İKV, TÜRKİYE VE AB ARASINDA İŞ BİRLİĞİ ALANI OLARAK SAĞLIK VE PANDEMİ MÜCADELESİ BAŞLIKLI BİR WEBİNAR DÜZENLEDİ

İktisadi Kalkınma Vakfı (İKV), T.C. Dışişleri Bakanlığı AB Başkanlığı iş birliğinde, Avrupa’nın Geleceği ve Türkiye Webinar Serisi kapsamında, 17 Şubat 2022 tarihinde, “Türkiye ve AB Arasında İş Birliği Alanı Olarak Sağlık ve Pandemi Mücadelesi” başlıklı bir webinar düzenledi.

Webinarın ilk açış konuşmasını yapan İKV Başkanı Ayhan Zeytinoğlu, son dönemde sağlığın devletler arasında çok önemli bir iş birliği alanı hâline geldiğini söyleyerek sözlerine başladı. Sağlık konusunda iş birliğinin sınır ötesi boyutunun önemine dikkat çeken İKV Başkanı Zeytinoğlu, iklim kriziyle sağlığın “Tek Sağlık” olarak bütüncül bir şekilde ele alınması gerektiğini dile getirdi. COVID-19 pandemisi ardından çöken sağlık sistemlerinin toplumların işleyişinde yarattığı sorunlara değinerek kanser, obezite, antimikrobiyal direnç, diyabet ve diğer kronik hastalıklar ile yaşlanan nüfusun da sağlık sistemleri üzerinde baskı yaratmaya devam ettiğini hatırlattı. Son olarak, sağlık sistemlerinin dayanıklılığını ve hazırlıklı hâle gelmesini sağlamada iş birliğinin hayati önem taşıdığını söyleyerek halk sağlığının Türkiye-AB ilişkilerinin önemli bir boyutunu oluşturabileceğine inandığını ifade etti.

Diğer açış konuşmasını gerçekleştiren AB ile İlişkiler Genel Müdürü Büyükelçi Başak Türkoğlu, COVID-19 pandemisinin küresel sağlık sistemlerinin kırılganlığını gözler önüne serdiğini ve küresel sağlık kriziyle sonuçlandığını ifade etti. Bu krizi atlatmak için dayanışmanın önemine dikkat çeken Büyükelçi Başak Türkoğlu, sağlık alanında Türkiye-AB iş birliğinin önemli bir dayanışma örneği olduğunu belirtti. Türkiye’nin halk sağlığı konusunda AB müktesebatına büyük ölçüde uyum gösterdiğini söyleyerek katılım sürecinde gerçekleştirdiği sağlık reformlarının Türk vatandaşlarının yaşam kalitesini yükselttiğinin altını çizdi. Bulaşıcı hastalıklar konusunda yedi proje yürütüldüğünü ve üç projenin de devam ettiğini açıkladı. Büyükelçi Türkoğlu, COVID-19 pandemisinde Türkiye’nin hem AB ile hem de uluslararası paydaşlarıyla iş birliğine açık olduğunu hatırlattı. Türkiye’nin Avrupa Hastalık Önleme ve Kontrol Merkezi (ECDC) ile veri paylaştığını, AB’nin COVID sertifikası sistemine uyum sağladığını ve bundan sonra da ECDC ile daha fazla iş birliği içine girmeyi planladığını açıkladı. AB’nin Kanseri Yenme Planı konusunda çalışmalar yürütüldüğünü ve Ufuk Avrupa programından da faydalanılacağını belirtti. 13 Kasım 2021’de gerçekleştirilen Türkiye-AB Yüksek Düzeyli Sağlık Diyaloğu’nda pandemi, kanserin önlenmesi, ruh sağlığı, iklim değişikliğinin sağlığa etkileri gibi Türkiye ve AB’nin birlikte çalışabileceği konuların ele alındığını belirterek halk sağlığı konusunda pozitif diyaloğun önemine dikkat çekti.

