İKTİSADİ KALKINMA VAKFI

Türkiye’nin AB Uzmanı
ANA SAYFA » GÜNDEMDEN » 2026 » İKV’DEN AB SERBEST DOLAŞIM ALANI SCHENGEN VE SEBTE KRİZİNE İLİŞKİN DEĞERLENDİRME NOTU
6 Ağustos 2026

İKV’DEN AB SERBEST DOLAŞIM ALANI SCHENGEN VE SEBTE KRİZİNE İLİŞKİN DEĞERLENDİRME NOTU

İKV Genel Sekreteri Doç. Dr. Çiğdem Nas tarafından hazırlanan “AB Serbest Dolaşım Alanı Schengen ve Sebte Krizi: Dayanışmanın Zedelenmesi” başlıklı değerlendirme, İKV Değerlendirme Notları serisinden yayımlandı.

AB Serbest Dolaşım Alanı Schengen ve Sebte Krizi: Dayanışmanın Zedelenmesi

Doç. Dr. Çiğdem Nas, İKV Genel Sekreteri

Avrupa Birliği, Avrupa’da barış ve istikrarı güvenceye almayı hedefleyen bir bölgesel bütünleşme süreci üzerine inşa edilmiştir. Bu bölgesel bütünleşmenin temelinde ise mallar, hizmetler, sermaye ve emek olmak üzere dört temel özgürlüğe dayanan Ortak Pazar bulunmaktadır.  Emeğin serbest dolaşımını içeren bu temel ekonomik özgürlük, sosyal güvenlik haklarının eşgüdümü ve birleştirilmesini öngörmüş ve zaman içinde kişilerin serbest dolaşımını kapsayacak şekilde genişletilmiştir.

Serbest dolaşımı temel alan Schengen Alanı 25’i AB üyesi olmak üzere 29 Avrupa ülkesinden oluşmaktadır. İç sınırların kaldırıldığı bir ortak alanı ifade eden Schengen’de AB ile AB dışı ülkeler arasındaki dış sınırlar kara ve deniz sınırlarından oluşmaktadır. Kara sınırlarının toplam uzunluğu yaklaşık 14.647 km olup, 21 AB dışı ülke ile paylaşılmaktadır. Örneğin AB üye ülkeleri Finlandiya, Estonya, Letonya, Litvanya ve Polonya; Rusya ve Belarus ile 3600 km’lik kara sınırlarını paylaşmaktadır. Diğer önemli kara sınırları Ukrayna, Türkiye, Moldova ve Balkan ülkeleri ile paylaşılmaktadır. Deniz sınırları ise 42 bin ile 57 bin km arasında olup, Akdeniz, Baltıklar, Atlantik ve Karadeniz gibi önemli deniz bölgelerini içermektedir.

AB’nin Dış Sınırları ve Sebte ve Melilla’nın Konumu

AB ülkelerine ait olup deniz aşırı bölge konumunda olan Fransız Guyanası ve İspanya’ya bağlı olan Sebte ve Melilla üzerinden Avrupa kıtası dışında da Brezilya, Surinam ve Fas gibi ülkelerle sınırdaş olunmaktadır. İber Yarımadası’nda olup Birleşik Krallık’a (BK) bağlı olan Cebelitarık ve yine BK’ye ait Kıbrıs adasındaki bağımsız üsler sebebiyle Brexit ile AB üyeliğinden ayrılan BK ile Manş üzerindeki deniz sınırının yanı sıra kara sınırı da bulunmaktadır. AB ülkelerine ait deniz aşırı topraklar koloniyel dönemin kalıntısı olup bugünkü statüleri sıklıkla sorgulanmaktadır.

AB Üye Devletleri ile farklı derecelerde bağı olan 22 uzak bölge bulunmaktadır. Bunların 9’u “En Dıştaki Bölgeler” (Outermost Regions) olarak adlandırılmakta olup, AB’nin bir parçasını oluşturmaktadır. Bunlar Fransız Deniz Aşırı Departmanları olan Fransız Guyanası, Guadalup, Martinik, Mayotte ve Reunion Fransız deniz aşırı topluluğu olan Saint-Martin, Portekiz deniz aşırı özerk bölgeleri olan Azorlar ve Madeira, İspanya özerk topluluğu olan Kanarya Adaları’dır. 13 deniz aşırı ülke ve bölge ise yine AB üyelerine bağlı olup, özel bir ortaklık statüsüne sahiptir ve AB iç pazarının dışında yer almaktadır.

Deniz aşırı ülke ve topraklar arasında Danimarka, Fransa ve Hollanda’ya bağlı, Atlantik, Antartika, Arktik, Karayipler ve Pasifik’te olan 13 bölge bulunmaktadır. Bu bölgeler ekonomi, istihdam, halk sağlığı, iç işleri, gümrükler gibi konularda özerkliğe sahip olup, genellikle savunma ve dış işlerinde ana ülkeye bağlıdır. Bu bölgeler şunlardır: Aruba, Curaçao, Fransız Güney ve Antartika Bölgeleri, Yeni Kaledonya, Saint Barthélemy, Sint Maarten, Wallis Futuna, Bonaire, Fransız Polinezyası, Grönland, Saba, St. Eustatius ve St. Pierre Miquelon.

Temmuz ayı sonunda yaşanan göçmen krizi ile gündeme gelen Sebte ve benzer konumdaki Melilla ise Afrika’da Fas’ın kuzeyinde yer alan iki özerk şehir olup, İspanya toprağı sayılmaktadır. İspanya’nın idari ve yönetsel egemenliği altınadır ve AB sınırları içinde addedilmektedir. Melilla, 1497 yılında İspanyollar tarafından, Sebte ise 1415 yılında Portekizliler tarafından fethedilmiştir. Sebte, 1580’de fiilen, 1688’de ise Lizbon Antlaşması ile İspanya'nın egemenliğine geçmiştir. Bu fetihler sıklıkla Reconquista (Yeniden Fetih) sürecinin bir parçası olarak değerlendirilse de bu stratejik kazanımların temel amacı deniz ticaret yollarını ve Akdeniz kıyılarını güvence altına almaktır. Sebte, Hristiyanlar ve Müslümanlardan oluşan yaklaşık 84 bin kişilik karma bir nüfusa ev sahipliği yapmaktadır. Kentte yaşayan İspanyol ve Fas kökenli sakinler ile her gün sınırı geçerek çalışan kişiler, genel olarak uyum içinde bir arada yaşamaktadır.

