TARİHÇE

Avrupa kıtasında bir "Birlik" oluşturma fikri 14. yüzyıldan itibaren tarihçileri, filozofları, hukukçuları ve siyaset adamlarını cezbetmiştir. I. Dünya Savaşı sonrasında Avrupa'da bir "Birliğin" oluşturulmasına yönelik önemli fikirler üretilmiş olmasına rağmen bunların olgunlaşıp benimsenmesi ancak II. Dünya Savaşı sonrasında mümkün olmuştur. Bu sürecin ilk sonucu, siyasi temelli ve insan haklarını koruma, çoğulcu demokrasiyi sağlama amaçları üzerine kurulmuş bir uluslararası örgüt olan Avrupa Konseyi'nin 1949 yılında Strazburg'da kurulması olmuştur.

9 Mayıs 1950'de Fransız Dışişleri Bakanı Robert Schuman, Eski Milletler Cemiyeti Genel Sekreteri Jean Monnet'nin tasarısına dayanan ve birleşik Avrupa'nın temellerini atan Schuman Planı'nı yayımlamıştır. Schuman Planı, Avrupa'da barışın kurulabilmesi için Fransız-Alman dostluğunun şart olduğunu belirtiyor ve bu çekirdek etrafında Avrupa'nın bütünleşmesi gerektiği görüşünü esas alıyordu. Plana göre, yüzyıllardır Avrupa'da süregelen Fransız-Alman çekişmesini ortadan kaldırmanın yolu, yüksek bir otoritenin yönetimi altında, Fransız-Alman ortak kömür ve çelik üretimini sağlamak ve söz konusu örgütü bütün Avrupa ülkelerinin katılımına açık tutmaktı.

Bu çerçevede, 1951 yılında Federal Almanya, Fransa, İtalya, Hollanda, Belçika ve Lüksemburg, Paris'te imzaladıkları bir Antlaşma ile Avrupa Kömür ve Çelik Topluluğu'nu (AKÇT) kurmuşlardır. Böylece AKÇT ile devletler, tarihte ilk defa, kendi iradeleri ile ulusal egemenliklerinin bir kısmını uluslarüstü bir kuruma devretmişlerdir. II. Dünya Savaşı'ndan yeni çıkmış, milyonlarca vatandaşını kaybetmiş, ekonomik ve siyasi yıkım yaşayan Avrupa'da, entegrasyonun başta savaş sanayi olmak üzere o dönemdeki endüstriyel gelişim için büyük önem taşıyan bu iki sektörde başlaması tesadüf değildir. Nitekim kömür ve çelik sektöründe başlayan bu ekonomik entegrasyon Avrupa'da sürekli barışın sağlanmasının ilk adımı olmuş ve bugünkü AB'nin temeli böylece atılmıştır.

AKÇT'nin kurulmasından sonra, Avrupa Savunma Topluluğu ile Avrupa Siyasal Topluluğu'nun oluşturulmasına yönelik girişimler meydana gelmiş ancak bu çabalar sonuçsuz kalmıştır. Bir taraftan NATO'nun kurulması, diğer taraftan Avrupa bütünleşmesinin önce ekonomik alanda gerçekleşmesinin daha gerçekçi olacağı düşüncesi, çabaları ekonomik alanda yoğunlaştırmış ve 25 Mart 1957'de Roma'da Avrupa Ekonomik Topluluğu'nu (AET) kuran Antlaşma AKÇT üyesi altı ülke tarafından imzalanmıştır. AET gibi Avrupa Atom Enerjisi Topluluğu (EURATOM) da 1 Ocak 1958 tarihinde yürürlüğe giren Roma Antlaşması ile kurulmuştur. 1965'de kurucu üyelerin imzalamış oldukları "Birleşme Antlaşması" (füzyon antlaşması) sonucunda, AKÇT, AET ve EURATOM için tek bir Konsey, Komisyon ve Parlamento oluşturulmuş, bütçeleri birleştirilmiş ve "Avrupa Toplulukları" terimi kullanılmaya başlanmıştır.

Aynı dönemde, diğer bazı Avrupa ülkeleri (Avusturya, Danimarka, Norveç, Portekiz, İsveç, İsviçre ve İngiltere) İngiltere'nin önerisiyle 1960 yılında Stockholm'de imzalanan bir anlaşma ile Avrupa Serbest Ticaret Alanı'nı (EFTA) kurmuşlardır. EFTA ülkeleri kendi aralarında sanayi ürünlerinde gümrük ve eş etkili vergilerle diğer kısıtlamaları kaldırmışlar, ancak üçüncü ülkelere karşı ulusal mevzuatlarını uygulamayı sürdürmüşlerdir. Bu temel farkın dışında, o dönemde EFTA ile AET'nin önemli farklarından bir diğeri de EFTA'nın tarım sektörünü serbest ticaret alanı içine almaması olmuştur. Zaman içinde üyelerinin büyük bir kısmının AET'ye katılmasıyla eski önemini yitirmiş olan EFTA bugün, İzlanda, Liechtenstein, Norveç ve İsviçre'den oluşmaktadır ve AB ile EFTA'nın üç üyesi arasında (İzlanda, Liechtenstein, Norveç) bir Avrupa Ekonomik Alanı (AEA) kurulmuştur. 1968 yılında Gümrük Birliği'nin tamamlanarak yürürlüğe girmesiyle üye ülkelerin gümrük alanları, tek bir gümrük alanı haline gelmiştir.
 


Birliğin ilk genişlemesi, 1972'de İngiltere, Danimarka ve İrlanda'nın Topluluğa üyelik antlaşmalarının imzalanmasıyla gerçekleşmiş, ardından 1981'de Yunanistan ve 1986'da İspanya ve Portekiz'in katılmasıyla üye sayısı 12'ye yükselmiştir.


14 Haziran 1985 tarihinde Almanya, Belçika, Fransa, Lüksemburg ve Hollanda tarafından imzalanan Schengen Antaşması; taraf ülkelerin ortak sınırlarında kişilere tüm vize ve gümrük işlemlerinin kaldırılması ve üçüncü ülke vatandaşlarına yönelik ortak vize ve gümrük işlemleri uygulanmasını öngörmüştür. İtalya (1990), İspanya ve Portekiz (1991), Yunanistan (1992), Avusturya (1995), İsveç, Finlandiya ve Danimarka (1996) da anlaşmayı imzalayan ülkeler arasına katılmıştır. Birlik üyesi olmayan İzlanda ve Norveç'in de AB'nin serbest dolaşım alanına dahil edilmesi amacıyla, bu iki ülke ile 18 Mayıs 1999 tarihinde anlaşma yapılmıştır. 5 Haziran 2005 tarihinde de İsviçre, yapılan referandum sonucu Schengen Anlaşması'nı kabul etmiştir.

1 Temmuz 1987 tarihinde yürürlüğe giren Avrupa Tek Senedi ile Avrupa Toplulukları'nı kuran Antlaşmalar, ilk kez kapsamlı bir biçimde tadil edilmiştir. Avrupa Tek Senedi ile yeni ortak politikalar saptanmış, mevcut olanlar geliştirilmiştir. Bu çerçevede Roma Antlaşması'na sosyal politika, ekonomik ve sosyal uyum, çevre gibi konularda yeni maddeler eklenmiştir. Ayrıca, "işbirliği usulü" adı verilen bir sistem çerçevesinde Avrupa Parlamentosu'na Komisyon'un yasa koyma önerilerini ikinci kez değerlendirmek suretiyle yasama sürecini daha yakından etkileme imkânı verilmiştir. Yine Tek Senet ile, daha önce oybirliğinin gerekli olduğu, Ortak Gümrük Tarifesi'nde değişiklik yapılması, hizmetler, sermayenin serbest dolaşımı, ortak ulaşım politikaları konularında alınan kararların nitelikli çoğunluğa dayanması kararlaştırılmıştır. Üye ülkeler arasında "Avrupa Siyasi İşbirliği" aracılığı ile dış politikada işbirliği yapılması da Tek Senet ile karara bağlanmıştır.

Avrupa Topluluğu'nda tek para birimi ve ortak bir merkez bankası sistemine dayalı bir "Ekonomik ve Parasal Birlik" ile ortak dış politika ve savunma politikası perspektiflerine dayalı 'siyasi birlik' kurulmasını öngören Avrupa Birliği Antlaşması ise (Maastricht Antlaşması) 7 Şubat 1992 tarihinde imzalanmış ve 1 Kasım 1993 tarihinde yürürlüğe girmiştir. Maastricht Antlaşması ekonomik faaliyetlerin uyumlu ve dengeli gelişimini; enflasyonsuz, sürdürülebilir ve çevre korumasına önem veren bir büyümenin sağlanmasını; üye ülke ekonomilerinin uyum içinde birbirlerine yaklaşmasını ve Avrupa vatandaşları için daha güçlü bir Birlik yaratılmasını hedeflemiştir.

Antlaşma kapsamında,

  • Tek paraya geçilmesini sağlayacak bir ekonomik ve parasal birliğin kurulması;
  • AB vatandaşlarına yaşadıkları ülkenin belediyelerinde seçme ve seçilme hakkı veren bir Avrupa vatandaşlığının oluşturulması;
  • Avrupa güvenliğini sağlayacak ve demokrasi ve insan hakları gibi ortak değerleri savunacak bir ortak dış ve güvenlik politikasının meydana getirilmesi;
  • Birliğin iç güvenliğini sağlamak üzere hukuk ve içişlerinde işbirliğinin sağlanması konuları ele alınmıştır.

Ayrıca, eğitim, kültür, kamu sağlığı ve tüketicinin korunması, ulaştırma, vize politikası ve sanayi politikası gibi belirli politika alanları da Antlaşma kapsamına dâhil edilmiştir. Bu alanlarda oluşturulacak ortak politikalar ve ilgili AB mevzuatı üye ülkeler üzerinde bağlayıcı olacaktır. Antlaşma'nın getirdiği çok önemli bir yenilik de "yetki ikamesi" ilkesidir. Buna göre, ancak herhangi bir sorunun boyut ve niteliği nedeniyle, AB düzeyinde müdahalenin üye devletlerinkinden daha etkin olacağı hallerde AB yetki kullanacaktır.

Bu gelişmeler neticesinde, Maastricht Antlaşması ile Avrupa Toplulukları (AKÇT, AET, EURATOM) AB bünyesine dahil edilmiştir. AB'yi kuran bu Antlaşma ile AB'nin '"üç temel sütunu" oluşturulmuştur. Birinci sütun, Roma Antlaşması ile oluşturulan AET ve EURATOM ile Paris Antlaşması'yla kurulan AKÇT'ten meydana gelmektedir. Ekonomik ve Parasal Birlik ve daha önce bahsedilen yetkiler de bu sütuna dâhildir. İkinci sütun, Ortak Dışişleri Güvenlik Politikası'nı (ODGP) içermekte ve Avrupa çapında bir savunma politikasını başlatmayı hedeflemektedir. Üçüncü sütun ise, Adalet ve İçişlerini kapsamaktadır. Bu çerçevede, göç ve siyasi iltica alanlarında aralarındaki işbirliğini artırmak isteyen üye ülkeler bir Avrupa Polis Ofisi (Europol) kurmuşlardır. Ancak ikinci ve üçüncü sütun, karar alma mekanizmaları ve hükümetler arası karakterleri nedeniyle birinci sütundan farklıdır. Bu alanlarda, üye ülkeler, AB Zirveleri ya da Bakanlar Konseyi kanalıyla girişimde bulunabilirler. Ancak bu çerçevede alınan kararlar siyasi nitelikte olup Adalet Divanı önünde bağlayıcılıkları yoktur.

Ayrıca Maastricht Antlaşması varolan karar alma mekanizması yöntemlerini (Parlamento onayı, danışma ve işbirliği) bazı yeni alanlara genişletmiş ve buna ek olarak, yeni bir yöntem olan 'ortak karar alma' prosedürünü düzenlemiştir.

1 Ocak 1993'te Tek Pazar'ın oluşmasıyla birlikte, 12 üye ülke arasında malların, sermayenin, hizmetlerin ve insanların serbest dolaşımı tam anlamıyla sağlanmıştır. Haziran 1993'te ise AB Devlet ve Hükümet Başkanlarının AB'nin Merkez ve Doğu Avrupa Ülkeleri'ni (MDAÜ) kapsayacak şekilde genişlemesi yönünde karar aldıkları Kopenhag Zirvesi'nde, AB'ye üyelik kıstasları belirlenmiştir. "Kopenhag Kriterleri" olarak bilinen bu koşullar, AB üyelik başvurusu kabul edilen tüm aday ülkeler tarafından yerine getirilmesi gereken asgari koşulları ifade etmektedir. Siyasi ve ekonomik kriterler ile müktesebat uyumu olmak üzere üç grupta toplanan bu koşullar şunlardır;

  • Siyasi kriterler: AB Anlaşması'nın tam üyelikle ilgili maddesine eklenen  demokrasinin güvence altına alındığı istikrarlı bir kurumsal yapı, hukukun üstünlüğü, insan hakları ve azınlık haklarına saygı koşullarıdır.
  • Ekonomik kriterler: İyi işleyen bir pazar ekonomisi ve AB içindeki piyasa güçlerine ve rekabet baskısına karşı koyabilme kapasitesidir.
  • Topluluk müktesebatının kabulü: AB'nin çeşitli siyasi, ekonomik ve parasal hedeflerine bağlılık.

Birlik, 1 Ocak 1995'ten itibaren 'Avrupa Birliği' (AB) olarak anılmaya başlanmış, aynı yıl Avusturya, Finlandiya ve İsveç'in katılımıyla 15 üyeli hale gelmiştir.

Tek para birimine geçiş ve AB'nin genişlemesine ilişkin sürecin belirlenebilmesi amacıyla Mart 1996'da başlatılan Hükümetlerarası Konferans 16-17 Haziran 1997 tarihlerinde gerçekleştirilen Amsterdam Zirvesi ile tamamlanmıştır. Zirve toplantısında, AB'nin beşinci genişleme sürecine başlaması ve 1 Ocak 1999 tarihinde tek para birimi olan avroya geçilmesi teyit edilmiştir. Ayrıca Ortak Dışişleri ve Savunma Politikası, Adalet ve Güvenlik Politikası ve Maastricht Antlaşması üzerindeki bazı değişiklikleri içeren Amsterdam Antlaşması imzalanmış ve Mayıs 1999'da yürürlüğe girmiştir.

