İKTİSADİ KALKINMA VAKFI

Türkiye’nin AB Uzmanı
ANA SAYFA » GÜNDEMDEN » 2026 » İKV'DEN AB-ÇİN TİCARİ İLİŞKİLERİNDEKİ SON GELİŞMELERE İLİŞKİN İKV BİLGİ NOTU
28 Temmuz 2026

İKV'DEN AB-ÇİN TİCARİ İLİŞKİLERİNDEKİ SON GELİŞMELERE İLİŞKİN İKV BİLGİ NOTU

Ticaret savunma araçları ve karşılıklı yaptırımlar çerçevesinde AB-Çin ticari ilişkilerindeki son gelişmelere ilişkin İKV Bilgi Notu yayımlandı.

TİCARET SAVUNMA ARAÇLARI VE KARŞILIKLI YAPTIRIMLAR ÇERÇEVESİNDE AB-ÇİN TİCARİ İLİŞKİLERİNDEKİ SON GELİŞMELER

Damla Kayalı, İKV Stajyeri

2026 yılının ikinci yarısı itibarıyla AB ile Çin arasındaki ikili ticari ve ekonomik ilişkiler, ticaret savunma araçlarının sertleşmesi ve jeopolitik misillemelerinin devreye girmesiyle yeni bir tırmanma safhasına geçti. Avrupa Komisyonu, 23 Temmuz 2026 tarihli ve (EU) 2026/1747 sayılı Uygulama Tüzüğü ile Çin menşeli alifatik-aromatik kopolyesterlerin (biyobozunur plastik ve ambalaj hammaddesi PBAT/PBSeT) AB gümrüklerine girişinde kayıt zorunluluğu getirdi.[1] BASF liderliğindeki Avrupalı üreticilerin başvurusuyla 4 Haziran 2026’da başlatılan anti-damping soruşturmasında tahmini %78 damping marjı tespit edildi.[2] Dokuz ay sürecek bu uygulamanın temel amacı, nihai karar öncesi yaşanabilecek olası ithalat yığılmalarının önüne geçmek ve soruşturma sonunda yürürlüğe girebilecek kesin anti-damping vergilerinin geriye dönük olarak tahsil edilmesini sağlamak.

Bu gelişmenin hemen ardından, AB’nin kabul ettiği 21’inci Rusya Yaptırım Paketi kapsamında anakara Çin ve Hong Kong merkezli 14 firmayı kara listeye almasına yanıt olarak,[3] Çin Ticaret Bakanlığı 24 Temmuz 2026’da 14 Avrupalı kuruluşu İhracat Kontrol Listesi’ne ekledi. Listede Rheinmetall AG (Almanya), Tatra Trucks (Çekya), Lafert S.p.A. (İtalya), Vigo Photonics (Polonya), Cavok UAS (Fransa) ve III-V Lab (Fransa) gibi AB savunma, havacılık, otomotiv ve optoelektronik tedarik zincirlerinin merkezinde yer alan şirketler bulunuyor.[4]

Karar doğrultusunda, bu kurumlara Çin menşeli çifte kullanımlı malların, kritik teknolojilerin ve bileşenlerinin satışı ile üçüncü ülkeler üzerinden transferi derhal yasaklandı. Çin Ticaret Bakanlığı tarafından uygulamaya koyulan bu yaptırım rejiminde, yerli veya yabancı herhangi bir tedarikçinin idari izin almaksızın adı geçen Avrupalı firmalarla ticari ilişkiyi sürdürmesi hâlinde ağır idari ve finansal yaptırımlarla karşılaşacağı vurgulandı. Kısıtlamanın özellikle mikroelektronik, optik sensörler, insansız hava aracı bileşenleri ve ağır kara aracı motor aksamları gibi hassas sektörleri doğrudan hedef alması, Çin’in Avrupa savunma sanayisinin tedarik bağımlılıklarını stratejik bir koz olarak kullanma iradesini net bir şekilde ortaya koyuyor.[5]

Bu durum, iki küresel aktör arasındaki ticari anlaşmazlıkların artık yalnızca fiyat ve pazar payı rekabetiyle sınırlı kalmadığını, doğrudan ulusal güvenlik ve jeopolitik nüfuz alanlarına sirayet ettiğini gösteriyor. Avrupa Komisyonunun kopolyester ithalatına getirdiği gümrük kaydı tedbiri, Avrupa kimya sanayisini koruma odaklı geleneksel bir ticaret politikası savunma aracı niteliği taşırken; Çin’in yanıtı, küresel tedarik zincirlerindeki kilit pozisyonunu bir misilleme mekanizmasına dönüştürme stratejisinin somut bir örneğidir.

Önümüzdeki dönemde, AB'nin Çin’in kamu sübvansiyonları destekli kapasite fazlasına karşı otomotiv, yeşil enerji ve kimya gibi alanlarda korumacı duvarları yükseltmeye devam etmesi; Çin’in ise kritik ham madde kısıtlamaları ve hedefli yaptırımlarla karşılık vermesi bekleniyor. Bu karşılıklı hamleler, çok taraflı serbest ticaret kurallarının zayıfladığına ve AB-Çin ekonomik ilişkilerinin “güvenlikleştirilmiş” yeni bir döneme girdiğine işaret ediyor.