Fas ise Sebte ve Melilla'yı resmî olarak İspanya toprağı olarak tanımamakta ve bu kentleri sıklıkla işgal altındaki topraklar olarak nitelendirmektedir. Ağustos 2023'te Fas'ın Madrid Büyükelçiliği, Sebte ve Melilla'nın Fas Krallığı'nın ayrılmaz bir parçası olarak gösterildiği bir Fas haritası yayınlamıştı. İspanya'nın diplomatik protestolarının ardından söz konusu harita internet ortamından kaldırılmıştır. Fas Kralı’na yakın bir yayın organı olan Le360 şöyle yazmıştır: “Ana soru artık bu şehirlerin doğal çevreleri olan Fas’a katılıp katılmayacakları değil, bunun ne kadar süreceği ve bu süre içinde kaç insani trajediye katlanılması gerekeceğidir”. Günümüzde Fas’ın bölgeye yönelik hak iddiaları daha da güçlenmiş olup ABD gibi büyük güçler tarafından da desteklenmektedir.

Sebte ve Melilla, Fas'tan ve Afrika'nın diğer bölgelerinden İspanya'ya ulaşmaya çalışan göçmenler için önemli varış noktaları olarak görüldüğünden, yoğun güvenlik önlemleriyle tahkim edilmiştir. Sebte veya Melilla'ya ulaşan göçmenlerin önemli bir kısmı derhal Fas'a geri gönderilirken, diğerleri ise İspanya'da iltica başvurularının değerlendirilmesi sürecinde göçmen kabul merkezlerinde tutulmaktadır. Sebte’ye ulaşmak isteyenler genellikle Fas'ın Fenidek kentinden yaklaşık 5 kilometrelik mesafeyi yüzerek geçmektedir. Bazıları ise sınır hattına daha yakın olan Belyounech kasabasından geçiş yapmayı denemektedir. 2022 yılında, çoğunluğu Sahra Altı Afrika ülkelerinden gelen yaklaşık 2 bin kişinin Fas'tan Melilla'ya geçmeye çalışması sırasında 23 kişi hayatını kaybetmiştir. Daha önce, 2014 yılında ise yaklaşık 200 kişinin sınır çitini aşarak veya kenti Fas topraklarından ayıran dalgakıranın etrafından yüzerek Sebte’ye girmeye çalıştığı sırada en az 14’ü yaşamını yitirmiştir. Sebte ve Melilla'ya ulaşan düzensiz göçmen sayısı, genel olarak İspanya'ya Kanarya Adaları ve Balear Adaları üzerinden ulaşan göçmenlerin sayısından önemli ölçüde daha düşüktür.

Schengen Alanı ve Serbest Dolaşım

1985 yılında Lüksemburg’un Schengen kasabasında, Mosselle Nehri’ndeki bir gemide Belçika, Fransa, Almanya, Lüksemburg ve Hollanda arasında imzalanan Schengen Anlaşması Avrupa Topluluğu Antlaşmaları’nın dışında bir düzenleme olarak iç sınır kontrollerinin kaldırılmasını öngörüyordu. 1990 yılındaki Schengen Uygulama Sözleşmesi ile polis ve adli iş birliği, bilgi paylaşımı ve vize politikaları gibi alanlar da yasal çerçeveye dahil edilmiştir.

1993 Maastricht Antlaşması Avrupa Birliği’ni kurarken, AB vatandaşlığı kavramını da getirmiş ve Avrupa vatandaşlığının içerdiği hakların başında Üye Devletler’de ikamet etme, çalışma ve öğrenim görmeyi öngören serbest dolaşım hakkı gelmiştir. Maastricht ile oluşturulan üç sütunlu yapıda Adalet ve İç İşleri Sütunu hükümetlerarası iş birliği modeli ile iç güvenlik, göç, sınır kontrolü, polis ve gümrük iş birliği ve adli iş birliği konularını AB yasal zeminine entegre etmiştir. Schengen Sözleşmesi 1995 yılında yürürlüğe girmiş ve Schengen Alanı Belçika, Fransa, Almanya, Lüksemburg ve Hollanda’nın yanı sıra İspanya ve Portekiz’i de içine alarak kurulmuştur. 1997’de İtalya ve Avusturya da sınır kontrollerini kaldırmıştır. 1999 Amsterdam Antlaşması ile Schengen, AB Kurucu Antlaşmaları’na dahil edilmiş ve Maastricht’teki üçüncü sütun olan Adalet ve İç İşleri daha derin entegrasyon zemininde “Özgürlük, Güvenlik ve Adalet Alanı”na dönüşmüştür.

Schengen Alanı’nın genişlemesi süreç içinde devam etmiştir. 2000 yılında Yunanistan, 2001’de Danimarka, Finlandiya, İsveç ve AB üyesi olmamasına rağmen Norveç ve İzlanda, 2007’de 2004 yılında AB üyesi olan Çekya, Estonya, Macaristan, Letonya, Litvanya, Malta, Polonya, Slovenya ve Slovakya, 2008’de İsviçre, 2011’de Lihtenştayn, 2023’te Hırvatistan, 2024’te Bulgaristan ve Romanya Schengen Alanı’na dahil olmuştur. Schengen Alanı’na dahil olan 29 ülkeden 25’i AB üyesi olup, 4 ülke ise AB üyesi olmayan, ancak Avrupa Ekonomik Alanı üyesi olan Norveç, İzlanda ve Lihtenşatyn ile AB ile ikili anlaşmaları olan İsviçre’dir. AB üyesi olan İrlanda sınır ve pasaport kontrollerini korumakla birlikte Schengen Bilgi Sistemi, adli ve polis iş birliği gibi bazı konularda alana dahildir. GKRY ise, henüz Schengen Alanı’na dahil olmayıp, 2023’te Schengen Bilgi Sistemi’ne dahil edilmiştir.