Amsterdam Antlaşması'nın hedeflerinden biri AB'nin, MDAÜ'ye doğru genişleme perspektifi dikkate alınarak, kurumsal ve siyasal yapısının güçlendirilmesi olmuştur. Ancak Antlaşma genişleme konusunda temel kurumsal mekanizmaları oluşturmada bekleneni verememiş, buna rağmen ortak karar mekanizmasını daha kolay işler hale getirecek bazı önemli değişiklikleri beraberinde getirmiştir.

Amsterdam Antlaşması'nın en önemli sonuçlarından biri, adalet ve içişleri konularının büyük bir kısmını Birinci Sütun kapsamına alması ve yeni öncelikler koymak suretiyle bir özgürlük, güvenlik ve adalet alanı yaratmasıdır. Nitekim Antlaşma'nın ana hedefi "dış sınır denetimleri, göç, sığınma ve suçla mücadele ve önlemeye ilişkin uygun tedbirler aracılığıyla, kişilerin serbest dolaşımının garanti edildiği bir özgürlük ve adalet alanı yaratarak Birliği korumak ve geliştirmek" olarak tanımlanmıştır.

Adalet ve içişleri alanlarında işbirliği konusunda Maastricht Antlaşması'nda sadece "demokrasinin ilkeleri" ve "temel haklar" yer alırken, Amsterdam Antlaşması'nda AB'nin özgürlük, demokrasi, insan hakları ve temel özgürlüklere saygı ile hukuk devleti ilkeleri üzerine kurulu olduğu belirtilmektedir. Avrupa Topluluğu, Amsterdam Antlaşması ile, AB içinde kişilerin serbest dolaşımı için gerekli olduğu ölçüde, göç ve iltica, dış sınırlar, ve medeni hukukta adli işbirliği konularında mevzuat çıkarma yetkisine sahip olmuştur. Ayrıca Antlaşma ile insan hakları alanında önemli bir adım atılmıştır. Antlaşma'nın 7’nci maddesine göre, insan haklarını sürekli ve ciddi olarak ihlal ettiği tespit edilen bir üye devlete karşı diğer üyelerin yaptırım uygulama hakkı doğmuştur. Bu maddeler şimdiye dek hiç uygulanmamış ancak uygulanabilme ihtimalinin varlığı dahi, üye ülkelerin insan hakları uygulamaları konusunda daha dikkatli davranmasını sağlamıştır.

Öte yandan Amsterdam Antlaşması ile, "polis, ceza ve gümrük işbirliği" Üçüncü Sütun'da bırakılırken, "vizeler, iltica, göç ve kişilerin serbest dolaşımıyla ilgili diğer politikalar" Birinci Sütun kapsamına alınmıştır. Ayrıca Antlaşma kapsamına, Schengen Anlaşması da alınmış, böylece AB müktesebatının bir parçası olan Schengen müktesebatına aday ülkelerin uyum sağlaması gerekliliği doğmuştur.

12-13 Aralık 1997 tarihlerinde yapılan Lüksemburg Zirvesi'nde ilk kez, 11 aday ülke arasında bir sınıflandırma söz konusu olmuştur. Kopenhag siyasi kriterlerini karşılayarak müzakerelere başlayan ülkeler (Çek Cumhuriyeti, Estonya, Macaristan, Polonya, Slovenya ve GKRY) "ilk dalga", siyasi kriterleri yerine getirmemiş ve henüz müzakereye hazır görünmeyen diğer ülkeler (Bulgaristan, Letonya, Litvanya, Romanya ve Slovakya) ise "ikinci dalga" ülkeleri olarak adlandırılmıştır. Bu ülkelerin mevzuatlarının ana başlıklar itibariyle Topluluk müktesebatına uyumunu tespit etmek amacıyla bir analitik inceleme süresi başlatılmıştır.

Genişleme süreci bir yandan devam ederken, AB, derinleşme çabalarını da sürdürmüştür. 1 Ocak 1999 tarihinde avro, 11 üye ülkede (Almanya, Avusturya, Belçika, Finlandiya, Fransa, Hollanda, İrlanda, İspanya, İtalya, Lüksemburg, Portekiz) resmi para birimi haline gelmiş ve üye ülkelerin ulusal paralarının avroya dönüşüm oranları geri dönülemez bir şekilde sabitlenmiştir. Danimarka ve İngiltere ile katılım şartlarını karşılayamayan Yunanistan ve İsveç ise "adaylar" olarak kalmışlardır. 1 Ocak 2002'de Avrupa ortak para birimi avro, 12 ülkede resmen tedavüle girmiş, banknot ve madeni para olarak kullanılmaya başlanmıştır. İyileşen ekonomik durumu sayesinde Yunanistan da Avro alanı için katılımcı ülke olmaya hak kazanmıştır.

23-24 Mart 2000 tarihlerinde gerçekleştirilen Lizbon Zirvesi'nde ise, AB'nin istihdamı güçlendirmeye ve bilgi üzerine kurulu bir ekonomi çerçevesinde ekonomik reform ve sosyal uyumu gerçekleştirmeye yönelik yeni stratejisi tanımlanmıştır. Lizbon Stratejisi olarak adlandırılan bu yeni yaklaşım ile başlayan süreç çerçevesinde AB'nin 2010 yılına kadar; "daha çok sayıda ve daha iyi iş ve daha büyük bir toplumsal uzlaşmayla, sürdürülebilir ekonomik büyümeyi gerçekleştirebilecek, bilgiye dayalı dünyanın en rekabetçi ve dinamik ekonomisi" haline getirilmesi amaçlanmıştır. Ancak Lizbon Stratejisi'nin kabul edilmesinden 2005 yılına dek geçen beş yıllık süre içinde öngörülen hedeflere ulaşılamadığı gözlemlenmiştir. Bunun üzerine Avrupa Komisyonu tarafından Lizbon Stratejisi'ni canlandırmak üzere 2005-2010 dönemi için yeni bir Sosyal Gündem oluşturularak 9 Şubat 2005 tarihinde açıklanmıştır.

7-9 Aralık 2000 tarihlerinde yapılan Nice Zirvesi'nde AB üyesi ülkeler, genişleme süreci kapsamında AB'nin gerçekleştirmesi gereken kurumsal reformlarla ilgili olarak Şubat 2000'de oluşturulan Hükümetlerarası Konferans (HAK) çerçevesinde varılan sonuçlar temelinde Kurucu Antlaşmalara değişiklik getiren bir Antlaşma üzerinde uzlaşmaya varmışlardır. 26 Şubat 2001 tarihinde imzalanan Nice Antlaşması, tüm üye ülkelerde onaylanmasının ardından 1 Şubat 2003 tarihinde yürürlüğe girmiştir. Başlıca amacı Birliği, yeni üyeler alarak genişlemeye hazırlamak olan bu Antlaşma, 15 üye ülke ve 12 aday ülkenin (Türkiye hariç) Avrupa Komisyonu ve Avrupa Parlamentosu'ndaki üye sayıları dağılımı ile AB Konseyi'nde karar almadaki oy ağırlıklarını belirlemiş, Bakanlar Konseyi'ndeki ağırlıklı oy oranlarını değiştirmiştir.

1 Mayıs 2004 tarihinde 10 ülke, Çek Cumhuriyeti, Estonya, GKRY, Letonya, Litvanya, Macaristan, Malta, Polonya, Slovakya ve Slovenya'nın katılımıyla Birlik, beşinci ve en büyük genişlemesini gerçekleştirmiştir.

28 Şubat 2002 tarihinde AB Anayasası taslağını oluşturmak üzere 105 üyeli "Avrupa'nın Geleceği Kurultayı" toplanmıştır. Kurultay, 16 aylık bir dönemin sonunda çalışmalarını tamamlamış ve taslak metni Hükümetlerarası Konferans'ta görüşülmek üzere AB Dönem Başkanlığı'na sunmuştur. Avrupa için bir Anayasa oluşturan Antlaşma Taslağı, 17-18 Haziran 2004 tarihlerinde Brüksel'de gerçekleştirilen Zirve sonunda kabul edilmiştir. AB Anayasası, üye ve aday ülke liderleri tarafından Roma'da imzalanmış böylece 29 Ekim 2004 tarihinde son şeklini almıştır. AB Anayasası, AB üye ülkelerinin siyasi bir birlik kurma yolunda attıkları en önemli adımı teşkil etmekte ve AB'nin temelini oluşturan kurucu antlaşmalar ile bugüne kadar onları değiştiren tüm antlaşmaları tek ve yeni bir metinde bütünleştirmektedir.

12 Ocak 2005 tarihinde Avrupa Parlamentosu tarafından kabul edilen Anayasa'nın yürürlüğe gireceği tarih olarak Anayasal Antlaşma'da 1 Kasım 2006 olarak belirtilmiştir. Ancak Anayasa'nın yürürlüğe girebilmesi için tüm üye ülkeler tarafından onaylanması gerekmektedir. Hâlihazırda, üye ülkeler, kendi Anayasaları tarafından belirlenen sisteme göre parlamento veya referandum kanalıyla onay sürecini sürdürmektedir. Ancak, üye devletlerden birinin dahi Anayasal Antlaşma'da belirtilen tarihe dek onaylamaması halinde yürürlüğe giremeyecek olan AB Anayasası zorlu bir onay süreci geçirmektedir. Özellikle, Fransa ve Hollanda'da gerçekleştirilen referandumlarda çıkan "hayır" kararı olumsuz etki yaratmıştır. Bu durum karşısında, 16-17 Haziran 2005 tarihlerinde Brüksel'de düzenlenen AB Hükümet ve Devlet Başkanları Zirvesi'nde, AB Anayasası onay sürecine ilişkin olarak, referandumlardan çıkan "hayır" sonuçlarının üye ülkeler arasında "domino etkisi" yaratmasını önlemek için onay sürecine bir yıl ara verilmesine karar verilmiştir. İngiltere, İrlanda, Portekiz, Danimarka, Çek Cumhuriyeti ve Slovenya karara uygun olarak onay sürecini dondururken, GKRY ve Lüksemburg gibi bazı üyeler süreci durdurmayarak AB Anayasası'na onay vermiştir.

22 Mart 2004 tarihinde AB’ye üyelik başvurusunda bulunan Makedonya, 16 Aralık 2005 tarihinde aday ülke ilan edilmiştir.

1 Ocak 2007 tarihinde Bulgaristan ve Romanya Avrupa Birliği üyesi olmuştur. Böylece, AB üye sayısı 27'ye yükselmiştir. Aynı zamanda Birlik'te kullanılan resmi dillerin sayısı 23 olmuştur.

Taslak Anayasa'nın Fransa ve Hollanda'da yapılan referandumlar sonucunda reddedilmesinin ardından 2007 yılında, başta kurumsal değişikliklerin yapılması ve karar alma süreçlerinin basitleştirilmesi amacıyla Lizbon Antlaşması üzerinde çalışmalar başlamıştır. 13 Aralık 2007 tarihinde Lizbon'da imzalanan Antlaşma, reddedilen Anayasa'da yer verilen sembolik öğeleri kapsamamakta ancak kurumsal ve işleyişe ilişkin değişiklikleri korumaktadır.

Antlaşma ile getirilen önemli değişiklikler şu şekilde özetlenebilir:

  • Avrupa Topluluğu'nu kuran Antlaşma'nın adı "AB'nin İşleyişine İlişkin Antlaşma" olarak değiştirilmektedir,
  • "Avrupa Topluluğu" ve "Topluluk" ifadeleri "Birlik" ile değiştirilerek AB'ye tüzel kişilik kazandırılmaktadır,
  • Konsey Başkanlığı sistemi değişmekte ve iki buçuk yıllığına atanacak bir başkan gelmektedir. Altı aylık dönem başkanlığı sistemi ise, üç ülkenin 18 aylık bir başkanlık takımı oluşturması ile değiştirilmektedir.
  • Dış politikada etkililiğin artırılması amacıyla "Dışişleri ve Güvenlik Politikası Birlik Yüksek Temsilcisi" getirilmektedir. Yüksek Temsilci'nin, görevlerini, yine bu Antlaşma'da belirtilen Avrupa Dış Faaliyetler Servisi ile işbirliğinde yürütmesi öngörülmektedir. Bu bağlamda, AB Antlaşması yeni Madde 13A, gerekli çalışmaların Antlaşma imzalandığı anda başlaması gerektiğini belirtmektedir.
  • Avrupa Komisyonu'nun üye sayısının 2009 yılından itibaren Üye Devlet sayısının üçte ikisi olması öngörülmektedir. AB Üye Devletleri sayısının bu işleme uygun olmaması halinde karar Konsey'e bırakılmaktadır.
  • Ulusal parlamentolar, Komisyon tarafından gayrıresmî olarak yapılan bilgilendirmenin, sekiz hafta içinde  Antlaşma'da belirlenen kurum tarafından yapılması şartı ile karar alma süreçlerine yakınlaştırılmaktadır.
  • Olağan yasama usulü olarak tanımlanan ortak karar usulünün kapsamının genişletilmesi ile Avrupa Parlamentosu'nun rolü güçlendirilmektedir. AP'ye aynı zamanda Komisyon Başkanı'nı seçme yetkisi tanınmaktadır.
  • Yeniden düzenlenen nitelikli çoğunluğa göre, 2014 yılından itibaren kararlar; AB nüfusunun yüzde 65'inin ve üye ülkelerin yüzde 55'inin desteği ile alınabilecektir. Ancak, 2017 yılına kadar üye ülkeler Nice sistemine göre oylama yapılmasını talep edebileceklerdir. Yeni sistem üye ülke nüfuslarının önemini artırmaktadır.
  • Antlaşma'nın imzalanmasından bir gün önce Strazburg'da kabul edilecek AB Temel Haklar Şartı, bazı üye devletlerin dışarıda kalmasına rağmen, diğer Üye Devletler için hukuki bağlayıcılık kazanmaktadır.
  • Güçlendirilmiş işbirliği, üye devletlerin, AB çerçevesinde, diğer üyeler dâhil olmasalar da gruplar halinde hareket edebilmeleri ilkesine dayanmaktadır. Grup üyeleri, diğer AB Üye Devletleri'ni davet etmeden nitelikli çoğunluk ile karar alabilmektedir. Bu model, dış politikaya ilişkin tüm alanlarda uygulanabilecektir.