Webinarın özel hitap bölümünde ilk olarak Avrupa Komisyonunun Sağlık ve Gıda Güvenliği Genel Müdürlüğü Kamu Sağlığı Bölümü Direktör Vekili John F. Ryan, konuşmasına “virüsler sınır tanımaz” sözüyle başlayarak COVID-19 pandemisinin bunu bize hatırlattığını açıkladı. Pandeminin ne kadar hazırlıksız ve savunmasız olduğumuzu gösterdiğini söyleyen John F. Ryan, hayatta kalmak için sağlığın kritik öneminin farkına yüzyıllar sonra vardığımızı ifade etti. Böyle zorlukları ancak birlikte atlatabileceğimizi dile getirdi. AB’nin COVID-19 pandemisinin yarattığı zorluklarla başa çıkmak için mali kaynakları tespit ettiği ve bu kaynakları kullandığını, aşıya erişimi artırdığını ve COVAX girişimiyle başta Afrika’da olmak üzere birçok ülkeye aşı yardımında bulunduğunu aktardı. AB’nin aynı zamanda gelecek pandemilere cevap verme kapasitesini geliştirmek için bir pandemi antlaşmasının oluşturulmasını teşvik ettiğini açıkladı. Türkiye ve AB’nin COVID-19 sürecinde birbirlerini desteklediğinin altını çizdi. AB’nin yeni HERA İnkubatör girişimiyle tehditleri saptamayı ve bunlara yeni cevaplar üretmeyi amaçladığını söylerken, mevcut AB ajanslarını da halk sağlığı konusunda güçlendirmeyi amaçladığını dile getirdi. Türkiye ve AB’nin sağlık alanında uzun yıllardır iş birliği yaptığını hatırlatarak Türkiye-AB Yüksek Düzeyli Sağlık Diyaloğu’nun bu konuda kritik önemine dikkat çekti. Ayrıca, Türkiye’yi Sağlık ve Güvenlik Komitesi’ne davet ettiğini de açıkladı.

Diğer yandan, T.C. Sağlık Bakan Yardımcısı Doç. Dr. Tolga Tolunay özel hitabında, COVID-19 nedeniyle bütün dünyanın sınamalardan geçtiğini, bu süreçte uluslararası dayanışma ve iş birliğinin önemine şahit olunduğunu dile getirdi. Bu durumda sağlık sistemlerinin dirençliliğinin önemi ortaya çıkarken, küresel iş birliği yerine ulusal önlemlerin alınmasıyla AB de dâhil birçok küresel aktörün sınıfta kaldığını ifade etti. Türkiye’nin bu süreçte uluslararası iş birliğine önem veren örnek bir ülke olduğunu söyleyerek DSÖ ile yapılan düzenli toplantıları ve AB kurumlarıyla ortak yürütülen çalışmaları hatırlattı. Bakan Yardımcısı Doç. Dr. Tolunay, Türkiye’nin önemli sağlık verilerini düzenli aralıklarla ECDC ile paylaştığını, ECDC raporlarında saptanan kuralları uygulamaya çalıştığını ve AB Dijital COVID Sertifikası sistemine entegre olduğunu kaydetti. AB mali programları çerçevesinde halk sağlığına ilişkin mali yardımlardan da yararlanıldığını söyleyerek, AB’nin bu zamana kadarki en yüksek bütçeli sağlık programı EU4HEALTH’e katılım müzakerelerin devam ettiğini dile getirdi. Sağlık alanındaki yüksek düzeyli diyaloğu da hatırlatarak bu kapsamda T.C. Sağlık Bakanı Fahrettin Koca ve Avrupa Komisyonunun Sağlık ve Gıda Güvenliğinden Sorumlu Üyesi Stella Kyriakidou’nun temmuz ve kasım aylarında görüşme gerçekleştirdiğini, bu kapsamda pandemi ile mücadele, kanserin önlenmesi, ruh sağlığı ve iklim değişikliğinin sağlığa etkileri alanlarında iş birliği yapılmasında mutabık kalındığını söyledi. Son olarak Türkiye’nin sadece kendi ihtiyaçlarını gidermediğini, 160 ülkeye ve 14 kuruluş ile yardım çalışmaları yürüttüğünü ve Afrika ile aşı çalışmalarında son geldiğini ortaya koydu.