Sebte ve Melilla Schengen Alanı dahilindedir ancak bu iki şehre yönelik özel bir rejim uygulanmaktadır. Buna göre Schengen kontrolleri, mevcut iki ulaşım güzergâhı olan deniz ve hava yoluyla çıkışlarda gerçekleştirilmektedir. Bu nedenle, Sebte veya Melilla'dan İspanya ana karasına gitmek isteyen hiç kimse, limanda veya havalimanında İspanya Ulusal Polisi tarafından kimlik kontrolünden geçirilmeden seyahat edemez. Ayrıca, feribot işletmecileri ile hava yolu şirketleri de yolcuların seyahat belgelerini doğrulamakla yükümlüdür. Bu çerçevede İspanya, iki aşamalı bir denetim sistemi uygulamaktadır: İlk aşama Fas sınırında, ikinci aşama ise ana karaya hareket öncesinde gerçekleştirilen Schengen kontrolüdür. Böylece, Sebte veya Melilla'ya düzensiz giriş yapılmış olması, Schengen Bölgesi'nin geri kalanına giriş anlamına gelmemektedir. Bu uygulama, İspanya'nın 1991 yılında Schengen sistemine katılmasından bu yana yürürlüktedir.

Schengen Alanı’nda Geçici Sınır Kontrolü Uygulamaları

Schengen Sınır Kodu, Üye Devletlere kamu düzenine veya iç güvenliğe yönelik ciddi bir tehdit durumunda iç sınırlarının tamamında veya belirli kısımlarında geçici olarak sınır kontrolünü yeniden uygulamaya koyma imkânı sağlamaktadır. İç sınırlarda sınır kontrolünün yeniden getirilmesi, istisnai durumlarla sınırlı kalması ve gereklilikle orantılılık ilkelerine saygı gösterilmesi gereken ve ancak son çare olarak alınacak bir önlemdir. İç sınırlarda sınır kontrolünün geçici olarak yeniden uygulanmasının süresi, söz konusu sınır kontrolünü uygulayan Üye Devletin dayandığı yasal dayanağa bağlı olarak zamanla sınırlıdır. Yeniden uygulamaya koyulacak sınır kontrolünün kapsamı ve süresi, söz konusu tehdide yanıt vermek için gereken asgari düzeyle sınırlandırılmalıdır. Sınır kontrolünün yeniden getirilmesi, Avrupa Komisyonunun izleme ve raporlama yükümlülüklerine tabi olmak kaydıyla, Üye Devletlerin yetkisindedir; Komisyon belirli durumlarda önlemin gerekliliği ve orantılılığı konusunda görüş bildirmek zorundadır.

Kamu politikasına veya iç güvenliğe ciddi bir tehdit öngörülebiliyorsa (örneğin büyük ölçekli spor etkinlikleri), sınır kontrolünün süresi 6 ay ile sınırlıdır. Gerektiği takdirde, yeniden uygulamaya koyma işlemi, yenilenebilir sürelerle en fazla 6 ay süreyle uzatılabilir. Azami süre 2 yılı geçemez. Öngörülemeyen ciddi bir tehdide yeterli şekilde yanıt vermek için acil önlem alınması gerektiğinde, bir Üye Devlet istisnai olarak, önceden bildirimde bulunmaksızın bir ay süreyle sınır kontrolünü derhal yeniden uygulamaya koyabilir. Yeniden uygulamaya koyulan sınır kontrolü daha uzun süreler için uzatılabilecek olsa da öngörülemeyen bir tehdide yanıt olarak yeniden başlatılan sınır kontrolünün toplam süresi 3 ayı geçemez.

Halen Üye Devletler tarafından uygulanan ve iç sınır kontrollerinin geri getirildiği durumlar şunlardır:

-Fransa 1 Mayıs 2026-31 Ekim 2026: “Süregelen cihatçı tehditler, artan antisemittik saldırılar, düzensiz göçü ve kaçakçılığı kolaylaştıran büyüyen suç şebekeleri ve radikalleşmiş bireylerin Fransa-Birleşik Krallık sınırına, Manş Denizi ve Kuzey Denizi sınırlarına sızma potansiyeli, ayrıca özellikle Pas-de-Calais gibi kuzey kıyı bölgelerinde göçmenler arasında artan şiddet, göçmenler ve kolluk kuvvetleri için tehlikeli koşullar yaratmaktadır. Diğer tehditler arasında, İran, Orta Doğu, Afganistan ve Somali'deki istikrarsızlık ve devam eden Rusya-Ukrayna savaşı da dahil olmak üzere kötüleşen küresel güvenlik ortamı yer almaktadır. Son olarak, G7 zirvesi Evian'da düzenlenecektir; Belçika, Almanya, Lüksemburg, İsviçre Konfederasyonu, İspanya ve İtalya ile tüm iç sınırlar (kara, hava ve deniz) mevcuttur”.

-İsveç 12 Mayıs 2026-11 Kasım 2026: “Organize sınır ötesi suçlar ve diğer suç faaliyetleri, yabancı devlet aktörlerinin suç çetelerini kullanmasıyla birlikte, şiddet yanlısı İslamcı gruplar ve bireylerden gelen sürekli tehditler nedeniyle kamu politikasına ve iç güvenliğe yönelik ciddi tehditlerin devam etmesi; tüm iç sınırlar (kara, hava ve deniz) ve Danimarka ile olan kara sınırları”.

-Almanya 16 Mart 2026- 15 Eylül 2026: “Düzensiz göç ve göçmen kaçakçılığının yüksek seviyelerde devam etmesi ve sığınma kabul sistemindeki baskı nedeniyle kamu güvenliği ve düzenine yönelik ciddi tehditlerin sürmesi. Küresel güvenlik durumunun (Rusya'nın Ukrayna'ya karşı saldırgan savaşı ve Orta Doğu/Orta Asya'daki durum dahil) güvenlik ve göç üzerindeki etkisi; Fransa, Lüksemburg, Belçika, Hollanda, Danimarka, Avusturya, İsviçre, Çek Cumhuriyeti ve Polonya Cumhuriyeti ile kara sınırları”.

-Polonya 5 Nisan 2026-1 Ekim 2026: “Litvanya Cumhuriyeti ve Almanya Federal Cumhuriyeti ile olan sınırlarda devam eden göç baskısının kamu güvenliği ve düzenine yönelik tehditleri; Almanya ve Litvanya ile olan kara sınırları”.