Malta ve GKRY, 1 Ocak 2008 tarihinde avroya geçmiştir. Böylece 27 üyeli AB’de Avro Alanı’na dâhil ülke sayısı 15’e çıkmıştır.

Lizbon Antlaşması’nın kabulünü referanduma götürme kararı alan tek ülke olan İrlanda’da 12 Haziran 2008 tarihinde yapılan referandumda Lizbon Antlaşması, oyların yüzde 53,4’ünün aleyhte kullanılması sonucu reddedilmiştir. 19-20 Haziran 2008 tarihinde toplanan AB üye ülke devlet ve hükümet başkanları Zirvede, İrlanda’nın Lizbon Antlaşması’nı reddetmesi sonrasında AB’nin nasıl bir çözüm süreci izleyeceği konusu ele alınmıştır. AB Konseyi, Lizbon Antlaşması onay sürecine devam etmeyi kararlaştırmıştır. Zirve’de ayrıca, Slovakya’nın 1 Ocak 2009 itibariyle Avro Alanı’na dâhil edilmesine karar verilmiştir. 20 Haziran 2008 tarihinde Lizbon Antlaşması İngiltere Parlamentosu’nun üst kanadında (Lordlar Kamarası) 184 “hayır” oyuna karşı 277 oyla onaylanmıştır.

Karadağ 15 Aralık 2008 tarihinde AB'ye üyelik başvurusunda bulunmuştur. Avrupa Komisyonu, 9 Kasım 2010 tarihli görüşünde, Karadağ’ın aday ülke ilan edilmesini önererek ve müzakerelerin başlayabilmesi için ülkenin yedi öncelikli alandaki şartları yerine getirmesi gerektiğini vurgulamıştır. Komisyon’un tavsiyesi AB liderleri tarafından kabul edilmiş ve Karadağ 16 Aralık 2010 tarihinde aday ülke ilan edilmesinin ardından. 29 Haziran 2012 tarihinde AB Konseyi’nce alınan kararla Karadağ resmen katılım müzakerelerine başlamıştır.

Aralık 2008'de  İsviçre Schengen Alanı’na katılmıştır. Üye Devletler arasında iç sınır kontrollerinin kaldırılmasını amaçlayan Schengen Alanı 25 ülkeye genişlerken; İsviçre, İzlanda ve Norveç’ten sonra AB üyesi olmayan üçüncü Schengen ülkesi olmuştur.

1 Ocak 2009 tarihi itibariyle Slovakya Avro Alanı’na katılmıştır.

İrlanda'da, Lizbon Antlaşması için 3 Ekim 2009 tarihinde yapılan ikinci referandumda, yüzde 67,1 “evet”, yüzde 32,9 “hayır” oyu ile Antlaşmayı kabul edilmiştir.

16 Temmuz 2009 tarihinde İzlanda, AB üyelik başvurusunda bulunmuştur. Ancak, İzlanda Hükümeti Şubat 2014’te, referandum yapılmaksızın İzlanda’nın 2009 tarihli AB üyelik başvurusunun geri çekilmesine karar verdiğini açıklamıştır. Halkın tepkisi üzerine, İzlanda Hükümeti, 12 Mayıs 2014 tarihinde, üyelik başvurusunun geri çekilmesi kararının ertelendiğini açıklamıştır.

22 Aralık 2009 tarihinde Sırbistan AB üyelik başvurusunda bulunmuştur. Sırbistan, özellikle Eski Yugoslavya Uluslararası Ceza Mahkemesi (ICTY) ile işbirliği konusunda gerekenleri yapmadığı gerekçesiyle AB tarafından eleştirilmiştir. Avrupa Komisyonu, Sırbistan’ın üyelik müzakerelerine başlayabilmesi için tek bir öncelik belirlemiş ve tanımadığı Kosova ile ilişkilerinin normalleştirilmesini ve AB arabuluculuğunda Sırbistan ile Kosova arasında yürütülen Belgrad-Priştine diyaloğunda ilerleme kaydedilmesini şart koşmuştur. Mart 2012 AB Konseyi toplantısından önce Belgrad-Priştine diyaloğunda Kosova’nın bölgesel platformlarda temsili ve bütünleştirilmiş sınır yönetimi konularda anlaşmaya varılması ile Sırbistan, 1 Mart 2012’de aday ülke ilan edilmiştir.

2008 yılında ortaya çıkarak tüm dünyayı saran küresel krizden önemli derecede etkilenen AB ülkeleri kamu açığının yükselmesi, rekabet gücünün azalması, işsizliğin artması ve düşük ekonomik büyüme gibi ekonomik ve mali sorunlarla karşı karşıya kalmışlardır. Krizin olumsuz etkileri AB'de de ciddi boyutlarda hissedilmiş ve Avro Alanı ekonomisi 2009 yılında yüzde 4,1 oranında küçülerek tarihindeki en büyük daralmayı yaşamıştır. Yaşanan küresel kriz, AB ülkelerinin mali yapılarını etkileyerek kamu açıkları ve borç stoklarının önemli ölçüde artmasına ve birçok üye ülkede kamu maliyesinin sürdürülebilirliğinin tehlikeye girmesine neden olmuştur. 2010 yılında Yunanistan’da patlak veren borç krizi, kısa sürede diğer Avro Alanı ülkelerini de etkilemiş ve küresel kriz AB’de borç krizi ve ekonomik krize dönüşmüştür. Üye ülkelerde istikrar programları ve kurtarma paketleri uygulanmıştır.

22 Aralık 2009 tarihinde Sırbistan AB üyeliğine başvurmuştur.

2008 yılında ortaya çıkarak tüm dünyayı saran küresel krizden önemli derecede etkilenen AB ülkeleri, kamu açığının yükselmesi, rekabet gücünün azalması, işsizliğin artması ve düşük ekonomik büyüme gibi ekonomik ve mali sorunlarla karşı karşıya kalmışlardır. Krizin olumsuz etkileri AB'de de ciddi boyutlarda hissedilmiş ve Avro Alanı ekonomisi 2009 yılında yüzde 4,1 oranında küçülerek tarihindeki en büyük daralmayı yaşamıştır.  Yaşanan küresel kriz, AB ülkelerinin mali yapılarını etkileyerek kamu açıkları ve borç stoklarının önemli ölçüde artmasına ve birçok üye ülkede kamu maliyesinin sürdürülebilirliğinin tehlikeye girmesine neden olmuştur. 2010 yılında Yunanistan’da patlak veren borç krizi, kısa sürede diğer Avro Alanı ülkelerini de etkilemiş ve küresel kriz AB’de borç krizi ve ekonomik krize dönüşmüştür. Üye ülkelerde istikrar programları ve kurtarma paketleri uygulanmıştır.

Lizbon Stratejisi'nin yerini alan ve AB’nin yeni ekonomik dönüşüm stratejisini ve 2020 yılına kadar hedeflerini belirleyen Avrupa 2020 Stratejisi 2010 yılında ortaya koyulmuştur. 17 Temmuz 2010 tarihinde yapılan AB Konsey toplantısında, Avrupa 2020 hedefleri kabul edilmiştir.

Avrupa 2020 Stratejisi'nin üç temel önceliği şu şekildedir:

  • Bilgiye ve yeniliğe dayalı bir ekonomi geliştirerek akıllı büyüme,
  • Sürdürülebilir ekonomiyi düşük karbon ve az kaynak kullanarak ve rekabeti teşvik ederek sağlama,
  •  İstihdamı artıran, sosyal ve bölgesel uyumu ön plana çıkaran, kapsayıcı bir büyüme.

Temel önceliklere istinaden ortaya konulan beş temel hedef:

  • 20 ile 64 yaş arasındaki nüfusun yüzde 75’inin iş gücüne katılıyor olması,
  • AB GSMH'nin yüzde 3’ünün Ar-Ge'ye harcanması,
  • 2020 yılına kadar amaçlanan iklim ve enerji hedeflerine (20/20/20 olarak anılan üç hedef) ulaşılması,
  • Okulu bırakma oranının yüzde 10’un altına çekilmesinin ve gençlerin en az yüzde 40’ının bir yüksek öğrenim diploması almasının sağlanması,
  • Yoksulluk tehlikesi ile karşı karşıya olan insan sayısının 20 milyonun altına çekilmesi.

Avrupa 2020 Stratejisi aynı zamanda AB’nin krizden çıkış, büyüme ve küresel rekabet gücünü kazanmasının da anahtarı olarak görülmektedir. Komisyon bu 2020 hedeflerine ulaşmak için AB ve Üye Devletler tarafından uygulanması gereken yedi temel girişim de ortaya koymuştur. Bunlar: “Yenilik için Birlik”,  “Hareketteki Gençlik”, “Avrupa için Dijital Strateji”, “Düşük Kaynaklı Avrupa”, “Yeşil Büyüme için Sanayi Politikaları”, “Yeni Yetenekler ve İşler için Strateji” ve “Yoksulluğa Karşı Avrupa Platformu”dur.

9 Mayıs 2010 tarihinde Avrupa Finansal İstikrar Mekanizması (EFSM) ve Avrupa Finansal İstikrar Fonu (EFSF) kurulmuştur. EFSM mali açıdan zorluklar yaşayan AB Üye Devletleri’ne finansal destek sağlamak amacını gütmektedir. Geçici olarak kurulan bu mekanizma ciddi finansal güçlükler yaşayan ya da bu alanda risk altında bulunan Üye Devletlerin yanı sıra, kendi kontrolü dışında meydana gelen dış faktörler nedeniyle mali güçlükler yaşayan veya risk altında bulunan Üye Devlete de mali yardım sağlaması öngörülmüştür. EFSF ise Avro Alanı Üye Devletleri’nin mali açıdan sorunlar yaşamalarının AB’nin finansal istikrarına yönelik tehdit oluşturabileceği düşüncesiyle geçici mali destek sağlamak amacıyla kurulmuştur. EFSF'nin finansal piyasada tahvil ihraç ederek Üye Devletlere mali yardım sağlaması öngörülmüştür.

12 Mayıs 2010 tarihinde Avrupa Komisyonu İstikrar ve Büyüme Paktı’nın güçlendirilmesini öngören bir paket önerisinde bulunmuştur. Öneride üye ülkelerin ulusal bütçe ve reform planlarını hazırlarken “Avrupa Sömestri” ile koordine etmeleri öngörülmüştür. Avrupa Sömestri üye ülkelerin bütçe ve ekonomi politikalarını, AB düzeyinde kabul edilmiş hedef ve kurallar çerçevesinde döngüsel bir süreç içinde koordine etmelerini amaçlamaktadır. Avrupa Sömestri kapsamında Avrupa 2020 Stratejisi’nin ortaya koyduğu büyüme ve istihdam stratejileri doğrultusunda yapısal reformlar, İstikrar ve Büyüme Paktı doğrultusunda mali politikalar ve aşırı makroekonomik dengesizliklerin önlenmesine yönelik olarak politika koordinasyonu sağlanmaktadır.

26 Temmuz 2010 tarihinde Avrupa Dış Eylem Servisi kurulmuştur. Birlik Dışişleri ve Güvenlik Politikası Yüksek Temsilcisi’ne, Birliğin Ortak Dış ve Güvenlik Politikası'nı yürütme konusunda yardımcı olmak üzere kurulan bu Servis, Konsey ve Komisyon’un Genel Sekreterlikleri'nin ilgili bölümlerinde görevli memurlar ile üye devletlerin diplomatik birimlerince görevlendirilmiş personelden oluşmaktadır. Üye Devletlerin diplomatik birimleriyle işbirliği halinde çalışır.

1 Ocak 2011 itibariyle Estonya Avro Alanı’na katılmıştır. Böylece Avro Alanı’nın üye sayısı 17’ye yükselmiştir.

AB’de finansal krizle mücadele amacıyla kurulan yeni denetim kurumları faaliyete geçmiştir. Bu kapsamda bankalar ve finans şirketlerinin denetlenmesi için Avrupa Bankacılık Otoritesi (CEBS), menkul kıymetler piyasasının denetlenmesi için Avrupa Menkul Kıymetler ve Piyasaları Otoritesi (ESMA), sigortacılık ve emeklilik fonlarının denetlenmesi amacıyla Avrupa Sigortacılık ve Mesleki Emeklilik Fonları Otoritesi (EIOPA) 1 Ocak 2011tarihinde faaliyete başlamıştır.

Avro Alanı’nın Üye Devletleri ve Avro Alanı’nın dışında kalan altı ülke dâhil (Bulgaristan, Danimarka, Letonya, Litvanya, Polonya ve Romanya), AB’nin 23 Üye Devleti 11 Mart 2011 tarihinde Avro Paktı’nı imzalamışlardır. Çek Cumhuriyeti, Macaristan, İsveç ve İngiltere söz konusu Pakt’a dâhil olmamışlardır. Pakt, imzacı ülkelerin, rekabet ve uyum için daha güçlü ekonomik işbirliğinde bulunmayı taahhütte bulunmalarını öngörmüştür. Böylece parasal birliğin ekonomik ayağının güçlendirilmesi, Avro Alanı’nda daha iyi bir ekonomik politika koordinasyonuna ulaşılması, rekabet gücünün artırılması ve Üye Devletler arasında daha iyi bir uyum sağlanması amaçlanmıştır. Bu hedeflere ulaşmak için ise, temel kurala uyulması gerekmektedir.

