AP TÜRKİYE RAPORU’NUN KABULÜNE İLİŞKİN İKV BİLGİLENDİRME NOTU

AP TÜRKİYE RAPORU'NUN KABULÜNE İLİŞKİN

İKV BİLGİLENDİRME NOTU

 

  • Avrupa Parlamentosu'nun (AP) 12 Mart 2014 tarihinde gerçekleştirilen oturumunda, AP'nin Hollandalı üyesi Ria Oomen-Ruijten tarafından kaleme alınan 2013 yılı Türkiye Raporu, 153'e karşı 475 oyla kabul edilmiştir.
  • 43 üyenin çekimser oy kullandığı Genel Kurul'daki oylamada kabul edilen raporun hazırlık sürecinde, 338 değişiklik teklifi, AP Dış İlişkiler Komisyonu tarafından ele alınmıştır.

AP TÜRKİYE RAPORU NEDİR?

  • Yapısı gereği AP Raporları, AB ile üyelik müzakerelerini sürdüren aday ülkelerdeki, müzakere sürecinde yaşanan aksaklıklar ile bu süreçte görülen eksikliklerin tespit edilip, aday ülkelere uyarıların açıklıkla dile getirildiği bir belge niteliğindedir.
  • Bu itibariyle AP raporları, Avrupa Komisyonu tarafından yayımlanan düzenli ilerleme raporlarına bir cevap niteliğinde olup, Komisyon raporunun yayımlanmasının ardından (genelde Ekim ayı), aday ülkede yaşanan gelişmelere de yer vermektedir.

NEDEN AP TÜRKİYE RAPORU BU KADAR TARTIŞILIYOR?

  • Bilindiği üzere her yıl AP’nin Türkiye raporu özellikle kamuoyunda, barındırdığı eleştiriler sebebiyle sıklıkla ele alınmaktadır. Bunun sebebi, Türkiye’de yaşanan gelişmeler olduğu kadar, genel itibariyle raporun hazırlık süreciyle de birebir ilişkilidir.
  • 2009-2014 yıllarını kapsayan AP’nin 7. Döneminde, AP Türkiye raportörlüğünü üstlenen Ria Oomen-Ruijten tarafından hazırlanan raporlar, Dış İlişkiler Komisyonu safhasında, her zaman yoğun tartışmalara neden olmuştur.
  • Bu çerçevede; 2013 yılı Türkiye raporuna 338; 2012 yılı Türkiye raporuna 415; 2011 yılı Türkiye raporuna 461; 2010 yılı Türkiye raporuna 315; 2009 yılı Türkiye raporuna 243 değişiklik önerisi verilmiştir.
  • Hiç şüphesiz söz konusu raporlara verilen değişiklik önerileri, ilgili Komisyonu oluşturan AP üyelerinin, aday ülkeyi ve aday ülkede yaşanan gelişmeleri nasıl algıladığına ilişkin ipuçları taşımaktadır.
  • Bu çerçevede Türkiye raporları, yıllardan beri AP’de tartışmaların hiç eksik olmadığı gündem maddelerinden biri haline gelmiştir. Hatta, raporlara ilişkin verilen değişiklik önergelerinin sayfa sayılarının, raporun Genel Kurul’da onaylanan nihai şeklinden çok daha fazla olduğunu söylemek dahi yanlış olmaz.
  • Diğer aday ülkeler için hazırlanan raporlar ile karşılaştırıldığında, bu durum daha net bir şekilde gözler önüne serilmektedir. Örneğin 2013 yılında diğer aday ülkeler Karadağ, Sırbistan ve Makedonya’nın yıllık raporlarına verilen değişiklik önerileri sayısı, sırasıyla 130, 142 ve 170’tir.
  • Daha çarpıcı örnekler vermek gerekirse, Türkiye raporunu da ele alan AP Dış İlişkiler Komisyonu,

-    Kasım 2013 tarihinde ele aldığı “2012 yılı Dünya ve Avrupa’da İnsan Hakları ve Demokrasi” raporu için 347;

-     “2012 yılı Ortak Dış ve Savunma Politikası Yıllık Raporu” için  336;

-   “AB’nin Doğu Ortaklığı Ülkeleri ile İlişkilerinin Değerlendirilmesi ve Önceliklerin Belirlenmesi Raporu” için 281 değişiklik önerisini tartışmıştır.