-Norveç 12 Mayıs 2026-11 Kasım 2026: “Enerji sektörüne yönelik genel tehdit devam ediyor; Rus istihbarat servisinin lojistik altyapıyı ve sivil altyapıyı hedef alabilecek sabotaj tehditleri söz konusu; Schengen Bölgesi’ne feribot bağlantısı olan limanlar da hedef alınabilir”.

-Hollanda 9 Haziran 2026-30 Eylül 2026: “Yüksek sayıda iltica başvurusu, düzensiz göç, göçmen kaçakçılığı ve ikincil hareketler nedeniyle kamu politikasına yönelik sürekli ve ciddi bir tehdit oluşmakta olup, bu durum göç sisteminin ve iltica sisteminin, özellikle de Belçika ve Almanya ile kara sınırları ve Schengen içi hava sınırlarının aşırı yüklenmesine yol açmaktadır”.

-İtalya 19 Haziran 2026-18 Aralık 2026: “Batı Balkan rotası boyunca göç akışlarına terörist sızma tehdidinin devam etmesi, Orta Doğu ve Ukrayna'daki süregelen krizler, suç örgütlerinin ve kaçakçılık şebekelerinin güçlü varlığı da dahil olmak üzere yüksek düzeyde düzensiz göç; Slovenya ile kara sınırları”.

-Avusturya 16 Haziran 2026-15 Eylül 2026: “Balkan rotaları boyunca düzensiz göçün (beklenen göç baskısı da dahil olmak üzere) iç güvenliğe yönelik sürekli tehditleri, sığınma kabul sistemi ve temel hizmetler üzerindeki yük, Rusya'nın Ukrayna'ya karşı devam eden saldırgan savaşı ve terör örgütleri ile ABD-İsrail-İran çatışmasının ağırlaştırdığı Orta Doğu'daki güvenlik durumu; Slovakya Cumhuriyeti ile kara ve nehir sınırları ve Çek Cumhuriyeti, Macaristan ve Slovenya Cumhuriyeti ile kara sınırları”.

Son olarak İtalya Sebte’de yaşanan göçmen krizinde ani bir kararla sınır kontrollerini 1 ay için yeniden uygulama kararı almıştır. 1 Ağustos 2026-1 Eylül 2026 arasında uygulanacak olan iç kontrollerin gerekçesi olarak Sebte krizi öne sürülmüştür: “İspanya'nın özerk kenti Sebte’de son zamanlarda yaşanan olaylar nedeniyle kamu politikası, iç güvenlik ve göç akışlarının yönetimi tehdit altındadır. Bu olaylar, üçüncü ülke vatandaşlarının büyük ölçekli düzensiz girişlerinden kaynaklanmaktadır ve Schengen Alanı içinde ikincil hareketler riskini de beraberinde getirmektedir; ayrıca İspanya ile olan iç hava ve deniz sınırlarında da tehlike söz konusudur”.

Görüldüğü gibi Üye Devletler zaman zaman göç, terör eylemi, sınırdan düzensiz geçişler gibi sebepleri ileri sürerek geçici olarak iç sınır kontrollerini yeniden uygulamak için istisna kullanabilmektedir. Özellikle Fransa, Almanya, Belçika dahil olmak üzere Avrupa’nın merkezi ülkelerinde yaşanan El Kaide ve IŞİD kaynaklı terör eylemleri, COVID salgını, Ukrayna krizi, Belarus’un Polonya’ya karşı göçü teşvik etmesi ile yaşanan göçmen hareketliliği gibi durumlar AB serbest dolaşım alanı üzerinde baskı yaratabilmekte ve Üye Devletlerin tek taraflı önlemler almasına yol açabilmektedir.

Bu tür istisnaların ancak sınırlı bir süre için uygulanması ve Schengen Alanı’nın yapısına zarar vermemesi önem taşımaktadır. AB’de göçün özellikle 2015-16 Suriye göçmen krizi sonrasında daha da kritik bir konu haline gelmesi, popülist akımların ve siyasi liderlerin göç konusunu araçsallaştırması, aşırı sağ komplo teorilerinde Avrupa nüfusunun göçmenler ve onlara göz yuman liberaller eliyle değiştirildiği savları, sosyal medyada yapılan dezenformasyon kampanyaları AB’nin en önemli kazanımlarından olan Schengen ve serbest dolaşımı da kırılgan hale getirmiştir. AB’nin yumuşak karnı haline gelen göç konusu, AB dışı ülkeler tarafından da bir baskı aracı olarak kullanılmaya başlanmıştır. Suriye’de Rusya ve Belarus gibi ülkelerin göçü silahlaştırmasının yanı sıra Türkiye de 2020 yılındaki göçmen krizinde AB’ye karşı bir cezalandırma aracı olarak kullanma yoluna gitmiştir.

Sebte Krizi

30-31 Temmuz 2026 tarihlerinde, yaklaşık 70 bin göçmen kara ve deniz yoluyla Fas'tan İspanya'nın Kuzey Afrika toprağı Sebte’ye geçmiştir. Geçişlerde 88 kişi yaşamını kaybetmiştir. Sınır bölgesinden canlı yayınlanan görüntülerde, Sebte’ye bakan bir tepede toplanan yüzlerce göçmenin Fas güçleri tarafından göz yaşartıcı gazla dağıtıldığı, diğerlerinin ise İspanyol topraklarına doğru yüzmeye devam ettiği görülmüştür. Fas'tan sınırı geçenlerin çoğu genç, ağırlıklı olarak erkek olsa da kalabalıklar arasında kadınlar, çocuklar ve hatta bebekler de yer almıştır. Yetkililer, 24 saatlik süre içinde bölgeye yasa dışı yollarla girenlerin en az 7 bininin reşit olmayan çocuklar olduğunu belirtmiştir.

İspanya, bölgeye silahlı kuvvetlerini sevk etmiştir. İspanya İçişleri Bakanlığı, İspanya topraklarına yasa dışı yollarla geçen herkesin "en kısa sürede" geri gönderilmesini sağlamak için Fas ile çalıştığını açıklamıştır. 1 Ağustos itibarıyla Sebte’ye geçen göçmenlerin tamamına yakınının Fas’a geri döndüğü ifade edilmiştir. Aynı zamanda, Sebte’nin Fas’la sınırındaki Tarajal Sınır Kapısı’nda düzensiz geçişleri engellemek için 500 metre uzunluğunda, yüzey yüksekliği 30-70 metre, su altında ise 1 metre derinlikte olan bir yüzer güvenlik bariyeri kurulmuştur.