Bu dört temel kural sırasıyla şunlardır: Alınacak yeni önlemlerin, AB’de mevcut olan ekonomik yönetişimi güçlendirme çabaları ile uyumlu olunması; rekabet ve ekonomik uyumu öncelikli olarak teşvik edecek alanları kapsayacak eylemlere odaklanılması; her yıl, üye ülkenin Devlet ve Hükümet Başkanları tarafından bu hedefleri gerçekleştirmeye yönelik somut ulusal taahhütlerinin belirlenmesi ve Tek Pazar’ın bütünlüğünün korunmasıdır.

Kuruluşundan bu yana önemli mesafe kaydedilen Tek Pazar’ın geliştirilmesi için  halen yapılması gerekenler olduğu düşüncesinden hareketle 13 Nisan 2011’de Avrupa Komisyonu tarafından “Tek Pazar I Sözleşmesi” kabul edilmiştir. Sözleşme ile Tek Pazarı’n canlandırılması için 12 eylem ortaya koyulmuştur. Avrupa Komisyonu Ekim 2012’de Tek Pazar’ın geliştirilmesi için yeni eylemler ortaya koyan Tek Pazar II Sözleşmesi’ni yayımlamıştır.

24-25 Mart 2011 tarihlerinde düzenlenen AB Konsey Zirvesi’nde, krize çözüm olarak mali istikrarın sağlanmasının yanı sıra akıllı sürdürülebilir, sosyal içerme ve istihdam artışı sağlayan ve AB’nin rekabet edebilirliğini artıran kapsamlı bir çözüm paketi dâhilinde Avrupa Sömestri ve ekonomi politikalarının koordinasyonunun iyileştirilmesine ilişkin Avro Artı Paktı kabul edilmiştir.

AB ile Güney Kore arasında 6 Ekim 2010 tarihinde Serbest Ticaret Anlaşması (STA) imzalanmış ve anlaşma 1 Temmuz 2011 tarihinde yürürlüğe girmiştir. Söz konusu STA, AB’nin 2007’de ortaya koyduğu yeni nesil serbest ticaret anlaşmalarından ilk tamamlanan ve AB’nin bir Asya ülkesiyle yaptığı ilk anlaşma olmasının yanı sıra AB’nin bu tarihe kadar imzaladığı en önemli ve en kapsamlı ikili ticari anlaşma olma özelliğini de taşımaktadır.

Avrupa Komisyonu tarafından 29 Eylül 2010 tarihinde sunulan ve “Altılı Paket” adı verilen mevzuat paketi, 13 Aralık 2011 tarihinde yürürlüğe girmiştir. AB ekonomik yönetişimi ve Avrupa Sömestri kapsamında tasarlanan beş tüzük ve bir yönergeden oluşan  Altılı Paket Ekonomik ve Parasal Birliğin yürürlüğe girmesinden itibaren getirilmiş olan en güçlü ekonomik yönetişim, mali ve makroekonomik gözetim aracıdır.  Mali alanda, Üye Devlet bütçeleri ve bütçe açıklarının kontrol altına alınmasını hedefleyen İstikrar ve Büyüme Paktı’nı güçlendirmeyi amaçlamaktadır. Altılı Paket aynı zamanda AB’de makroekonomik dengesizliklerin daha kapsamlı ve gelişmiş gözetimini sağlamaya yöneliktir.

Avrupa İstikrar Mekanizması (ESM), Avro Alanı Devletleri'nin 2 Şubat 2012 tarihinde imzaladığı hükümetlerarası antlaşma ile kurulmuş ve 8 Ekim 2012 tarihinde faaliyete geçmiştir. ESM,  EFSF’nin yerini almıştır.  Borç sorunu yaşayan ya da yaşama riski bulunan Avro Alanı ülkelerine mali destek sağlamak amacıyla oluşturulmuş daimi bir kurtarma fonudur. ESM ve EFSF’nin Haziran 2013’e kadar birlikte faaliyet göstermeleri öngörülmüştür. Daha sonra ESM, Avro Alanı Devletleri’nin mali yardım taleplerine cevap verecek tek ve daimi mekanizmasıdır.

AB’nin finansal istikrarının korunması ve finansal piyasaların bütünleşmesinin büyüme ve refaha olumlu katkı sağlaması sebebiyle bankacılık sisteminde de denetim bütünleştirilmesi öngörülmüş ve bu doğrultuda AB’de Bankacılık Birliği’nin sağlanması önemli bir hedef olarak belirlenmiştir. Bu kapsamda Avrupa Komisyonu 12 Eylül 2012 tarihinde bankacılık alanında tek ve ortak denetim mekanizması kurulmasına ilişkin Bankacılık Birliği mevzuat tasarısını sunmuştur. Bankacılık Birliği, Tek Banka Denetim Mekanizması ve Tek Banka Çözümleme Mekanizması’ndan oluşmaktadır 19 Ekim 2012’de AB Konseyi Tek Banka Denetim Mekanizmasına ilişkin yasal çerçevenin hazırlanmasına karar vermiştir. Konsey 19 Aralık 2013 tarihinde Tek Çözümleme Mekanizması’na ilişkin genel yaklaşımı kabul etmiştir.

1 Mart 2012 tarihinde AB Konseyi tarafından Sırbistan’a aday ülke statüsü verilmiştir.

2 Mart 2012 tarihinde Üye Devletler tarafından imzalanan Ekonomik ve Parasal Birlik’te İstikrar, Koordinasyon ve Yönetişim Antlaşması 1 Ocak 2013 tarihinde yürürlüğe girmiştir. Dengeli bütçe kuralı ve otomatik düzeltme mekanizması aracılığıyla Avro Alanı’nda mali disiplini güçlendirmeyi amaçlayan Antlaşma 12 Avro Alanı Devleti ve 8 AB Devleti olmak üzere 25 Üye Devlet tarafından onaylanmıştır. Diğer AB devletlerinin de katılımına açık olan bu antlaşma ya da Mali Sözleşme, taraf ülkelerin bütçelerinin dengede olmasını ya da fazla vermesini şart koşmaktadır. Bu çerçevede üye Devletlerin yıllık yapısal bütçe açığının, nominal GSYİH’nin yüzde 0,5’ini aşmaması hedeflenmektedir. Bunun yanında bütçe açığının uzun vadeli sürdürülebilirlik için her ülkeye mahsus belirlenen oranlarla uyumlu olması gerekmektedir. Antlaşma’da belirtilen bütçe disiplini ve otomatik düzeltme mekanizmasının iç hukuka aktarımının 1 Ocak 2014 tarihine kadar tamamlanması öngörülmüştür.

2012 Nobel Barış Ödülü'ne AB layık görülmüştür. Nobel Barış Ödülü AB’ye, Avrupa’da barış, uzlaşma, demokrasi ve insan haklarının ilerletilmesine katkısından dolayı 10 Aralık 2012 tarihinde düzenlenen törenle verilmiştir.

30 Mayıs 2013 tarihinde yürürlüğe giren ve iki tüzükten oluşan İkili Paket, Avrupa Sömestri adı altındaki ekonomik koordinasyon sürecinin yasal tabanını güçlendirmektedir. Avrupa Komisyonu’nun, Avro Alanı üyesi devletlerinin,  AB İstikrar ve Büyüme Paktı kapsamında belirlenen mali hedefleri yerine getirmek için neler yaptığının değerlendirmesine yardımcı olmaktadır. Ciddi mali zorluk yaşayan veya AB tarafından kurtarma programı uygulanan ülkeler için ise çok detaylı prosedürler öngörmektedir. İkili Paketin düzenlenmesinin amacı; Komisyon ve Konsey’e iletilen bilgilerin kapsamını ve sıklığını artırarak Üye Devletlerin mali durumlarını düzeltici eylemleri zamanında ve sürekli bir şekilde yerine getirmelerini sağlamak olarak belirlenmiştir.

Makedonya 2009 yılından bu yana AB ile katılım müzakerelerine başlamayı beklemesine rağmen, Yunanistan ile arasındaki isim anlaşmazlığı nedeniyle AB ile bütünleşme süreci tıkanıklığa uğramıştır. Yunanistan, Makedonya’nın anayasal ismini kullanmasının kendi kuzey topraklarındaki Makedonya bölgesi üzerinde hak iddiası taşıyabileceği gerekçesiyle ülkenin NATO üyeliğine ve AB ile katılım müzakerelerinin başlamasına karşı çıkmaktadır. Lahey’deki Uluslararası Adalet Divanı’nın, Aralık 2011’de, Makedonya’nın NATO’ya katılımını bloke ettiği gerekçesiyle Yunanistan’ı suçlu bulmasına rağmen, Yunanistan’ın blokajı devam etmektedir. Avrupa Komisyonu bu durumun üstesinden gelebilmek için katılım müzakerelerini canlandırmak üzere Makedonya ile Yüksek Düzey Katılım Diyaloğu’nu (High Level Accession Dialogue − HLAD) başlatmıştır. Avrupa Komisyonu 10 Ekim 2012’de dördüncü kez Makedonya ile katılım müzakerelerine başlanmasını önermiştir. Avrupa Komisyonu 16 Ekim 2013 tarihinde Genişleme Strateji Belgesi kapsamında açıkladığı 2013 yılı İlerleme Raporu’nda, Makedonya ile katılım müzakerelerine başlanmasını beşinci kez tavsiye etmiştir. 17 Aralık 2013 tarihinde gerçekleşen AB Genel İşler Konseyi toplantısında, Makedonya ile katılım müzakerelerine başlanmasına ilişkin bir karar verilmesi görüşüyle konunun 2014 yılında tekrar ele alınacağı ifade edilmiş; Avrupa Komisyonu Üsküp’ün HLAD kapsamındaki reformları uygulama performansını takip etmekle görevlendirilmiştir.

27-28 Haziran 2013 tarihinde yapılan AB Genel İşler Konseyi’nde Sırbistan ile üyelik müzakerelerine başlanmasına karar verilmiştir.Ardından, Sırbistan ile AB arasında üyelik müzakerelerine 21 Ocak 2014 tarihinde fiilen başlanmıştır.

Hırvatistan 1 Temmuz 2013 itibariyle AB’ye üye olmuş ve böylece AB’ye üye devlet sayısı 28’e yükselmiştir.

Avrupa Parlamentosu 3 Temmuz 2013 tarihinde yapılan oylama ile Letonya’nın Avro Alanı’na dâhil olmasına onay vermiştir.

AB ile ABD, aralarında bir Transatlantik Ticaret ve Yatırım Ortaklığı (TTIP) oluşturulmasını planlayarak, 13 Şubat 2013 tarihinde aralarında müzakerelerin başlatılması kararını en üst siyasi seviyede almışlardır. Temmuz 2013’te başlayan TTIP müzakereleri tamamlandığında, AB ve ABD’nin dünyadaki en kapsamlı ve en büyük ikili ticaret ve yatırım anlaşmasına imza atarak, birlikte dünya GSYİH’sinin yarısını ve dünya ticaretinin üçte birini kapsayacak ortak bir pazar yaratmaları söz konusu.

Avrupa Parlamentosu 15 Nisan 2014 tarihinde, Tek Denetim Mekanizması, Banka Kurtarma ve Çözümleme Yönergesi ve Mevduat Garanti Sistemi’nden oluşan Bankacılık Birliği’ne ilişkin düzenlemeleri kabul etmiştir. Banka Birliği’ne katılan üye ülkelerin ortak çözümleme fonuna ilişkin hükümetlerarası anlaşmayı da imzalamaları gerekmektedir. Tek Banka Denetim Mekanizması’nın 1 Ocak 2015 itibariyle ilk olarak, mekanizmaya katılan Avro Alanı ülkeleri için zorunlu hale gelmesi ve Avrupa Merkez Bankası’nın Kasım 2014’ten itibaren Avro Alanı bankalarını doğrudan denetleme yetkisine sahip olması öngörülmüştür.

28 Nisan 2009’da Arnavutluk AB’ye üyelik başvurusunda bulunmuştur. Avrupa Komisyonu, Kasım 2010’da Arnavutluk’un Birliğe üye olabilmesi için 12 kilit alanda gerekli reformları yerine getirmesi gerektiğini belirtmiştir. 26-27 Haziran tarihlerinde gerçekleşen AB Liderler Zirvesi’nde Arnavutluk’a aday ülke statüsü verilmesi kararı resmen alınmıştır.

26 Haziran 2013 tarihinde Avrupa Komisyonu, Avrupa Parlamentosu ve AB Konseyi arasında Ortak Tarım Politikasının (OTP) reformuna ilişkin olarak siyasi anlaşma sağlanmıştır. 16 Aralık 2013 tarihinde AB Tarım Bakanları Konseyi OTP reformuna ilişkin dört temel tüzüğü ve 2014 için geçiş önlemlerini kabul etmiştir.

Letonya, 1 Ocak 2014 itibarıyla Avro Alanı’na katılarak 2011’de Estonya’nın ardından avroya geçen ikinci Baltık ülkesi olmuştur.

Avrupa Komisyonu, 22 Ocak 2014 tarihinde kabul ettiği bildiriyle AB’yi sanayi üretiminin yeniden canlandırılması konusunda harekete geçmeye davet ederek güçlü ve yenilenmiş bir sanayi temeli olmadan Avrupa ekonomisinin sürdürülebilir bir şekilde varlığını devam ettiremeyeceğine işaret etmiştir. Sanayide yeni bir atılım gerektiği bu “Sanayi Rönesansı” adı verilen belge ile ortaya koyulmuştur.

AB Genel İşler Konseyi’nin 25 Haziran 2013 tarihinde Sırbistan ile katılım müzakerelerine başlanması yönündeki kararı, 27-28 Haziran 2013 tarihinde AB Liderler Zirvesi’nde kabul edilmiştir. Ardından, Sırbistan ile AB arasında üyelik müzakerelerine 21 Ocak 2014 tarihinde fiilen başlanmıştır.

AB Ekonomi ve Maliye Bakanları’nın 2013’te Litvanya’nın para birimi olarak avroyu kullanmasını oy birliği ile kabul etmesinden sonra Nisan 2014’te Litvanya Parlamentosu, 2015’te ülkenin avroya geçmesine imkân veren yasayı onaylamıştır. Litvanya, Avro Alanı'nın 19’uncu üyesi olacaktır.

