İKV, ABD’NİN KÜRESEL ROLÜNÜ VE AB İLE İLİŞKİLERİNİ ELE ALDI

İKV, 19 Temmuz 2018 tarihinde “ABD’nin Küresel Rolü ve AB ile İlişkiler: Kriz mi Yeniden Yapılanma mı?” başlıklı bir panel düzenledi. Moderatörlüğünü İKV Yönetim Kurulu Başkan Yardımcısı Halûk Kabaalioğlu’nun üstlendiği panelde konuşmacılar; TEPAV Ticaret Çalışmaları Merkezi Direktörü Emekli Büyükelçi Bozkurt Aran, DTÖ Kürsüsü Profesörü ve İstanbul Bilgi Üniversitesi Öğretim Üyesi Dr. Pınar Artıran, TEPAV Bölge Çalışmaları Program Danışmanı Dr. Nihat Ali Özcan ve İstinye Üniversitesi Öğretim Üyesi Doç. Dr. Aylin Ünver Noi’ydi.

Panelin açış konuşmasını gerçekleştiren İKV Başkanı Ayhan Zeytinoğlu, ABD’nin küresel rolü ve AB ile ilişkilerin yanı sıra küresel liberal düzende meydana gelen gelişmelere değindi. İKV’nin 1965’ten bu yana Türkiye-AB ilişkilerini yakından takip ettiğini belirten Zeytinoğlu, durağanlaşan ilişkilere dinamizmi getirecek ve ivme kazandıracak iki önemli konunun Gümrük Birliği’nin güncellenmesi ve vize serbestliği süreci olduğunu ifade etti. Gümrük Birliği’nin güncellemesinin taraflar için “kazan-kazan” durumu yaratacağı ve ikili ilişkileri güçlendirileceği üzerinde duran Zeytinoğlu, Türkiye ile AB’nin özellikle ticaret konusunda önemli ortaklar olduğunu aktardı. Ancak Gümrük Birliği’nin dar kapsamı ve bazı yapısal sorunları nedeniyle güncellenme ihtiyacı olduğunu belirten İKV Başkanı tarafından altı çizilen ikinci konu ise vize serbestliği süreciydi. Türk vatandaşlarına madden ve manen yük oluşturan vizenin Gürcistan ve Ukrayna için kaldırıldığını dile getiren Ayhan Zeytinoğlu, bu süreci anlamlandırmanın zorluğundan bahsetti.

24 Haziran seçimlerinden sonra ülkemizin Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemine geçmesine ve AB Bakanlığının Dışişleri Bakanlığı ile birleştirilmesine de değinen İKV Başkanı Zeytinoğlu, bunun AB’ye tam üyelik hedefimize gölge düşürmemesi gerektiğini vurguladı. Ardından Ayhan Zeytinoğlu, küresel ticarette liberalleşme yerine korumacılığı benimseyen ABD Başkanı Donald Trump’ın uygulamaya koyduğu ek gümrük vergilerinin ve karşılığında birçok ülkenin aldığı tedbirlerin bir yandan endişeleri artırırken, diğer yandan yeni fırsatlar doğurabileceğini kaydetti. ABD’nin kural koyucu pozisyonundan kural alıcı pozisyona geçmekte olduğu ve liderlik koltuğunun boşaldığı bu dönemin bir nöbet değişimi olabileceğini aktaran Zeytinoğlu, NATO içinde ortaya çıkan görüş ayrılıklarına da dikkat çekti. İKV Başkanı Ayhan Zeytinoğlu’nun açış konuşmasının ardından panelin moderatörü Prof. Dr. Halûk Kabaalioğlu 45’inci ABD Başkanı Donald Trump’ın selefi Barack Obama’nın aldığı kararları tersine çevirdiğini vurgulayarak sözlerine başladı. Bu bağlamda NAFTA’nın tekrar müzakere edildiğini, ABD’nin Trans-Pasifik Ortaklığı’ndan (TPP) çıkarıldığını ve AB ile yürütülen TTIP müzakerelerinin askıya alındığını belirten Kabaalioğlu, sözü ilk panelist Bozkurt Aran’a bıraktı.

