İKV’DEN 2026-2035 ULUSAL SU PLANI’NA İLİŞKİN BİLGİ NOTU
ULUSAL SU PLANI (2026-2035) YAYIMLANDI
Melike Sönmez, İKV Uzman Yardımcısı
T.C. Tarım ve Orman Bakanlığı tarafından Ulusal Su Planı 14 Mart’ta yayımlandı. İlgili kararda Türkiye’nin Ulusal Su Planına neden ihtiyaç duyulduğu, temel ilkeleri ve Ulusal Su Planı çerçevesinde benimsenen tematik hedefler yer alıyor.[1]
İlk Ulusal Su Planı’nın 2019-2023 yıllarını kapsamak üzere benimsendiği belirtilirken, Türkiye’nin bu plana ihtiyaç duymasının gerekçeleri; ülkenin Akdeniz iklim kuşağında yer alması nedeniyle iklim değişikliğinin düzensizleşen yağışlar ve artan şiddetli hava olayları gibi olumsuz etkilerinin su kaynakları üzerindeki baskıyı artırması, ayrıca ekonomik ve sosyal dönüşümlerin suya olan talebi yükseltmesi sonucu suyun daha kırılgan hale gelmesi olarak aktarılıyor. Mevcut durumun daha stratejik bir su yönetişimi gerektirdiği ve bu ihtiyacın karşılanması amacıyla gerekli bir yatırım ve finansman ihtiyacı karşılanmasının su yönetişiminin önceliklerinden olduğuna dikkat çekiliyor. Bu doğrultuda birçok politika alanına yayılan Ulusal Su Planı’nın 8 Hedef, 31 Strateji ve 141 Eylemden meydana geldiği kaydediliyor.
Şekil 1: Ulusal Su Planı İlkeleri
Kaynak: T.C. Tarım ve Orman Bakanlığı
Ulusal Su Planı’nın uygulama takvimi olarak belirlenen zaman aralığının 2026-2035 yıllarını kapsadığı; bu takvimin 2035’e kadar gerçekleştirilecek uygulamalar ve projeler için gerekli planlama ile hayata geçirme süresini de içerdiği ifade ediliyor.
Şekil 2: Ulusal Su Planı Hedefleri
Kaynak: T.C. Tarım ve Orman Bakanlığı
Hedef 1: Kurumsal ve Yasal Yapının Güçlendirilmesi
Türkiye’de su kaynaklarının geliştirilmesi ve yönetilmesi amacıyla çok sayıda kanun, yönetmelik, tebliğ ve genelge yayımlandığı kaydedilirken bunların suyun kullanımı, korunması ve planlanması ve yönetimi gibi pek çok konuda kurumların yetki ve sorumluluklarını belirleme amacı taşıdığı belirtiliyor. Bu noktada, 1926 yılında çıkarılan Sular Hakkında Kanun’dan bu yana bütünleşik bir kanun çıkarılmadığı, daha çok destekleyici nitelikte düzenlemelerin kabul edildiği ifade edilerek suyun havza bazında yönetimini, tüm sektörleri ve paydaşları kapsayan, sosyoekonomik ihtiyaçları gözeten bütüncül ve kapsayıcı bir mevzuat çerçevesine ihtiyaç duyulduğu belirtiliyor.
Bununla birlikte su yönetiminin daha da zorlaşacağının bilimsel araştırmalarla kanıtlandığına dikkat çekilerek bütüncül mevzuat çerçevesine duyulan ihtiyaç teyit edilerek Su Kanunu ve Taşkın Kanunu gibi düzenlemelerin uygulanmasının önemine dikkat çekiliyor ve güncel ihtiyaçlara yönelik ikincil mevzuat çalışmaları yapılması gerektiği belirtiliyor.