Avrupa Parlamentosu seçimleri 22-25 Mayıs 2014 tarihleri arasında AB üye ülkelerinde gerçekleştirilmiştir. Avrupa vatandaşları, 1979 yılından bu yana sekizinci defa Avrupa seçimlerinde oy vererek AB’de kendilerini temsil edecek parlamenterleri seçmiştir. 2009 yılında yürürlüğe giren Lizbon Antlaşması sonrasında gücü artırılmış Parlamento’nun ilk seçimi olmuştur.

Avrupa Parlamentosu’nun 751 yeni üyesinin belirlendiği seçimlerde, Parlamentodaki iki büyük parti grubu olan, Avrupa merkez sağını temsil eden EPP (Avrupa Halk Partisi) ve Avrupa merkez solunu temsil eden S&D (Sosyalist ve Demokratlar İttifakı), yine oyların büyük çoğunluğunu alarak, AP’deki ağırlıklarını korumuştur. Önceki seçimlere göre iki grup da oy kaybetmiştir. Seçimlerinde Özgürlük ve Demokrasi için Avrupa grubu, Avrupa Birleşik Solu, Yeşiller ve Avrupa Serbest İttifakı oy oranını artıran partiler olmuştur. Oylarını artıran partiler genellikle Avrupa şüpheci özellikler sergileyen partilerden olmuştur. Avrupa Parlamentosu’nun 2014 yılı seçimlerinde, yarışan partiler, önceki seçimlerden farklı olarak, Avrupa Komisyonu Başkanlığı için de adaylarını belirlemişlerdir. Avrupa Komisyonu başkan adaylarından eski Lüksemburg Başbakanı ve eski Avro Bölgesi Başkanı Jean Claude Juncker, Avrupa Parlamentosu Genel Kurulu'nda 15 Temmuz 2014’te yapılan oylamada yeni AB Komisyonu Başkanı seçilmiştir.

Haziran 2014’te AB ile Gürcistan, Moldovya ve Ukrayna arasında Ortaklık anlaşmaları imzalanmıştır. 

1 Temmuz 2014 itibarıyla AB Konsey dönem başkanlığı 6 aylığına İtalya’ya geçmiştir. AP üyeleri 1 Temmuz 2014 tarihinde Alman Sosyalist Martin Schulz’u yeniden 2,5 yıllık bir dönem daha AP Başkanlığına getirilmiştir. 30 Ağustos 2014 tarihinde özel bir AB Konseyi toplantısında Polonya Başbakanı Donald Tusk AB Konsey Başkanı, İtalyan Dış İşleri Bakanı Federica Mogherini ise AB Dış İlişkiler ve Güvenlik Politikası Yüksek Temsilcisi olarak atanmışlardır.

Brüksel’de toplanan AB liderleri 24 Ekim 2014 tarihinde 2030 yılına kadar 1990 yılına göre zararlı emisyonları %40 oranında azaltma hedefiyle dünyanın en iddialı iklim hedefleri üzerinde anlaşmaya varmışlardır.

1 Kasım 2014 itibarıyla Lizbon Anlaşması’nda öngörüldüğü üzere Bakanlar Konseyi’nde karar almaya ilişkin olarak yeni kurallar yürürlüğe girmiştir. Bundan önceki sisteme göre her ülkenin kendisine ayrılmış olan belli bir oyu varken bundan sonra yeni bir yasanın veya kararın nitelikli çoğunluk ile kabul edilebilmesi için hem Üye Devletler hem de halk tarafından ‘çifte çoğunluk’ alması gerekmektedir.

Amacı 2008 ekonomik krizinin ardından bankacılık sistemindeki zayıflıkları önlemek olan Avrupa Bankacılık Birliği’ne doğru bir adım atılarak Bankalar için Tek Denetim Mekanizması 4 Kasım 2014 itibarıyla yürürlüğe konmuştur. Avrupa Merkez Bankası, diğer ulusal kurumlar ile birlikte çalışmak suretiyle, avro alanındaki bankaların güvenli ve güvenilir bir şekilde çalıştığını denetleme rolünü üstlenmiş ve yayımladığı bir ‘stres testi’ ile en büyük 130 bankanın sağlamlığının detaylı bir analizini yapmıştır.

26 Kasım 2014 tarihinde aldığı bir karar ile Komisyon öncelikleri dahilinde Avrupa’nın büyümesini sağlamak ve istihdamı artırmak amacıyla ve 1,3 milyon yeni iş yaratacağı beklentisiyle  315 milyar avroluk bir yatırım planı açıklamıştır. AB Konseyi,  18 aralık 2014 tarihinde 2015-2017 yılları arasında bu 315 milyar avroluk yeni yatırımı harekete getirmek amacıyla bir Avrupa Stratejik Yatırım Fonu ( European Fund for Strategic Investments -EFSI) kurulmasına destek vermiştir.

1 Aralık 2014 itibarıyla eski Polonya Başbakanı Donald Tusk, AB’nin Konsey Başkanlığı görevini Herman Van Rompuy’dan  devralmıştır. 1 Ocak 2015 tarihinde ise Letonya altı aylığına AB Konsey dönem başkanlığını devralmıştır.

Litvanya avroyu kabul ederek avro alanındaki 19. ülke olmuştur.

25 Şubat 2015 tarihinde Avrupa Komisyonu dayanıklı bir Enerji Birliği kurmak amacıyla ileriye dönük bir iklim değişikliği politikasını da benimseyerek bir strateji kabul etmiş ve 19 Mart’ta Avrupa liderleri  bir araya gelerek AB’de ucuz, güvenli ve sürdürülebilir enerji sağlamak taahhütlerine vurgu yaparak Enerji Birliği oluşturmak yönünde karar almışlardır. AB’de kurumlar vergisinden kaçınma ve haksız rekabet ile mücadele gündeminin bir parçası olarak vergi şeffaflığına ilişkin Avrupa Komisyonu 18 Mart tarihinde bir önlemler paketi sunmuştur. Buna ek olarak Avrupa’nın dijital geleceğine hazırlık amacıyla Dijital Tek Pazar yaratmak için 6 Mayıs 2015 tarihinde detaylı bir plan açıklamıştır.

AB Başkanı olan Avrupa Komisyonu Başkanı Jean-Claude Juncker, AB Zirvesi Başkanı Donald Tusk, Eurogroup Başkanı Jeroen Dijsselbloem, Avrupa Merkez Bankası Başkanı Mario Draghi ve Avrupa Parlamentosu Başkanı Martin Schulz’un birlikte hazırladıkları  ve 2015-2025 tarihleri arasında Ekonomik ve Parasal Birlik alanında daha fazla derinleşme için iddialı bir plan içeren raporu 22 Haziran tarihinde açıklamışlardır.

Lüksemburg 1 Temmuz 2015 itibarıyla AB Konsey Başkanlığını altı aylığına devralmıştır.

Yunanistan’ın yaşadığı ekonomik sorunlar ve kamu borcuna ilişkin yapılan çeşitli görüşmelerin ardından 5 Temmuz 2015 tarihinde Yunanistan’da yapılan bir referandumda Avrupa Komisyonu, IMF ve Avrupa Merkez Bankası’nın ortaklaşa hazırladıkları destek programı %39’a karşı %61 oyla reddedilmiş, 13 Temmuz tarihinde Brüksel’de yapılan Zirve’de bir araya gelen avro bölgesi liderleri ile Yunan hükümeti aralarında Avrupa İstikrar Mekanizması altında sıkı tedbirlere tabi olmak üzere  ve 35 milyar avro tutarında büyüme ve istihdam desteği de içeren Yunanistan için yeni bir destek programı üzerinde anlaşmaya varmışlardır. Daha sonra 20 Ağustos tarihinde Avrupa Komisyonu istikrar destek programı için Yunanistan’la bir Uzlaşı Belgesi imzalamıştır. Bu belgeye göre Avrupa İstikrar Mekanizması üç yıl içinde 86 milyar avro tutarında kredi verecektir.

AB Dış İlişkiler ve Güvenlik Politikası Yüksek Temsilcisi Federica Mogherini tarafından temsil edilen AB’nin de aralarında bulunduğu önde gelen ülke liderleri ile İran arasında 14 Temmuz 2015 tarihinde İran’ın nükleer programı üzerinde anlaşmaya varılmıştır. Anlaşma İran’ın nükleer programının yalnızca sivil amaçlar için kullanacağını garanti altına almayı ve uzun süredir İran’a uygulanan ekonomik yaptırımların kaldırılmasını öngörmektedir.

AB ile Vietnam 2,5 yıl süren uzun müzakerelerden sonra 6 Ağustos 2015 tarihinde ilke olarak bir serbest ticaret anlaşması (STA) üzerinde anlaşmaya varmışlardır.

Avrupa Komisyon Başkanı Jean-Claude Juncker 9 Eylül 2015 tarihinde yaptığı Birliğin Durumu konuşmasında AB’nin geleceği için açıkladığı siyasi vizyonu büyük ölçüde göçmen krizinin ortaya çıkardığı sorunlar, avro ve dış politikanın geleceği konuları üzerinde yoğunlaşmıştır.

Göç konusu AB’de 2015 yılına damga vuran konulardan birisi olmuştur. Bu çerçevede 23 Nisan 2015 tarihinde Brüksel’de yapılan özel bir AB Konseyi toplantısında Avrupa’ya botlarla geçmeye çalışırken 1800 göçmenin Akdeniz’de yaşamlarını kaybetmesi karşısında AB liderleri dört öncelik üzerinde anlaşmaya varmışlardı. Bunlar: insan kaçakçılarıyla mücadele için önlemler, düzensiz göçmenlerin iadesi için yeni bir program, çatışma bölgelerinden gelen göçmenler için daha fazla koruma ve AB’nin Orta Akdeniz’deki arama ve kurtarma operasyonları için kaynakların üç katına çıkarılması. Ayrıca 10 Ağustos 2015 tarihinde Avrupa Komisyonu yoğun göç akımlarına uğrayan Yunanistan ve İtalya gibi AB ülkelerine yardım amacıyla İltica, Göç ve Entegrasyon Fonu (AMIF) ve İç Güvenlik Fonu (ISF) altında yer alan toplam 2,4 milyar avro tutarındaki 23 yardım programına onay vermişti. Daha sonra 22 Eylül 2015 tarihinde ise AB İç İşleri Bakanları, büyük bir çoğunluğu Suriye’deki savaştan kaçarak özellikle İtalya ve Yunanistan’a kaçan ve uluslararası koruma ihtiyacı içinde olan 120.000 mülteciyi başka AB ülkelerinde yeniden yerleştirme kararı almıştır. Çok sayıda mültecinin Yunanistan’dan başka AB ülkelerine gitmek üzere yola çıkıp bazı sınırları kapalı bulmaları nedeniyle geçici olarak alınan bu tedbir sonrası Komisyon bu krizi yönetmek amacıyla başka birçok önlemle birlikte sürekli olacak bir yeniden yerleştirme sistemi oluşturmayı önermiştir.

Ertesi gün yapılan resmi olmayan AB Zirve’sinde BM’in göçmenlere yardım amacıyla yaptıklarına ek olarak 1 milyar avro daha yardım fonu da dahil olmak üzere göçmenlerle ilgili bir dizi karar daha alınmış, 15 Ekim’de Brüksel’de yapılan AB Konsey toplantısının ana gündem maddesi yine göç ve göçmen krizi olmuştur. Arnavutluk, Avusturya, Bulgaristan, Hırvatistan, Eski Yugoslav Makedonya Cumhuriyeti, Almanya, Macaristan, Romanya, Sırbistan ve Slovenya temsilcileri  25 Ekim 2015 tarihinde Brüksel’de bir araya gelerek göç yolu üzerinde bulunan ülkeler arasında işbirliği ve danışma konularında iyileştirme sağlamak amacıyla pragmatik operasyonal önlemler almak yönünde karar varmışlardır.AB devlet ve hükümet başkanları Türkiye ile 29 Kasım 2015 tarihinde bir zirve toplantısı yapmış, Suriye’deki durum nedeniyle ortaya çıkan mülteci krizi nedeniyle ortak bir eylem planı kabul etmişlerdir. AB ve Üye Devletler Türkiye ile işbirliğini ve siyasi ve mali katkılarını önemli ölçüde artırmaya karar vermişlerdir. Bu arada Valetta’da göç üzerine yapılan 12 Kasım 2015 tarihli zirvede Avrupa ve Afrika devlet ve hükümet başkanları mevcut sorunlara cevap verebilmek için işbirliğini güçlendirmek amacıyla iyi yönetilen göç ve kıtalar arası hareketliliğin yararlarını da düşünerek bir eylem planı üzerinde anlaşmaya varmışlardır.

21 Ekim 2015 Avrupa Komisyonu'nun Ekonomik ve Parasal Birliği tamamlamak yönünde elle tutulur adımlar attığı bir tarih olmuştur. Bu çerçevede Komisyon, ‘Avrupa Sömestr’ içinde ekonomi politikasının koordine ediliş şeklinin reforme edilmesini ve her ülkede ‘Ulusal Rekabetçilik Kurulu’ oluşturulmasını önermiştir.Tek Pazar’ın güçlendirilmesi amacıyla Avrupa Komisyonu 28 Ekim tarihinde içlerinde ‘işbirlikçi ekonomi’ nin tanıtımı ve start-up şirketlerin büyümesine yardım ve hizmetlerin sınırlar ötesi daha kolay sunulmasını sağlamak da dahil olmak üzere bir dizi öneri paketi ortaya koymuştur.

AB ülkelerinde gerçekleştirilen terör saldırıları AB’nin birlikte hareket etme yönünde birtakım girişimlerde bulunması sonucunu yaratmıştır. 7 Ocak 2015 tarihinde Paris’te bulunan Charlie Hebdo dergisine yapılan terörist saldırı sonucu Avrupa genelinde ifade özgürlüğünü desteklemek üzere çeşitli gösteriler yapılmış, Avrupa düzeyinde terörizmle mücadele için yeni girişimlerde bulunulmuştur.Yine 13 Kasım’da Paris’te aynı anda birkaç mekanda gerçekleştirilen terör saldırısının 130 kişinin yaşamını kaybetmesiyle sonuçlanması üzerine AB liderleri ve devlet ve hükümet başkanları ortak bir açıklamayla bu terör eylemlerini kınadıklarını ve ‘kendilerine karşı bir saldırı’ olarak kabul ettiklerini ve ‘gerekli her yolu deneyerek ve acımasız bir kararlılıkla bu tehdide karşı mücadele’ edeceklerini söylemişlerdir.

