İKTİSADİ KALKINMA VAKFI

Türkiye’nin AB Uzmanı
ANA SAYFA » GÜNDEMDEN » 2026 » İKV, GÜMRÜK BİRLİĞİNİN 30. YILINDA TİCARET BAKANI PROF. DR. BOLAT’IN KATILIMIYLA BİR TOPLANTI DÜZENLEDİ
9 Mart 2026

İKV, GÜMRÜK BİRLİĞİNİN 30. YILINDA TİCARET BAKANI PROF. DR. BOLAT’IN KATILIMIYLA BİR TOPLANTI DÜZENLEDİ

İktisadi Kalkınma Vakfı, 9 Mart 2026 tarihinde, Ticaret Bakanı Prof. Dr. Ömer Bolat’ın teşrifleriyle "Gümrük Birliği Kararının 30. Yılında Gümrük Birliği’nin Geleceği, Serbest Ticaret Anlaşmaları ve “Made in EU” Kriteri" başlıklı bir toplantı düzenledi.

Toplantının açış konuşması, İKV Başkanı Ayhan Zeytinoğlu tarafından yapıldı. Başkan Zeytinoğlu, Türkiye-AB Gümrük Birliği’nin 30’uncu yılında AB’nin Türkiye’nin en önemli ihracat pazarı olmaya devam ettiğini ve ikili ticaretin geçmişe kıyasla dengeye oturduğunu belirtti. AB’nin Sanayi Hızlandırıcı Yasası taslağında Türkiye’nin “Made in EU” kapsamına alınmasının stratejik bir önem taşıdığını vurgulayan Başkan Zeytinoğlu, AB'nin sanayileşme hedeflerine benzer şekilde Türkiye’nin de inovasyon ve ileri teknoloji kapasitesini artırması gerektiğinin altını çizdi. Gümrük Birliği’nin hizmetler, tarım ürünleri ve kamu alımlarını kapsayacak şekilde güncellenmesi beklentisini ifade eden Başkan Zeytinoğlu, AB'nin üçüncü ülkelerle imzaladığı STA’ların ve özellikle Mercosur gibi genişleyen ticaret ağlarının, tarım başta olmak üzere çeşitli sektörlerde Türkiye aleyhine rekabet dezavantajı yarattığına dikkat çekti. Uyuşmazlıkların çözümü için Ortaklık Konseyi’nin 2019’dan beri toplanamaması, kara yolu taşımacılığındaki transit kotaları, e-ticaret konusundaki eksiklikler ve Yeşil Mutabakat’ın getireceği yeni sınamaları temel sorun alanları olarak sıralayan Başkan Zeytinoğlu, yüksek lojistik maliyetlerine karşı demir yolu yatırımlarının kritik bir çözüm sunduğunu belirtti. Başkan Zeytinoğlu son olarak, ciddi bir tarife dışı engel ve maddi külfet hâline gelen vize sorununun çözümü için Türkiye’nin vize serbestisi kriterlerini bir an önce tamamlaması gerektiğini ifade etti.