Moderatörlüğünü İKV Genel Sekreter Yardımcısı M. Gökhan Kilit’in gerçekleştirdiği panel oturumunun ilk konuşmacısı Bradford Üniversitesi Dijital Sağlık Girişim Bölgesi Müdürü Dr. Liz Breen konuşmasında sağlık ve salgınla mücadele konusunun üç düzeyde ele alınması gerektiğini vurguladı ve bunları da salgınla başa çıkmak, iyileşmek ve ileriye dönük olarak hazırlıklı olmak olarak belirtti. Salgınla başa çıkmak açısından çok önemli bir görev üstlenen sağlık çalışanları dâhil tüm çalışanların çalışmaya devam edebilecek kadar sağlıklarının yerinde olup olmadığının takip edilmesi gerektiğine değindi. Dr. Liz Breen, ileriye dönük olarak birlikte çalışmanın ve iş birliğinin ön plana çıktığına vurgu yaparak ülkelerin tek başına değil de birlikte ortak bir gündem ile çalışması gerektiğini vurguladı. Araştırma yapmak, bilgi paylaşmak ve birlikte küresel sağlık ekosistemini daha iyi bir noktaya getirmek ve bunu da bir uyum içinde yapmak gerektiğine değinen Breen, çok kısa zamanda aşı geliştirilmesinde büyük payı olan hükümet fonlarının tedarik zincirlerindeki ve sağlık sistemlerimizdeki zayıflıkları ortaya çıkaran COVID-19 salgını sonrasında da Ar-Ge alanında yatırımlar olarak ve diğer ülkelerle iş birliği içinde devam etmesi gerektiğinin önemine değindi. Aşı tereddütü ve aşı karşıtlığı konusunda sağlık çalışanlarının eğitilmesinin ileriye dönük hazırlıklılık açısından önemine de vurgu yaptı.

Salgından iyileşme döneminde sağlık eko-sistemimize dâhil edilmesi gereken önlemler arasında dijital inovasyon ve bu alanda yapılacak araştırmalara gereksinim olduğuna işaret eden Dr. Breen,  hastaların yeni çözümleri kabul etmek konusunda istekli olmalarının bu alanda çalışanlar için sürdürülebilir hedefler doğrultusunda daha yaratıcı çözümler bulmak konusunda itici bir güç olduğuna ve sorumluluk yüklediğine değindi. Tedarik zincirlerinin ve sağlık sistemlerinin sürdürülebilirliği ve kendilerine yetebilmelerinin gelecekte daha çok üzerinde durulan bir konu olacağına vurgu yapan Dr. Breen, bilgi ve veriye erişimin ve eldeki kaynakların toplumların ihtiyaçları doğrultusunda etkili bir şekilde kullanılmasının ve yeni çözümler üretilmesinin artan önemini ortaya koydu.

İkinci konuşmacı Nadina Iacob, pandemi ile ilgili gelinen noktada daha dar anlamda COVID-19 ile mücadele edebilmek için ve daha geniş anlamda sağlık sistemlerinin dayanıklılığını artırmak için uluslararasılaşmanın yanı sıra bölgesel iş birlikleri ve koordinasyonun yanı sıra uluslararası ve küresel iş birliği ile alınacak önlemlerin koordinasyonunun kilit kavramlar olarak  önemini vurguladı. Hedefli iş birliği ve koordinasyonun pandemi ile mücadelede son derece önemli olduğuna dikkat çeken Iacob, AB açısından önemli bir başarı olarak nitelediği  COVID Dijital  Sertifikası’nın Türkiye ile AB arasında yapılan iş birliği ve koordinasyona en iyi  örnek olduğuna değindi.  AB-Türkiye arasında diyaloğun devam etmesi için AB ile Türkiye arasında Kasım 2021 tarihinde gerçekleştirilen ilk Yüksek Seviyeli Sağlık Diyaloğu toplantısının ve  Sağlık ve Güvenlik Komitesi benzeri ortamların sadece COVID-19 pandemisi açısından değil, ileride de koordinasyon ve iş birliğinin devamı açısından son derece önemli olduğuna dikkat çekti.

Türkiye ve AB’nin pandemi karşısında iş birliği yapmak konusunda vardığı görüş birliğinin küresel düzeye taşınmasının ortak bir çalışma alanı olabileceğine dikkat çekti.  AB’nin bir süredir desteklediği uluslararası pandemi antlaşması fikrini yaygınlaştırmak amacıyla Türkiye ve AB’nin birbirlerini desteklemeleri ile ileride çıkabilecek sağlık krizlerine küresel düzeyde hazırlıklı olmak açısından olumlu sonuçlar doğurabileceğine vurgu yaptı.