İklim değişikliği konusu da AB’nin üzerinde önemle durduğu konulardan biri olarak bu konuda 12 Aralık 2015 tarihinde Paris’te gerçekleştirilen, AB’nin de öncü rol oynadığı BM konferansında 195 ülke iklim değişikliği üzerine yeni bir anlaşmayı imzalanması önemli bir gelişmedir. Anlaşma küresel ısınmayı sanayileşme öncesi döneme göre 2°C’nin oldukça altında tutmak için bir eylem planı içermektedir.

Hollanda 1 Ocak 2016 itibarıyla altı aylığına AB Konsey dönem başkanlığını devralmıştır.

7 Mart 2016 tarihinde AB ve Türk liderler göç ve mülteci krizi üzerine işbirliğini güçlendirmek amacıyla bir araya gelmişlerdir. Ardından 17-18 Mart tarihlerinde Brüksel’de düzenlenen bir AB Konseyi toplantısında Türkiye’den Yunanistan’a deniz yoluyla gerçekleşen düzensiz göçün azaltılmasını hedefleyen bir anlaşmaya varmışlardır. Anlaşmaya göre Yunanistan’a deniz yoluyla geçmiş olan kişileri Türkiye geri alacak, Türkiye’den bazı mülteciler AB’de yeniden yerleştirilecekler ve AB Türkiye’deki mültecilere yaptığı yardımı artıracaktı. 23 Mayıs 2016  tarihinde İstanbul’da düzenlenen Dünya İnsani Yardım Zirvesi’nde de AB, BM’in dünyada kriz içinde bulunan insanlara yardımı iyileştirmeye ve gelecekte olması muhtemel insani krizlerin oluşmasını azaltmak amacıyla yaptıklarına olan bağlılığını ve desteğini vereceğini açıkladı.

2016 yılına damgasını vuran en önemli konulardan biri Birleşik Krallık’ın AB’den ayrılma kararı ve ardından başlayan uzun ve sancılı sürecin başlaması oldu. Birleşik Krallık Başbakanı David Cameron, Birleşik Krallık’ın AB’de kalıp kalmamasına karar vermek üzere yapılacak olan referandumun tarihini 23 Haziran 2016 olarak açıklamasından sonraki gelişmeler BK ve AB için yaşamsal nitelikte olmuş ve Birleşik Krallık-AB ilişkileri için de dönüm noktası olmuştur. Yapılan referandumda %48’e karşı %52 oyla Birleşik Krallık AB’den çekilme yönünde oy kullanmıştır. Bir Üye Devletin ayrılması durumunda nasıl bir prosedür izleneceği AB Anlaşması’nın 50. Maddesinde yer almaktadır. BK’ın ayrılmasının şartları üzerindeki müzakereler tamamlanana kadar  BK’nın, AB üyesi olarak kalmaya devam edeceği belirtilmiştir. AB liderleri 28 Haziran’da AB Konsey’inde bir araya gelerek BK referandumunun sonuçlarının ve  AB’den ayrılmasının siyasi sonuçları üzerine ve yine göç krizi, büyüme ve istihdamı artırmak amacıyla tek pazarın derinleştirilmesi ve NATO ile birlikte daha yakın çalışmak suretiyle AB’nin güvenliğinin artırılması konularında görüşmüşlerdir. ayın 29’unda da AB liderleri ve AB Konsey ve Komisyon Başkanları ilk defa BK olmaksızın bir araya gelmiş, BK’ın AB’den ayrılmasından üzüntü duyduklarını ancak bundan sonra neler yapılacağına ilişkin kararlılıklarını belirtmişlerdir. Bu kararın devamı niteliğinde  Bratislav’da 16 Eylül 2016 tarihinde bir araya gelen 27 üye ülke devlet ve hükümet başkanları ileriye dönük hedefleri ortaya koyan Bratislav Deklarasyonu ve Yol Haritası’nı imzalamışlardır.

1 Temmuz 2016’da AB Konsey Başkanlığı Slovakya’ya geçmiştir.

13 Temmuz 2016 tarihinde AB üyesi ülke liderleri ile Çinli liderler Pekin’de bir araya gelerek stratejik ortaklıkta ilerleme kararı almışlar ve aynı yıl içinde bir araya gelerek AB ile Çin arasında bir tur insan hakları diyaloğu daha yapmak üzerinde anlaşmışlardır.

16 Şubat 2016 tarihinde Avrupa Komisyonu enerji güvenliği paketini sunmuştur. Paket enerji alanında temel bir dönüşüm gerçekleştirmek suretiyle AB’deki tüketicilere sürdürülebilir, rekabetçi ve ucuz enerji sağlamayı hedefleyen öneriler içermektedir. 20 Temmuz 2016 tarihinde Avrupa Komisyonu, Avrupa’da tüm sektörlerde düşük karbonlu emisyonlara geçişi hızlandırmayı hedefleyen Enerji Birliği ve İklim Eylem paketini açıklamıştır. AB Bakanları 2015 yılın aralık ayında kararlaştırılan BM iklim değişikliği üzerine olan ‘Paris Anlaşması’nın AB tarafından onaylanmasına onay verdikten sonra anlaşma 30 Eylül 2016 itibarıyla yürürlüğe girmiştir. 30 Kasım 2016’da ise Avrupa Komisyonu ‘Tüm Avrupalılar için Temiz Enerji’ adı altında bir önlemler paketini açıklamıştır. Pakette yer alan hedefler enerji etkinliğine öncelik vermek, yenilenebilir enerji konularında küresel liderliği hedeflemek ve tüketicilere adil bir öneri getirmek olarak belirtilmiştir.

14 Eylül 2016 tarihinde yaptığı Birliğin Durumu konuşmasında Avrupa Komisyon Başkanı Jean-Claude Juncker daha iyi bir Avrupa vizyonunu ‘koruyan, güçlendiren ve savunan bir Avrupa’ olarak ortaya koymuştur. Komisyon Başkanı gençlere, işsizlere ve start-up’lara yatırım yapılmasının gereğinin altını çizmiştir.Avrupa Parlamentosu, AB Konseyi ve Avrupa Komisyon Başkanları ana politikalarda elle tutulur bir gelişme sağlamak amacıyla bir dizi AB öncelikli önerilerini hızlandırmak için 13 Aralık 2016 tarihli ortak bir deklarasyonu imzalamışlardır.

AB’nin dış sınırlarını yönetmek ve güvenliğini sağlamak üzere bir Avrupa Sınır ve Sahil Koruma Ajansı kurulması ve resmen yürürlüğe girmesi de AB’nin karşı karşıya kaldığı sorunlara cevap olarak değişen önceliklerinin bir yansıması olmuştur.

Yine  bu dönemde Avrupa Komisyonu, kurumlar vergisinden kaçınan 28 AB ülkesindeki büyük şirketleri hedef alan 28 Ocak 2016 tarihli Vergiden Kaçınmayla Mücadele Paketi çerçevesinde bir dizi önlemi yürürlüğe koymuştu. Bu paketle vergi şeffaflığını artırmak ve AB Üye Devletlerindeki tüm işletmelerin eşit bir ortamda çalışabilmelerini sağlamak hedeflenmiştir. Yılın sonunda 21 Aralık 2016 tarihinde ise Avrupa Komisyonu, AB’nin terörizmle ve kara para aklama, yasadışı para transferleri, varlıkları dondurma veya el koyma gibi örgütlü suçlarla mücadelede kapasitesini artırmak için bir dizi önlem kabul etmiştir.

1 Ocak 2017 tarihinde AB Konsey dönem başkanlığını Malta ilk defa olarak devralmıştır. Başkanlığı sırasında öncelik verdiği konuları göç, güvenlik, sosyal kapsayıcılık, tek pazar, ve Avrupa’nın komşuluk alanı ile denizcilik politikaları olarak belirtmiştir. Yine 1 Ocak tarihinde Üye Devletlerini çok uluslu şirketler için verilmiş olan yeni sınırlar ötesi vergi kararları ile ilgili bilgileri otomatik olarak karşılıklı vermeye zorlayan yeni kurallar yürürlüğe girmiştir.

17 Ocak 2017 tarihinde AP üyeleri italyan muhafazakar Antonio Tajani AP Başkanlığına seçilmiştir.

AB ile Kanada arasında CETA olarak da bilinen Kapsamlı Ekonomi ve Ticaret Anlaşması’nın 30 Ekim 2016 tarihinde imzalanmasını takiben 15 Ocak 2017 tarihinde AP’da oylama yapılmış ve onaylanmıştır. Kanada ve Üye Devletlerin parlamentolarında onaylandıktan sonra yürürlüğe girecektir.

1 Mart 2017 tarihinde Avrupa Komisyonu tarafından açıklanan ‘Avrupa’nın Geleceği Üzerine Beyaz Kitap’ ile AB vatandaşları ve liderlerinin AB için ileriye doğru izleyeceği en doğru yolun ne olduğu hakkındaki görüşlerini paylaşmalarına olanak tanınmıştır. 9-10 Mart 2017 tarihinde Roma Anlaşmalarının imzalanmasını 60. yıl kutlamaları için 27 üye ülke Brüksel’deki AB Konseyi toplantısına katılarak 27 ülke arasında karşılıklı güveni güçlendirmek ve siyasi birlik sağlamak yönündeki isteklerini dile getirmişlerdir.  Birlik için barış, dayanışma ve demokrasi yolunu açan Roma Anlaşmalarının 60.yıl kutlamalarına Roma’da 25 Mart tarihinde devam eden AB liderleri, AB’nin geçmiş başarılarına, gelecekte karşısına çıkabilecek sorunlara  değinen ve 27 ülke arasında birlik oluşması için çalışacakları ve ana politika alanlarında ortak harekete geçmek taahhüdünde bulunan ’Roma Deklarasyonu’nu imzalamışlardır. 26 Nisan’da Komisyon Avrupa’nın Geleceği Üzerine Beyaz Kitap’ı takiben Avrupa’da sosyal boyuta ilişkin görüşlerin yer aldığı bir çalışma hazırlamıştır. Bu gelişme ile Avrupa kurumları, vatandaşlar ve hükümetlerle birlikte vatandaşların ve toplumların karşı karşıya kalabileceği sorunlara ilişkin danışma süreci başlatılmıştır.

29 Mart tarihinde BK Başbakanı Theresa May, 23 Haziran 2016 referandumunu takiben AB Konsey’ine BK’nın AB’den çıkmak yönündeki niyetini bildirmiş ve Lizbon Anlaşması’nın 50. Maddesiyle uyumlu olarak çekilme süreci başlamıştır. 22 Mayıs’ta AB Konseyi BK’la 50. Madde kapsamında müzakerelerin başlatılması için onay vermiş ve Komisyonu Birlik adına müzakere etmek üzere atamıştır. Komisyon, 27 ülkeli AB adına Birleşik Krallık’la müzakere etmek için kendisine siyasi ve yasal yetki verilmesini memnuniyetle karşılamıştır. 19 haziran 2017 itibarıyla ilk tur müzakereler başlamıştır.

2017 yılının ikinci yarısında AB Konsey dönem başkanlığını Estonya devralmasıyla öncelikler açık ve yenilikçi bir Avrupa ekonomisi, güvenli ve güvenilir bir Avrupa ve dijital Avrupa ve verilerin serbest dolaşımı ile kapsayıcı ve sürdürülebilir bir Avrupa olarak açıklanmıştır.

1 Haziran 2017 tarihinde ABD’nin Paris İklim Anlaşması’ndan ayrılmak yönündeki niyetini açıklaması AB tarafından üzüntüyle karşılanmış ancak Avrupa iklim değişikliği ile mücadelede küresel liderliği üstleneceğini açıklamıştır.

26 Temmuz tarihinde Avrupa Komisyonu yakın geçmişte Polonya’da kabul edilmiş olan bir yasanın hukukun üstünlüğü kuralını ihlal ettiği gerekçesiyle endişelerini dile getirmiştir. 20 Aralık tarihinde ise yargı bağımsızlığına ilişkin ihlalin gerçekleştiğinin netleşmesi üzerine Avrupa Komisyonu Polonya’ya  bugüne kadar verilmemiş yatırımlar uygulamaya karar vermiştir. Bir üye ülkede yaşanan hukukun üstünlüğü sorunu AB’de farklı bir dönemin başladığının bir işareti olmuştur.

13 Eylül tarihinde Komisyon Başkanı Juncker’in Birliğin Durumu konuşmasında AB’nin 2025 yılına kadar daha birleşmiş, daha güçlü ve daha demokratik bir Birlik vizyonunu ve bu hedefe doğru giden yolda bir yol haritası sunmuştur.

29 Eylül 2017’de Estonya Başkanlığındaki Konseyin ev sahipliği yaptığı bir Dijital Zirve düzenlenmiş, AB devlet ve hükümet başkanlarının bir araya gelerek Avrupa’nın teknolojik dalganın önünde yer alması ve gelecekte dijital liderlik konumuna geçebilmesi için dijital inovasyonla ilgili planların yüksek düzeyli diyaloglar yoluyla yapılabilmesine olanak tanımıştır.

Ağustos ayında İspanya’da ve Finlandiya’nın Turku şehrindeki terör saldırısı AB’nin terörle mücadele etmekteki kararlılığını artırmıştır. Son zamanlarda  gerçekleştirilen terör saldırılarının ortaya çıkardığı zayıflıkları ortadan kaldırmaya yönelik ve Üye Devletler’de  kamu alanlarını korumaya yardımcı olacak bir takım operasyonel  ve pratik önlemler almak yoluna gitmiştir 18 Ekim 2017’de.

