5 SORUDA YUNANİSTAN SEÇİMLERİ

Yunanistan’da 25 Ocak 2015 tarihinde gerçekleşen seçimlerde radikal Syriza Partisi’nin zaferi AB çevrelerinde endişeye sebep oldu. Syriza lideri Alexis Tsipras’ın kemer sıkma politikalarını reddetmesi ve kamu borcunun bir kısmının silinmesi ve yeniden müzakere edilmesine yönelik söylemi Avro alanının istikrarı konusunda soru işaretlerine yol açtı.

2008 yılında başlayan küresel mali kriz AB genelinde aşırı sağ ve sol hareketlerin güç kazanmasına yol açmıştı. Hemen hemen tüm AB üyesi devletlerde alınan önlemler ve kemer sıkma politikaları işsizliği artırdı ve özellikle orta ve alt gelir gruplarının ücretleri ve sosyal kazanımlarında önemli kayıplara yol açtı. Tüm bu yaşananların siyasi sonuçları olması doğaldır.

Krizi en yoğun olarak yaşayan Yunanistan’da, ekonomik ve sosyal sorunlar, krize yol açmak ile suçlanan merkez sağ ve merkez sol partilerin kamuoyu desteğini önemli ölçüde azaltırken, halkın umudunu radikal hareketlere yöneltmesi sonucunu doğurdu.

Bu aşamada, AB’nin yapması gereken, serinkanlı bir şekilde Yunanistan’daki demokratik seçimlerin sonuçlarını kabullenmek ve Yunanistan meselesini bir kez daha masaya yatırmak olmalıdır. AB karar alıcıları, Yunan halkının meşru endişelerini de dikkate alarak, borcun yeniden müzakere edilmesini sağlamalı. Aksi takdirde, hem Syriza Partisi’nin sisteme entegre olması zorlaşabilir, hem de bu durum Avro alanının bütünlüğü ve sürdürülebilirliği açısından olumsuz sonuçlar doğurur.

AB’nin çoğulcu yapısı, farklı siyasi ve ideolojik görüşleri de içinde barındırabilmeli ve sokaktaki vatandaşın sorunlarına çözüm üretebilmeli. AB, en önemli meselelerinden biri olan “demokratik açık” meselesini ancak bu şekilde aşabilir ve bütünleşme sürecini devam ettirebilir. Avrupa’nın geleceği, tek merkezden politikaların empoze edildiği bir AB değil, ulusal ve bölgesel çeşitliliğinin harmanlanarak ortak çözümler ürettiği bir Birlik olmalıdır.

Seçimleri Kim Kazandı? Kim Kaybetti?

Komşu ülke Yunanistan’da 25 Ocak 2015 tarihinde gerçekleştirilen seçimleri, radikal solcu Syriza Partisi kazandı. Katılım oranının yüzde 60’ın biraz üzerinde olduğu seçimlerde, ülkedeki kemer sıkma politikalarına savaş açan ve Yunanistan’ın borcunu yeniden müzakere edeceğini söyleyen 40 yaşındaki radikal sol lider Alexis Tsipras’a yüzde 36 oy çıktı. Hükümetteki merkez sağ parti Yeni Demokrasi Partisi ise, yüzde 27’de kaldı.

Seçimlere katılan diğer 5 partinin de Yunan Parlamentosu’nda temsil hakkı kazanması bekleniyor. Bu partiler arasında en ilgi çekici olan ise aşırı sağcı Altın Şafak Partisi. Seçimleri üçüncü olarak geride bırakan Altın Şafak’ın oy oranı yüzde 6’nın biraz üzerinde. Resmi sonuçların henüz açıklanmadığı seçimlerde, 300 sandalyeli Yunan Parlamentosu’nda Syriza şimdiden 149 sandalyeyi almış durumda. Syriza’nın çoğunluğu elde edebilmesi için Parlamento’da 2 sandalyeye daha ihtiyacı var.

Seçimlerin galibi Syriza Partisi lideri Alexis Tsipras, seçimler ile Yunan halkının kemer sıkma ve ekonomik yıkıma karşı güçlü ve açık bir mesaj verdiğini söylerken, AB, Uluslararası Para Fonu IMF ve Avrupa Merkez Bankası’ndan oluşan troykanın artık geçmişte kaldığını vurguladı; kriz konusunda adil ve tüm tarafların yararına olacak çözüm konusunda müzakere edecekleri sözünü yineledi.

Syriza Neden Kazandı?

Yunanistan 2008 yılında Avrupa’yı teslim alan ekonomik krizden en fazla etkilenen ülke oldu. Kemer sıkma politikaları kapsamında kamu hizmetleri, emeklilik, sosyal güvenlik gibi alanlarda yaşanan sert kesintiler Yunan halkını yıllardır zorluyor. Ülkede işsizlik oranı yüzde 25’lere dayanmışken, 25-35 yaş arası işsizlik yüzde 50’nin biraz altında. Devlete gelir elde etmek amacıyla oluşturulan ek mülkiyet vergisi ise, orta sınıfı biraz daha sıkıştırmış durumda. Böyle bir ortamda, Yunanistan’ın borçlarının geri ödenmesinde faiz oranlarının yeniden görüşülmesi ve vadelerin uzatılması; asgari ücretin 751avroya yükseltilmesi; 300bin yeni istihdam alanının yaratılması ve emekli maaşlarının iyileştirilmesi sözüyle yola çıkan Syriza’nın seçimlerin galibi olması Yunanistan için çok büyük bir sürpriz olmadı. 2009 seçimlerinde oyların yalnızca yüzde 4,6’sını alabilen Syriza’nın bugün oy oranını yüzde 36’ya çıkarmış olması, Yunan kamuoyunun kemer sıkma politikalarına tepkisinin bir yansıması olarak değerlendiriliyor.  