İleride olabilecek sağlık tehditleri karşısında hazırlıklı olmak konusunda anahtar kelimenin dayanıklılık olduğuna dikkat çeken Iacob, sağlık sistemlerinin yeniden organizasyonunun, araştırma alanında yatırım ve iş birliği yapılması ve farklı uygulamalar konusunda karşılıklı bilgi alışverişini kapsayan kritik önem taşıdığına değindi. Iacob, pandemi ile birlikte kritik kararlar alabilmek için doğru ve güvenilir verilerin varlığının son derece önemli olduğunu, kamu sağlığı politikalarının belirlenmesinden ilaç tavsiyesine ve hedefe yönelik tedavilerin oluşturulmasına kadar her alanda ne kadar çok veri bir havuzda toplanırsa daha doğru çıkarım yapabilmeye olanak tanıması açısından verinin değerinin de bir o kadar arttığına işaret etti. Bu bağlamda AB ile Türkiye arasında mevcut yüksek seviyeli diyalog bağlamında olduğu kadar kamu sağlığını ilgilendiren daha farklı alanlarda da geliştirilebileceğini söyledi. Politika ortamının dijital sağlığın geliştirilmesi açısından son derece uygun olduğuna dikkat çeken Iacob, AB’de dijital sağlık alanında bir Avrupa Sağlık Veri Alanı yaratılması yönündeki girişimleri  vurguladı. Konunun Türkiye ile AB arasında üzerinde çalışma yapılabilecek sağlık alanındaki iş birliği alanlarından biri olarak ortaya çıktığına ve araştırmada iş birliği için standartların önemini vurgulayan Iacob, teknik veriler ve sistemlerin karşılıklı tanımasının olmazsa olmaz olduğuna değindi. 

Panelin bir diğer konuşmacısı olan Doç. Dr. Zeynep Güldem Ökem, dayanıklı sağlık sistemleri gündeminin 2008’deki ekonomik kriz ve ebola salgını dönemine geri gittiğini, ancak COVID-19 pandemisinden sonra büyük bir ivme kazandığını söyledi. Sağlık sistemlerinin dayanıklılığının sağlanması için diğer faktörlerin yanı sıra, sağlık ve ilgili sektörlerin bir arada çalışabilmesinin önemine dikkat çeken Ökem, yaşlı bakımı, araştırma ve inovasyon, üretim ve tedarik sistemleri ile sosyal güvenlik sistemlerinin dayanıklılığının da önemli olduğuna değindi.

Gelecekte daha dayanıklı sistemler için şeffaflığın yanısıra, veri ve bilgilerin uluslararası düzeyde paylaşılmasının önemine ve bunun içinde standartlara ve gerekli düzenlemelere  ihtiyaç olduğuna, tedarik zincirlerinin hızlı bir şekilde işlemesine, dijital uygulamaların devreye koyulabilmesine, sağlık çalışanlarının becerilerinin daha etkili bir şekilde artırılmasına gerek olduğuna vurgu yaptı. Son olarak AB ile Türkiye arasında iş birliği olanaklarına bakan Ökem, ortak birtakım özelliklerin varlığına işaret ederek Türkiye’de herkesin erişebileceği bir sağlık sistemi olduğuna ve ayrıca %10’un tamamlayıcı ve özel sağlık sigortası sahibi olduğuna dikkat çekmiş, e-reçete ve ilaç izleme ve takip sistemi ve geri ödeme konusunda da medula sistemi gibi dijital uygulamaların devreye girdiğini ve pandemi karşısında daha iyi bir cevap olanağı sağladığını vurguladı. Ayrıca yeni kurulan şehir hastaneleri ve yatak kapasitesinin ve özellikle ilaç ve üretim konusunda pazara erişim ve fiyatlama konusundaki düzenlemelerin AB standartlarına uygun olduğuna değinen Doç. Dr. Ökem, son olarak 2019 yılından itibaren hükümetin sağlık ve ilgili sektörleri ülkenin büyüme gündeminde öncelikli alanlar olarak tanımlamasından, destekler ve vergi muafiyetleri ve krediler sağlandığından bahsetti. Sağlık ve yaşlı bakımının da bu anlamda öncelik kapsamına alındığını ve Türkiye’nin özellikle AB’de yakın bir gelecekte sağlık turizmi için bir hedef ülke olmayı hedeflediğine değindi.

