11
LİZBON ANTLAŞMASINDA
AB’NİN YETKİLERİNİN SINIRLARI
Lizbon Antlaşması olarak da bilinen AB Antlaşması ve
AB’nin İşleyişine Dair Antlaşma, AB kurumlarına Antlaşmalar-
da öngörülen amaçların yerine getirilmesi için genel bir yetki
vermiyor, her bir yetki alanı başlığı altında kurumların yetki-
lerinin kapsam ve sınırlarını belirliyor. AB kurumlarına açıkça
devredilmemiş yetkiler, üye ülkelerin münhasır yetkisi içinde
kalmış durumda. Bu yöntem, aslında AB üyesi ülkelerin ken-
di egemenlik alanlarında bırakmak istedikleri yetkilerin çer-
çevesini belirleme ve bunları kolayca gözetim ve denetimleri
altında tutma isteğinin bir sonucu olarak ortaya çıkmış.
AB’nin İşleyişine Dair Antlaşma’da (ABİDA) AB ile üye ül-
kelerin yetkilerinin sınırları üç yetki alanı kategorisine göre çi-
zilmiş:
1. AB’nin Münhasır Yetkileri (Exclusive Competences)
AB’nin münhasıran düzenleme yapma yetkisine sahip
olduğu alanlar, gümrük birliği; iç pazarın işleyişi için gerekli
olan rekabet kurallarının oluşturulması; para birimi avro olan
ülkeler için para politikası; ortak ticaret politikası; ortak balık-
çılık politikası çerçevesinde biyolojik deniz kaynaklarının ko-
ruma altına alınması olarak belirlenmiştir (ABİDAMd. 3). Böy-
lece AB’nin münhasır yetkisine bırakılmakla birlikte, bu alan-
larda AB kurumlarının düzenleme yapmasının üye ülkelerin
kendi girişimlerine göre düzenlemelerine oranla daha etkin
ve etkili olacağı, bir anlamda “Yetki İkamesi” ilkesinin şartla-
rının AB lehine gerçekleştiği varsayılmıştır. Bu alanlarda yasa-
ma yetkisi sadece AB’ye aittir. Üye ülkeler ancak bu alanlar-
da AB kurumları tarafından ayrıca yetkilendirildikleri ölçüde
veya Tüzük, Yönerge, Karar gibi AB kurumları tarafından yapı-
lan düzenlemelerin uygulanması nedeniyle yasama sürecine
dâhil olabilirler (ABİDA Md. 2
1
).
2. Paylaşılmış Yetkiler (Shared Competences)
ABİDA’da bir diğer yetki alanları kategorisi, paylaşılmış
yetkiler olarak düzenlenmiştir. Buna göre iç pazar; sosyal po-
litika; ekonomik, sosyal ve yöresel (
territorial
) uyum; biyolo-
jik deniz kaynaklarının koruma altına alınması hariç tarım
ve balıkçılık; çevre; tüketicinin korunması; taşımacılık; Trans-
Avrupa ağları; enerji; özgürlük, güvenlik ve adalet; halk sağ-
lığını ilgilendiren ortak güvenlik konuları (ABİDA Md. 4) alan-
larında AB ile üye ülkeler arasında paylaşılmış yetki söz ko-
nusudur.
Bu politika alanlarında yetki kullanma önceliği AB’ye ait-
tir. Ancak bu yetki kullanımı, ilgili maddede yer alan politika
alanlarının bütünü için değil, Antlaşmalarda her bir alan için
öngörülen ve Birlik eylemi altında yer verilen konularla sınır-
lıdır. Bu alanlarda AB’nin yetkisini kullanmaması/hareketsiz
kalması ya da kullanmaya son vermesi ölçüsünde üye ülkeler
yetki kullanabilirler (ABİDA Md. 2(2)). Yetkiyi kullanmaya son
verme durumu, özellikle Yetki İkamesi ilkesine uygun olmadı-
ğı gerekçesiyle, AB kurumlarının bir yasama tasarrufunu iptal
etmesi halinde ortaya çıkmaktadır.