İspanya Başbakanı Pedro Sánchez, cuma günü Sebte’de yaptığı konuşmada sınır ihlalini kınayarak, olayları "İspanya'nın toprak bütünlüğünün ihlali" olarak nitelendirmiştir. İspanya Başbakanı, insan kaçakçılarını suçlayarak, "Birçok genci kandırıyorlar ve sonuçta birçoğunun ölümüne yol açıyorlar; ister okyanusta, isterse bu olayda olduğu gibi İspanya'nın özerk şehri Sebte’de sınırda" demiştir.

Olayın kısa bir süre öncesinde İspanya Yüksek Mahkemesi, verdiği bir kararda, Sebte veya Melilla'ya ulaşmaya çalışırken denizde durdurulan göçmenlerin Fas'a toplu olarak geri gönderilemeyeceğine hükmetmişti. Sánchez, göçmen kaçakçılarının kararı yanlış yorumladığını söylemiş ancak bunun kaos yaratmada rol oynamış olabileceğini de kabul etmiştir. Sánchez, "Görünüşe göre Yüksek Mahkeme kararının bu yorumu, insan kaçakçılığı örgütlerinin ağlarında son birkaç saat içinde hızla yayıldı ve dün tanık olduğumuz türden kitlesel bir artışa yol açtı" demiştir. İspanyol istihbarat kaynakları da benzer şekilde, El País gazetesine yaptıkları açıklamada, göçmen akınının temel nedeninin, İspanya Yüksek Mahkemesinin deniz yoluyla gelen göçmenlerin toplu ve hızlı şekilde sınır dışı edilemeyeceğine hükmetmesinin ardından sosyal medyada hızla yayılan asılsız bir söylenti olduğunu belirtmiştir. Bu karar göçmenlere İspanya’da kalma hakkı vermemektedir. Sadece düzensiz göçmenler için olağan geri gönderme prosedürünün işletilmesini öngörmektedir. Söz konusu yanlış bilginin sosyal medyada yayılmasıyla birlikte Fas'ın sınır denetimleri önce asgari seviyeye indirilmiş, ardından geçen haftanın sonlarına doğru tamamen kaldırılmıştır. Bu durum, on binlerce kişinin sınırı geçmesine imkân sağlamıştır.

İspanya hükümetinin açıklamasına göre 30 Temmuz 2026 tarihinde Fas sınırından Sebte’ye geçen kişilerin hiçbiri İspanya anakarasına geçememiştir. Bu tarihte Sebte’ye giriş yapan 50 bin kişinin yaklaşık 48 bini 48 saat içinde Fas’a geri gönderilmiştir. AB ülkelerinin eleştirilerine konu olan İspanya’da ikamet eden göçmenlere yasal izin verilmesi uygulamasının konu ile ilgisinin olmadığı açıklanmıştır. Bundan faydalanmak için 1 Ocak 2026 öncesinde İspanya’da ikamet edildiğinin kanıtlanması ve başvuru öncesinde 5 ay üst üste ikamet edildiğinin belgelenmesi gereklidir.

Göçün Silahlaştırılması, Aşırı Sağın Fırsatçılığı ve Avrupa Dayanışması

Sebte Krizi’nde göçmenlerin ani akınının arkasında Fas hükümetinin olduğu, sosyal medyada sınırın açık olduğu çağrılarının yapıldığı ve göçmenler arasında Fas istihbaratına mensup kişilerin olduğu haberleri yayılmıştır. Son bilgilere göre, Fas adli makamları sınır aşırı hareketlilik ile ilgili 25 kişiye suçlama yöneltmiştir. Suçlamalar yasa dışı sınır geçişleri düzenlemek, ruhsatsız yolcu taşımak, tekneleri kapasitelerinin üzerinde doldurmak, vize süresini aşmak, güvenlik güçlerine hakaret etmek ve saldırmak ile kamu malına kasten zarar vermeyi kapsamaktadır.  Fas hükümeti ülkenin sınır kontrollerini gevşettiği ve kriz sırasında baskı veya şantaja boyun eğdiği iddialarını reddetmiştir. Yetkililer, Fas’ın geri dönüşleri kabul ettiğini ve bu konudaki taahhüdünü yıllardır yerine getirdiğini vurgulamıştır. 

Göçün İspanya’ya karşı kullanılmasında Sánchez Hükümeti’nin Gazze meselesindeki duruşunun ABD ve İsrail’i kızdırması, Madrid’in İran Savaşı’na destek vermemesinin ABD ile ittifakı zayıflatması ve bu ülkelerin de Fas üzerinde nüfuzlarını kullanarak İspanya’ya baskı uygulamak istemesi etkin olabilir. Ayrıca İspanya’nın Cezayir ile yakınlaşmasının Fas Kralı’nda yarattığı tepki ve Afrika ile Avrupa’nın birbirine en çok yaklaştığı nokta olan Cebelitarık Boğazı üzerindeki emeller de İspanya’ya yönelik tutumu açıklamaktadır. Yaşanan kitlesel sınır geçişlerinin Fas ile Cezayir arasındaki rekabet ve İspanya Başbakanı Pedro Sánchez'in kısa süre önce Cezayir'e gerçekleştirdiği ziyaretle de bağlantılı olabileceği değerlendirilmektedir.

Krizin başladığı 30 Temmuz 2026 Perşembe günü İsrail'in Birleşmiş Milletler nezdindeki temsilcisi Danny Danon, "İspanya'nın Afrika'da sömürge yerleşimlerini neden hâlâ elinde tuttuğunu dünyaya açıklamasının zamanı gelmiştir" şeklinde konuşmuştur. Bu arada, ABD Dışişleri Bakanı Marco Rubio, İspanya Başbakanı Pedro Sánchez'i "Avrupa'ya yönelik kitlesel yasa dışı göçü mümkün kılmaya ve kolaylaştırmaya yönelik kasıtlı çabalar içinde olmakla" suçlamıştır.

