İSVEÇ, AB KONSEYİ DÖNEM BAŞKANLIĞI’NI DEVRALDI

İsveç, 1 Ocak 2023 tarihinde, AB Konseyi Dönem Başkanlığı'nı Çek Cumhuriyeti’nden devraldı. 2001 ve 2009’dan sonra dönem başkanlığını üçüncü kez yürütecek olan İsveç, Fransa ve Çek Cumhuriyeti’nden oluşan 11’inci Üçlü Dönem Başkanlığı’nın 18 aylık programını 30 Haziran 2023 tarihinde sonlandıracak.  

İsveç’in AB Konseyi Dönem Başkanlığı hazırlıklarıyla ilgili olarak, Magdalena Andersson yönetimindeki eski Sosyal Demokrat hükümet, İsveç parlamentosu Rikstag’daki istişarelerin ardından Mayıs 2021’de İsveç Dönem Başkanlığı için genel bir yönelim belirlemişti. Beş odak alanından oluşan yönelim, AB’nin dünyadaki rolünü güçlendirmeyi amaçlarken AB vatandaşlarının güvenliğini sağlamayı, organize suçu durdurmayı, iklim geçişini hızlandırmayı, AB’nin rekabet edebilirliğini güçlendirmeyi ve AB’nin temel değerlerini korumayı da içeriyordu. Eylül 2022’de yapılan genel seçim sonucunda göreve gelen yeni Başbakan Ulf Kristersson, 18 Ekim 2022 tarihinde yaptığı hükümet açıklamasında, dönem başkanlığının partiler arası hazırlıklarına atıfta bulunarak bu yönelimin devamlılığına işaret etti. Özellikle, AB vatandaşlarının güvenliği ve Ukrayna'ya ortak destek, enerji güvenliği, iklim geçişi ve Avrupa Tek Pazarı’nın rekabet gücünün ve dayanıklılığının artırılması ihtiyacı ile ilgili konuların altını çizdi.

Başbakan Kristersson, 14 Aralık 2022 tarihinde, İsveç Dönem Başkanlığı’nın önceliklerini ve çalışma programını yayımladı. Öncelikler ve çalışma programı, İsveç’in AB’de savunduğu geleneksel pozisyonlarını yansıtırken, Birliğin karşı karşıya olduğu mevcut ekonomik ve jeopolitik zorluklara yanıt veriyor.

Ülke Profili: İsveç

Kendisini oluşturan halklar arasında güçlü tarihi, kültürel ve dilsel bağları ile Kuzey Avrupa’nın bir alt bölgesi olan İskandinavya’da yer alan İsveç, 1 Ocak 1995 tarihinde, AB üyesi oldu. 25 Mart 2001 tarihinde Schengen Alanı'na katılan İsveç, 2003 yılında yapılan referandumda İsveç halkının çoğunluğunun “hayır” demesiyle Avro Alanı’na girmedi.

Üniter bir devlet yapısında olan İsveç’te, 20 şehir bulunuyor ve Stockholm ülkenin başkentliğini yapıyor. 349 üyeye sahip olan Rikstag İsveç’in yasama yetkisini elinde bulunduruyor ve ülke anayasal bir monarşi ve parlamenter bir demokrasiyle yönetiliyor.

10,5 milyon gibi oldukça ufak bir nüfusa ev sahipliği yapsa da İsveç; Avrupa’nın en büyük beşinci, AB’nin en büyük üçüncü ve İskandinavya’nın en büyük ülkesi olma özelliğiyle güçlü ve önemli bir ülke olarak biliniyor.

2021 yılında yapılan bir araştırmada, İsveç nüfusunun yaklaşık beşte birinin göçmen kökenli olduğu açıklanırken, göç, İsveç tarihi boyunca ülkenin nüfus artışının önemli bir kaynağı olarak görülüyor. Resmî dili İsveççe olmakla birlikte İsveç Azınlık Dil Komitesi’nin Fince, Meänkieli, Romani, Sámi ve Yidiş dillerini 1999 yılında resmî azınlık diller olarak ilan etmesinin ardından çok dilli bir ülke olarak karşımıza çıkıyor.

