SUYUMUZU TASARRUFLU VE BİLİNÇLİ KULLANMALIYIZ

BM Genel Kurulu, 1992 yılında Rio de Janerio’da gerçekleştirilen BM Çevre ve Kalkınma Konferansı’nda suyun öneminin vurgulanmasının üzerine 22 Mart 1993’ü Dünya Su Günü ilan etmiştir. Dünya Su Günü her sene 22 Mart’ta tatlı suyun önemi ve kaynaklarının sürdürülebilir yönetiminin desteklenmesi hususlarına dikkat çekmek amacıyla kutlanmaktadır. İKV Başkanı Ayhan Zeytinoğlu, 22 Mart Dünya Su Günü vesilesiyle bir basın açıklaması yaptı.

Bu Yılın Teması “Su için Doğa”

Başkan Zeytinoğlu, suyun sürdürülebilir kalkınmanın en önemli parçalarından biri olduğuna vurgu yaparak, sosyo-ekonomik kalkınma, sağlıklı ekosistemler ve insan yaşamı için kritik bir konuma sahip olduğunu söyledi. İKV Başkanı Ayhan Zeytinoğlu sözlerine şöyle devam etti:

“Sular, her ne kadar yeryüzünün dörtte üçünü oluşturuyor olsa da, kullanılabilir tatlı su oranı kısıtlıdır, zira insanların günlük ihtiyacını karşılayabilecek tatlı su, dünyada bulunan suların yalnızca yüzde 1’inden oluşur. Aynı zamanda, küresel su talebi, her geçen gün artan nüfus, değişen tüketim alışkanlıkları ve iktisadi gelişmeler benzeri faktörlerden dolayı her yıl yüzde 1 artmaktadır ve bu sayı gelecek 20 yıl içerisinde önemli ölçüde artmaya devam edecektir. Suya olan talep artışının büyük çoğunluğu, özelikle Türkiye gibi gelişmekte veya yükselmekte olan ekonomilere sahip ülkelerde meydana gelecektir”.

İKV Başkanı Zeytinoğlu konuya ilişkin geleceğe dönük istatistikleri de paylaştı: “2017-2050 yılları arasında dünya nüfusunun 7,7 milyardan yaklaşık 10 milyara çıkması ve bu artışın yarısından fazlasının Afrika ve Asya’da gerçekleşmesi beklenmektedir. Mevcut zaman diliminde, küresel su çekilmelerinin yüzde 10’una evde harcanan sular neden olmakta ve bu oranın 2010-2050 yılları arasında dünyanın neredeyse tüm bölgelerinde büyük bir ölçüde artması beklenmektedir. Aylık değişkenler göz önüne alındığında, her yıl en az bir ay 3,6 milyar insan hâlihazırda potansiyel su kıtlığı alanlarında yaşamakta ve bu sayı 2050 yılında 4,8-5,7 milyara çıkma tehlikesi altındadır.

Ayrıca su kirliliği, 1990’lı yıllardan beri Afrika, Asya ve Latin Amerika’nın neredeyse tüm nehirlerinde büyük bir artışa uğramıştır. Böyle devam ederse, su kalitesinin kötüleşmesinin önümüzdeki on yıllar boyunca artması, dolayısıyla insan sağlığını, çevreyi ve sürdürülebilir kalkınmayı tehdit etmesi beklenmektedir”.

Türkiye’nin Durumu

İKV Başkanı Zeytinoğlu, konunun Türkiye’deki geleceği açısından önemine de değindi: “Üç tarafı denizlerle kaplı olsa da, sanılanın aksine Türkiye su zengini bir ülke değildir. Kişi başına düşen yıllık su miktarı 1.519 m³ civarında olduğundan Türkiye su azlığı yaşayan bir ülke konumundadır. TÜİK, 2030 yılında nüfusun 100 milyon olacağını öngörmüştür. Bu durumda 2030 yılı için kişi başına düşen kullanılabilir su miktarının 1.120 m³/ yıl civarında olacağı hesaplanmaktadır. Kişi başına düşen yıllık su miktarı bin metreküpten az olan ülkeler “su fakiri” kabul edildiği için, bu rakam ülkenin su fakiri olma sınırına geleceğini göstermektedir. Mevcut büyüme hızı, su tüketim alışkanlıklarının değişmesi gibi faktörlerin, bu su kıtlığının üzerinde büyük bir etkisi olacağını tahmin etmek mümkündür. Ayrıca tüm bu tahminler, ancak mevcut kaynakların 20 yıl sonrasında hiç tahrip edilmeden aktarılması durumunda geçerli olacaktır. Bu nedenle de, gelecek nesillere daha kaliteli ve yeterli su bırakabilmek için, suları daha tasarruflu ve bilinçli bir şekilde kullanmalıyız”.

2018

E-Bülten Kayıt

İKV KURUCU VE MÜTTEVELLİ KURUMLARI

© 2019 İKV Bütün Hakları Saklıdır.
Designed By: OrBiT