TÜRKİYE RAPORU’NUN ARDINDAN: AB ÜYELİK SÜRECİNİN CANLANDIRILMASI ÖNCELİKLİ HEDEF OLMALI

İKV Başkanı Ayhan Zeytinoğlu, bugün yayımlanan 21’inci Türkiye raporu ve AB genişleme stratejisi hakkında değerlendirmelerde bulundu. Başkan Zeytinoğlu, raporun Türkiye’nin AB için anahtar bir ortak ve aday ülke olduğunu tespit ettiğini ve göç ve mülteci konusu başta olmak üzere işbirliğinden memnuniyet duyulduğunu belirtti. Bunun yanında, raporun AB üyeliği için öngörülen siyasi ve ekonomik kriterler alanında da önemli tespitler barındırdığını vurgulayan Başkan Zeytinoğlu, AB kriterlerine uyum sürecinde gerileme olduğunun belirtildiğini ekledi. Başkan Zeytinoğlu, AB adayı bir ülke olarak, raporda yer alan değerlendirmelerin dikkate alınması gereğini ifade etti. Ancak bunun yanında, raporun eleştirilerde tek taraflı ve yapıcı olmayan bir yaklaşım sergilediğini de belirtti.

Başkan Zeytinoğlu şunları söyledi:

“Avrupa Komisyonu tarafından hazırlanan Türkiye raporu bugün yayımlandı. Rapor özellikle hukuk, yargı bağımsızlığı, ifade özgürlüğü, medya, denge ve denetleme mekanizmaları gibi siyasi kriterler üzerinde duruyor. Ancak bunların yanında, ekonomideki sorunlara da değiniyor. Raporun üzerinde durduğu yapısal reformlar, şeffaf yönetişim, demokrasi ve hukuk normları Türkiye’nin üyesi olduğu Avrupa Konseyi’nin kural ve standartları ile uyum gösteriyor. Ancak Türkiye’nin zorlandığı bu alanlarda olumlu gelişmelere kapıyı aralamak için sadece durum tespiti yapmak, ya da eleştirmek yeterli olmaz. Hem Türkiye’ye kapıyı kapatmak, hem de tek taraflı olarak eleştirmek tutarlı bir yaklaşım değil.”

“Türkiye’ye Kapıyı Kapatmayın; Müzakereleri Açın”

Başkan Zeytinoğlu, 2016’dan beri AB üyelik müzakerelerinde yeni bir faslın açılmadığını ve geçtiğimiz sene alınan karar ile gümrük birliği güncellenme sürecinin de başlatılmayacağının ifade edildiğini belirtti ve sözlerini şöyle sürdürdü:

“AB’nin aday ülkelerde ilerleme sağlamak için elindeki en önemli araç üyelik müzakereleri. Bu müzakerelerin temel amacı aday ülkeyi AB üyeliğine hazırlamak ve AB değerlerine yakınlaştırmak. Oysa AB Türkiye’nin durumunda elindeki bu mekanizmayı kullanmıyor. Türkiye’de hukuk, yargı ve özgürlükler alanında ilerleme sağlamak için bu konularla ilgili 23’üncü Faslın açılması en etkili adım olur. Ancak GKRY’nin blokajı sebebiyle açılamıyor. Zaten gümrük birliği ile ilgili 8 fasıl da yine Kıbrıs konusu sebebiyle askıya alınmış durumda. Türkiye gibi bir ülkenin AB ile ilişkilerini sadece Kıbrıs meselesine endekslemek AB’nin önemli bir hatası. Eleştirmek kolay. Esas olan ilerleme kaydetmek için Türkiye’ye destek olmak ve süreçleri işletmek. Müzakereleri canlandırmak şöyle dursun, gümrük birliğinin güncellenmesine ilişkin müzakereler dahi açılamadı. Vize serbestliğinde sonuçsuzluk devam ediyor. İlişkileri sadece mülteci meselesine indirgemek kısır bir politika. Türkiye AB için herhangi bir ülke değil, olamaz. Göç konusundan, terörle mücadeleye, enerjiden, yatırımlara, Balkanların istikrarından Suriye meselesine kadar Türkiye AB için son derecede önemli. AB Türkiye ilişkilerini çözümsüzlüğe terk etmek atılacak en yanlış adım olur. Tam tersine çok daha fazla işbirliği ve uyuma ihtiyaç var. AB Türkiye bağlarının güçlenmesi ve ortak çıkarların gözetilmesi bir kazan-kazan ilişkisini tetikler.”