2018 verilerine göre Hıristiyanlar, İsveç nüfusunun yaklaşık %64,3’ünü, diğer dinlere mensup ve herhangi bir kiliseye mensup olmayanlar ise nüfusun %33,5’ini oluşturuyor. Ülkedeki bu çeşitlilik ise ülkeye yönelik göç hareketlerinden kaynaklanıyor. İsveç nüfusunu oluşturan etnik yapılara bakıldığında, ülkede yaşayan yaklaşık iki milyon kişinin (%19,6) başka bir ülkede doğduğu görülüyor.

İsveç ekonomisine bakıldığında; kamu, savunma, eğitim, sağlık ve sosyal hizmetler, sanayi, toptan ve perakende ticaret, ulaşım/nakliye, turizm ve gıda önemli sektörler olarak karşımıza çıkıyor. İhracatının %52'sini ve ithalatının %68’ini Avrupa Tek Pazarı’ndan yapan İsveç, AB içi ticaretten önemli derecede faydalanıyor. Şu an AP’de 21 üyesi bulunan İsveç’in, Komisyona atadığı Ylva Johansson ise 2019’dan beri İçişlerinden Sorumlu Komisyon Üyesi olarak görev yapıyor.

11’inci Üçlü Dönem Başkanlığı

İsveç bu görevi, Fransa ve Çek Cumhuriyeti ile birlikte oluşturduğu ve 18 aylık bir süreçten oluşan 11’inci Üçlü Dönem Başkanlığı kapsamında yürütecek. Üçlü Dönem Başkanlığı’nın Aralık 2021’de açıklanan Üçlü Programı’nda, ana ekseninin “Avrupa vatandaşlarının özgürlüklerini korumak, sürdürülebilir yeşil büyüme ve dijital egemenlik ekseninde yeni bir büyüme modeli kurmak ve yeşil bir Avrupa inşa ederek Avrupa halklarının sağlığını muhafaza etmek” gibi ilkelerden oluşacağı açıklanmıştı. Ancak, AB gündeminin Şubat 2022’de Ukrayna’nın Rusya’yı işgali ve Avrupa’da yaşanan güvenlik endişesi ve enerji kriziyle şekillenmesinin ardından Fransa ve Çek Cumhuriyeti, yayımladıkları önceliklerde bu endişe ve krizlere odaklandı. Başbakan Kristersson’un, 14 Aralık 2022 tarihinde sunduğu İsveç Dönem Başkanlığı’nın öncelikleri ve programında da bu etki net bir şekilde görülüyor.

İsveç’in Dönem Başkanlığı’nın Öncelikleri

“Daha çevreci, daha güvenli ve daha özgür” sloganıyla Avrupa’da yaşanan savaşın ve ekonomik kargaşanın gölgesinde, yoğun bir yasama gündemiyle karşı karşıya kalan İsveç, AB Konseyi Dönem Başkanlığı’nı 1 Ocak 2023 tarihinde üstlendi. Yakın zamanda gerçekleşen hükümet değişikliği ve Üye Devletler arasında birliği sağlamanın tüm güçlüklerine rağmen, İsveç etkili bir dönem başkanlığı yürütmeyi hedefliyor. Ayrıca, İsveç’in, Ukrayna’daki savaş ve Avrupa’daki enflasyonla mücadele, enerji arzının güvence altına alınması ihtiyacıyla başa çıkmak gibi zorluklarla birlikte AB’nin önceliklerini yerine getirmesi gerekiyor.

