İKV’DEN 24 HAZİRAN SEÇİM SONUÇLARINA İLİŞKİN ANALİZ

Türkiye’nin Seçimi: 24 Haziran ve Sonrası

Türkiye daha öncekilerden oldukça farklı, heyecanlı ve gerilimli bir seçim yaşadı. 16 Nisan 2017’de yapılan anayasa referandumu ile kabul edilen cumhurbaşkanlığı rejiminin ilk seçimi olan 24 Haziran seçimleri, ülkenin geleceği açısından kritik önemde idi. Kimilerine göre Türkiye’de demokrasinin kaderini belirleyecek olan bu seçim, birçok açıdan kayda değer sonuçlar ortaya çıkardı.

Öncelikle 24 Haziran seçimleri bir “ittifaklar mücadelesine” sahne oldu. 12 Eylül darbesi sonrasında 1983 yılında getirilen %10 barajının, aradan geçen 35 yıla rağmen kaldırılamaması, %10’u aşmasına kuşkuyla bakılan bazı partilerin baraj altında kalması olasılığını doğuruyordu. 2002’den bu yana seçimlerden ilk sırada çıkan Adalet ve Kalkınma Partisi’nin (AKP) bu seçimlerde TBMM’de çoğunluğu sağlamaya yönelik olarak Milliyetçi Hareket Partisi (MHP) ve Büyük Birlik Partisi (BBP) ile kurduğu Cumhur İttifakı’na karşı Cumhuriyet Halk Partisi’nin (CHP) başı çektiği diğer muhalefet partileri de harekete geçerek, Millet İttifakı’nı oluşturmak suretiyle seçime gittiler. Erken seçimlerin gerçekten de erken olması sebebiyle, kampanya ve seçim hazırlığı için çok az zaman olmasına rağmen bu ittifaklar oluşturulabildi.

Diğer bir önemli unsur da, Cumhur İttifakı’nın adayı Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın karşısına hangi adayların çıkacağı idi. Özellikle ana muhalefet partisinin adayının kim olacağı, muhalefetin bir çatı aday çıkarıp çıkaramayacağı uzun zaman tartışma konusu oldu. Sonunda parti içinde Kemal Kılıçdaroğlu’na karşı başkan adayı da olmuş olan bir isim üzerinde karar kılındı. CHP’nin cumhurbaşkanı adayı olan Muharrem İnce, kamuoyunun tanıdığı bir isim olmasına rağmen Erdoğan’ın karşısında nasıl bir performans sergileyeceği merak konusuydu. 24 Haziran’a kadar 107 miting yapan ve İzmir, Ankara ile son olarak İstanbul mitinglerine milyonları çekmeyi başaran İnce’nin başarısı, iktidar ve muhalefet çevrelerinin, üzerinde uzlaştığı bir nokta oldu. Gerçekten de İnce, tecrübeli ve karizmatik lider Erdoğan’ın karşısında, hiç de altta kalmadı ve Erdoğan’ın siyasi tarzını da hatırlatan bir üslupla milyonların hislerine tercüman olmayı başardı. CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu’nun parti içinde kendisine rakip olmuş bir ismi aday göstermesi de siyasetimizde sıklıkla rastlanmayan bir demokratik olgunluk işareti idi.

Belki de en başta söylenmesi gereken üçüncü bir özellik de şu oldu. Seçimler olağanüstü hal şartlarında yapıldı, AB ve Avrupa Konseyi Parlamenter Asamblesi gibi kurumlar bu yöndeki eleştirilerini seçim öncesinde ifade ettiler. Seçim kampanyaları sırasında iktidarın muhalefete karşı çok daha fazla basında yer alması, örneğin Cumhurbaşkanı Erdoğan ve Başbakan Yıldırım’ın yaptığı konuşmaların programlar kesilerek canlı olarak yayınlanması, bunun yanında muhalefet adaylarının mitinglerine son derecede az yer verilmesi, tarafsızlığı tartışılan birçok medya organının muhalefet partilerine karşı bir kampanya yürütmesi, birçok demokratik ülkede ve Türkiye’de de önceleri olduğu gibi seçim öncesinde adayların karşı karşıya geldiği tartışmaların yapılmaması ve HDP adayı hakkında verilmiş bir hüküm olmamasına rağmen seçim kampanyasını hapisten sürdürmek zorunda kalması, seçimin adil olup olmadığı konusunu şüpheli hale getirdi.