Toplantının anahtar konuşması, onur konuğu olan Ticaret Bakanı Prof. Dr. Ömer Bolat tarafından yapıldı. Ticaret Bakanı Prof. Dr. Ömer Bolat, küresel ekonominin jeopolitik ayrışmalar, korumacılık rüzgârları ve gümrük vergisi savaşlarıyla köklü bir dönüşümden geçtiğini belirterek, bu zorlu koşullara rağmen Türkiye ekonomisinin 2025 yılında %3,6 büyüyerek pozitif bir ayrışma sergilediğini ifade etti. Gümrük Birliği’nin 30’uncu yılında ikili ticaret hacminin 233 milyar dolara ulaştığını ve ihracatın ithalatı karşılama oranının neredeyse %100 seviyesini yakalayarak dengeli bir yapıya kavuştuğunu dile getirdi. AB kaynaklı doğrudan yatırımların Türkiye’deki üretim ve tedarik zinciri entegrasyonu açısından kritik rol oynadığına dikkat çeken Bakan Bolat, Türkiye’nin Avrupa sanayisinin vazgeçilmez bir parçası olduğunun altını çizdi. Korumacılık eğilimleri ve Çin rekabeti karşısında AB'nin “Made in EU”, SKDM ve yeni çelik kotaları gibi arayışlara girdiğine dikkat çeken Bakan Bolat, kamu ve özel sektörün yürüttüğü yoğun ticaret diplomasisi sonucunda Türkiye’nin Sanayiyi Hızlandırma Yasası taslağına dâhil edilmesinin, karşılıklı yatırımların güvence altına alınması açısından stratejik bir başarı olduğunu belirtti. Bakan Bolat, Gümrük Birliği’nin güncellenmesi sürecinde hizmetler, e-ticaret ve kamu alımları gibi alanlarda ikili diyaloğun sürdüğünü ifade etti. AB’nin üçüncü ülkelerle imzaladığı STA’ların yarattığı asimetriye ve malların serbest dolaşımını engelleyen transit kotalara dikkat çeken Bakan Bolat, Türk iş dünyasını zorlayan vize sorununda AB'nin “cascade” (kademeli uzatma) sistemine geçmesinin bekleme sürelerini ve şikayetleri azalttığını, ancak nihai hedefin vize serbestisi olduğunu vurguladı. Bakan Bolat son olarak, yeşil ve dijital dönüşümün rekabetçilik için zorunlu olduğuna değinerek, Türkiye’nin savunma sanayisindeki gücüyle SAFE Programı’nda yer almasının stratejik önemini dile getirdi.

Oturum başkanlığını İKV Yönetim Kurulu Başkan Yardımcısı Prof. Dr. Halûk Kabaalioğlu’nun yaptığı “Gümrük Birliği ve Güncellenme Süreci, AB’nin STA’ları ve Etkileri, Avrupa Yeşil Mutabakatı ve Dijital Gündem, Rekabetçilik Pusulası, “Made in EU” Kriteri ve Sanayi Hızlandırıcı Yasası” başlıklı panelin konuşmacıları, Marmara Üniversitesi Avrupa Araştırmaları Enstitüsü Müdürü Prof. Dr. Emirhan Göral, İKV Genel Sekreteri Doç. Dr. Çiğdem Nas ve İKV Genel Sekreter Yardımcısı M. Gökhan Kilit oldu.

Prof. Dr. Göral, Türkiye için AB’nin siyasi ve üretim alanlarında alternatifi olmayan hayati bir aktör olduğunu belirterek, Avrupa içinde Türkiye’nin güçlü dostları bulunduğunu ve ilişkilerdeki ekonomik ile siyasi dinamiklerin birbirini sürekli tetiklediğini ifade etti. Gümrük Birliği’nin Türkiye’ye Avrupa iç pazarına kotasız ve gümrüksüz erişim imkânı sunduğunu, AB’nin kural koyucu (normatif) gücü sayesinde Türkiye'nin üretim standartlarının yükseldiğini ve küresel pazarlara entegrasyonunun kolaylaştığını vurgulayan Prof. Dr. Göral, bu sürecin doğrudan yabancı yatırımları artırdığını ve Türkiye ekonomisini tekstil ve tarım ağırlıklı yapıdan otomotiv ve beyaz eşya gibi yüksek katma değerli sanayi üretimine dönüştürdüğünü dile getirdi. Bununla birlikte, Türkiye’nin sonuçlarından doğrudan etkilendiği Gümrük Birliği’nin karar alma mekanizmalarında yer alamamasının büyük bir zafiyet yarattığına dikkat çeken Prof. Dr. Göral, AB’nin üçüncü ülkelerle imzaladığı yeni nesil STA’ların hizmetler, tarım ve kamu alımlarını kapsamasının Türkiye aleyhine ciddi bir asimetri oluşturduğunun altını çizdi. Gümrük Birliği’nin Türkiye’yi bugünkü ekonomik seviyesine taşıyan vazgeçilmez bir temel olduğunu ancak gelişen dünya koşullarında mutlaka güncellenmesi gerektiğini belirten Prof. Dr. Göral, bu revizyon sürecinde ekonomik çıkarları hayata geçirebilmek için akademiden iş dünyasına kadar toplumun her kesiminin Brüksel nezdinde etkin ve sürekli bir siyasi lobi faaliyeti yürütmesi gerektiğini vurguladı.

