İktisadi Kalkınma Vakfı Dergisi // Ağustos 2024

75 İKTİSADİ KALKINMA VAKFI DERGİSİ yoksa plastik poşet kullanımına küçük bir bedel ödetmekle yetinerek ve kaçı - narak sonu mu bekleyeceğiz? (Konuyla ilgili videoya ulaşmak için yazı sonunda - ki QR kodu okutabilirsiniz). Bugün için görünen, önlemlerin ha - yata geçirilmesi konusunda siyasi irade eksikliği, fosil yakıt endüstrisi ve diğer menfaat sahiplerinin direnişi, sivil top - lumda farkındalık (ve buna bağlı olarak kamuoyu baskısının) yetersizliği gibi bir dizi nedenle hedefe ulaşmanın şim - diden neredeyse imkânsız hâle gelmiş olması. 2 Tabii ki sadece enerji kaynaklarını değiştirmek yetmeyecek; üretim usul - lerinden tüketim biçimimize, eğitimden küresel kurumlara dek değişiklik yap - mamız gereken çok fazla alan var. Daha ilk adım olarak kabul edilen fosil yakıta dayalı enerji modelinden yeşil enerjiye geçiş aşamasındayız ve bu aşamada sa - nayi açısından karşı karşıya olduğumuz en önemli soru geçişin maliyetinin nasıl karşılanacağı. Yüz yüze olduğumuz kaba gerçek şu: Ortada böyle bir para yok. Bu görüşümü desteklemek üzere tek bir rakam vereyim; Paris Anlaşması’nın ge - reklerini 2030 yılına kadar yerine geti - rebilmek için sağlanması gereken iklim finansmanı yıllık 9 trilyon dolar olarak hesaplanıyor. 2020-2021 döneminde yapılan yatırım tutarı ise 1,3 trilyon do - lar civarında. Yani olması gerekenin altı - da biri. Bazı ülkelerin fosil yakıt endüs - trilerini desteklemek için harcadıkları tutardan daha az. Buna bir de önümüzdeki dönemde kamu kaynaklarının harcanmasında, ilk riskte sözünü ettiğim kaotik geçiş dö - neminin dayattığı “güvenlik temelli po - litikaların” finansmanının (silahlanma gibi verimsiz alanlarda) öncelik alacağı gerçeğini eklersek yeşil dönüşüme fi - nansman bulmanın en az “samimi siyasi destek bulmak” kadar güç olacağını söy - leyebiliriz. AB’den bir örnekle bu dosyayı şim - dilik kapatayım. Geçtiğimiz ay, yeniden seçilen Avrupa Komisyonu Başkanının AB’nin önümüzdeki beş yıla (2024- 2029) ilişkin vizyonunu ilan eden stra - teji belgesi yayımlandı. 3 İçinde, savun - ma sanayiine doğrudan yardımlar başta olmak üzere, çoğu fosil yakıta dayanan (20’nci yüzyıla ait) yerel sanayiye büyük destekler vaat ediliyor. Dikkat çeken bir diğer husus ise belgede çevresel ve yeşil taahhütlerin neredeyse yok düzeyinde olması. Yeşil Mutabakat teriminin 31 sayfalık belgede sadece bir kez geçiyor olmasının yorumunu siz okuyucuları - mıza bırakıyorum. Yetenek Açığı 4 Açmak istediğim üçüncü ve son dos - ya ise, bir başka değişim ile, üstel hızla yükselen teknoloji eğrisinin yarattığı (yani son tahlilde beyni lineer hızla çalı - şan insanoğlunun kendi mamulatı olan) değişim ihtiyacı ile ilgili. Gerçi, teknolo - jik gelişmenin bugün görünen ucunda yer alan yapay zekâ ile ilgili kötümser senaryolar gerçekleşirse bir süre sonra bu tanım biçim değiştirebilir ama o du - rumda bile, çıkış noktasında sorunun yaratıcısının insanoğlunun ta kendisi olduğu gerçeği değişmeyecektir. Benim burada amacım, hakkında çok fazla teknik bilgim olmayan yapay zekâdan bahsetmek değil. Çok daha te - mel bir başka sorundan, teknolojinin etkisiyle çok hızla değişen dünyanın ihtiyaçlarına uygun insan yetiştirme ge - rekliliğinden bahsetmek istiyorum. 