Bütün bu handikaplara rağmen renkli bir seçim dönemi geçirdik. Sosyal medyanın, ana akım medyadan dışlanan adaylar tarafından da aktif kullanılması ve adayların iyi bir performans göstermeleri seçimlerin sonuçlarının da beklenmedik bir yönde gelişebileceği beklentisini uyandırdı. Özellikle CHP seçmeni cumhurbaşkanı seçimlerinin ikinci tura kalmasını ve Muharrem İnce’nin 35-40 bandını zorlamasını beklerken, AKP’nin özellikle milletvekili seçiminde oy kaybı yaşayıp yaşamayacağı, HDP’nin %10 barajını geçip geçemeyeceği, Saadet Partisi’nin AKP’den oy alıp alamayacağı, İYİ Parti’nin oy durumu, merak edilen diğer konulardı.

Seçim Sonuçları

24 Haziran akşamında seçimlerin sona erdiği 17.00’den kısa bir süre sonra ilk seçim sonuçları gelmeye başladı. Seçim sonuçlarının yalnız Anadolu Ajansı (AA) tarafından bildirilmesi ve diğer haber ajanslarının da seçim haberi verememesi AA’nın üzerindeki bazı şaibeler yüzünden yine tartışmalı bir konu oldu. Bu durum alternatif haber kaynaklarına ve çoğulcu bir medyaya ne kadar ihtiyaç duyulduğunun da bir göstergesi idi. Adil Seçim Platformu gibi alternatif bir haber kaynağına ise teknik sorunlar sebebiyle gecenin ilerleyen saatlerinde erişilememesi ve AA tarafından açıklanan ilk sonuçların açılan sandık sayısı arttıkça değişim göstermesi sonuçlar üzerinde spekülasyona da neden oldu.

Bir diğer gerilim faktörü sosyal medya üzerinden yapılan bazı haberler idi. CHP’nin adayı İnce’nin gecenin erken saatlerindeki açıklamasından sonra bir daha açıklama yapmaması, “acaba baskı altında mı bırakıldı?” şeklinde bazı yorumlara yol açtı. Cumhurbaşkanı Adayı İnce’nin Fox sunucusu İsmail Küçükkaya’ya çevrimiçi iletişim uygulaması WhatsApp üzerinden “Adam kazandı” şeklinde bir mesaj attığının açıklanması ve bunun dışında İnce’nin halka hitaben nihai bir açıklamada bulunmaması da CHP seçmeninde hayal kırıklığına yol açtı. Gecenin erken saatlerinde CHP Genel Başkan Yardımcısı Bülent Tezcan’ın seçimlerin ikinci tura kaldığı yönündeki açıklaması da kafaları karıştırdı ve zaten seçimlerde hile yapılacağı yönünde beklentileri olan seçmen kitlesinde heyecanın artmasına sebep oldu.

Heyecanlı gecenin sonunda açılan seçim sandığı sayısının giderek tamamlanması ve AA’nın naklettiği seçim sonuçları ile Adil Seçim Platformunun açıkladığı sonuçların örtüşmesi ile gerçek sonuçlar belli oldu. Seçimlere yüksek katılım oranı ve birçok gönüllünün seçim müşahidi olmak için başvuruda bulunması, Oy ve Ötesi gibi STK’ların çalışmaları ve oylar sayılırken yine birçok seçmenin sandığa giderek, sürece tanıklık etmesi kuşkusuz ki halkın demokrasi bilinci ve seçimlerin hâlâ önemli bir siyasi katılım aracı olduğunu ortaya koyması açısından dikkat çekiciydi.

24 Haziran seçimlerine ilişkin bazı genel rakamlar şu şekildeydi:

Seçmen Sayısı: 59.367.469

Oy Kullanan Sayısı: 51.189.698

Sandık Sayısı: 188.008

Cezaevi Sandık Sayısı: 493

Cezaevi Seçmen Sayısı: 84.924

Gümrük Sandık Sayısı:81

Yurtdışı Seçmen Sayısı: 3.044.837

Yurtdışında Toplam Oy Kullanma: 1.525.666

Oy oranlarına gelince, cumhurbaşkanlığı seçimlerinde galip %52,59 oy oranı ile %50 barajını aşan Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan oldu. Erdoğan’ın ardından oyların %30,64’ünü alan Muharrem İnce, partisinin oy oranını aşarak, kısıtlı kampanya imkânlarına rağmen başarıyla ipi göğüsleyen diğer aday oldu. Ardından Selahattin Demirtaş %8,40, Meral Akşener %7,29, Temel Karamollaoğlu %0,89 ve Doğu Perinçek %0,20 oranında oy aldılar. 2014 cumhurbaşkanlığı seçimlerinde Erdoğan %51,79 oranında oy alırken, CHP ve MHP’nin ortak adayı Ekmeleddin İhsanoğlu %38,44 ve Selahattin Demirtaş %9,76 oranında oy almışlardı.