Yunanistan’ı neler bekliyor?

Syriza’nın tek başına iktidar olabilmesi için Yunan Parlamentosu’ndaki 151 sandalyeyi alması gerekiyordu; ancak yüzde 36 oy oranıyla Syriza’nın Parlamento’da garantileyebildiği sandalye sayısı 149 oldu. Bu noktada, diğer partilerin Parlamento’da az sandalye ile temsil ediliyor olsalar da, koalisyonun oluşturulabilmesi için önemli rol oynayacakları önceden biliniyordu.

Aleksis Tsipras bugün erken saatlerde, 2012 yılında Yeni Demokrasi Partisi’nden ayrılarak parti kuran Bağımsız Yunanlar Partisi’nin (ANEL) lideri Panayiotis Kammenos ile görüştü. Görüşmenin ardından Kammenos tarafından yapılan açıklamada Bağımsız Yunanlar Partisi’nin Aleksis Tsipras’a güvenoyu vereceği ve yeni hükümetin Syriza-ANEL koalisyonundan oluşacağı bildirildi. Yeni koalisyon hükümeti Parlamento’daki 300 koltuğun 162’sini alarak çoğunluğu oluşturuyor.

İlk tepkiler: Kim ne dedi?

Yunanistan’daki seçimlerde kemer sıkma politikaları karşıtı Syriza’nın galibiyeti AB içerisinde şimdiden yankı bulmuşa benziyor. İngiltere Başbakanı David Cameron, seçim sonuçlarının AB çapında ekonomik belirsizliği artıracağını söylerken, Alman Merkez Bankası Başkanı Jens Weidmann, Syriza'nın zaferinin, ekonomik krizin çözülmesi için elde edilen kazanımları tehlikeye atmayacağını umduklarını söyledi.  

Fransa Cumhurbaşkanı François Hollande tarafından yayımlanan resmi açıklamada, “Dileğimiz; Avro Alanı’nın istikrarına katkı sağlayacak biçimde iki ülke arasındaki işbirliğinin, Avrupa değerlerinin temelini oluşturan, ilerleme, dayanışma ve sorumluluk ruhuyla sürdürülmesidir” ifadesine yer verildi. AP Sosyalistler ve Demokratlar İlerici İttifakı Grubu Başkanı Gianni Pittella ise Syriza’nın zaferini, Avro Alanı’nda yürütülen ekonomik politikaların değişmesi gerektiği yönünde değerlendirdi. Öte yandan, Belçika Maliye Bakanı Johan Van Overtveldt borçların yeniden yapılandırılması ve gerekli usullerin tekrardan görüşülmesine ilişkin açık kapı bulunduğunu; ancak bunun Yunanistan’ın parasal birlik kurallarına saygı göstermesi temelinde gerçekleşeceğini kaydetti.

Avrupa’yı neler bekliyor?

Öncelikle Yunanistan’da radikal sol partinin seçimlerden zaferle çıkmasının, AB çapında diğer sol partileri cesaretlendirme ihtimali bulunuyor.

Radikal sol Syriza, kamu harcamalarında yaşanan kesintileri tersine çevirerek, maaşları ve emeklilik hizmetlerini artırmayı vaad ediyor. Bugün büyük bir kısmı Avro Alanı ülkeleri tarafından ödenen Yunanistan’ın kamu borçlarını silmeyi istiyor. Hiç şüphesiz Avro-Dolar Paritesinin son 11 yılın en düşük seviyesine geldiği ve Avrupa Merkez Bankası’nın tarihinin en büyük tahvil alımını gerçekleştirdiği bu dönemde, Syriza’nın vaadleri AB ekonomisi için büyük bir endişe demek. Olası bir Syriza hükümeti, Yunanistan’ın kamu borçlarının Troyka ile yeniden müzakere edileceği anlamına geliyor. Bu da Hükümet ve Troyka arasında yeni bir gerginlik anlamına geliyor. Bu sebeple AB ve uluslararası finans kurumları endişe içinde.

Yunanistan seçim sonuçları ışığında, AB’nin yapması gereken, Yunanistan meselesini masaya yatırmak ve Yunan halkının meşru endişelerini de dikkate alarak, borcun yeniden müzakere edilmesini sağlamak. Aksi takdirde, hem Syriza Partisi’nin sisteme entegre olması zorlaşabilir, hem de Avro alanının bütünlüğü ve sürdürülebilirliği açısından olumsuz sonuçlar doğurur. 

2015

E-Bülten Kayıt

İKV KURUCU VE MÜTTEVELLİ KURUMLARI

© 2019 İKV Bütün Hakları Saklıdır.
Designed By: OrBiT