Küresel tedarik zincirlerindeki bu yeniden yapılanma ve AB-Çin ekseninde tırmanan ticaret gerilimi, Gümrük Birliği aracılığıyla AB pazarına derinden entegre olan Türkiye açısından stratejik boyutları bulunan bir tablo ortaya koyuyor. Bir yandan AB’nin Çin menşeli kimyasal girdilere, plastik ham maddelerine ve yeşil teknoloji bileşenlerine getirdiği kısıtlamalar, Avrupalı imalatçıların coğrafi yakınlık ve tedarik güvenliği sunan Türkiye’ye yönelmesini teşvik ederek polimer, ambalaj, otomotiv yan sanayii ve kimya kollarında “yakın coğrafyadan tedarik” fırsatlarını artırıyor. Diğer yandan ise, çifte kullanımlı mallar ve yaptırımlı ürünler üzerindeki karşılıklı denetimlerin sertleşmesi, Türk ihracatçılarının ham madde menşe belgeleri ile AB ve Çin yaptırım rejimlerine uyum süreçlerinde karşı karşıya kalabileceği ikincil riskleri ve denetim baskılarını önemli ölçüde tırmandırıyor.

Diğer taraftan, AB ile Çin arasındaki bu tırmanma, Dünya Ticaret Örgütü (DTÖ) eksenli çok taraflı ticaret düzeninden, bloklaşmış ve “ekonomik güvenlik” odaklı yeni bir küresel korumacılık evresine geçildiğini teyit ediyor. Brüksel’in uygulamaya koyduğu Ekonomik Güvenlik Stratejisi ve “risk azaltma” yaklaşımı; kritik ham maddeler, yarı iletkenler ve yeşil teknoloji girdilerinde Çin’e olan yüksek bağımlılığı kırmayı amaçlarken, Pekin yönetiminin ham madde ve çifte kullanımlı bileşen ihraç kısıtlamalarını bir karşı koz olarak kullanması iki taraf arasındaki bağımlılığı adeta bir silah hâline dönüştürüyor. Bu durum, yalnızca ikili ticareti değil; elektrikli araçlar, batarya teknolojileri, yenilenebilir enerji ekipmanları ve ileri kimya gibi geleceğin stratejik sektörlerinde küresel değer zincirlerinin haritasını köklü biçimde değiştiriyor.

Sonuç itibarıyla, küresel ticaretteki bu fay hattı değişiminde Türkiye’nin elde edebileceği avantajlar, yalnızca kısa vadeli tedarik kaymalarının getirdiği pazar payı artışıyla sınırlı kalmamalı. Türk sanayisinin bu süreçten sürdürülebilir bir kazançla çıkabilmesi için, AB’nin Sınırda Karbon Düzenlemesi Mekanizması (SKDM) ve Dijital Ürün Pasaportu gibi yeşil/dijital standartlarına hızla uyum sağlarken, gümrüklerde ham madde menşe şeffaflığı ile çifte kullanımlı ürün izlenebilirliğini en üst seviyeye çıkarması elzem. Türkiye’nin Avrupa tedarik zincirindeki “güvenilir ortak” ve “güvenli liman” konumunu pekiştirmesi, yüksek katma değerli üretimi destekleyen sanayi politikaları ve Gümrük Birliği’nin güncellenmesi ihtiyacını her zamankinden daha kritik bir öncelik hâline getiriyor.


[1] European Commission, "Commission Implementing Regulation (EU) 2026/1747 of 23 July 2026 making imports of certain aliphatic-aromatic copolyesters originating in the People's Republic of China subject to registration", Official Journal of the European Union, L Serisi, 24 Temmuz 2026, https://eur-lex.europa.eu/legal-content/EN/TXT/PDF/?uri=OJ:L_202601747, (Erişim Tarihi: 28 Temmuz 2026).

[2] European Commission, "Notice of initiation of an anti-dumping proceeding concerning imports of certain aliphatic-aromatic copolyesters originating in the People's Republic of China (C/2026/2964)", Official Journal of the European Union, C Serisi, 4 Haziran 2026, https://eur-lex.europa.eu/eli/C/2026/2964/oj/eng, (Erişim Tarihi: 28 Temmuz 2026).

[3]  European Commission, "EU Adopts 21st Package of Sanctions Against Russia (IP/26/1680)", 23 Temmuz 2026, https://europa.eu/newsroom/ecpc-failover/pdf/ip-26-1680_en.pdf, (Erişim Tarihi: 28 Temmuz 2026).

[4] “China Adds 14 EU Entities to Export Control List (Dual-Use Items Announcement)”, Xinhua News Agency Official Government News Portal, 24.07.2026, https://english.news.cn/20260724/518649043b4648daa2228a05401eff73/c.html

[5] Ministry of Commerce of the People's Republic of China, “Regulations of the People's Republic of China on Export Control of Dual-Use Items and Implementation Guidelines for Foreign Entities”, 24.07.2026,

https://english.mofcom.gov.cn/News/SpokesmansRemarks/art/2026/art_393371b908b543a690f8ff4ceaba8734.html