ABD Kongre Üyesi Mario Díaz-Balart bir İspanyol gazetesine yaptığı açıklamada Sebte ve Melilla’nın Fas topraklarında olduğunu belirtmiş ve İspanya’ya ait olmalarını sorgulamıştır. Aynı zamanda Fas’ın ABD’nin sadık bir müttefiki olduğunu, ancak İspanya’nın İran Savaşı’na karşı çıkarak ABD-İspanya ittifakını tehlikeye attığını savunmuştur. Díaz-Balart hazırlamış olduğu bir raporda da Sebte ve Melilla’nın Fas topraklarında olduğu ve Fas’ın buraya yönelik iddiası olduğunu vurgulamış ve bu şehirlerin gelecekteki statüsüne ilişkin diplomatik angajmanı desteklemiştir.  

Bu şekilde açıklanırsa, Sebte olayı göçün silahlaştırılması ve baskı aracı olarak kullanılmasına güncel bir örnek teşkil etmektedir. El Pais’in haberine göre, olay sırasında Sebte sınırının açık olduğu yönünde haberleri sosyal medyada yayan birçok hesabın bot hesap olduğu ve olayın akabinde kapatıldığı bildirilmiştir. İşin daha da ciddi boyutu ise bu tür haberlerin ve aşırı sağ medya kanalları tarafından İspanya’nın göçmen işgaline uğradığı şeklindeki dezenformasyon kampanyalarının kamuoyunu ve liderleri etkilemesi ve başta İtalya Başbakanı Meloni olmak üzere İspanya hükümetine karşı dışlayıcı bir yaklaşıma zemin hazırlamasında yatmaktadır.

Olayın patlak vermesi sonrasında, İtalya Başbakanı Giorgia Meloni, Sebte’deki olaylara ilişkin çok hızlı bir şekilde yorumda bulunarak, oradan gelen görüntüleri "şok edici" olarak nitelendirmiş ve sosyal medyada bu tür "kontrolsüz göçün" Avrupa için bir güvenlik tehdidi olduğunu yazmıştır. İtalya'nın, İspanya ile Schengen Alanı’ndaki serbest dolaşım anlaşmasını askıya almayı değerlendireceğini söylemiştir. Söz konusu hareketliliğin Avrupa’da değil, Afrika’daki İspanya topraklarında olduğu, göçmenlerin İspanya anakarasına geçmelerinin mümkün olmadığı ve İtalya’nın da İspanya ile kara sınırının olmadığı gibi hususlar dikkate alınmamış ve İspanya’ya destek olmak yerine krizin daha da körüklenmesi yoluna gidilmiştir. İtalya Dışişleri Bakanlığı daha sonra yaptığı açıklamada, söylenenin İspanya'nın anlaşmadan tamamen çıkarılması değil, İtalya-İspanya sınırında Schengen Anlaşması’nın askıya alınması çağrısında bulunduğunu belirtmiştir. İspanya Dışişleri Bakanı, bu tür açıklamaların "Partizan demagoji değil Avrupa dayanışması beklediğimiz, ortak ve dost bir ülke için uygunsuz" olduğunu söylemiştir. Fransa İçişleri Bakanı Laurent Nunez, Fransa'nın İspanya ile olan sınır kontrollerini de güçlendireceğini belirterek, Hızlı Müdahale Sınır Gücü'nü devreye soktuğunu açıklamıştır. Yaşananlar, düzensiz göçün hala ne kadar hassas bir konu olduğunu ortaya koyarken, insanların ölmeleri pahasına hükümetlere baskı uygulamak veya AB içi dayanışmayı zedelemek için de kullanılabileceğini göstermektedir.

 

Liderlerin Mektubu ve Sánchez’in Savunması: İspanya Sınır Güvenliğini Tehdit mi Ediyor?

1 Ağustos 2026 tarihinde ise aralarında Federal Almanya Başbakanı Friedrich Merz ve İtalya Başbakanı Giorgia Meloni’nin olduğu 22 AB lideri Avrupa Komisyonu Başkanı Ursula von der Leyen, Avrupa Konseyi Başkanı António Costa ve İrlanda Başbakanı Micheál Martin'e bir mektup yazarak İspanya’nın göç politikasını eleştirmiştir. Göç edenlerin tamamının geri dönmesi ve hiçbirinin anakaraya ayak basmamış olmasına rağmen, liderler İspanya ile dayanışma göstermek yerine İspanya’nın politikalarını eleştirmiş ve sınır güvenliğine zarar verdiğini öne sürmüştür. 22 lider, AB sınırına yönelik tehdit konusunda "ciddi endişe" dile getirmiş ve Sánchez'in 1,2 milyona kadar izinsiz göçmene yasal statü verme hamlesini krizi körükleyen bir "çekici faktör" olarak göstermiştir.

Liderler, "Eylemlerimizi koordine ederek, dış sınırlarımızı güçlendirerek ve düzensiz göçmenlerin büyük bir kısmının yasallaştırılması gibi çekici faktör görevi görebilecek tüm politikaları ele alarak, yasadışı göçü etkili bir şekilde caydırmak ve amansızca mücadele etmek görevimizdir" diye yazmıştır. "Kontrolsüz kitlesel geçişlere, göçün araçsallaştırılmasına veya diğer karma tehditlere izin veremeyiz; bu durum, AB’ye yasadışı girişin mümkün olduğu algısını yaratamaz. Bir göçmenin yasa dışı girişinin yasal ikamete dönüşebileceği algısını yaratamaz," diye devam etmiştir.

AB'nin Schengen açık seyahat alanına yönelik artan tehdidin ve göçün Avrupa çapında siyasi bir sorun olarak patlayıcı niteliğinin bir işareti olarak, mektubu imzalayanlar blokta "geçici sınır kontrollerini" güçlendirmeye veya yeniden uygulamaya hazır olduklarını belirtmiştir. Merz ve Meloni'nin yanı sıra, mektubu Avusturya, Belçika, Bulgaristan, Hırvatistan, GKRY, Çek Cumhuriyeti, Danimarka, Estonya, Finlandiya, Yunanistan, Macaristan, Letonya, Litvanya, Malta, Hollanda, Polonya, Romanya, Slovakya, Slovenya ve İsveç liderleri de imzalamıştır.