Bu doğrultuda belirlenen stratejiler şu şekilde ortaya çıkıyor:
- Strateji 1.1: Sürdürülebilir su yönetimi için kurumsal yapının güçlendirilmesi ile etkin koordinasyonunun sağlanması
- Strateji 1.2: Sürdürülebilir su yönetimi için hukuki yapının güçlendirilmesi
- Strateji 1.3: Su yönetiminde kapasitenin geliştirilmesi
Hedef 2: Su Kaynaklarının Kalite ve Miktar Olarak Korunması, İyileştirilmesi ve Geliştirilmesi
Türkiye’nin Akdeniz’de bulunmasından dolayı kuraklık riski en yüksek ülkelerden biri olduğuna dikkat çekilerek sanayi, tarım, kentleşme gibi olguların bu riski derinleştirdiği belirtiliyor. Bununla birlikte Türkiye’de su kaynaklarının bölgesel dağılımı ile nüfus yoğunluğu arasında ters bir ilişki bulunduğu; artan nüfus, göç, ekonomik büyüme, sanayi gelişimi ve yoğun tarımsal faaliyetlerin birçok havza üzerinde ciddi baskı oluşturduğu değerlendiriliyor. Öte yandan, Türkiye’deki bazı bölgelerde su talebinin su arzından yüksek olmasının su yönetiminin niteliğinin artırılmasını, suyun daha bol olduğu havzalardan suyun az olduğu havzalara su transferinin yapılması ve büyük ölçekli su yatırımlarını gerektirdiği belirtiliyor.
Su havzaları yönetiminin AB müzakere sürecinden etkilendiği ve bu çerçevede 27. Fasıl olan Çevre ve İklim Değişikliği kapsamında su kaynaklarının miktar ve kalite açısından ele alındığı bütüncül havza planlama çalışmalarının başladığı aktarılıyor. Yine temel AB mevzuatı olan Su Çerçeve Yönergesi’ne de uyum çalışmalarının yürütüldüğü belirtiliyor.
Ayrıca su yönetiminin Nehir Havza Yönetim Planları (NHYP), Sektörel Su Tahsis Planları (SSTP), Taşkın Yönetim Planları (TYP), Nitrat Eylem Planları (NEP), İyi Tarım Uygulamaları Kodu ve Kuraklık Yönetim Planları gibi araçlarla desteklendiği ifade ediliyor. Bununla birlikte, çeşitli denetim ve izleme mekanizmalarıyla bu süreçlerin güçlendirildiği not ediliyor.
- Strateji 2.1: İzleme altyapısının güçlendirilmesi
- Strateji 2.2: Su kalitesini etkileyen noktasal ve yayılı kaynaklı kirleticilerin kontrolünün sağlanması
- Strateji 2.3: Su kaynakları yönetiminde doğa temelli çözümlerin hayata geçirilmesi
- Strateji 2.4: Ulusal hidropolitik stratejisinin geliştirilmesi
- Strateji 2.5: İçme suyu, atık su ve yağmur suyu master planlarının tamamlanması, güncellenmesi ve uygulamasının takip edilmesi
- Strateji 2.6: Su kaynaklarının korunması için denetim ve yaptırım mekanizmasının güçlendirilmesi
- Strateji 2.7: İçme-kullanma suyu kaynaklarının korunması ve sürdürülebilir yönetiminin sağlanması
- Strateji 2.8: Güvenilir ve sağlıklı içme suyuna adil erişimin sağlanması
- Strateji 2.9: Su kaynaklarının geliştirilmesi
Hedef 3: Değişen İklim Şartlarına Uyum ve Su Kaynaklarının Verimli Kullanılması
İklim değişikliğinin etkilerinin belirginleşmesinin sıcaklıklardaki artış, yağış rejiminin değişmesi, buzulların erimesi, deniz seviyelerinin yükselmesi, aşırı hava olaylarını artırması nedeniyle su stresini artırdığına dikkat çekiliyor. Ayrıca suya bağımlı ticaret, turizm, rekreasyon, madencilik, hayvancılık, taşımacılık ve ulaşım gibi sektörlerin de bu tehlikeden etkilenme riskinin olduğu, bu noktada ekonomik kayıplarla da karşılaşılabileceği aktarılıyor.
Ayrıca bu süreçlerin Ulusal Uyum Stratejisi ve Eylem Planı (2024-2030), Su Verimliliği Seferberliği, Değişen İklime Uyum Çerçevesinde Su Verimliliği Strateji Belgesi ve Eylem Planı (2023-2033) ve Su Verimliliği Yönetmeliği (2024) gibi araçlarla desteklendiği kaydediliyor.