5 Din alanından saygıdeğer bir büyüğümüzün yıllar önce söylediği şu sözü hatırlıyo - rum: “Çocuklarınızı kendi zamanınıza göre değil, onların yaşayacakları zama - na göre yetiştirin.” Ne kadar doğru ama bugün itibarıyla gerçekleştirmesi ne ka - dar güç bir tavsiye. Yarın okula başlayacak bir genci - mize 21’inci yüzyılın sorunları ile başa çıkabilmesi, ömrü içinde birden fazla döngüsü tamamlanacak ölçüde hızlan - mış olan değişime uyum sağlayabilmesi ve o yeni dünyadaki rakipleri ile başa çıkabilmesi için ona hangi becerileri ka - zandırmamız, neler öğretmemiz gerek? Bu sorunun tam ve doğru cevabını bilen olduğunu sanmıyorum. Şu anki, geçmişte biriktirdiğimiz mevcut bilgi se - tini öğrencilere neredeyse ezber yoluyla aktaran ve başarıyı masa başında sınav - la (hatta test sınavıyla) ölçen -tüm dün - yada- yaygın maarif sistemi ile bu işin altından kalkamayacağımız muhakkak. İnisiyatif alma, eleştirel düşünme, zihinsel esneklik, bireysel değil de or - tak çözüm geliştirme (iş birliği), bilgi işleme ve iletişim becerileri gibi bazı kriterlerden ve genel becerilerden söz ediliyor. Muhtemelen “gerekli” beceri - ler ama “yeterli” olduğunu söylememiz mümkün değil. Bence, bu sorunun ceva - bını aramak önümüzdeki dönemde ilk önceliğimiz olmalı. Eğitim alanındaki bu zorlu dönüşümün en az yeşil dönüşüm ve dijital dönüşüm kadar ilgi ve kaynağı hak ettiği düşüncesindeyim. Tabii, gü - venlik harcamalarından kaynak kalırsa ve sıra gelirse. Esasen, değindiğim üç mesele ara - sında, küresel olmakla birlikte birey - lerin ve devletlerin sadece kendi inisi - yatifleri ile sonuç almaları ihtimali en yüksek olan alan bu. Diğer ikisi küresel hatta evrensel bir “ortak” anlayış, dil ve eylemgeliştirmedikçe çözümü imkânsız konular. Oysa burada daha alt düzeyler - de yapılabilecek epey şey var. Mesela, ben (eğitim konusunda, son 10 yılda iş hayatına hazırlanmalarına yardımcı ol - maya çalıştığım, çoğu üniversite son sı - nıf stajyerleri ile olan tecrübem dışında hiçbir uzmanlığımolmamasına rağmen) 21’inci yüzyıl yetenekleri konusunda şu an bilebildiğimiz her türlü bilgiyi bir araya getirerek örneğin 21’inci Yüzyıla Hazırlık Kolejleri açmak onlara (ve tabii ki toplumumuza ve ülkemize) küçük de olsa bir fayda sağlar diye düşünüyorum. Bilgimiz arttıkça o okulların müfredat - ları da hızla yenilenebilir. Aslında belki de eğitimcilere komik gelecek bu fikir, kişisel bir tecrübeme dayanıyor: Benim ortaöğrenim döne - minde yeni açılmaya başlanan az sa - yıdaki Maarif Koleji ve Ankara’daki o tek Fen Lisesi’nin öğrencilerinin 10 yıl sonra üniversiteyi bitirdikleri zaman hem ülkemizde hem dünyada gerekli

RkJQdWJsaXNoZXIy MjIxMTc=