1.Güvenlik – Birlik

İsveç, Rusya’ya olan coğrafi yakınlığı hem de NATO ile ilişkisi konusundaki tartışmalar nedeniyle Rusya’nın Ukrayna’daki savaşından en fazla etkilenen ülkelerden birisi oldu. Son 200 yıldır askerî olarak tarafsız ve bağlantısız kalan İsveç, ülke içinde yaşanan uzun ve hararetli tartışmaların ardından Mayıs 2022'de NATO üyeliği için başvuruda bulundu.  Bu girişimle savunma ve güvenlik politikasında ciddi bir dönüşüm geçiren İsveç, dönem başkanlığı boyunca güvenliği bir öncelik olarak belirleyerek, Birliğin ve AB vatandaşlarının güvenliğini sağlamlaştırmayı hedefliyor. Bunun için de AB’nin ortaklarıyla mevcut güvenlik iş birliklerinin daha güçlü bir zemine oturtulması ve daha sağlam bir ortak Avrupa güvenlik ve savunma politikasının oluşturulmasını amaçlıyor. Ayrıca, Rusya’nın Ukrayna’ya yönelik saldırganlığına karşı AB ortak tavrının ve eylemlerinin devam etmesini ve Stratejik Pusula ve diğer girişimlerin de hızlı bir şekilde uygulamaya geçirilmesini planlıyor. Ukrayna savaşı dışında; sınır ötesi örgütlü suçlarla mücadele ve iç/dış tehditlerden korunma için sunulacak meşru taleplere yanıt vermeyi hedefliyor.

2.Dayanıklılık – Rekabet Gücü

İsveç Dönem Başkanlığı, Avrupa’nın dayanıklılığını ve rekabet gücünü artırmayı, büyüme ve refahın ön koşulu olarak görürken, bu iki konunun iklim değişikliklerine karşı Avrupa’nın uyumlu bir geçişi gerçekleştirebilmesi için de kritik bir mesele olarak altını çiziyor.

İsveç, her ne kadar kısa vadeli öncelikleri zorunlu olarak Ukrayna’daki savaşın sonuçlarına kaymış olsa da ekonomik büyümeyi sürdürme, COVID-19 salgınında görüldüğü üzere krizler karşısında Tek Pazar’ı güçlendirerek daha dayanıklı hâle getirme ve derinleştirme ve küresel ticarette AB’nin küresel bir lider hâline getirme gibi uzun vadeli öncelikleri de hayata geçirmeye çalışacak. Bu bağlamda da AB’nin, tek taraflı bağımlılıklarını azaltmayı - Rus enerjisi ve Çin madenleri örneklerinde olduğu gibi - ve ticaret ortaklarını çeşitlendirmeyi planlıyor. Ayrıca, AB’nin yapacağı yeni ticaret anlaşmalarının, mevcut AB dijital düzenlemelerine uyumlu ve dijital hizmetleri de içerecek şekilde hazırlanmasını amaçlıyor.

3.Refah – Yeşil Enerjiye Geçiş

Yenilenebilir enerji ve enerji verimliliğine yaptığı büyük yatırımlarla geleneksel olarak yeşil enerjinin savunucusu olan İsveç, Avrupa’nın petrol ve doğal gaz gibi fosil yakıtlar açısından Rus enerjisine olan bağımlılığını azaltmak için yenilenebilir ve daha yeşil enerji kaynaklarına doğru enerji dönüşümünü hızlandırmayı, yeşil hedefleri sürdüren ve mevcut enerji krizine yanıt veren bir enerji dönüşümünü gerçekleştirmeyi hedefliyor. Bu doğrultuda da enerji piyasası reformunu gerçekleştirmeyi, yüksek ve dalgalı enerji fiyatlarıyla mücadeleyi ve 55’e Uyum Paketi’ni hayata geçirip enerji geçişini hızlandırmayı planlıyor. Ayrıca, "önce hareket eden kazanır" mantığıyla yeşil sanayi ve teknolojiye geçişin, Avrupa refahının temelini oluşturan Tek Pazar’a ve döngüsel ekonomiye sunacağı katkının altını çiziyor.  