Cumhurbaşkanlığı seçimlerindeki oy dağılımına bakıldığında Erdoğan’ın İstanbul ve Ankara gibi büyük şehirlerin yanında daha çok Kuzey ve İç Anadolu kentlerinde en yüksek oy oranlarına ulaştığı, İnce’nin batıda ve sahil şeridinde, Demirtaş’ın ise güneydoğuda en iyi sonuçları aldığı ortaya çıkıyor. İlk dört adayın en iyi sonuçları elde ettiği kentler listesine baktığımızda ise şöyle bir durum karşımıza çıkıyor:

   -Recep Tayyip Erdoğan’ın en yüksek oy oranını aldığı iller: Bayburt, Gümüşhane, Rize, Çankırı, Aksaray

   -Muharrem İnce’nin en yüksek oy oranını aldığı iller: Kırklareli, Tunceli, Edirne, İzmir, Muğla

   -Meral Akşener’in en yüksek oy oranını aldığı iller: Burdur, Isparta, Denizli, Antalya, Bilecik

   -Selahattin Demirtaş’ın en yüksek oy oranını aldığı iller: Şırnak, Hakkâri, Diyarbakır, Batman, Ağrı

Milletvekili seçim sonuçlarına bakıldığında ise AKP’nin %41,85 ile ilk sırada geldiğini ancak 1 Kasım 2015 seçimleri ile karşılaştırıldığında %49,5’lik oy oranında bir miktar azalma olduğunu görmek mümkün. MHP’nin %10,90’lık oy oranı ile birlikte Cumhur İttifakı toplamda %52,75’lik bir oy oranına ulaştı. Bu oy oranı TBMM’de 344 sandalyeye karşılık geliyor ki; AKP ve MHP 600 sandalyeli mecliste salt çoğunluk olan 301’i aşmış durumda. Bunun yanında CHP %22,48 oy oranı ile 146, İYİ Parti %9,89 oy oranı ile 43 ve HDP %11,70 oy oranı ile 67 sandalye kazanmış oluyor. 1 Kasım 2015 seçimleri ile karşılaştırıldığında AKP’de olduğu gibi CHP’nin oylarında da bir miktar azalma olduğunu görmek mümkün. Buna göre 1 Kasım 2015’te oyların %25,3’ünü alan CHP bu kez, oyların %22,48’ini alabildi. MHP ise %10,90’lık oy oranı ile 2015 seçimlerindeki %11,90’lık oy oranına çok yakın bir orana ulaştı. HDP 2015’teki %10,8’lik orandan biraz daha fazla, %11,70’lik bir oy oranı elde etti.

MHP’nin oy kaybedeceği yönündeki beklentiler haklı çıkmazken, HDP’nin de CHP’den de bir miktar oy alarak, oy oranını az da olsa artırdığı görülüyor. CHP adayı İnce’nin, partisinin oy oranının oldukça üzerinde bir sonuç elde etmesi seçmende yeni bir umut yaratırken, parti içinde liderlik tartışmalarını da ister istemez yeniden gündeme getirdi. CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu’nun İnce’yi aday göstermesi ve Adalet Yürüyüşü gibi başarılı siyaset örneklerinin yanında, Batı Avrupa demokrasilerinde seçim kaybeden parti liderlerinin görevi terk etmesi geleneğinin de siyasette yenilenmenin önünü açan bir uygulama olduğunu hatırlatmakta fayda var. Bu, tabi sadece CHP için değil, diğer partiler için de geçerli. 24 Haziran seçimlerinin kesin sonuçları 5 Temmuz’da Yüksek Seçim Kurulu tarafından açıklanacak.

Son tahlilde Türkiye’nin gerek güvenlik ve bölgesel dengeler açısından gerekse ekonomide zorlu bir dönemden geçtiğini dikkate alarak, yeni kurulacak hükümetin biran önce gerekli reformlara hız vermesi gerektiği açıkça görülüyor. Tüm adaylar seçimler öncesinde OHAL’in kaldırılacağı yönünde açıklamalar yapmışlardı. Yeniden seçilen Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın ve yeni TBMM’nin atacağı ilk adımlardan biri bu olsa gerek. Siyasi yelpazenin farklı renklerini yansıtan, temsil gücü oldukça yüksek bir Meclis’in seçilmesi denge ve denetleme açısından daha etkili bir Meclis olacağı temennisini de beraberinde getiriyor. 600 sandalyeli Meclis’te resmi olmayan sonuçlara göre kadın milletvekili sayısı sadece 91. Bir önceki Meclis’te 74 olan kadın milletvekili sayısına göre bir artış olsa da, kadın oranı yeni TBMM’de de yetersiz olacak.

