İKTİSADİ KALKINMA VAKFI

Türkiye’nin AB Uzmanı
ANA SAYFA » GÜNDEMDEN » 2026 » İKV’DEN MÜNİH GÜVENLİK KONFERANSI 2026 RAPORU'NA İLİŞKİN BİLGİ NOTU
13 Şubat 2026

İKV’DEN MÜNİH GÜVENLİK KONFERANSI 2026 RAPORU'NA İLİŞKİN BİLGİ NOTU

Münih Güvenlik Konferansı 2026 Raporu'na ilişkin İKV bilgi notu yayımlandı.
PDF

MÜNİH GÜVENLİK KONFERANSI 2026 RAPORU

Hatice Fulya Topyıldız, İKV Uzman Yardımcısı

Münih Güvenlik Konferansı tarafından hazırlanan “Yıkım Altında” konulu Münih Güvenlik Konferansı 2026 Raporu (Munich Security Report 2026) yayımlandı.[1] Raporda güncel politik gündemde reformlar ve iyileştirmeler yerine yıkımın öne çıkmasıyla ABD liderliğindeki 1945 sonrası uluslararası düzen tahrip edildiğinin altı çiziliyor.

Rapora göre günümüzde Batı toplumlarının çoğunda reform yerine yıkımı savunan güçler öne çıkıyor. Liberal düzenin yarattığı memnuniyetsizlikle beslenen bu güçler, mevcut yapıların gelecekleri için bir engel niteliği taşıdığına inanıyor. Bu yaklaşımın gerekçesi olarak ise demokratik kurumlara duyulan güvensizlik ve etkili reformların mümkün olduğuna dair inancın zayıflaması gösteriliyor. Bunun sonucunda düzeni yıkmaya yönelik ifadeler içeren politik söylemlerin insanlar tarafından hayranlıkla karşılandığı vurgulanıyor. Buna örnek olarak gösterilen mevcut kural ve kurumların karşısında duran en güçlü kişi olan ABD Başkanı Trump, destekçilerine kurumsal ataleti kırmayı ve tıkanıklıklarla mücadele etmeyi vaat ediyor.

Rapora göre ABD yönetiminin mevcut kurallara dayalı uluslararası düzende değişiklik yapması dünyanın farklı bölgelerinde ve çeşitli politika alanlarında sarsıcı oldu. Bu bölgeler arasında uzun süredir Pax-Americana’dan faydalanan Avrupa ve Hint-Pasifik yer alıyor. Aynı zamanda, insani yardım, ticaret ve uluslararası kalkınma da küresel dönüşümün sonuçlarına en çok maruz kalan politika alanları arasında yer alıyor. Öte yandan, kurallara dayalı düzene yatırım yapan ülkelerin söz konusu yıkımın etkilerini sınırlamaya çalıştığı ve örgütlenmeye yönelik çaba gösterdiği görülüyor. Bu aktörlerin kendi güç kaynaklarına yatırım yapmaları ve iş birliği yoluna gitmeleri gerektiği de vurgulanıyor. Ayrıca bu ülkelere, reformların, yıkım politikalarından daha etkili olacağı konusunda ikna edici olmaları gerektiği de tavsiye ediliyor.

Raporun devamında hükümetlerin mevcut zorluklarla mücadele edebilme kapasitelerinin değerlendirildiği ankete yer veriliyor. G7 ülkelerinin katıldığı bu ankete göre mevcut hükümet politikalarının o ülkede yaşayacak gelecek kuşakları daha iyi bir duruma getireceğine inananların oranı, bu politikaların gelecek kuşakların durumunu daha da kötüye götüreceğine inanların oldukça gerisinde kalıyor. Özellikle Almanya, Birleşik Krallık ve Fransa’da bu durumun daha da belirgin olduğu dikkat çekiyor.

Tablo 1: Hükümetlerinin Politikalarının Gelecek Kuşaklar Üzerindeki Etkisi (%)

Ülkeler

Daha Kötü

Ne Daha İyi Ne Daha Kötü

Bilmiyorum

Daha İyi

Fransa

60

16

12

12

Birleşik Krallık

53

19

8

20

Almanya

51

28

8

13

Güney Afrika

48

22

4

26

ABD

45

15

10

31

İtalya

44

26

8

22

Brezilya

39

20

4

37

Kanada

38

20

14

28

Japonya

32

38

13

18

Hindistan

19

16

4

61

Çin

9

9

2

80

Tablo resmi

Kaynak: Münih Güvenlik Konferansı 2026 Rapor

Tablo 2: 10 Yıl Öncesine Kıyasla Batı’nın Birliğinin Durumu (%)