  • AP’nin Türkiye raporuna verilen değişiklik önerisi sayısının, AB’nin diğer temel politika alanları arasında yer alan Doğu Ortaklığı Politikası veya Ortak Dış ve Savunma Politikasına ilişkin raporlarına verilen değişiklik önerileri sayısından fazla veya eşdeğer olması, Türkiye konusunun AP’de ne denli canlı ve tartışmaya müsait bir konu olduğunun önemli bir kanıtı niteliğindedir.
  • Bu çerçevede, Türkiye raporlarının neredeyse her yıl, Türkiye’de ve Avrupa’da bu denli ses getirmesinin, Türkiye’ye ilişkin durumun AP milletvekilleri tarafından yakından takip edildiği şeklinde okunmasında fayda vardır. AP’nin AB kurumsal dengesi içinde giderek etkisini artıran bir kurum olduğunu ve Avrupa kamuoyunu yansıttığını da dikkate almak gerekir.

AP TÜRKİYE RAPORUNUN DOĞASI ve 2013 TÜRKİYE RAPORU

  • Az önce belirtildiği üzere, AP raporları doğası gereği AB ile üyelik müzakerelerini sürdüren aday ülkelerdeki, müzakere sürecinde yaşanan aksaklıklar ile bu süreçte görülen eksikliklerin tespit edilip, aday ülkelere uyarıların açıklıkla dile getirildiği bir belge niteliği taşımaktadır.
  • Bu çerçevede raporlarda olumlu gelişmelerden memnuniyet duyulduğu gibi, olumsuz konular hakkında eleştiriler de sıralanmakta; bu konularda aday ülkeye tavsiyelerde bulunulmaktadır.
  • 2013 yılı Türkiye raporu özelinde bakıldığında; öncelikle üç noktanın vurgulanmasında büyük önem görmekteyiz. Bu çerçevede:

-     Türkiye’nin, Kopenhag Siyasi Kriterlerini yerine getirmekte önemli bir mesafe katettiği kabul edilse de, son dönemde ülkemizde yaşanan gelişmelerin sebep olduğu, olumsuz eleştiriler raporda açıkça dile getirilmiş ve bu açıdan bir gerileme yaşandığı ifade edilmiştir. 

-     Ancak bu gerileme konusunda AP söz konusu rapor ile, Türkiye-AB ilişkilerinin güçlendirilmesi ve üyelik müzakereleri sürecinin ilerletilmesine yönelik siyasi iradesini de kuvvetli bir biçimde ortaya koymaktadır. Raporda, ‘Yargı ve Temel Haklar’, ‘Adalet, Özgürlük ve Güvenlik’, ‘Sosyal Politika ve İstihdam’ ile ‘Enerji’ fasıllarında müzakerelere başlanmasına yönelik Avrupa Konseyi ve Avrupa Komisyonu’na yapılan çağrılar, bunun en somut göstergesidir.

-     Aynı zamanda, son dönemde ülkemizde meydana gelen olaylar sonrasında gereksinimi daha fazla anlaşılır hale gelen ve Türk toplumunun da en büyük arzularından biri olan, yeni bir Anayasa gerekliliği, yine AP’nin 2013 Türkiye raporunda defalarca vurgulanan bir nokta olmuştur.