4.Demokratik Değerler ve Hukukun Üstünlüğü – Temelimiz

Demokrasi, hukukun üstünlüğü ve AB temel değer ve ilkeleri, İsveç için önem taşıyan konuların en başında geliyor. Çünkü İsveç, üye ülkelerde demokratik değerlerin ve hukukun üstünlüğünün ihlal edilmesini, temel değerlerin ve ortak çıkarların korunması ve sürdürülmesindeki en büyük engel olarak görüyor.  Bu yüzden de NextGenerationEU kurtarma paketine ilişkin müzakereler sırasında İsveç, AB Antlaşması’nın 2’nci Maddesi’nde yer alan hukukun üstünlüğü ilkelerinin ihlal edilmesi durumunda fon aktarılmasını önlemeye yönelik koşulluluk mekanizmasının getirilmesinin güçlü bir savunucusu olarak karşımıza çıkmıştı.

İsveç’in hem Üye Devletlerde hem de aday ülkelerde artan yolsuzluk faaliyetleri, zedelenen demokratik değerler ve ihlal edilen hukukun üstünlüğü karşısında endişeleri giderek artıyor. Geleneksel olarak AB genişlemesi ve Komşuluk Politikası’nı destekleyen İsveç’in Batı Balkanlar, Ukrayna ve Moldova’nın AB ile bütünleşme sürecinde bu endişeler etrafında hareket edeceği öngörülüyor.

Aşırı sağ ve Avrupa şüphecisi İsveç Demokratları’nın desteklediği merkez sağ Ilımlı Birlik Partisi tarafından kurulan bir hükümet ve NATO’ya üyelik perspektifi gibi bir arka bahçeye sahip olan İsveç, -bu dört öncelik ışığında- Brüksel ve Lüksemburg’ta yaklaşık 2000 resmî toplantı ve İsveç’te de 150 kadar resmî/gayriresmî toplantı düzenlemeyi planlıyor.

1995 yılında AB’ye üye olmasından itibaren birçok politika alanında iz bırakan İsveç’in, hem Çek Cumhuriyeti Dönem Başkanlığı’ndan kalan hem de kendi programında yer alan yasama girişimleri için AB ülkeleri arasında geniş bir uzlaşı arayışında olacağı ve gerçek çözümler için pragmatizm çağrısında bulunacağı öngörülüyor. Özellikle İsveç; Göç ve İltica Paktı kapsamındaki dosyaların müzakerelerine öncelik vermenin yanı sıra, amiral gemi olarak gördükleri 55’e Uyum Paketi, DTÖ’nün reformu konusunda AB liderliği, ABD ile daha geniş ticari ilişkiler, üçüncü ülkelerle daha iddialı serbest ticaret anlaşmaları ve Tek Pazar Acil Durum Aracı’nın hayata geçirilmesi gibi gündemleri dönem başkanlığı boyunca gündeminin üst sıralarında tutacağı tahmin ediliyor.

Rusya’nın hem Ukrayna özelinde hem de Avrupa genelindeki saldırganlığına yönelik aktif ve birleşmiş bir AB tavrının sürmesini teşvik edecek olan İsveç Dönem Başkanlığı, ayrıca Ukrayna’nın yeniden inşası için daha fazla çabayı öne sürmeyi planlıyor.

AB’nin Doğu Ortaklığı ve Batı Balkan ülkeleriyle ilişkisinin güvenlik konularını da içerecek şekilde genişletilmesi ve derinleştirilmesinin yanında Doğu Akdeniz’de istikrarlı ve güvenli koşulların birlikte yaratılması için iş birliğini artırmak  da dahil Türkiye ile karşılıklı faydaya dayalı ilişkinin geliştirilmesinin İsveç’in gündeminin üst sıralarında olması bekleniyor. 

İsveç Dönem Başkanlığı’nın internet sitesine buradan, sosyal medya hesabına ise buradan ulaşabilirsiniz.

E-Bülten Kayıt

İKV KURUCU VE MÜTTEVELLİ KURUMLARI

© 2023 İKV Bütün Hakları Saklıdır.
Designed By: OrBiT