İddialara karşı İspanya hükümeti, ülkenin göçmenleri yasallaştırma planının Sebte’deki krizi tetiklediği iddiasını reddetmiş ve bölgeye yasadışı yollarla giren kişilerin hiçbirinin bu önlemden yararlanmaya hak kazanmadığını belirtmiştir. İspanya Dışişleri Bakanlığı Sözcüsü, "Bu süreç, 1 Ocak 2026'dan önce İspanya'da ikamet edildiğine dair kanıt ve başvuru anında beş ay boyunca kesintisiz olarak İspanya'da ikamet etmiş olmak gibi çok özel koşullara dayanmaktadır" demiştir. Ayrıca, nisan ayında başlatılan bu program için başvuru süresinin haziran ayında dolmuş olduğu belirtilmiştir.

İspanya Başbakanı Sánchez ise, AB liderlerinin bu suçlayıcı tutumuna karşılık von der Leyen, Costa ve Martin’e oldukça sert bir mektup kaleme almıştır. Sánchez mektubunda "İspanya'ya saldırmayı ve ülkenin Schengen Alanı’ndan geçici olarak dışlanmasını talep etmeyi seçen" Avrupalı ??mevkidaşlarını sert bir dille eleştirmiştir. İspanya'nın Schengen Alanı’ndan çıkarılması yönündeki çağrıların "sadece Avrupa hukukuna, insani hukuka ve bizi bir arada tutan dayanışma ilkelerine aykırı olmakla kalmayıp," aynı zamanda "Avrupa'nın uzun vadeli çıkarlarına ve en temel sağduyuya da aykırı" olduğunu savunmuştur.

Sánchez mektubunda şu hususlara yer vermiştir. "48 saatten kısa bir süre içinde" İspanya'nın "sınır üzerindeki kontrolü tamamen yeniden sağlamayı" ve "düzensiz yollarla sınırı geçen göçmenlerin neredeyse tamamını geri göndermeyi" başardığını, ayrıca Sebte’den Avrupa kıtasına yönelik ikincil hareketleri de engellediğini belirtmiştir. "Avrupa hükümetlerinin tepkisi oldukça asimetrik olmuştur. Çoğu ülke bize destek ve dayanışmasını göstermiş, hatta yardım teklifinde bulunmuştur. Ancak bazıları İspanya'yı hedef almayı ve Schengen Alanı'ndan geçici olarak çıkarılması çağrısında bulunmayı tercih etmiştir…Önyargılar, dezenformasyon, cehalet ya da siyasi çıkarlarla şekillenen bu tutum yalnızca Avrupa hukuku, uluslararası insancıl hukuk ve bizi birbirimize bağlayan dayanışma ilkelerine aykırı değildir. Aynı zamanda Avrupa'nın uzun vadeli çıkarlarına ve en temel sağduyuya da ters düşmektedir…Sebte, Schengen Alanı'nın bir parçası değildir; düzensiz göçmenlerin neredeyse tamamı geri gönderilmiş durumdadır ve Frontex verilerine göre İspanya, AB’nin dış sınırları arasında en az geçirgen olanlardan biridir. Nitekim İspanya'daki düzensiz girişlerin sayısı, örneğin İtalya'da kaydedilen rakamın yarısı düzeyindedir."

Sánchez, mektubunu içişleri bakanlarının video konferans (VTC) yoluyla bir araya gelmesini talep ederek sonlandırmış ve "bu tür durumlara yönelik ortak bir yanıt oluşturulmasını ve Birliğin dış sınırlarının güvenliğinin yalnızca Birliğin ön cephesindeki Üye Devletlerin değil, tüm Üye Devletlerin ortak sorumluluğu olduğunun bir kez daha teyit edilmesini" talep etmiştir.

İspanya Başbakanı Sánchez, sosyal medya hesabında şu değerlendirmeyi ortaya koyarak, AB dayanışmasına atıfta bulunmuştur:

“Dayanışma ve empati opsiyoneldir. Avrupa antlaşmaları ve verilere saygı ise değildir. Frontex’e göre 2021 ve 2026 arasında AB’ye düzensiz girişler:

  • İtalya üzerinden: 478.600
  • Batı Balkanlar üzerinden: 340.600
  • Yunanistan üzerinden: 259.800
  • İspanya üzerinden: 234.760
  • Doğu sınırları üzerinden: 48.000

Bölmenin zamanı değil. Güçlü ve birleşik bir Avrupa inşa etmenin zamanıdır”.

Sánchez’in ifadeleri AB’nin temel meselelerinden birine işaret etmektedir. AB liderleri zor zamanlarda dayanışma gösteremezse, bu dış dünya ve içerdeki AB karşıtı siyasetçiler tarafından bir zayıflık olarak algılanır ve manipülasyon ve bu durumda olduğu gibi göçün silahlaştırılması stratejileri AB’yi bölmek için kullanılır. 4 Ağustos 2026’da AB Üye Devletlerin İçişleri Bakanlarını video konferans yoluyla bir araya getiren Gayrıresmi Konsey toplantısında İspanya’ya yönelik eleştirel ton daha ılımlı ve dayanışmacı bir yaklaşıma dönüşmüştür. AB Bakanlar Konseyi Dönem Başkanı İrlanda'nın Adalet, İçişleri ve Göç Bakanı Jim O'Callaghan şu açıklamada bulunmuştur: "AB birlik içindedir ve İspanya'ya destek vermeye, ayrıca dış sınırlarımızı düzensiz göçten korumaya hazırdır. İspanya'nın Sebte'deki duruma hızlı şekilde müdahale etmesini takdir ediyor, trajik can kayıpları nedeniyle en derin taziyelerimizi sunuyoruz. AB'nin dış sınırları ortak sorumluluğumuzdur ve göç, Avrupa düzeyinde ortak bir yanıt gerektirmektedir". Ancak İspanya’nın ilk anda AB içindeki dost ülkelerin liderleri tarafından yalnız bırakılması ve diğer bazı AB üyelerinden ayrışan dış politika ve göç politikası tercihleri sebebiyle bir nevi cezalandırılması belleklere yerleşmiştir.