2017’nin en önde gelen kazanımlarından biri de 17 Kasım 2017’de İsveç’in, Gotenburg şehrinde AB liderleri 20 yıldır ilk defa yapılan Avrupa Sosyal Zirvesi’nde adil ve iyi işleyen işgücü piyasaları ve sosyal refah sistemleri için gerekli 20 ilke ve hakları ortaya koyan Avrupa Sosyal Haklar Sütunu’nu imzalamaları olmuştur.

AB’nin yaptığı ticaret anlaşmaları gündemin önemli maddelerinden. 21 Eylül 2017’de AB ile Kanada arasındaki Kapsamlı Ekonomi ve Ticaret Anlaşması geçici olarak yürürlüğe girdi. Üye devletlerin hepsinin onaylamasından sonra ise tam olarak yürürlüğe girmesinin ardından 8 Aralık 2017 tarihinde AB ile Japonya arasında bir serbest ticaret anlaşması imzalandı. Söz konusu  Ekonomik Ortaklık Anlaşması ile 127 milyonluk Japonya pazarı AB’nin ana tarım ihracat ürünlerine açılmış olacak ve AB’de birçok sektör için ihracat fırsatlarını çoğaltacaktır.

19-20 Ekim tarihlerinde yapılan AB Konseyi toplantısı iki yıllık gündemi  Avro alanı reformu, göç, iç güvenlik, ticaret ve AB’nin gelecekteki finansmanı olarak belirlemişlerdi. Bunun bir uzantısı olarak 11Aralık tarihinde AB Konseyi, Daimi Yapılandırılmış İşbirliği (Permanent Structured Cooperation -PESCO) adı altında  savunma işbirliği alanında daimi bir yapı oluşturmuş ve ilk 17 işbirliği projesine 25 üye ülke katılmıştır.

AB’nin temiz araçlarda küresel liderliğini sağlamlaştırmak amacıyla yeni arabalar ve kamyonetler için 2020 sonrası karbondiyoksit hedefleri de dahil olmak üzere 8 Kasım 2017 tarihinde bir önlem paketi açıklanmıştı. Çevre ve iklim değişikliği konularında iddialı olan Komisyon, 12 Aralık 2017’de Paris’te düzenlenen Tek Gezegen Zirvesi’nde Gezegen için Eylem Planı adı altında modern bir ekonomi için dönüştürücü 10 girişim ve adil bir toplum için 10 siyasi öncelik belirlemiştir.

2017’nin son günlerinde vatandaşların hakları, İrlanda ve Kuzey İrlanda ile ilgili diyaloglar ve mali anlaşma ile ilgili yeterince ilerleme kaydedildiğine kanaat getiren AB liderleri Birleşik Krallık’ın AB’den çekilme müzakerelerinin ikinci aşamasına geçmeye karar verdiler.

Bulgaristan’ın ilk olarak AB Konsey dönem başkanlığını altı aylığına devralmasıyla başlayan 2018 yılının ilk yarısında öcelikler Avrupa’nın geleceği ve gençler, Batı Balkanlar’ın Avrupa perspektifi ve bağlantılılığı, güvenlik ve istikrar ve dijital ekonomi olarak açıklanmıştır.

Bir önceki yıldan devam eden ve terörle mücadelenin de önemli bir ayağını oluşturan vergi ve kara para aklama konusu gündemdeki yerini korumaya devam etmiştir.1 Ocak 2018 itibarıyla vergi kaçırma ve kara para aklama konularında yeni kurallar yürürlüğe konmuştur. Yeni kurallara göre Üye Devletler vergi yetkililerine kara para aklama ile mücadele yasası altında toplanan verilere erişim hakkı vermek durumunda olacaklar.

6 Şubat 2018’de Avrupa Komisyonu, Sırbistan ve Karadağ başta olmak üzere Batı Balkanlar’daki altı ortak üyenin AB’ye üye olmak üzere adaylıkları için bir strateji ortaya koymuştur.

14 Şubat 2018 tarihinde Avrupa Komisyonu yeni, modernize edilmiş uzun süreli bir AB bütçesi için çeşitli seçenekler ortaya koymuş ve AB’nin işleyişini daha etkin bir hale getirmek ve kurumları ve vatandaşları arasındaki bağlantıyı güçlendirmek amacıyla yeni birtakım fikirler ortaya atmıştır. 2 Mayıs 2018 tarihinde Komisyon, AB’nin siyasi önceliklerini ve inovasyonla ilgili hızlı gelişmeleri, ekonomi, çevre ve jeopolitikle ilgili önceliklerini yansıtan uzun dönemli 2021-2027 bütçesine ilişkin önerileri sunmuştur.

Brexit sürecinde ikinci aşamanın başlaması kararı ile 23 Şubat’ta Komisyon, AB ile Birleşik Krallık arasındaki Brexit Anlaşmasının taslağını yayımlamıştır. BK’nın ayrılmasından sonra AP’deki milletvekili dağılımı ile ilgili tartışmalar da gündemin bir parçasını oluşturmaktadır. Brexit yanı sıra AB’nin geçici olarak ABD çelik ve alüminyum gümrük vergilerinden muaf olması, BK’da Salisbury sinir gazı saldırısı, Türkiye’nin Doğu Akdeniz ve Ege Denizi’ndeki davranışları, Batı Balkanlar Zirvesi ve vergi konusu 22-23 Mart 2018 AB Konsey toplantısı’nın ana gündem maddeleri arasında yer almıştır.

28 Mart tarihinde Komisyon Başkanı Juncker’in 2025 yılına kadar kurmayı hedeflediği Savunma Birliği doğrultusunda Komisyon ve Dış İlişkiler ve Güvenlik politikası Yüksek Temsilcisi AB içinde ve dışında askeri hareketliliği artırmak amacıyla bir Eylem Planı açıklamışlardır. 24-25 Nisan’da ‘’Suriye’nin ve bölgenin Geleceğini Desteklemek’’ üzerine yapılan ikinci Brüksel Konferansı insani yardım ve BM önderliğindeki siyasi barış sürecini güçlendirmek üzerine yoğunlaşmış, BM ve AB birlikte uluslararası toplumun ilgi ve desteğini yansıtan Ortak bir Deklarasyon kabul etmişlerdir.

Ticaret alanında 21 Nisan 2018’de AB ile Meksika arasında daha geniş kapsamlı modernize edilmiş AB-Meksika Küresel Anlaşması’nın bir parçası olarak yeni bir ticaret anlaşması yapılmıştır. 1997 yılında yapılmış olan anlaşmanın kapsamını genişletmeyi ve derinleştirmeyi amaçlamaktadır.1 Mayıs’ta AB ile yeni Zelanda arasında daha güvenli ve ticarete uygun yeni bir gümrük anlaşması imzalanmıştır. AB’deki üretici ve işçileri korumak ve küresel ekonomi ve ithalat karşısında haksız rekabete karşı daha güçlü bir konumda  olabilmek amacıyla yeni ticareti koruma kuralları getirilmiştir.

Nisan ayı içinde Komisyon 25 üye ülkenin yapay zeka üzerine işbirliğine ilişkin imzaladığı Deklarasyon’u takiben 25 Nisan 2018’de yapay zekayı Avrupa vatandaşlarının kullanımına sunmak ve bu alanda Avrupa’nın rekabet gücünü artırmak için bir Avrupa yaklaşımı ortaya koymuştur. Yine Nisan ayı içinde internette  dezenformasyona karşı mücadele için Dezenformasyona İlişkin Uygulama Kuralları’nın da aralarında bulunduğu bir dizi önlem önerisini ortaya koymuştur. Mayıs 2018’de AB gizlilik kurallarının büyük bir revizyondan geçmesiyle birlikte yeni bir veri koruma dönemi başlamıştır. Yeni kurallara göre AB’deki bireylerin kişisel bilgilerinin AB dışına gönderilmesi halinde bile korunacakları garanti edilmiş oluyor.

16 Ocak tarihinde döngüsel bir ekonomiye doğru geçişin bir parçası olarak ilk defa Avrupa genelinde bir plastik stratejisi ortaya koymuştu. 29 Ocak’ta ise Komisyon, AB ülkelerinde enerji yoksulluğu sorununa çözüm arayışının bir parçası ve Avrupa Sosyal Haklar Sütunu’nun uygulama alanlarından biri olarak adil hale getirmek amacıyla temiz enerji dönüşümü için AB Enerji Yoksulluğu Gözlemevi’ni oluşturmuştu. Deniz ve okyanuslarda artan zararlı plastik çöpler nedeniyle Komisyon Mayıs 2018’de çıkardığı kurallar, biyo çeşitliliğin azalmasını ve ekosistem gerilemesini durdurmaya ve BM Sürdürülebilir Kalkınma Hedeflerine katkıda bulunmaya yönelik AB çabaları arasında sözedilebilir.

2018 yılının ikinci yarısında AB Konsey dönem başkanlığı 1998 ve 2006 yıllarından sonra üçüncü kez Avusturya’ya geçmiştir. Bu dönem öncelikler güvenlik, yasadışı göçle mücadele, dijitalleşme yoluyla rekabet gücünün ve zenginliğin artırılması ve Avrupa komşuluk alanı içinde istikrarın sağlanması olarak belirilmiştir. 1 Temmuz’a rastlayan Gümrük Birliğinin 50.yıl kutlamaları çeşitli etkinliklerle kutlanmıştır.

12 Eylül 2018 tarihinde yaptığı Birliğin Durumu konuşmasında Avrupa Komisyon Başkanı Juncker 2019 yılı önceliklerini ve AB’nin nasıl ‘Daha Birleşmiş, Güçlü ve Daha Demokratik bir Birlik’ vizyonunu ve küresel olayları şekillendirebilme amacıyla daha bağımsız olmanın gereğine vurgu yaptı.

17-18 Ekim tarihinde yapılan AB Konseyi toplantısında Brexit süreci görüşülerek yeterli ilerleme kaydedilmediği sonucuna varılmasının ardından 25 Kasım 2018 tarihinde AB Konseyi toplantısında AB liderleri AB ve BK müzakerecilerinin üzerinde anlaşmaya vardığı çekilme anlaşmasını ve AB-BK ilişkilerinin geleceğine ilişkin siyasi deklarasyonu kabul etmişlerdir.

Kara para aklamayı önlemek ve terör faaliyetlerinin finansmanına ilişkin riskleri ortadan kaldırma amacıyla kuvvetlendirilmiş AB kurallarının 9 Temmuz’da yürürlüğe girmesini takiben aralık ayı başında AB’de yürürlüğe giren yeni kurallarla kara para aklamayı suç olarak kabul eden daha katı kurallar teröristlerin ve suçluların AB’nin neresinde olursa olsun kara para aklamadan en az dört yıl hapis cezasına çarptırılmalarını sağlıyor ve Üye Devletlere 24 ay içinde yeni kuralları ulusal hukuklarının bir parçası haline getirmelerini şart koşmaktadır.

Ticaret alanında 17 Temmuz 2018’de AB ile Japonya arasında bugüne kadar AB tarafından müzakere edilmiş en büyük ticaret anlaşması ve birçok alanda genişletilmiş işbirliğini öngören stratejik ortaklık anlaşması imzalanmıştır. Her iki ülke ayrıca karşılıklı olarak birbirlerinin veri koruma sistemlerini eşit değerde kabul edeceklerine dair bir başka müzakereyi daha sonuçlandırdılar.19 Ekim 2018 tarihinde AB ile Singapur arasında ekonomik ve siyasi bağları güçlendirmek amacıyla üç anlaşma imzalamıştır. Böylelikle özellikle ticaret ve yatırım konularında ilişkilerin geliştirilmesi amaçlanmaktadır.10 Aralık’ta ise Hindistan’la işbirliği ve ortaklığın geliştirilmesi için yeni bir strateji kabul etmiştir. 12 Aralık’ta da Japonya ile yapılan ticaret anlaşması AP ve Japon Parlamentosu tarafından 1 Şubat 2019’dan itibaren yürürlüğe girmek üzere onaylanmıştır.

Dijital teknolojilere ilişkin olarak Ağustos ayında Avrupa ile Latin Amerika arasında yeni bir dijital veri otobanı kurmak için 11 araştırma ve eğitim ağı arasında anlaşma imzalanmıştır. Böylece AB ile Latin Amerika arasında yaratılacak olan ortak araştırma alanına doğru bir adım atılmıştır. 20 Aralık’ta ise 5G ve diğer gelecek nesil ağ teknolojilerinin Avrupa genelinde hızla yaygınlaşmasını sağlamak amcıyla yeni kurallar kabul edilmiştir.

Çevre ve temiz enerji konularına ilişkin olarak 2018 yılı içinde AB’de birtakım adımlar atılmaya devam edilmiştir. 1 Eylül itibarıyla yeni emisyon testleri Avrupa’da yola çıkmadan önce tüm yeni arabalar için zorunlu hale getirilmiş, enerji yoğun ve etkisiz halojen ampullerin AB genelinde satışı yasaklanmıştır. Bu şekilde sera gazı emisyonunda azalma ve de aynı zamanda tüketicilerin enerji faturalarında da tasarruf etmeleri sağlanması hedeflenmektedir.7 Kasım 2018’de vatandaşları ve çevreyi hormon sisteminin işleyişini bozarak insan ve hayvan sağlığını olumsuz yönde etkileyen kimyasallardan korumak amacıyla Avrupa Komisyonu yeni bir strateji geliştirmiştir. 24 Aralık tarihinde ise Avrupa’nın temiz enerji dönüşümünü kolaylaştıracak olan üç yeni yasa yürülüğe girmiştir. Yeni politika çerçevesinde AB’de 2030’a kadar, 2023 ‘te gözden geçirmek üzere, en azından %32 yenilenebilir enerji hedefi ile en azından %32,5 oranında enerji etkinliği hedefi konmuştur. Bu politika kapsamında ayrıca Üye Devletlere verilmek üzere ilk ulusal iklim ve enerji planları ve hedefleri hazırlanmıştır.

28 aralık 2018‘de Avrupa’nın en yaygın olarak kullanılan güvenlik ve sınır yönetim sistemi olan Schengen Enformasyon Sistemi’ni sağlamlaştırmak amacıyla yeni kurallar devreye konmuştur.