TEPAV Ticaret Çalışmaları Merkezi Direktörü Emekli Büyükelçi Bozkurt Aran, bugünkü düşünce kalıplarından sıyrılarak, değişen dünya düzeninde gelecek dönemde neler olabileceğinin görülmesi gerektiğini kaydederek sözlerine başladı. Aslında içinde bulunduğumuz dönemde dünya refahının daha önce hiç olmadığı kadar arttığını ve aşırı yoksulluğun azaldığını söyleyen Aran, buna rağmen 2008 uluslararası finansal krizinde de son yıllarda ivme kazanan aşırı milliyetçi popülist akımlarda da kendini gösteren bir düzen karşıtlığı olduğunu vurguladı. Bu durumu ABD İstihbarat Kurumu Başkanı “İkinci Dünya Savaşı’ndan sonra kurulan kurallara dayalı düzenin sonuna geliyoruz” diyerek, AB Konseyi Başkanı Donald Tusk da “dünya mimarisi gözlerimizin önünde değişiyor” açıklamasıyla ifade etmişti. ABD hegemonyasının zayıfladığı bir dönemde farklı uluslararası aktörlerin etkilerinin artacağı ve bu bağlamda Çin ile Rusya’nın güçleneceği söylemlerinin var olduğunu dile getiren Emekli Büyükelçi, ABD için sürecin belirsizliklerle dolu olduğunu, AB için ise durağan ve iç meselelerine dönme dönemi olduğunu ifade etti. Küresel mimaride yaşanan değişimi “neoliberal düzene bir baş kaldırı” olarak yorumlayan Bozkurt Aran, 2008 krizinin popülizmin fitilini ateşlediğini, merkez partilerin dağıldığını ve küresel değer zincirlerinin mavi yakalı işçilerin giderek daha fazla tepkisini çektiğini de belirtti. AB karşıtlığının artmakta olduğu günümüzde ABD’nin kurallara dayalı düzenin sınırlarını zorlamasının, sistemi çok taraflılıktan ikili ilişkilere taşıma çabasının ve DTÖ’nün Temyiz Organı’nın işleyişine blokaj getirmesinin eleştiri konuları arasında yer aldığı ifade edildi. Konuşmasının sonunda 11-12 Temmuz’da Brüksel’de gerçekleşen NATO Zirvesi’ne de değinen Emekli Büyükelçi Aran, AB’nin PESCO gibi oluşumlar vasıtasıyla NATO şemsiyesinin kapanması durumunda kendisine alternatif aradığının, öte yanda Rusya’nın nükleer, askeri ve bölgesel güç olarak varlığını sürdürmeye devam ettiğinin altını çizdi.

Panelin ikinci konuşmacısı DTÖ Kürsüsü Profesörü ve İstanbul Bilgi Üniversitesi Öğretim Üyesi Dr. Pınar Artıran, ABD Başkanı Donald Trump’ın 2017 yılından bu yana güneş panelleri ve geniş gövdeli çamaşır makineleri, otomotiv, çelik ve alüminyum ve teknoloji/fikri mülkiyet olmak üzere dört farklı eksende başlattığı soruşturmalara ilişkin önemli bilgiler paylaştı. Vaşington yönetiminin DTÖ’nün Temyiz Organı’nda atamaların önünü tıkayarak, yedi olması gereken üye sayısını dörtte sınırladığını ifade eden Artıran, AB ile Japonya arasında imzalanan Ekonomik Ortaklık Anlaşması’na (EOA) da değindi ve bu yeni nesil anlaşmanın veri ticaretine de olanak sağlayacağından çok önemli olduğunu kaydetti. Bundan sonraki anlaşmalar için söz konusu hususta emsal teşkil edebilecek olan AB-Japonya EOA’sında çözüme kavuşturulan bu konunun, AB ile ABD arasında yürütülen TTIP müzakerelerinde sorunlu alanlardan olduğunu da hatırlattı. Ayrıca Pınar Artıran, AB-Japonya EOA’sının ekine AB’nin Türkiye dışında Gümrük Birliği’nin olduğu Andorra ve San Marino için kapsayıcı şart koydurduğunu ancak bunu Türkiye için yapmadığını ve bu durumun sorunlara yol açabileceğini dile getirdi.

