İKV’DEN AB 2026’YA BAKIŞ RAPORUNA İLİŞKİN BİLGİ NOTU
AB 2026’YA BAKIŞ RAPORU
Melike Sönmez, İKV Uzman Yardımcısı
Konsey, AB’nin küresel bağlamda karşı karşıya olduğu meseleleri ele alan 2026’ya Bakış (Forward Look 2026) başlıklı bir rapor yayımladı.[1] Raporda, AB için öne çıkan tehditler ve fırsatlar değerlendirilirken, Birliğin küresel ölçekte hâlâ etkili bir aktör olduğu ve küresel gündemi şekillendirme kapasitesine sahip olduğu vurgulanıyor. Bununla birlikte raporda şu tespitler öne çıkıyor:
- 2025 vaatlerin yılı olurken, 2026 bu vaatlerin yerine getirilip getirilemeyeceğinin test edileceği yıl olacak.
- ABD-Çin rekabeti hâlâ belirleyici bir küresel eksen olmayı sürdürüyor; ancak, giderek daha çok kutuplu hale dönüşen bir düzen hâkim ve bu düzende aktif rol oynayan çeşitli aktörler bulunuyor.
- Öne çıkan küresel ve bölgesel aktörler arasında, Ukrayna-Rusya tahıl sevkiyatlarını kolaylaştırıcı rol üstlenen ve Gazze meselesi ile Suriye’de etkili bir aktör olan Türkiye dikkat çekiyor. Bunun yanı sıra hem Vaşington hem de Pekin ile diyalog kurabilen Suudi Arabistan ile Rusya-Çin-ABD ve AB arasında denge politikası izleyen Hindistan da öne çıkan aktörler arasında yer alıyor.
- AB güçlü ekonomik ve diplomatik varlıklara sahip olmasına rağmen, bunları stratejik etkiye dönüştürmekte zorlanıyor.
- Ukrayna ve Gazze’deki çatışmalar çözümsüz kalmaya devam ediyor; ateşkesler kırılgan ve barış ile savaş arasındaki çizgi giderek bulanıklaşıyor.
- Savunma harcamaları artıyor, ancak üretim kapasitesi, kritik ham maddelere erişim ve teknoloji bağımlılıkları önemli sorunlar yaratıyor.
- ABD’nin NATO’daki rolü “yük paylaşımından yük kaydırmaya” doğru evriliyor; bu durum Avrupa’nın kendi savunma kapasitesini artırmasını zorunlu kılıyor.
- 2025’te ekonomik büyüme, yapay zekâ yatırımları ve ticaretin öne çekilmesi sayesinde sağlandı; ancak, bu büyüme sürdürülebilir değil. Yapay zekâ yatırımlarında bir balon riski bulunuyor ve olası bir “YZ balonu” küresel bir finansal krizi tetikleyebilir.
- AB’li şirketler, Çin’in ABD’ye yönelik misilleme eylemlerinin dolaylı hedefi hâline gelirken, AB-Çin dış ticaret açığı derinleşiyor.
- Kritik kaynaklara yönelik rekabet kızışıyor; ABD-Çin ticaret gerilimi özellikle kritik ham maddeler üzerinde yoğunlaşıyor.
- AB, maruz kaldığı ticari sorunlara rağmen, ticaret açısından hâlâ cazip bir ortak olmayı sürdürüyor. 2025’te uzun süredir beklenen Mercosur Anlaşması imzalanırken, Şili ile Geçici Ticaret Anlaşması (Interim Trade Agreement) yürürlüğe girdi ve diğer ülkelerle serbest ticaret anlaşması müzakereleri başlatıldı.
- Avrupa, 2025’te şimdiye kadarki en ağır yangın sezonunu yaşadı. İklim krizi artık somut bir gerçeklik olsa da güvenlik ve rekabet baskıları iklim gündemini geri plana itiyor.
- Enerji maliyetleri hâlâ yüksek seyrediyor; ABD ve Çin’in agresif sanayi politikaları karşısında AB zorlanıyor.
- Çin’in temiz teknoloji alanındaki üretim kapasitesi AB’nin rekabet gücünü tehdit ediyor.
- Avrupa Yeşil Mutabakatı baskı altında, bu nedenle Temiz Sanayi Anlaşması (Clean Industrial Deal) ve Rekabetçilik Pusulası (Competitiveness Compass) girişimleriyle sanayi ve iklim hedefleri arasında uyum sağlanmaya çalışılıyor.
- Küresel ölçekte demokrasi geriliyor, dünyanın yaklaşık %40’ı otoriter rejimler altında yaşıyor.
- Avrupa’da, dış aktörler tarafından da desteklenen popülist partiler güç kazanıyor.
- İş gücü piyasasında özellikle yapay zekâ alanında yaşanan beceri eksiklikleri ciddi bir sorun teşkil ediyor.
- Konut krizi, demografik baskılar, sosyal kutuplaşma ve yapay zekânın mental sağlığı tehdit eden “YZ psikozu” gibi yeni riskler, toplumsal istikrarı zorluyor.
- Uluslararası ortam giderek daha fazla al-verci (transactional) ilişkiler etrafında şekilleniyor.
- Siyasi meşruiyet, giderek daha fazla somut sosyal sonuçlar üretmeye bağlı hâle geliyor. Eskiden meşruiyet seçimler, anayasal düzen veya ideolojik söylemlerle sağlanırken, artık toplumun günlük yaşamında hissedilen etkiler belirleyici oluyor.
Raporun sonuç bölümünde, AB’nin krizlere yanıt verme kapasitesinin hâlâ güçlü olduğu, ancak çoğu zaman başkalarının hamlelerine tepki veren, küresel gündemi kendisi belirleyemeyen bir konumda kaldığı eleştirisi yer alıyor. Küresel oyunun kurallarının hâlâ belirsiz olduğu 2026’da AB’nin bu kuralların şekillenmesine katkı sunma şansı bulunduğu vurgulanıyor. Tek Pazar’ın büyüklüğü, sosyal modeli, düzenleme kapasitesi ve geniş ticaret ağı gibi güçlü kartlara sahip olan AB’nin, bu farklı güç unsurlarını bir araya getirerek etkili ve bütüncül bir strateji geliştirmesi gerektiğinin altı çiziliyor.
[1] Council of the European Union, Analysis and Research Team. (2026). Forward Look 2026. Brussels: Council of the European Union.