Uluslararası Tepkiler

Gerek seçim süreci gerekse seçim sonuçları dünya basınının da ilgi odağında yer aldı. Uluslararası camia genel olarak seçimleri değerlendirirken, sürpriz bir sonuç beklentisinde değildi. Cumhurbaşkanı Erdoğan ve AKP’nin yine galip geleceği yönünde bir beklenti vardı. Bunun yanında belli başlı medya organları, 24 Haziran seçimleri sonrasında oluşacak yeni yürütme düzeninde, cumhurbaşkanının güçlü yetkilerle donanacağına vurgu yaptı ve Erdoğan’ın merkezinde yer alacağı yeni bir idari sisteme geçileceğinin altını çizdi. Seçimlerin çekişmeli geçtiği ve seçim kampanyalarının adil ve eşit bir ortamda gerçekleşmediği de üzerinde durulan diğer noktalar arasında idi.

Cumhurbaşkanı Erdoğan’a kutlama mesajı gönderen ya da arayan birçok lider de oldu. AB liderleri arasında ilk arayan Macaristan Başbakanı Viktor Orbán olurken, Birleşik Krallık Başbakanı Theresa May ve Federal Almanya Başbakanı Angela Merkel de telefonla kutladı. Bunun dışında Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin, Federal Almanya Cumhurbaşkanı Walter Steinmeier, Yunanistan Başbakanı Alexis Tsipras, Filistin lideri Mahmut Abbas, Azerbaycan Cumhurbaşkanı İlham Aliyev, Bosna-Hersek Devlet Başkanlığı Konseyi Başkanı Bakir İzetbegovic, Belarus Cumhurbaşkanı Aleksandr Lukaşenko, Venezuela Devlet Başkanı Nicolas Maduro ile Sırbistan, Kosova, Makedonya, Somali ve Sudan gibi birçok ülkenin lideri de kutlama mesajlarını ilettiler.

Avrupa Komisyonu Başkan Yardımcısı ve Dışişleri ve Güvenlik Yüksek Temsilcisi Federica Mogherini ile Komisyonun Komşuluk ve Genişleme Müzakerelerinden Sorumlu Üyesi Johannes Hahn’ın yaptığı ortak açıklamada seçimlerdeki katılım oranının yüksekliğinin ve yarışan aday ve partilerin geniş bir spektruma yayılmasının Türk halkının demokratik süreçlere olan bağlılığını ve medeni hak, temel özgürlükler ve hukukun üstünlüğünü takip ettiklerini gösterdiği vurgulandı. Seçmenlerin gerçek bir tercih hakkına sahip olduğu belirtilirken, bunun yanında kampanya koşullarının eşit olmadığı ve OHAL’in toplanma ve medya özgürlüğü de dâhil olmak üzere ifade özgürlüğünü kısıtladığının da altı çizildi. Bildiride, seçimler ile geçilecek olan yeni Cumhurbaşkanlığı sisteminin, Avrupa Konseyinin Venedik Komisyonunun da belirttiği gibi, denge ve denetleme açısından Türk demokrasisi için kapsamlı sonuçları olacağı ve Türkiye’nin hukukun üstünlüğü ve temel haklar açısından temel eksiklikleri vakit kaybetmeden ele alınmasından yarar sağlayacağı uyarısında bulunuldu. Bildiride, “önümüzdeki birçok ortak sorunun (meydan okuma), birlikte üzerine eğilmek için Cumhurbaşkanı ve Parlamento ile birlikte çalışacağız” denmesi ise AB’nin yeni dönemde Türkiye ile işbirliği içinde olma kararlılığını ortaya koydu. Bu bildiride de, daha önceki birçok bildiri, rapor ve kararda ileri sürüldüğü gibi AB açısından Türkiye’de biran önce çözüme kavuşturulması beklenen hususlar ön plana çıkarılmış oldu.

AB Konseyi Başkanı Donald Tusk ve Avrupa Komisyonu Başkanı Jean-Claude Juncker de, 24 Haziran seçimlerini kazanan Cumhurbaşkanı Erdoğan’a kutlama mesajı gönderdi. 26 Haziran tarihli mektupta, Tusk ve Juncker Cumhurbaşkanı Erdoğan’ı yeniden seçilmesinden ötürü tebrik ederken, Türkiye’nin aday ülke ve AB için kilit bir ortak olduğunu belirtti. Bunun yanında, güvenlik, göç ve enerji gibi ortak ilgi alanlarında Türkiye  ile yakın bir şekilde birlikte çalışmaya devam edileceği vurgulandı.