- Strateji 3.1: İklim değişikliğinin su kaynakları üzerindeki etkilerinin analiz edilmesi
- Strateji 3.2: Su kaynaklarında iklim değişikliğine uyum faaliyetlerinin gerçekleştirilmesi
- Strateji 3.3: Değişen iklime uyum çerçevesinde su verimliliğinin sağlanması
Hedef 4: Hidrometeorolojik Afetler
Hidrometeorolojik afetlerin taşkın, kuraklık, çölleşme, erozyon ve su kaynaklı hastalıklar olarak tanımlanıyor ve küresel ölçekte giderek daha büyük bir sorun haline geldiğine dikkat çekiliyor. Bu afetlerin birbirini tetikleyebildiği belirtilirken çevresel ve ekolojik dengeleri bozmanın yanı sıra insan sağlığı, ekonomi ve altyapı üzerinde de ciddi etkiler yarattığı aktarılıyor. Afet yönetiminin afet öncesi hazırlık, afet sırasında müdahale ve afet sonrası iyileştirme aşamalarını kapsadığı, dirençlilik kavramı temelinde çok-disiplinli bir yaklaşım gerektirdiği kaydediliyor. Küresel iklim değişikliği ve öngörülemeyen meteorolojik olayların bu afetlerin sıklığını ve şiddetini artırdığı, özellikle taşkınların en sık yaşanan doğal afetler arasında öne çıktığı not ediliyor.
- Strateji 4.1: Taşkın riskini azaltmaya yönelik koruma ve kontrol faaliyetlerinin gerçekleştirilmesi
- Strateji 4.2: Kuraklık risklerinin azaltılması
- Strateji 4.3: Çölleşme ve erozyon ile mücadele edilmesi
Hedef 5: Bütünleşik Su Yönetiminde Dijital Dönüşüm
Sürdürülebilir su yönetimi için dijital teknolojilerin (dijital ikizler, IoT, yapay zekâ, gerçek zamanlı karar destek sistemleri) kullanımı vurgulanarak su kalitesi, kullanım ve kayıpların izlenmesi için entegre sistemlerin geliştirilmesi gerektiği belirtiliyor. Dijital dönüşüm, karar alma süreçlerini hızlandırmak ve etkinliği artırmak amacıyla öne çıkarılıyor.
Bununla birlikte etkin ve sürdürülebilir su yönetimi için bilgi sistemlerinin rolü anlatılıyor ve veri entegrasyonu, modelleme ve karar destek araçlarının önemi vurgulanıyor. Ulusal ölçekte su bilgi sistemlerinin uyumlu çalışması gerektiği ifade ediliyor. Bu kapsamda Ulusal Su Bilgi Sistemi örnek veriliyor. Ayrıca Sulama Yönetimi ve Bitki Su Tüketimi Sistemi, Tarım Cebimde-Su, Sulama Tesisleri Mekânsal Bilgi Sistemi, Türkiye Su Atlası ve diğer pek çok mevcut su yönetimi amacıyla kullanıma sokulmuş platformlar bu kapsamda anlatılıyor. Yapay zekanın da su yönetimi platformlarında kullanımda olduğuna dikkat çekiliyor.
- Strateji 5.1: Su kaynakları yönetiminde düzenli ve güncel veri üretilmesine ilişkin teknolojik altyapının iyileştirilmesi
- Strateji 5.2: Akıllı su yönetimi için iş ve dijital ekosistemin geliştirilmesi ile yaygınlaştırılması
- Strateji 5.3: Tahmin ve erken uyarı sistemlerinin yaygınlaştırılması
- Strateji 5.4: Atıksu ve içme suyu arıtımı ile içme-kullanma suyu temininin ileri teknolojilerle ve yenilikçi yaklaşımlarla desteklenmesi
Hedef 6: Suya İlişkin Yatırımların Önceliklendirilmesi ve Finansman Mekanizmalarının Geliştirilmesi
İlgili belgede doğal kaynakların korunması, iklim değişikliğiyle mücadele, su ve hava kalitesinin iyileştirilmesi gibi hedefler doğrultusunda çevresel yatırımların kritik rol oynadığına dikkat çekildiği görülüyor. Bu yatırımların ekonomik kalkınma ile çevresel sürdürülebilirliği birlikte destekleyerek insan-doğa ilişkisini dengelediğine vurgu yapılıyor.