 

“Amaç Bağcıyı Dövmek Değil, Üzüm Yemek Olmalı”

Başkan Zeytinoğlu, hukukun üstünlüğü, yargı bağımsızlığı, ifade özgürlüğü, demokratik denge ve denetleme mekanizmaları gibi alanlarda AB standartlarının evrensel demokrasi ve hukuk normları ile uyumlu olduğu ve bu alanlarda AB raporunun vurguladığı noktaların dikkate alınmasının önemine değindi. Başkan Zeytinoğlu, ekonomik kriterler alanında da raporun önemli sorunlara değindiğini belirtti. Bunun yanında, Türkiye’nin ticaret ve yatırım anlamında AB pazarına iyi derecede entegre olduğunun belirtilmesinin önemli olduğunu vurguladı. Komisyon’un bu tespite ek olarak gümrük birliğinin modernizasyonuna yönelik müzakerelerin başlatılmasına değinmediğini belirten Başkan Zeytinoğlu, Komisyon’un gümrük birliği güncellenme sürecine destek vermeye devam etmesinin iyi işleyen bir gümrük birliği ilişkisi için şart olduğunu vurguladı. İKV Başkanı, Türkiye’nin bütçe disiplini ve yapısal reformları uygulamaya koymasının gereğine işaret etti. Başkan Zeytinoğlu, raporun önemli tespitlerin yanında sıklıkla önyargılı ve dışlayıcı bakış açısına yenik düştüğünü de belirtti ve “amaç bağcıyı dövmek değil, üzüm yemek olmalı” dedi.

“AB Sürecinin Canlandırılması Reformları da Yeniden Gündeme Getirir”

Başkan Zeytinoğlu, Türkiye’nin Kopenhag kriterlerine uyumunu inceleyen bu raporun AB’nin genişleme stratejisi ve Türkiye-AB ilişkileri bağlamında ele alınması gerektiğini hatırlattı. İKV Başkanı, AB’nin içinden geçtiği zorlukların ve aşırı sağ hareketlerin yükselişinin AB’nin yeni üye alım sürecini de yavaşlattığını vurguladı. Buna rağmen, Komisyon’un Arnavutluk ve Kuzey Makedonya ile üyelik müzakerelerinin başlatılmasını önerdiğini belirten Başkan Zeytinoğlu, Avrupa’ya entegre olan bir Balkan bölgesinin istikrar ve güvenlik açısından daha güçlü olacağını belirtti.

İKV Başkanı, Türkiye ile müzakerelerin durma noktasına geldiği bir ortamda, AB üyelik hedefinin reform süreci üzerindeki etkisini kaybettiğini belirtti. Avrupa Komisyonu’nun AB genişleme müzakerelerini yürütmekten sorumlu olduğunu ve müzakerelerin Kıbrıs meselesi ve siyasi vetolar sebebiyle tıkanmasının Türkiye-AB ilişkilerine zarar verdiğinin altını çizdi. İKV Başkanı, aday ülkede AB değerleri doğrultusunda ilerleme sağlamak için en etkili aracın üyelik müzakereleri olduğunu ve AB’nin bu mekanizmayı çalıştırmayarak Türkiye ile müzakereleri açma kararı verdiği zamanki iradesini tersine çevirdiğini belirtti.

Başkan Zeytinoğlu, raporda Kıbrıs konusu ile ilgili değerlendirmelere de dikkat çekti:

“Raporun Kıbrıs ile ilgili bölümü de dikkat çekici. Kıbrıs’ta Türkiye tarafından doğal gaz aramaları bir AB üyesi devletin egemenlik haklarına saygısızlık olarak nitelenirken, KKTC’nin adanın münhasır ekonomik bölgesindeki hakları dikkate alınmamış. Rapor Türkiye’nin AB değerlerinden uzaklaştığı tespitini yaparken, AB’ye yakınlaşmayı sağlayacak herhangi bir öneride bulunmuyor. Avrupa’nın güvenliği için de son derecede önemli olan Türkiye gibi bir ülkenin karşı karşıya olduğu güvenlik risk ve sorunlarına gözlerini kapatarak, sadece eleştiriler üzerinden ilerlemesi raporun etkisini azaltıyor”.

2019

E-Bülten Kayıt

İKV KURUCU VE MÜTTEVELLİ KURUMLARI

© 2019 İKV Bütün Hakları Saklıdır.
Designed By: OrBiT