İKV BAŞKANI DR. ZEYTİNOĞLU: “AB’NİN YENİ AMBALAJ ATIKLARI YÖNETMELİĞİ ÖNEMLİ YÜKÜMLÜLÜKLER GETİRİYOR”
AB’nin Ambalaj ve Ambalaj Atıkları Yeni Tüzüğü (PPWR) kapsamındaki ilk hükümler ve kurallar 12 Ağustos 2026 itibarıyla AB genelinde uygulanmaya ve yürürlüğe girmeye başladı. Anılan mevzuat, AB pazarına ihraç edilecek ambalaj malzemelerinin yanında tüm diğer ürünlerin ambalajlarının uyması gereken kuralları belirliyor. Tüzük ile yeniden kullanım ve azaltım yöntemleri ile ambalaj atığının azaltılması; 2030 yılına kadar AB pazarına arz edilen tüm ambalajların geri dönüştürülebilir olması; ambalajlarda geri dönüştürülebilir içerik kullanımının artırılması ve ambalaj üretiminde birincil hammadde kullanımının azaltılması hedefleniyor.
İKV Başkanı Dr. Ayhan Zeytinoğlu, Avrupa Yeşil Mutabakatı hedeflerinin de önemli bir parçasını oluşturulan ambalaj konusundaki yenilikleri hatırlatarak konunun önemini vurguladı ve şunları söyledi:
“AB’de ambalajda yeni bir dönem başlıyor. 2030’a kadar peyderpey uygulamaya girecek önlemlerle döngüsellik modeli uygulamaya koyulacak, ambalajın tüm yaşam döngüsünü kapsayan ve AB pazarı için ortak olan sürdürülebilirlik kuralları yürürlüğe girecek. Örneğin atık oluşmasını önleme hedefleri 2030’a kadar %5, 2035’te %10 2040’ta %15 olacak şekilde tedricen artacak. 2030’a kadar her türlü ambalajın ekonomik olarak yeniden dönüştürülebilir olması gerekecek. Tek kullanımlık plastiklere yönelik yasaklar artacak. Tüm ambalaj malzemesi için uyumlu etiket ayrıştırması getirilecek. Üreticinin sorumluluğu genişletilecek. Özellikle ambalaj ve diğer ürünlerin AB pazarına ihracatını yapan veya ihracat yapan firmalara girdi sağlayan kuruluşların yakından uyum sağlaması gereken bir süreç. Yeni kuralların başında gıda ile temas eden paket servis, fast food, pizza kutuları gibi ambalajlarda PFAS kullanımının kısıtlanması geliyor. Belirlenen sınırların üzerinde PFAS içeren ve gıda ile temas eden ambalajlar AB pazarına sunulamayacak”.
Atık İthalatında Çevresel Duyarlık Şart
İKV Başkanı Dr. Zeytinoğlu, Avrupa Yeşil Mutabakatı’nın da çok önemli bir parçası olan atıkların geri dönüşümü ve sürdürülebilir malzeme kullanımı konusunda AB’nin yeterli ilerlemeyi henüz sağlamadığını belirtti ve geri dönüşüm konusunun Türkiye açısından da önemini vurguladı.
“Türkiye, AB ve Britanya’dan gelen plastik atığın ana destinasyonlarının başında geliyor. Bu atık yeniden dönüşüm ile önemli bir girdi olarak sanayimizde kullanılıyor. Ancak gerek bu atıkların depolanması gerekse geri dönüşüm sırasında çevresel etkilerine çok özen göstermeliyiz. Son günlerde özellikle Akdeniz Bölgesi’ndeki yoğun kirlilik ve plastik atık ilişkisi oldukça düşündürücü. İthal edilen atıkların ham haliyle değil de yarı mamül olarak ithali bir çözüm olabilir. Ayrıştırılması zor olan ve yüksek oranda fire barındıran karışık plastik ithalatının tamamen yasaklanması, kaynağında iyi ayrıştırılmış, kontamine olmamış ve doğrudan işlenebilir tek tip polimerlerin ithalatına öncelik verilmesi, gümrüklerde analiz ve tesislerin denetiminin sıkı tutulması, ithal edilen her atık partisinin gümrükten fabrikaya, fabrikadan son ürüne kadarki sürecinin dijital olarak takibi, para cezasının yanı sıra atıkları geri dönüştürmek yerine doğaya döken, yakan veya gömen tesislerin lisanslarının iptali, geri dönüşüm tesislerinin açık alanda depolamasının yasaklanması, plastik yıkama sularının mikroplastiklerden arındırılması için işletmelere gelişmiş arıtma tesisleri ve bacalarına karbon filtre zorunluluğu getirilmesi ve Belediyelerin evsel atık toplama sistemlerini iyileştirilerek sanayinin ihtiyaç duyduğu temiz hammadde içreğini üreterek, ithalata bağımlılığın azaltılması konunun çözümü için önerilebilir.”