Panelin son konuşmacısı olan Doç. Dr. Çiğdem Nas, sağlığın toplumun temel dinamiklerinden biri olduğunu, DSÖ tanımına göre sağlığın sadece hasta olmamak değil bedence ruhça ve sosyal yönden tam iyilik hâli olduğunu söyleyerek başladığı konuşmasında sağlığın DSÖ  tarafından bir hak olarak tanındığına değindi.  Vatandaşlarının en üst düzeyde sağlıklarını temin etmenin hükümetlerin sorumlulukları içinde yer aldığını, bireyin sağlığının tek başına değil, toplumun sağlığı ile ve çevre kirliliği, doğaya erişim gibi konularla birlikte ele alınması gerektiğini söyledi. Sağlığı COVID-19 sağlık krizinin düşündürdükleri doğrultusunda yani toplumların dirençlilikleri, sürdürülebilirlik, eşitsizlik, sosyal politikalar konuları çerçevesinde ele aldı.

COVID-19’un bir hastalık olmanın ötesinde ekonomik, sosyal, siyasi meselelerle yakından ilişkili ve sınır aşan bir mesele olduğunu, sadece ulusal düzeyde ele alınamayacağını söyledikten sonra  ve yerel, ulusal, uluslararası ve küresel düzeyde birlikte çalışılması gereken koordine edilmesi gereken bir süreç olduğuna da vurgu yaptı. Sürdürülebilirlik açısından ele alındığında COVID-19 virüsünün zoonotik kaynaklı olduğunu, insan yaşamlarının giderek daha fazla doğal yaşam alanlarına girmesi nedeniyle  insan medeniyetinin geldiği noktanın sorgulanması ve nasıl daha dirençli ve sürdürülebilir bir insan yaşamı yaratılabileceği, yaşam tarzımızın nasıl adapte edilebileceği sorularını gündeme koyduğuna işaret etti. 

Doç. Dr. Nas, sağlığın yalnız başına değil de hükümet ve ulusüstü kuruluşların çabası ile elde edilebilecek ve toplumsal düzeyde elde edilmesi gereken bir ürün, hizmet olduğuna işaret etti; bu açıdan hükümetler tarafından evrensel bir güvence altına alınmasının çok büyük bir önem taşıdığını da ekledi.  Aşıya erişimde gerek ülkeler arası bölgesel gerekse çeşitli gruplar arasında yaşanan farklılıklar ve bundan kaynaklanan gelir dağılımı ve toplumsal cinsiyet temelinde eşitsizliğin daha üst düzeylere taşındığı da Doç. Dr. Nas’ın konuşmasında ele aldığı konular arasında yer aldı. Devletin rolünün sağlık alanında daha önemli hâle geldiği ve sosyal ekolojik sisteme geçişin ne kadar önemli olduğu, sağlığın kamusal düzeyde olması ve sağlıkta piyasalaşmanın mutlaka sınırları olması gerektiği de Doç. Dr. Nas’ın değindiği konulardandı. 

AB’nin  COVID-19 pandemisinin  ilk dönemlerinde çok eleştirilere maruz kaldığını ancak sonraları kendi yapısını güçlendirerek bir Sağlık Birliği oluşturmak yönünde adımlar sağlık alanındaki iş birliğinin sınırlarını çizmediğini mevcut durumdan çok daha ötesine gidebileceğini ve ilişkilerin canlanması hâlinde çok farklı bir noktaya taşınabileceğine de vurgu yaptı. John F. Ryan’ın sözünü ettiği Komite’ye Türkiye’nin katılımının önemli bir adım olacağına da değinen Doç. Dr. Nas, karşı karşıya olunan sorunun ortak bir sorun olduğunu, ortak bir dirençlilik oluşturmak ve yaşananlardan dersler çıkarmak suretiyle sosyo-ekonomik, iklim, dijitalleşme alanlarında dirençlilik geliştirmek için Türkiye ile AB’nin birlikte çalışması çok anlamlı olacağını, bu durumun Türkiye-AB ilişkileri kapsamında sınırları olmayan ve geliştirilmesi gereken yeni bir alan sunduğunu söyledi.

Webinar, konuşmacılara yöneltilen soruların ve cevaplarının ele alındığı soru ve cevap bölümüyle sona erdi.

 

2022

E-Bülten Kayıt

İKV KURUCU VE MÜTTEVELLİ KURUMLARI

© 2022 İKV Bütün Hakları Saklıdır.
Designed By: OrBiT