Ertesi Gün: 24 Haziran Sonrası

Seçim sonrası Cumhurbaşkanlığı yürütme sistemi çerçevesinde kurulacak olan hükümetin mutlaka hukukun üstünlüğü, temel hak ve özgürlükler, denge ve denetleme gibi meseleleri ele alarak, acil çözüm üretmesi gerekiyor. Bu sadece AB ve diğer bazı uluslararası kuruluşların beklentisi değil, Türk halkının çoğunluğunun da beklentisi. Yeni hükümetin, OHAL’i sona erdirerek, reformlara hız vererek ve ekonomiyi rayına sokarak hem içerde, hem de dışarda güven tazelemesi gerekiyor.

Yeni sistemde, başbakanlık kurumunun kalktığı, bakanların Meclis dışından Cumhurbaşkanı tarafından atanacağı güçlü bir yürütmeye geçildiği de dikkate alınırsa, bu yeni sistemin yapısı ve nasıl işleyeceği önemli bir merak konusu. Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın seçim öncesinde açıkladığı plana göre, bakanlıkların yapısı da değişiyor. Yeni planda 21 yerine 16 Bakanlık düşünülmüş ve Dışişleri, İçişleri, Adalet, Çevre ve Şehircilik, Enerji ve Tabii Kaynaklar, Gençlik ve Spor, Kültür ve Turizm, Milli Eğitim, Milli Savunma ve Sağlık Bakanlığı aynı kalıyor. Öngörülen değişimler şu şekilde yer alıyor:

   -AB Bakanlığı, Dışişleri Bakanlığına bağlanıyor.

   -Aile ve Sosyal Politikalar Bakanlığı ile Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı birleşiyor ve Çalışma, Sosyal Hizmetler ve Aile Bakanlığı oluyor.

   -Bilim, Sanayi ve Teknoloji Bakanlığı ile Kalkınma Bakanlığı birleşiyor ve Sanayi ve Kalkınma Bakanlığı oluyor.

   -Ekonomi Bakanlığı ve Gümrük ve Ticaret Bakanlığı birleşiyor ve Ticaret Bakanlığı oluyor.

   -Gıda, Tarım ve Hayvancılık Bakanlığı ile Orman ve Su İşleri Bakanlığı birleşiyor ve Tarım ve Orman Bakanlığı oluyor.

   -Maliye Bakanlığının adı Hazine ve Maliye Bakanlığı oluyor.

   -Ulaştırma Bakanlığının adı Ulaştırma ve Altyapı Bakanlığı oluyor.

Yeni sistemde Bakanlıkların yanında, Cumhurbaşkanı’na doğrudan bağlı çeşitli kurullar da olacak. Bilim, Teknoloji ve Yenilik Politikaları, Sosyal Politikalar, Yerel Yönetim Politikaları, Güvenlik ve Dış Politikalar, Hukuk Politikaları, Kültür ve Sanat Politikaları, Sağlık ve Gıda Politikaları, Ekonomi Politikaları ve Eğitim ve Öğretim Politikaları gibi çeşitli konulara ayrılan bu kurulların nasıl bir fonksiyon oynayacağı da uygulamada belli olacak.

AB ile ilişkilerimiz ve müzakere süreci açısından AB Bakanlığının Dışişleri Bakanlığına entegre edilecek olması önemli bir adım. Bu yeni düzenlemede, AB Bakanlığı yapısının özerkliğini ve bütünlüğünü koruyup korumayacağı; Dışişleri Bakanı’nın mı yoksa başka birinin mi Başmüzakereci olacağı gibi noktalar ise henüz belirsizliğini koruyor. AB Bakanlığının ortadan kalkacak olmasının Türkiye’nin AB sürecinin de arka plana atılacağı ve üyelik yerine farklı bir formüle geçiş yapılacağı anlamına gelmeyeceğini umuyoruz. Dileğimiz, AB sürecini yürütecek makam ve örgütün güçlü olması ve Türkiye’nin canlandırılmasını umduğumuz AB sürecini yürütecek kapsam ve donanıma sahip olmasıdır.

Doç. Dr. Çiğdem Nas, İKV Genel Sekreteri

2018

E-Bülten Kayıt

İKV KURUCU VE MÜTTEVELLİ KURUMLARI

© 2018 İKV Bütün Hakları Saklıdır.
Designed By: OrBiT