Ülkeler

Eskisine Göre Daha Bölünmüş Hâlde

Yaklaşık Aynı

Bilmiyorum

Eskisine Göre Daha Birleşmiş Hâlde

Kanada

53

23

6

18

ABD

49

22

6

24

Birleşik Krallık

47

24

4

25

Fransa

44

27

9

20

Güney Afrika

44

20

4

32

Almanya

41

27

5

27

İtalya

40

31

6

24

Brezilya

37

25

5

33

Japonya

35

33

12

20

Çin

33

23

1

44

Hindistan

28

21

3

49

Tablo resmi

Kaynak: Münih Güvenlik Konferansı 2026 Raporu

Raporda ele alınan bir diğer konu ise transatlantiğin iki yakasındaki keskin görüş ayrılıkları oldu. Raporda 2025 yılında gerçekleşen Münih Güvenlik Konferansı’nda ABD Başkan Yardımcısı J.D. Vance’in Avrupa ile aynı takımda olduklarını dile getirmesine rağmen Avrupa’daki medya ve seçimleri de eleştirmesine yer veriliyor. Bu bağlamda transatlantik ittifaktaki “Batısızlaşma”ya vurgu yapılarak temel normlar ve iş birliğine ilişkin görüş ayrılıklarının oldukça belirgin olduğuna değiniliyor ve AB içerisinde dahi birçok düzenlemeye ilişkin fikir birliğinin mevcut olmadığına da dikkat çekiliyor. Bu konudaki katılımcı görüşlerine yer verilen rapor, NATO üyesi ülkelerde Batının on yıl öncesine göre daha bölünmüş olduğunu düşünenlerin oranının daha birleşmiş olduğunu düşünenlere göre azaldığını ortaya koyuluyor.

Tablo 3: Üçüncü Ülkelerin Küresel Sorunların Çözümüne Katkılarının Azalmasına Kendi Ülkelerinin Yanıtı (%)

Ülkeler

Daha Fazla Katkı

Daha Önceki Kadar Katkı

Bilmiyorum

Daha Az Katkı

Hindistan

57

21

4

18

Çin

50

39

2

9

Güney Afrika

41

30

7

22

Brezilya

35

35

11

20

ABD

34

31

15

20

İtalya

33

37

12

19

Birleşik Krallık

29

34

9

28

Kanada

27

34

15

24

Japonya

22

42

14

22

Almanya

21

38

9

31

Fransa

19

28

23

31

Tablo resmi

Kaynak: Münih Güvenlik Konferansı 2026 Raporu

Rapora göre Avrupa ve diğer bölgelerdeki hükümetler, bu yıkıcı siyasetin bir seyircisi olduğu takdirde büyük güçlerin insafına kalabilir. Almanya Başbakanı Merz’in dünyanın geri kalanının güçsüz olmadığını ve mevcut zorluklarla mücadele edebilecek kapasitede olduğunu vurgulayan sözlerine atıf yapılan raporda birçok hükümetin ticaret başta olmak üzere çok sayıda alanda iş birliği girişimlerinde bulunduğu ifade ediliyor. Özellikle ticaret alanındaki yeni girişimlerin ve kısıtlanmış insani yardım bütçelerini artırma çabalarının oldukça değerli olduğuna dikkat çekiliyor. Bununla beraber rapora göre, Küresel Güney’e ilişkin eski varsayımlar ve alışkanlıklar, ABD geri çekildiğinde ortaya çıkacak boşlukların doldurulmasında ve yeni ortaklıklar geliştirilmesinde engel teşkil ediyor. Bu bağlamda raporda yer verilen bir ankette ABD’nin liderlik rolü üstlenmediği takdirde Ukrayna’da ve Gazze’de barışın sağlanması, açık ticaretin korunması ve iklim değişikliği ile mücadele gibi küresel hedeflerin başarılı olup olamayacağı sorusuna yanıt aranıyor. Buna göre katılımcıların yarısından azı ABD liderliğinin gerekli olduğunu düşünüyor. Ayrıca, katılımcılar küresel politikaların başarısının ABD ile ilişkili olduğunu, ancak tamamen ona bağlı olmadığına inanıyor. Sonuç olarak katılımcılara göre küresel hedeflerin tamamlanması için ABD dışındaki ülkelerin daha fazla sorumluluk üstlenmek için yeterli kapasitesi mevcut.

Raporun sonucunda kurala dayalı düzene yatırım yapan ülkelerin artık daha organize bir hâle geldiği ifade ediliyor. Ancak, yıkım siyasetinin kötü sonuçlarını sınırlandırmak istiyorlarsa temellerini kuvvetlendirmeleri gerektiği tavsiye edilerek yeni ve sürdürülebilir yapılar inşa etmeleri gerektiği vurgulanıyor.