Panelin ikinci konuşmacısı İKV Genel Sekreter Yardımcısı Kilit, Gümrük Birliği’nin salt bir ticari serbestleşme olmanın ötesinde Türkiye’yi AB üyeliğine taşıması öngörülen stratejik bir adım olduğunu hatırlatarak, bu sürecin Türk sanayisini küresel düzeyde rekabetçi hâle getirmede ve yasal reformları tetiklemede tarihi bir itici güç olduğunu belirtti. 30 yıllık süreçte verilen ticaret açıklarına yönelik eleştirilere karşın AB ile toplam ticaretin 6 kat, ihracatın ise 9 kat arttığını ve Türkiye’nin ihracat yapısının emek yoğun, düşük teknolojili ürünlerden orta ve yüksek teknolojili ürünlere evrildiğini vurgulayan Kilit; özellikle 2005 yılında üyelik müzakerelerinin başlamasıyla birlikte Türkiye’ye yönelik doğrudan yabancı yatırımlarda büyük bir ivme yakalandığının altını çizdi. Türkiye’nin AB karar alma süreçlerine katılamaması, taşıma kotaları ve AB'nin üçüncü ülkelerle imzaladığı kapsamlı STA’ların yarattığı asimetrik mağduriyetlere dikkat çeken Kilit, Gümrük Birliği’nin hizmetler, tarım ve kamu alımlarını kapsayacak biçimde güncellenmesinin Türkiye’nin GSYH’sinde yaklaşık %2’lik bir artış potansiyeli taşıdığını ifade etti. Yeşil Mutabakat, “Made in EU” kriterleri ve SKDM gibi yeni kural setlerinin mevcut kazanımları tehdit ettiğini ve Türkiye'nin SKDM’den küresel çapta en çok etkilenecek üçüncü ülke konumunda olduğunu belirten Kilit; güncelleme sürecinin siyasi krizlere alet edilmemesi ve tam üyelik perspektifinden koparılmaması gerektiğini dile getirdi. Kilit son olarak, AB’nin Gümrük Birliği’nin güncellenmesi için Türkiye’nin önüne hukukun üstünlüğü ve temel haklar gibi katı ön şartlar koyarken, Hindistan ile yürüttüğü STA müzakerelerinde benzer standartları sadece birer esnek taahhüt seviyesinde bırakmasının ciddi bir çelişki oluşturduğunu vurguladı.

Doç. Dr. Çiğdem Nas, AB’nin Yeşil Mutabakat ve dijitalleşme hedefleri ekseninde, ABD'nin korumacı ticaret politikaları ve Çin’in net sıfır teknolojilerindeki yoğun rekabeti karşısında yeni ve iddialı bir sanayi politikası kurguladığını belirtti. AB’nin stratejik sektörlerdeki dışa bağımlılığını azaltmak, bürokrasiyi sadeleştirmek ve öncü piyasalar yaratmak amacıyla tasarladığı Sanayi Hızlandırıcı Yasası'nın, kamu alımları ile devlet desteklerinde “Made in EU” ve düşük karbon şartları getirdiğine dikkat çeken Doç. Dr. Nas, Gümrük Birliği ortaklarının bu taslağa dâhil edilmesinin Türkiye açısından şimdilik olumlu ve kritik bir kazanım olduğunu ifade etti. Buna karşın, otomotiv ve enerji yoğun sektörlerdeki tedarik zinciri dönüşümüne hızla uyum sağlanması ve kamu alımları mevzuatının gözden geçirilmesi gerektiğinin altını çizen Nas; AB'nin Hindistan ile rekor bir hızla müzakere ettiği geniş kapsamlı STA’nın Türkiye’nin Avrupa pazarındaki rekabet gücü ve ticaret sapması riskleri açısından yapısal zorlukları derinleştireceğini vurguladı. Gümrük Birliği’nin güncellenmesi sürecinin AİHM kararları, Doğu Akdeniz meselesi ve çeşitli jeopolitik gerilimler gibi siyasi koşullara takılmaya devam ettiğini hatırlatan Doç. Dr. Nas, Türkiye’nin “haksızlığa uğrama” söyleminden çıkarak AB’nin stratejik özerkliğine ve tedarik zinciri güvenliğine katacağı somut katma değeri ön plana çıkaran, akademiden iş dünyasına tüm aktörleri kapsayan proaktif bir lobi ve diplomasi stratejisi yürütmesi gerektiğini dile getirdi.

Toplantı soru cevap bölümü ile son buldu.