Her durumda, 70 bine yakın göçmenin Sebte’ye geçtiği, evlere tırmanmaya çalıştığı gibi haberlerin sosyal medyada yaygınlaşmasından ve sanki İspanya ana karasına yönelik bir akın olduğu şeklinde bir izlenim verilmesinden hemen sonra İtalya Başbakanı Meloni’nin sınır kontrollerini yeniden getirme kararını alması ve 22 AB liderinin Avrupa Komisyonu ve Konsey Başkanlarına konuyla ilgili mektup yazması manidardır. Meloni konuyu derinine araştırmadan tepki vermiş ve göç konusunda sorun yaşayan ülkelerden biri olmasına rağmen Sánchez’in yanında durmak yerine İspanya’yı bir nevi cezalandırmayı seçmiştir. Trump’ın Grönland konusundaki talepleri ile yüz yüze gelen Danimarka’ya İspanya destek vermiş olsa da aynı desteği görememiştir. Bu durumun arkasında hem krizin doğru bir şekilde değerlendirilememesi ve aslında mantıklı bir gerekçe olmadan istisnai uygulamaya gidilmesi yatmaktadır.

Aslında İspanya’yı yalnız bırakan ve krize sebep olmakla suçlayan liderler İspanya hükümetinin ülkede izinsiz bulunan göçmenlere ikamet izni vermesi yani son yıllarda AB’de görülen katı göç politikası yaklaşımından sapması, Gazze’de İsrail’e yönelik güçlü karşı çıkışı ve İran Savaşı’nda ABD’ye destek vermemesi sebebiyle de dayanışma göstermek yerine suçlamayı ve yalnız bırakmayı seçmiştir. Bu durum AB’nin en temel politikalarından biri olan serbest dolaşımının nasıl bir çırpıda askıya alınabileceğini gösterdiği gibi, neofaşist ve milliyetçi bir kökenden gelen Meloni gibi siyasetçilerin de Birleşik Avrupa fikrine ne kadar yabancı olduğunu göstermektedir. Aşırı sağın Almanya ve Fransa gibi iki merkez ülkede giderek güçlenmesi ve iktidar adayı olmaları yakın gelecekte Birleşik Avrupa fikri yerine ulusal refleksleri çok daha güçlü olan ve hatta Birleşik Avrupa’yı yıkmayı siyasi hedef haline getirmiş hükümetlerin iş başına gelmesi tehdidini doğurmaktadır.

Kaynaklar

K. Butler, “Why Spain’s EU Aliies Turned on Pedro Sánchez over Ceuta: The Hard right Now Sets Their Agenda on Migration”, The Guardian, 05.08.2026, https://www.theguardian.com/world/2026/aug/05/the-events-at-ceuta-show-how-europes-hard-right-now-set-the-tone-on-immigration

C. Caraballo, “İspanya: Ceuta’ya Geçen 72 bin Göçmenden 70 bini Fas’a Geri Döndü”, Euronews, 05.08.2026, https://tr.euronews.com/my-europe/2026/08/05/ispanya-ceutaya-gecen-72-bin-gocmenden-70-bini-fasa-geri-dondu

C. Caraballo, “Fas Savcılığı 25 Kişiyi Ceuta’ya Kitlesel Göçmen Geçişini Organize Etmekle Suçladı”, Euronews,  06.08.2026, https://tr.euronews.com/my-europe/2026/08/06/fas-savciligi-25-kisiyi-ceutaya-kitlesel-gocmen-gecisini-organize-etmekle-sucladi

Council of the EU, “The Schengen Area Explained”, 07.07.2026, https://www.consilium.europa.eu/en/policies/schengen-area/

 

Diken, “İspanya Sebte’ye 500 metrelik yüzer bariyer kurdu”, 02.08.2026, https://www.diken.com.tr/ispanya-sebteye-500-metrelik-yuzer-bariyer-kurdu/ 

European Commission, “Schengen Area”, 27.05.2025, https://home-affairs.ec.europa.eu/policies/schengen/schengen-area_en

European Commission, “The EU and Its Outermost Regions”, https://ec.europa.eu/regional_policy/policy/themes/outermost-regions_en

S. Ferreira Santos, “EU commends Spain’s swift response to Ceuta migrant Crisis”, BBC world, 04.08.2026, https://www.bbc.com/news/articles/c80n3j55g0do

H. Foissey, “Ceuta and Melilla: Two Enclaves Between Spain and Morocco”, Conflits: Revue de Geopolitique, 31.07.2026, https://www.revueconflits.com/ceuta-and-melilla-two-enclaves-between-spain-and-morocco/

B. Garcés Mascareñas, “Ceuta: The Weaponisation of Migration”, CIDOB Opinion, Mayıs 2021,  https://www.cidob.org/en/publications/ceuta-weaponisation-migration

A. Hernandez-Morales, “Ceuta Crisis: 22 EU Leaders Gang up Against Spain’s Sánchez over His Migration Policy”, Politico, 01.08.2026, https://www.politico.eu/article/ceuta-crisis-22-eu-leaders-letter-spain-pedro-Sánchez-migration-policy/

A. Hernandez-Morales, “Spain Sweats Over Its Isolated Territories in Africa”, Politico, 05.08.2026, https://www.politico.eu/article/spain-ceuta-migrant-crisis-africa-territories-morocco-melilla/

J. Morchidi, “Ceuta and Melilla: How the Colonial Legacies of These Cities have Shaped migration in the Region”, The Conversation, 05.08.2026, https://theconversation.com/ceuta-and-melilla-how-the-colonial-legacies-of-these-cities-have-shaped-migration-in-the-region-288846

S. Naishadham, “What to Know About the Spanish Enclave of Ceuta as migrant Arrivals from Morocco Spike”, PBS news, 31.07.2026, https://www.pbs.org/newshour/world/what-to-know-about-the-spanish-enclave-of-ceuta-as-migrant-arrivals-from-morocco-spike#:~:text=To%20reach%20Ceuta%2C%20migrants%20often,where%20the%20distance%20is%20shorter.

J. Rankin, “EU Chief Criticizes Spain’s Migrant Plan After Ceuta Crisis Meeting”, Guardian, 04.08.2026, https://www.theguardian.com/world/2026/aug/04/eu-criticises-spain-migrant-plan-ceuta-crisis-meeting

P. Shankar, “Why Does Spain Have Enclaves in North Africa?”, Aljazeera Explainer,  03.08.2026, https://www.aljazeera.com/news/2026/8/3/why-does-spain-have-enclaves-in-north-africa