Çin üzerinden yükselen teknolojinin ABD’nin asıl rahatsızlık sebebi olduğunu dile getiren DTÖ Kürsüsü Profesörü, bu kapsamda Çin’e karşı açılan teknoloji ve fikri mülkiyet hırsızlığı soruşturmasına (Section 301) değindi. Ayrıca Pınar Artıran, 18 Temmuz’da AB’nin ABD şirketi Google’a getirdiği 4,3 milyar avroluk cezanın da rekabet hukuku tarihindeki en büyük ceza olduğu bilgisini paylaştı. Bunun ardından tekrar ABD’nin açtığı soruşturmalara değinen Artıran, Trump yönetiminin başvurduğu Gümrük Tarifeleri ve Ticaret Anlaşması’nın (GATT) 21’inci Maddesi olan ulusal güvenliğe bugüne kadar Rusya ve Ukrayna arasında vuku bulan tek bir başvuru olması sebebiyle DTÖ hakemlerinin işinin zor ve öngörülemez olduğunu açıkladı. Donald Trump’ın ek gümrük vergisi getirme kararlarının ardından toplamda sekiz ülkenin DTÖ’ye başvurduğunu belirten Pınar Artıran, ABD’nin de 16 Temmuz’da AB, Çin, Kanada, Meksika ve Türkiye aleyhinde DTÖ’ye dava açtığı bilgisini paylaştı. Bu konuda önemli bir noktaya parmak basan DTÖ Kürsüsü Profesörü Artıran, Türkiye’nin DTÖ’ye vergi koyacağı ABD ürünlerinin listesinin sunduktan sonra herhangi bir yanıt beklemeden bu vergileri hayata geçirmesi sebebiyle ABD tarafından açılan davayı kaybetme olasılığının olduğunu dile getirdi.

Panelin üçüncü konuşmacısı TEPAV Bölge Çalışmaları Program Danışmanı Dr. Nihat Ali Özcan konuyu güvenlik ekseninde ele aldı. Özellikle AB ve ABD’de ekonomi uzmanı istihbaratçıların yetiştirildiğinden bahseden Özcan, son yıllarda Çin’in çok büyük atılımlar yaparak, üretim kapasitesini artırmasını bu uzmanlar sayesinde kazandığı teknolojik bilgiye borçlu olduğunu söyledi. Ayrıca ekonomi ve ticaretin ağırlık merkezinin gün geçtikçe Asya-Pasifik’e doğru kaydığını kaydeden Özcan, ABD Başkanı Trump’ın NATO üye devletlerinden savunma harcamalarını artırmalarını istemesinin sebebini, refah toplumu haline gelmiş AB’nin şu durumda Çin’e karşı ABD’ye destek olmaması olduğunu belirtti. Çin’in savunma harcamalarını son 10 yılda büyük oranda artırdığının altını çizen Dr. Nihat Ali Özcan, diğer yandan Almanya’nın savunma harcamalarını azalttığından bahsetti. Son olarak Özcan, uzun vadede ABD’nin Rusya’yı küresel müttefik olarak görebileceğini kaydetti.

Etkinliğin son panelisti İstinye Üniversitesi Öğretim Üyesi Doç. Dr. Aylin Ünver Noi, 70 yıl önce Transatlantik ilişkilerin normlar ekseninde oluşturulduğunu ve Marshall Planı ile başlayan sürecin ilk çatlağının sadece bugün yaşanan gelişmeler olmadığını dile getirerek sözlerine başladı. Geçmişte de sorunlar yaşayan AB-ABD ilişkilerinde söz konusu iki gücün farklı enstrümanlar kullandığını; yumuşak güç (soft power) olan AB ile sert güç (hard power) olan ABD’nin bu noktada farklılıkları olduğunu belirtti. Bir entegrasyon modeli ve barış projesi olarak hayata geçirilen AB’nin özellikle doğu Avrupa ülkelerinin üye olmasıyla açığa çıkan süreci ve bu ülkelerin Birliğe entegrasyonunu askeri güce ihtiyaç duymadan sivil güç ile yani soft power ile yönetebildiğini ancak bugün gelinen noktada sadece bunun yeterli olmayabileceğinin açığa çıktığını ifade etti. Doç. Dr. Aylin Ünver Noi bu bağlamda PESCO gibi savunma teşkilatı ihtiyaçlarının ortaya çıkmasını normal karşıladı. AB ile ABD arasındaki farkları sıralamaya devam eden Noi, reformların AB’de daha yavaş bir şekilde ve kademeli olarak hayata geçirildiğini, öte yandan Transatlantiğin diğer yakasında bu sürecin daha hızlı olduğunu söyledi. Bunlardan apayrı bir anlayışla küresel ekonominin yükselen yıldızı Çin’in ise illiberal kapitalizmi benimsediği, ekonomik kalkınmasının demokratikleşme getirmediği ve batıya alternatif bir model sunduğu vurgusuyla Doç. Dr. Aylin Ünver Noi sözlerine son verdi. Panelin ardından soru-cevap kısmına geçildi ve katılımcılara İKV yayınları dağıtılmasıyla etkinlik son buldu.

 

2018

E-Bülten Kayıt

İKV KURUCU VE MÜTTEVELLİ KURUMLARI

© 2018 İKV Bütün Hakları Saklıdır.
Designed By: OrBiT