı’nın üzerinden, tam 5 Dönem
Başkanlığı yani 2,5 yıl geçti. Türkiye, teknik süreçteki aksama-
lar kadar Türk vatandaşlarına yönelik AB üye ülkeleri tarafın-
dan uygulanan vize sorununu, Gümrük Birliği’ni, AB’nin üçün-
cü ülkelerle imzaladığı serbest ticaret anlaşmalarını, geri ka-
bul anlaşmasını ve Türkiye İlerleme Raporunu da tartıştı 2012
yılı boyunca… Türk kamuoyunda, ülkenin AB üyeliğine olan
destek yüzde 30’lara, kimi araştırmalara göreyse yüzde 19’lara
kadar geriledi. Türkiye, bu yıl da AB’yi “es” geçti. Belki de süreç-
teki en olumlu gelişme, Pozitif Gündem kapsamında sekiz mü-
zakere faslı için çalışma gruplarının oluşturulmasıydı.
Her ne kadar süreç durma noktasına gelmiş olsa da ta-
raflar, süreç devam ediyormuş gibi davranmayı sürdürdü. Av-
rupa Komisyonu, eskiden heyecan yaratan, 2012 Türkiye İler-
leme Raporu’nu yine Ekim ayının ikinci haftasında yayımladı.
Raporda eleştirinin dozu bu sene biraz daha fazlaydı. 1999-
2004 yılları arasındaki yoğun reform süreci sonrasında, özel-
likle 2007’den beri devam eden sorunlar, önceki raporlarda ol-
duğu gibi tekrar vurgulandı. İfade özgürlüğü, yargılama usul-
leri, Türkiye’nin AB Dönem Başkanlığı ile ilişkilerini dondurma
kararı ve Kıbrıs meselesi raporda yer alan eleştirilerin başında
geliyordu. Hazırlıkları süren 4. Yargı Paketi ile Pozitif Gündem’e
olan destek övgüyle karşılanırken, Türkiye’nin Konsey Başkan-
lığı rolüne tam saygı göstermesi uyarısı da yinelendi. Belki de
2012 yılını, diğer yıllardan biraz olsun farklı kılan, İlerleme
Raporu’na olan tepkilerdi. Rapor, son yıllarda olduğu gibi yine
dengesiz
” bulundu ve “
Türkiye’nin üyeliğini geciktirme ça-
balarının bir yansıması
” olarak değerlendirildi. AB’ye “
insan-
lık suçu işleyen bir kurum
” diyen de vardı, AB yetkililerini “
gö-
revlerini daha düzgün yapmaya
” çağıranlar da… Ama bel-
ki de rapora en gerçekçi tepkiyi Türkiye-AB Karma Parlamen-
to Komisyonu Eşbaşkanı Helene Flautre; en dışa vurumcu tep-
kiyi ise Meclis Anayasa Komisyonu Başkanı Milletvekili Burhan
1...,6,7,8,9,10,11,12,13,14,15 17,18,19,20,21,22,23,24,25,26,...80