DÜNYANIN EN ÖNEMLİ TİCARİ ANLAŞMASI: TRANS-PASİFİK ORTAKLIĞI

ABD, Japonya ve 10 Pasifik Bölgesi ülkesi 5 Ekim 2015 tarihinde son yirmi yılda imzalanan en önemli ticaret anlaşması üzerinde uzlaşmaya vardıklarını açıkladılar. Yaklaşık 6 yıldır süren müzakereler sonunda Atlanta’da 9 gün süren son müzakere maratonunun ardından dünya ekonomisinin yüzde 40’ını temsil eden 12 ülke, en kapsamlı ticaret anlaşmasını imzaladılar. TPO ile taraflar arasında sadece ticari engellerin kalması değil aynı zamanda iş gücü piyasası, çevre ve e-ticaret gibi alanlarda ortak kuralların benimsenmesi öngörülüyor.

TPO’ya taraf olan ülkeler Avustralya, Kanada, Japonya, Malezya, Meksika, Peru, ABD, Vietnam, Şili, Brunei Darussalam, Singapur ve Yeni Zelanda. Bu ülkelerin konumuna bakıldığında TPO’nun sadece bir ticaret anlaşması olmakla kalmadığı aynı zamanda jeopolitik bir girişim de olduğu net olarak görülüyor. Nitekim ABD Başkanı Barack Obama açıklamasında potansiyel müşterilerinin yüzde 95’i ABD sınırlarının dışında yaşarken, Çin gibi ülkelerin küresel ekonominin kurallarına yazmasına izin veremeyeceklerini belirtmesi oldukça dikkat çekici. Eğer önümüzdeki yıl Senato tarafından onaylanırsa Obama’nın başkanlık dönemindeki en önemli başarılarından biri olacağı belirtilen TPO, özellikle ABD için sınır ötesi veri akışından kamu iktisadi teşebbüslerinin uluslararası alanda nasıl rekabet edeceklerine kadar pek çok alanda 21. yüzyıl küresel ticaretini düzenlemek istiyor.

Beyaz Saray TPO’nun sadece Amerikan ekonomisini, özellikle de istihdamı, desteklemekle kalmadığını aynı zamanda ülkenin değerlerini de yansıttığını iddia ediyor. Tarihte ilk defa işçilerin haklarının ve çevrenin korunmanı ilişkin yaptırım gücü olan standartlar içeren bir anlaşma imzalandığını belirten Amerikan yönetimine göre TPO şu anlama geliyor:

İşçi hakları alanında;

  • Çocuk işçiliğinin ve zorunlu çalışmanın yasaklanması,

  • Asgari ücret,

  • İş yerinde ayrımcılığın yasaklanması,

  • Sendika kurma ve toplu müzakere hakkı,

  • İşyerinde güvenlik standartları,

  • İşçi haklarının ihlal edilmesi halinde ticari yaptırımlar uygulanması.

Çevre alanında;

  • Yasadışı yaban hayat kaçakçılığı ile mücadele,

  • Aşırı balık avı ile mücadele,

  • Okyanusların korunması,

  • Yasadışı kereste ticaretinin önlenmesi,

  • Çevre koruma alanındaki kuralların ihlal edilmesi halinde ticari yaptırımlar uygulanması.

Diğer alanlar;

  • Serbest ve açık internetin korunması,

  • Tüketicilerin sahtecilikten ve aldatıcı ürünlerden korunması,

  • Kapsamlı yolsuzlukla mücadele ve şeffaflık önlemlerinin uygulanması,

  • Küçük işletmeler için ihracat kurallarının basitleştirilmesi.

TPO ile ilgili Beyaz Saray tarafından çizilen bu olumlu tabloya rağmen anlaşma pek çok kişi, sivil toplum örgütü ve hatta ülke tarafından eleştiriliyor. Örneğin Çin daha anlaşmanın müzakereleri sürerken süreci yakından izleyeceğini ve kendi rakip ticaret anlaşması için girişimler başlatacağını açıkladı. Rusya Devlet Başkanı Putin’in de anlaşma ile ilgili sert sözler sarf ettiği biliniyor.

Öte yandan TPO’ya taraf olan ülkeler içerisinde de anlaşmaya ilişkin sert ve muhalif açıklamalar yapılıyor. Örneğin seçimlere hazırlanan Kanada’da Yeni Demokratik parti lideri Tom Mulcair 19 Ekim’deki  seçimlerden zaferle çıkması halinde ülkesini TPO’dan çıkaracağını belirtiyor.

Henüz anlaşma metninin tamamı açıklanmamış olmakla beraber özellikle Wikileaks’ten sızan belgelere dayanarak Nobel ödüllü ünlü iktisatçı Joseph Stiglitz gibi isimler de anlaşmanın özellikle biyoteknoloji ve ilaç sanayi alanlarında artacak fikri mülkiyet hakları ile yüksek koruma duvarlarına sebep olacağı, bu alanlardaki yenilikçiliğe ket vurulacağını dile getiriyor.

Bugün TPO, yarın TTYO ve sonrası

Obama döneminin dış ticaret politikasındaki iki öncülden biri olan TPO tamamlandıktan sonra gözler tekrar AB ile müzakereleri süren Trans-Atlantik Yatırım ve Ticaret Ortaklığı’na (TTYO) çevrilecek. Kısaca hatırlama gerekirse TTYO müzakerelerini yürüten AB ve ABD birlikte dünya GSYİH’nin yarısını, mal ticaretinin yüzde 30’unu, hizmet ticaretinin ise yüzde 40’ını temsil ediyorlar. Türkiye bir süredir hem dünya ticaretinin yeniden şekillendiği bu yeni dönemi kaçırmamak, hem de mevcut Gümrük Birliği nedeniyle olası anlaşmadan olumsuz etkilenmemek için süreci yakından izlemeye ve taraf olmaya çalışıyordu. Bu kapsamda AB ile Gümrük Birliği’nin güncellenmesi çalışmaları başlatılmışken ABD ile de 2013 yılından bu yana Üst Düzey Komite toplantıları yapılmaktadır. Hiç kuşkusuz TPO Anlaşması’nın metni açıklandığında TTIP‘in içeriği konusunda daha fazla bilgi sahibi olmamız da mümkün olacaktır. Ancak bunun yanında başta ABD olmak üzere taraf ülkelerde TPO’nun onay sürecinin yakından izlenmesi ve getirilen eleştirilerin not edilmesinde fayda var. Muhtemelen AB ve ABD TTYO sürecinde daha hızlı yol alabilmek için aynı şeyi yapacaklardır.

 

2015

E-Bülten Kayıt

İKV KURUCU VE MÜTTEVELLİ KURUMLARI

© 2019 İKV Bütün Hakları Saklıdır.
Designed By: OrBiT