  • Dolayısıyla AP, Türkiye’ye yönelik özellikle son dönemde yaşanan gelişmeleri eleştirirken dahi, Türkiye-AB üyelik müzakereleri sürecinin ilerletilmesi ve yeni Anayasa çalışmalarına hız verilmesi aracılığyla, bu olumsuzlukların giderilmesi yönünde Türkiye’ye tavsiyede bulunmaktadır.
  • Raporun onaylanmasının ardından Türk kamuoyunda, Türkiye’de yaşanan güncel gelişmeler ile ilgili tartışmalarda, bu noktaların da göz önüne alınmasında fayda olduğu düşüncesindeyiz.

AP 2013 TÜRKİYE RAPORUNUN RÖNTGENİ: OLUMLU VE OLUMSUZ YANLAR

  • 2013 yılı Türkiye raporuna detaylı olarak bakıldığında ise, raporda yer alan 41 maddenin orantılı bir şekilde dağıldığını görmek mümkündür. Ancak hiç şüphesiz eleştiriler içeren bazı maddelerin, gündemde yaşanan sıcak tartışmalar doğrultusunda ön plana çıkmakta olduğu görülmektedir.
  • Bu çerçevede raporda yer alan eleştiriler ve endişeleri, şu ana başlıklar etrafında sıralamak mümkündür:

-      Üst düzey ve yüksek seviyede yolsuzluk iddiaları;

-      Yasama ve yürütme erkleri arasında bir süreden beri yaşanan gerilim;

-       HSYK ve İnternet düzenlemeleri;

-        Uzun yargılama ve tutukluluk süreleri;

-        Farklı yaşam biçimlerine müdahale girişimleri;

-   Basın özgürlüğü ve tutuklu gazetecilerin durumu ile, giderek Türk kamuoyunda etkili olmaya  başlaya otosansür;

-      Güvenlik güçlerinin orantısız güç kullanımı ve bunların sebep olduğu istenmeyen durumlar.

  • AP 2013 Türkiye Raporu, eleştiri ve endişeleri içerdiği gibi, Türkiye’nin AB üyelik müzakerelerine ilişkin olumlu yönleri de sıralamaktadır. Bu çerçevede:

-      Türkiye ile ‘Bölgesel Politikalar ve Yapısal Araçların Koordinasyonu’ faslında müzakerelerin açılması;

-      Türkiye-AB arasında Geri Kabul Anlaşması’nın imzalanması ve Türk vatandaşlarının Schengen üyesi AB ülkelerine vizesiz seyahatine ilişkin diyaloğun başlatılması;

-      Demokratikleşme ve Dördüncü Yargı Paketlerinin kabulü;

-      Taraflar arasında yeniden başlayan ve Kıbrıs meselesine kalıcı bir çözüm bulmayı hedefleyen süreç;

-      Ülkemizin Suriyeli mültecilerin kabulü konusunda sarfettiği çabalar;

-      Türkiye ile Yunanistan arasındaki ilişkilerin normalleşmesi yönünde atılan adımlar;

-      Bireysel hak ve özgürlüklerin korunması amacıyla kurulan ve 2013 yılında çalışmaya başlayan Kamu Denetçiliği Kurumu ve Türkiye İnsan Hakları Kurumu;

-    Türkiye’nin güneydoğusunda sosyal, kültürel ve ekonomik hakların iyileştirici reformlar aracılığıyla desteklenmesi ve çözüm sürecine yönelik atılan adımlar;

-       Mor Gabriel Manastırı'na ait toprakların iadesi

AP tarafından memnuniyetle karşılanmaktadır. Bu çerçevede AP, ‘Yargı ve Temel Haklar’, ‘Adalet, Özgürlük ve Güvenlik’, ‘Sosyal Politika ve İstihdam’ ile ‘Enerji’ fasıllarında müzakerelere başlanmasına yönelik Avrupa Konseyi ve Avrupa Komisyonu’na çağrıda bulunarak, az önce yukarıda sıralanan eleştirilerin giderilmesi çağrısında bulunmaktadır.

 

 

 

 

2014

E-Bülten Kayıt

İKV KURUCU VE MÜTTEVELLİ KURUMLARI

© 2018 İKV Bütün Hakları Saklıdır.
Designed By: OrBiT