1 Ocak 2019 tarihinde AB Konsey Başkanlığı 6 aylığına Romanya’ya geçmiştir.

Avro 20.yılını kutlarken 19 AB ülkesinde 340 milyon AB vatandaşının kullandığı dünyanın en önemli ikinci para birimi konumuna gelmiştir. Büyük çok uluslu şirketlerin vergiden kaçınma uygulamalarını hedefleyen yeni AB kuralları yürürlüğe girmiştir.

23 Ocak 2019’da AB ile Japonya arasında birbirlerinin veri koruma sistemlerini eşit olarak kabul etmelerini tanıyan kararların alınması ile dünyanın en büyük güvenli data akışı alanı oluşmuştur.

24 Ocak 2019 tarihinde hedefi iki kıta arasında ekonomi ve ticaret ilişkilerini güçlendirmek olan Sürdürülebilir Yatırım ve İstihdam için Afrika-Avrupa İşbirliği (Africa-Europe Alliance for Sustainable Investment and Jobs) kapsamında imzalanan üç yeni program ile Etiyopya ve AB arasındaki ortaklık ve işbirliğini bir üst aşamaya taşınmıştır. 1 Şubat 2019 tarihinde AB ile Japonya arasında imzalanan ticaret anlaşması yürürlüğe girmiştir. Avrupa ve Japonya’daki tüketici ve işyerleri dünyadaki en büyük serbest ticaret bölgesinden yararlanabilecekler.13 Şubat 2019 tarihinde ise Avrupa Parlamentosu, AB ile Singapur arasında imzalanan ticaret ve yatırım anlaşmalarını onaylayarak AB ile ASEAN bölgesi arasındaki bölgeler arası ticaret ve yatırım anlaşmalarının temelini atmış olmuştur. Yine bu dönemde AB ile Arap Devletleri Ligi arasında bugüne kadarki ilk zirve Mısır’da 24-25 Şubat tarihlerinde yapılmıştır. Liderler ortaklıklarını güçlendirmeye karar vermiş ve zirvede tartışılan konuları içeren bir deklarasyonu kabul etmişlerdir.

Uluslararası toplumun Suriye ve komşu ülke halkları ile çatışmadan etkilenen halklara siyasi, insani ve mali yardım taahhüdünü yenileyen ‘Suriye’nin ve bölgenin Geleceğini Desteklemek’ üzerine olan üçüncü Brüksel Konferansı 12-14 Şubat tarihleri arasında yapılmıştır.

21 Mart 2019’da AB’nin doğal afetler karşısında toplu müdahale kapasitesini artırmak amacıyla rescEU adlı bir sistem yürürlüğe kondu. Bu yeni sistem altında yangın söndürme uçakları ve helikopterler gibi gerekli teçhizattan oluşan bir reserv oluşturulması ve afet önleme ve hazırlıklılığı artırmak  öngörülmektedir.

BK Başbakanı Theresa May’in BK’nın AB’den çekilme tarihini 29 Mart’tan ileriye ertelemek konusundaki isteğine AB liderleri olumlu yanıt vererek bu süreyi 50. Madde uyarınca uzatma kararı almışlardır. 10 Nisan’da çekilme anlaşmasının ancak gerektiği kadar gecikmeli ve onay tarihinin 31 Ekim 2019’den daha ileri bir tarih olamayacağını vurgulamışlardır.

23-26 Mayıs 2019 tarihlerinde yapılan ve 751 AP üyesinin seçildiği Avrupa genelinde yapılan Avrupa seçimlerinde oy kullanma oranı %50 ile son 20 yılın en yükseği olmuştur.

13 Mayıs 2019 tarihinde Konsey Avrupa Çalışma Otoritesi (European Labour Authority-ELA) oluşturan bir Tüzük çıkardı. Kuruluş amacı AB’de istihdamın adil olarak hareketliliğini desteklemek olan kurumun Bratislava’da yerleşik olması öngörülüyor.

17 Mayıs’ta ayrıca AB Konseyi, Kazakistan, Kırgız Cumhuriyeti, Tacikistan, Türkmenistan ve Özbekistan’la daha güçlü bir ortaklık kurmayı hedefleyen bir Orta Asya stratejisini kabul etmiştir.

Kişisel olmayan verilerin serbest akışına ilişkin yeni kurallar 28 Mayıs’tan itibaren yürürlüğe girmiştir. Belli haklı kısıtlamalarla verilerin AB’nin her yerinde depolanıp işlenebileceğine izin veriyor bu kurallar. Dijital dönüşüm ve verilerin elektronik ortamda sağlık alanındaki uygulamalarına örnek olarak 21 Ocak 2019’da ilk defa bir AB sağlık hizmeti girişimi ile başka bir AB ülkesinde elektronik reçete kullanmaya başlanması ve sınır ötesi elektronik sağlık hizmetleri sayesinde ilk hasta kayıtları AB’de karşılıklı olarak değiş-tokuş yapılabiliyor. Bu şekilde seyahat eden kişilerin gittikleri ülkelerde sağlık sorunlarıyla karşılaşmaları halinde görecekleri bir doktor onların alerjiler, alınan ilaçlar gibi önemli sağlık sorunlarıyla ilgili sağlık bilgilerine ulaşıp tedavide daha kolay yardımcı olabilmelerine imkan tanımış olacaktır. Bu bilgilerin zaman içinde tüm AB ülkelerinde paylaşılması hedefleniyor.

AB Konseyi AB veya Üye Devletlerine karşı siber saldırıda bulunanlara varlıkların dondurulması ve seyahat yasağı gibi yaptırımlar uygulamayı olanaklı hale getiren bir çerçeve oluşturmuştur. Bu doğrultuda 27 Mayıs 2019 tarihinde Avrupa Siber Güvenlik Yasası yürürlüğe konmuştur. Ürünler, süreçler ve hizmetlere verilen siber güvenlik sertifikası için AB genelinde kurallar koyarak AB Siber Güvenlik Ajansı’nın kuruluş amacını sağlamlaştırmaktadır.

Ticaretle ilgili gelişmelere bakılacak olursa 28 Mayıs 2019 tarihinde Arjantin, Brezilya, Paraguay ve Uruguay’dan oluşan Güney Amerika ticaret bloku olan Mercosur ile AB arasında 20 yıl süren müzakerelerden sonra en sonunda bir ticaret anlaşması imzalanmıştır.Yeni ticaret çerçevesi iki bölge arasındaki daha geniş bir Ortaklık Anlaşması kapsamında gerçekleştirilmiştir. Yürürlüğe girdikten sonra 780 milyonluk bir pazar ve iki taraf için de oldukça büyük fırsatlar sunacaktır. Ayrıca AB şirketler 4 milyar avro tutarındaki gümrük vergisinden tasarruf etmiş olacaktır. 30 Mayıs’ta ise AB Vietnam ile daha fazla ekonomik kalkınma ve taraflar arasında ticaret ve yatırım bağlarını güçlendirmek ve Güneydoğu Asya ile AB’nin ilişkilerini artırmak amacıyla ticaret ve yatırım koruma anlaşmaları imzalamıştır.

3 Temmuz tarihinde İtalyan AP üyesi David Sassoli, Ocak 2022’ye kadar AP’nin yeni Başkanı olmak üzere seçilmiştir.

Bir toplumun hükümetler dahil tüm üyelerinin kanun önünde ve bağımsız mahkemeler altında eşit olduğu anlamına gelen hukukun üstünlüğü ilkesinin AB’nin üzerine kurulduğu temel değerlerden biri olduğundan yola çıkan Avrupa Komisyonu, 3 Nisan 2019 tarihinde AB’de hukukun üstünlüğünün güçlendirilmesi için ileride alınacak önlemleri ortaya atan bir tartışmayı başlattı. Komisyon Avrupa’da  hukukun üstünlüğünü güçlendirmek için birtakım girişimlerde bulunarak bu konuda farkındalığı artırmak, yıllık bir gözleme düzeni oluşturmak ve daha etkili bir şekilde kuralların uygulanmasını sağlamak yönünde adımlar atmıştır. Bu arada AB’nin yargı işbirliğine ilişkin Ajansı olan Eurojust bünyesinde bir Terörle Mücadele Kaydı oluşturulmuş, bu şekilde AB ülkelerinde gerçekleştirilen terör saldırıları ile ilgili hızlı ve etkili bir bilgi değiş-tokuşu yapılmasını sağlanması hedeflenmiştir.

12 Eylül 2019’da Komisyon Başkanı Jean Claude Juncker ve DSÖ Genel Müdürü Tedros Adhanom Ghebreyesus birlikte aşıyla önlenebilecek hastalıkların yayılmasını önlemek amacıyla Brüksel’de ilk Küresel Aşı Zirvesini gerçekleştirmişlerdir.

23 Eylül tarihinde BM Genel Kurulunun 74. oturumunda AB, BM’in çatışma önlemeye ve barışı sürdürülebilir yapmak amacıyla BM Barış İnşa Fonuna ilk olarak doğrudan katkıda bulunarak desteğini artırmıştır.

1 Kasım 2019 tarihinde Christine Lagarde Avrupa Merkez Bankası Başkanı olarak atandı.

17-18 Ekim tarihlerinde yapılan özel AB Konseyi’nde bir araya gelen 27 AB lideri BK’nın AB’den çıkış anlaşmasını ve AB ile BK arasındaki ilişkinin geleceğinin çerçevesini çizen yenilenmiş olan Siyasi Deklarasyonu onayladılar. Ardından anlaşmanın onaylanması için daha fazla süre tanımak amacıyla 29 Ekim’de Brexit’i 31 Ocak 2020 tarihine kadar erteleme kararını BK ile birlikte aldılar.

AB’nin göç ve sınır yönetimi yaklaşımının önemli bir ayağı olan Avrupa Sınır ve Sahil Koruma Ajansı kendi korumalarından oluşan bir birlik için istihdam etmeye başlamıştır, 2027 yılına kadar 10.000 kişiye ulaşmayı hedeflemektedir.

16 Temmuz 2019 tarihinde Avrupa Parlamentosu Ursula von der Leyen’i Avrupa Komisyonu’nun ilk kadın Başkanı olarak seçti. 5 yıllık bir dönem için 1 Kasım 2019’da görevine başlayacak von der Leyen 10 Eylül’de 13 kadın Komisyon üyesi bulunan yeni Komisyon ilk defa olarak cinsiyet eşitliğine en yakın bir Komisyon olarak oluşturmuştur. Altısı yeni Komisyonun altı önceliğinden sorumlu sekiz Başkan yardımcısı doğrultusunda onaylanmak üzere Avrupa Parlamentosuna sunulmuştur. AP’de 27 Kasım tarihinde 157’ye 461 oyla onaylanmıştır.

Çevre ve iklim konularına ilişkin olarak bu dönemde yapılan girişimlerden biri Eylül 2019 100 ‘den fazla kamu ve özel ortak 2025 yılına kadar yeni ürünlerde 10 milyon ton geri dönüşümden gelen plastik kullanma yönünde taahhütte bulunmalarıdır. Söz konusu şirketler birlikte geri dönüşümlü plastikte iyi işleyen bir Avrupa pazarı için gönüllülüğü artırmak amacını taşıyan Döngüsel Plastik Birliği ( Circular Plastics Alliance) deklarasyonunu imzalamışlardır. Düşük karbonlu, kaynakları daha etkin bir şekilde kullanan ve sürdürülebilir bir ekonomiye geçiş için Komisyon diğer ülkelerle bir araya gelerek Sürdürülebilir Finans için Uluslararası Platform’u oluşturmuştur. Madrid’de gerçekleştirilecek olan BM İklim Değişikliği Konferansı öncesinde AP, Avrupa’da ve küresel olarak iklim ve çevre konularında acil durum ilan eden kararı 28 Kasım tarihinde onaylamıştır.

Kişisel verilerin kullanımının gündemin en üst sıralarında yer aldığı bir dönem olmasının bir yansıması olarak AB Konseyi 2019-2024 yılları arasında görev yapmak üzere Wojciech Wiewiórowski’yi,  görevi AB kurum ve örgütlerinin kişilerin kişisel verilerini kullanırken gizlilik haklarını ihlal etmemelerini sağlamak olan Avrupa Data Koruma Gözetmeni olarak atamıştır.

AB Konsey Başkanlığı da Donald Tusk’tan eski Belçika Başbakanı Charles Michel’e geçmiştir.

1 Aralık 2019 günü Ursula von der Leyen başkanlığındaki en fazla kadın üyenin olduğu yeni Komisyon göreve başlamıştır. Avrupa dışındaki ilk seyahatini Etiyopya’ya yapan Komisyon Başkanı Afrika’yla AB ortaklığına verdiği önemi vurgulamıştır.

Von der leyen Komisyonu 11 Aralık 2019 tarihinde Avrupa’yı 2050 yılına kadar dünyanın ilk iklim nötr kıtası yapmak amacıyla Avrupa Yeşil Mutabakatı’nı temel politikası olarak sunmuştur. Bu siyasi hedefi 100 gün içinde yasaya dönüştürmek amacıyla bir Avrupa İklim Yasası önereceğini açıklamıştır. Yeşil teknolojilere yatırımlar, sürdürülebilir çözümler ve yeni iş alanları ile desteklenecek olan Avrupa Yeşil Mutabakatı, Komisyon Başkanı von der Leyen tarafından Avrupa’nın yeni büyüme stratejisi olarak ortaya koyulmuştur. İş yaratmanın yanı sıra insanların yaşam kalitesini artıracak olan bu politika karbon ağırlıklı sanayilerin ve faaliyetlere bağlı olan bölgelere ve kişilere özel destek sağlanmak suretiyle adil ve kapsayıcı bir geçiş sağlamayı hedefliyor. 12-13 Aralık tarihlerinde yapılan AB Konsey toplantısında AB liderleri Paris Anlaşması ile birlikte 2050 yılına kadar Avrupa’yı iklim nötr yapma hedefini onayladılar.

 

 

AVRUPA BİRLİĞİ

E-Bülten Kayıt

İKV KURUCU VE MÜTTEVELLİ KURUMLARI

© 2021 İKV Bütün Hakları Saklıdır.
Designed By: OrBiT