İKTİSADİ KALKINMA VAKFI DERGİSİ
58
BRÜKSEL’DEN BAKINCA
söyleyebiliriz. Yoksulluklar ve yoksun-
luklar, savaşlar ve barış, zaferler ve ye-
nilgiler, hayal kırıklıkları ve başarılar,
acılar ve mutluluklar olacaktır. İnsanlar
çalışacak, para kazanacak, iş, güç, çocuk
sahibi olacaklar, üzülecek, sevinecek,
sevecekler, sevilecekler. İçinde bulun-
dukları koşullar ve buna bağlı olarak
düşünce şekilleri, yaşam biçimleri elbet
değişecek; fakat bu saydıklarım değişme-
yecek. Kişiler düzleminde insanoğlunun
düzeni bu.
Ulusların başına neler geleceği ise
bambaşka bir hikâye yazmayı gerektiri-
yor. Tarihin akışına bakınca kırılma nok-
talarının hep güç odaklarının el değiş-
tirmesinden kaynaklandığını görüyoruz:
Önce güç odakları arasında bir denge
kuruluyor; bir süre sonra yeni iktidar
odakları yükseliyor ve yeni bir denge
kurmak gerekiyor. Geçiş dönemleri de
her zaman sancılı oluyor. Şu an da böyle
bir geçiş dönemindeyiz, bunun sıkın-
tılarını tüm uluslar yaşıyor. Burada bir
parantez açmak şart: Ulus-birey ayrımı
bu kadar da net değil tabii ki. Ulusların
hatasını bireyler çektiği gibi (belki “mut-
lu azınlık” hariç), ulusların başarılarının
nimetlerinden de yine bireyler yararlanı-
yor. Akıllı, çağı doğru okuyan bir ulusun
bireyi olmak da haliyle daha avantajlı.
Tarih boyunca senaryo ve oyuncu-
ların sürekli değişip güncellendiği bu
akışta uluslar değişen roller üstleni-
yor. Kimileri akıllı ve uyumlu davranıp
iyi konumlar elde ederken kimileri de
değişime ayak direyip daha aşağılarda
konumlanıyor. Kimileri oyun kurucu
olurken kimileri de oyunun piyonları
oluyor. Piyon olmamanın ilk şartı oyunu
iyi okumak, günümüzün ve yakın geçmi-
şin gelişmeleri ile geleceğimiz arasındaki
bağlantıları iyi kurmak.
Elimizdeki Veriler: Geçtiğimiz
Dönemin Dinamikleri
90’lı yılların hemen başında, Sov-
yetler Birliği’nin dağıldığı ana kadar
dünyaya hâkim ve şu an sarsılmakta,
yıkılmakta, dönüşmekte olan düzen,
İkinci Dünya Savaşı sonrasında galip
devletlerin kurgusudur. Bu kurgu Yalta
ve Bretton Woods anlaşmaları ile biçim-
lendirildi. Birleşmiş Milletler, IMF, Dünya
Bankası, OECD ve Dünya Ticaret Örgütü
de bu küresel düzenin daha yerleşmesi
ve yayılması için gereken kurumsal des-
teği, teknik ve parasal yardımı ve ideolo-
jik argümanları sağladı.
Bu düzenin temelleri para akımla-
rını disiplin altına alan Bretton Woods
sisteminin 1970’lerde “küreselleşme”
kavramı ile terk edilmesiyle başladı. Yani,
geçmiş düzenin sonunu getiren ve yeni
düzeni biçimlendirecek temel etmenler-
den birisinin -iyisiyle, kötüsüyle- küre-
selleşme olduğunu vurgulamak gereki-
yor. Türkiye de 80’lerin ortasında, önce
Geleceği öngörme
çabaları, ekonomi
bilimi gibi bireylerin
ve devletlerin
mantıklı davrandığını
varsaymak zorunda;
ancak geleceği
anlamaya çalışırken
istenmeyen sonuçları
da hesaba katmak
öngörülerimizin
doğru çıkma şansını
artıracaktır.