Çevresel yatırımların temel bileşeninin su kaynaklarının korunması, verimli kullanımı, yeniden kullanımı ve su kalitesinin artırılması olduğu kaydediliyor. Su planlamasının tarım sektörü için yüksek çevresel ve ekonomik fayda sağladığı, üst ölçekli planlamalarda havza özellikleri ile arazi kullanım durumunun dikkate alınmasının sürdürülebilir kalkınma açısından zorunlu olduğu ifade ediliyor.
- Strateji 6.1: Su yönetimine ilişkin yatırımların önceliklendirilmesi
- Strateji 6.2: Su yönetimine ilişkin yatırımların etkin şekilde işletilmesinin sağlanması
- Strateji 6.3: Kurum ve kuruluşların finansman yapılarının iyileştirilmesi ve yatırımların finansmanına ilişkin alternatif kaynak sağlanması
Hedef 7: Su, Enerji, Gıda ve Ekosistem Esaslı "Bağlantısallık Yaklaşımı"nın Geliştirilmesi
2011 Dünya Ekonomi Forumu’nda gündeme gelen bağlantısallık (Nexus) yaklaşımının su, enerji, gıda ve ekosistemlerin birbirine bağlı olduğunu ortaya koyduğu; bu yaklaşımın mevcut sorunların ele alınmasında işlevsel bir araç olduğu vurgulanıyor. Geleneksel sektör bazlı yaklaşımların bu ekosistemlerin birbirleriyle ilişkilerini göz ardı ettiği için riskleri artırdığını, bu kapsamda bağlantısallık yaklaşımı ile entegre çözümlerle verimliliğin artırılması ve risklerin azaltılmasının hedeflendiği belirtiliyor. İklim değişikliğininse kaynak kıtlığı ve nüfus artışı bağlamında bu yaklaşımın önemini daha da artırdığı vurgulanıyor.
- Strateji 7.1: Sektörler arasındaki denge ve etkileşimleri ele alan ve sürdürülebilirlik ile arz güvenliğini güçlü bir şekilde teşvik eden yaklaşımın benimsenmesi
- Strateji 7.2: Su, gıda ve enerji politikalarında bağlantısallık yaklaşımının yaygınlaştırılması için sektörel yönelimlerin geliştirilmesi
- Strateji 7.3: Farklı sektörel stratejiler, politikalar ve planlar arasında koordinasyonu, tamamlayıcılığı ve uyumu sağlayacak bir mekanizmanın geliştirilmesi
- Strateji 7.4: Suya göre planlamanın yapılması
Hedef 8: Eğitim, Farkındalık ve İş Birliğinin Artırılması
Son olarak su kaynaklarının sürdürülebilir yönetimi yalnızca teknik çözümlerle değil eğitim, farkındalık ve iş birliği mekanizmalarıyla desteklenmesi gereken çok boyutlu bir süreç olduğuna dikkat çekiliyor. Temel eğitimden üniversiteye kadar müfredatlara su yönetimi ve ekosistem koruma konularının dahil edilmesinin çevresel sorumluluk bilincinin yerleşmesini sağlayacağı belirtiliyor. Ayrıca toplumun tüm kesimlerine yönelik farkındalık kampanyaları aracılığıyla suyun verimli kullanımı, iklim değişikliğine uyum ve tamamlayıcı su kaynaklarının tanıtımı gibi konularda davranış dönüşümünün hedeflendiği aktarılıyor.
- Strateji 8.1: “Su İletişim Planı”nın hazırlanması ve uygulanması
- Strateji 8.2: Su kaynakları konusunda eğitim, yayım ve farkındalık faaliyetlerinin yaygınlaştırılması
[1] Ulusal Su Planı (2026-2035), T.C. Tarım ve Orman Bakanlığı, Ankara 2026 https://www.resmigazete.gov.tr/eskiler/2026/03/20260314-4.pdf