3. Üye Ülkelerin Eylemlerini Destekleyici Önlem Alma Yet-
kisi (Supporting Action Competences)
Bu kategori altında yer verilen yetki alanları ise insan
sağlığının korunması ve iyileştirilmesi; sanayi; kültür; tu-
rizm; eğitim, mesleki eğitim, gençlik ve spor; sivil savunma;
idari iş birliğidir (ABİDA Md. 6). AB’nin bu alanlardaki yetki-
si, üye ülkelerin eylemlerini koordine etme veya tamamlayı-
cı eylemlerde bulunmakla sınırlıdır. AB, bu alanlarda üye ül-
kelerin mevzuatını uyumlaştırmaya (
harmonization
) yönelik
faaliyette bulunamaz (ABİDA Md. 2(5)).
Bu özel yetkilere ek olarak ABİDA’da, Antlaşmalarda ön-
görülen amaçlardan birinin gerçekleştirilmesi için Birliğin bir
eylemde bulunması gerektiğinde, AB’ye düzenleme yapma
yetkisi de verilmiştir (ABİDA Md. 352). Ancak bu yetki genel
bir yetki olmayıp, üye devletler aleyhine Birliğin yetkilerinin
genişletilmesi anlamına da gelmemektedir. Söz konusu yet-
kiyi düzenleyen ABİDA’nın 352/1. Maddesi şöyle der: “
Ant-
laşmalarda belirtilen amaçlardan birinin gerçekleştirilmesi
için, Antlaşmalarda tanımlanan politikalar çerçevesinde, Bir-
liğin bir eylemde bulunması gerekirse ve Antlaşmalarda bu ey-
lem için gerekli yetkiler öngörülmemişse, Konsey, Komisyon’un
önerisi üzerine ve Avrupa Parlamentosu’nun muvafakatini al-
dıktan sonra, oy birliğiyle hareket ederek uygun tedbirleri
alır…
” Bu açık ifadeden de anlaşılacağı üzere, bu yetkinin
kullanılabilmesi, şu şartların gerçekleşmesine bağlıdır:
(a) Yetki, Birliğin amaçlarından birinin gerçekleştirilme-
si için kullanılmalıdır,
(b) Bunun için Birliğin harekete geçmesi gerekli olma-
lıdır,
(c) Antlaşmalarda Birliğe başkaca özel bir yetki verilme-
miş olmalıdır,
(d) Birliğin yapacağı düzenleme amacın gerçekleştiril-
mesi için uygun nitelikte olmalıdır
2
.
AB’nin yetkilerinin sınırları ve kullanılma biçimi açısın-
dan, son olarak belirtmek gerekir ki, Birlik Antlaşmalarla
münhasıran kendisine verilenlerin dışındaki yetkilerini “Yet-
ki İkamesi”ve“Orantılılık”ilkelerine uygun olarak kullanmak
zorundadır.
LİZBON ANTLAŞMASI’NDA YETKİ İKAMESİ
(
SUBSIDIARITY
) VE ORANTILILIK
(
PROPORTIONALITY
) İLKELERİ
Kavram olarak
Yetki İkamesi
ilkesi, en genel anlamıyla,
hizmetler halka veya topluma en etkin bir şekilde hangi dü-
zeydeki örgütlenme birimi (yerel, bölgesel, ulusal, uluslara-
rası/uluslarüstü) tarafından sağlanabilecekse, onun tarafın-
dan yerine getirilmesini ifade etmektedir ve adem-i merke-
ziyetçilik düşüncesi ile yakın ilişkilidir. Özellikle 1990’lı yıllar-
dan itibaren yoğun olarak gündeme gelen ve tartışılmakta
olan bu ilke, AB hukuk düzeninin en önemli ilkelerinden biri-
si haline gelmiştir. AB’de bu kavram, yukarıda açıklanan Üye
Devletler ile AB arasındaki yetki ve sorumlulukların sınırını
1
Proposal For A Council
Regulation OnThe Exercise Of
The RightToTake Collective
ActionWithinThe Context OfThe
Freedom Of Establishment And
The FreedomTo Provide Services
COM(2012) 130 final
2
TC Hartley,The Foundations of
European Community Law, Sixth
Edition, 2007, p. 106.