İKV’DEN AVRUPA BİRLİĞİ TEMEL HAKLAR AJANSI İKİNCİ GÖÇ VE TEMEL HAKLAR BÜLTENİNE İLİŞKİN BİLGİ NOTU
AVRUPA BİRLİĞİ TEMEL HAKLAR AJANSI, 2026 YILI İKİNCİ GÖÇ VE TEMEL HAKLAR BÜLTENİ
Hatice Zeynep Şen, İKV Uzman Yardımcısı
Avrupa Birliği Temel Haklar Ajansı (European Union Agency for Fundamental Rights-FRA), 2026 yılının ikinci “Göç ve Temel Haklar Bülteni”ni yayımladı.[1] 1 Nisan-30 Haziran 2026 dönemini ele alan bülten, deniz rotalarındaki can kayıplarına, AB’nin dış sınırlarındaki geri itme ve şiddet iddialarına, Ukrayna’dan yerinden edilenlerin hukuki statüsüne ve sınır ihlallerinin soruşturulmasındaki eksikliklere dikkat çekiyor. Ayrıca 12 Haziran 2026’da uygulanmaya başlayan AB Göç ve İltica Paktı ile 10 Nisan 2026’da tam olarak faaliyete geçen Giriş/Çıkış Sistemi’nin (Entry/Exit System-EES) temel haklar bakımından ilk etkilerini değerlendiriyor.
İltica ve Göç Yönetimi Tüzüğü uyarınca Avrupa Komisyonu, genel göç durumunu veya bir Üye Devletin göç baskısı altında olup olmadığını değerlendirirken FRA’nın üç aylık bültenlerini dikkate alıyor. Dolayısıyla bülten, Pakt kapsamındaki dayanışma ve sorumluluk mekanizmalarının işletilmesine de veri sağlıyor.
Deniz Rotalarında Can Kayıpları ve İnsani Yardım Faaliyetleri
Deniz yoluyla Avrupa’ya ulaşanların sayısı azalmasına rağmen ölüm ve kayıp vakaları yüksek seviyesini koruyor. IOM verilerine göre Nisan-Haziran 2026 döneminde Akdeniz ve Kanarya Adaları’na uzanan Atlantik rotalarında, en az 15’i çocuk 559 kişi öldü veya kayboldu. Nisan ayında Libya’dan yaklaşık 120 kişiyle hareket eden bir teknenin Orta Akdeniz’de batması sonucu 80’den fazla kişi öldü veya kayboldu. IOM, 2026’nın 2014’ten bu yana yılın en ölümcül başlangıcı olduğunu belirtiyor.
Arama-kurtarma faaliyetleri yürüten sivil toplum kuruluşları da hukuki ve idari baskılarla karşılaşmayı sürdürüyor. 2025’te en az 110 kişi adli süreçlerle, 11 kuruluş idari yaptırımlarla ve 33 vaka yargı dışı tacizle karşılaştı. İtalya’da bazı mahkemelerin kurtarma gemilerine yönelik yaptırımları iptal etmesi, uluslararası deniz hukukundan doğan kurtarma yükümlülüğünü teyit etti. Buna karşın 1 Ocak-13 Haziran 2026 arasında 202’si çocuk 9.934 göçmen Libya makamlarınca durdurularak, FRA’nın güvenli tahliye yeri saymadığı Libya’ya geri götürüldü.
AB’nin Dış Sınırlarında Geri İtme ve Şiddet İddiaları
Bülten, Doğu Akdeniz, Batı Balkanlar ve Belarus sınırında toplu geri gönderme, şiddet ve iltica usullerine erişimin engellenmesine ilişkin iddiaların sürdüğünü ortaya koyuyor. Meriç sınırında sığınmacıların maskeli kişilerce Türkiye’ye geri itildiği ve kötü muameleye maruz bırakıldığı ileri sürülürken Yunan makamları iddiaları reddediyor. Bununla birlikte Frontex Temel Haklar Ofisi’nin 2025 tarihli ciddi olay raporunda benzer toplu sınır dışı ve insanlık dışı ya da aşağılayıcı muamele iddialarının doğrulandığı belirtiliyor.
Batı Balkan rotasında ise Nisan-Haziran 2026 döneminde en az 12 kişinin öldüğü veya kaybolduğu ifade ediliyor. Hırvatistan-Bosna Hersek sınırında Ocak 2025-Mart 2026 arasında 1.155, yalnızca Nisan 2026’da ise 200’ü aşkın geri itme vakası raporlandı. Vakalar arasında refakatsiz çocuklar, hamile kadınlar ve tıbbi desteğe ihtiyaç duyan çocuklar da bulunuyor. Macaristan’ın başvuru öncesinde Belgrad veya Kyiv’deki büyükelçiliklere “niyet beyanı” sunulmasını zorunlu kılan uygulamasının ise ilticaya erişimi fiilen engellediği değerlendiriliyor.
Polonya’nın Belarus sınırında uluslararası koruma başvurularına getirdiği geçici kısıtlama, hassas gruplar için istisnalar içermekle birlikte uzatıldı. Avrupa Konseyi İnsan Hakları Komiseri, bireysel değerlendirme ve etkili başvuru yolu olmadan uygulanan genel kısıtlamaların geri göndermeme ilkesini ihlal etme riski taşıdığı uyarısında bulundu. Mayıs 2026 tarihli Kişinev Bildirisi de göçün araçsallaştırıldığı durumlarda dahi göçmenlerin haklarının korunması gerektiğini vurguladı.
İhlallerin Soruşturulması ve Bağımsız Temel Hak İzleme Mekanizmaları
FRA, bazı Üye Devletlerde sınır ihlallerine ilişkin soruşturmalar başlatılmasına rağmen süreçlerin yavaş, sonuçsuz veya yarım kaldığına dikkat çekiyor. Şubat 2026’da Sakız Adası yakınlarında Yunan Sahil Güvenliği botu ile göçmenleri taşıyan teknenin çarpışması ve 15 kişinin ölmesi üzerine soruşturma açıldı. Polonya’da Belarus sınırındaki ihlalleri inceleyen özel savcılık ekibi dağıtılırken 34 dosya delil yetersizliğinden kapatıldı. 2023 Pylos faciasıyla ilgili 17 Yunan Sahil Güvenlik görevlisinin ceza yargılaması sürerken disiplin soruşturmasının başlatılmaması hesap verebilirlik sorununu gösteriyor.
Göç ve İltica Paktı’nın temel haklar bakımından en önemli yeniliklerinden biri, tarama ve sınırda iltica usullerinin bağımsız mekanizmalarca izlenmesi zorunluluğu. Üye Devletlerin çoğu gerekli yasal düzenlemeleri tamamladı veya tamamlamak üzere ve görev çoğunlukla ombudsmanlıklar ile ulusal insan hakları kurumlarına veriliyor. Ancak bazı mekanizmaların kaynak yetersizliği nedeniyle 2027’de faaliyete geçebileceği, bilgiye ve sınır bölgelerine erişim ile eğitim ihtiyacının sürdüğü belirtiliyor.
FRA ortak bir izleme metodolojisi geliştirerek ilk pilot uygulamayı Nisan 2026’da Romanya-Moldova sınırında gerçekleştirdi. Komisyon da Üye Devletlere yeterli finansman, personel ve eğitim sağlama çağrısında bulundu. Temmuz 2026 itibarıyla Frontex’in 52 temel hak gözlemcisi bulunurken AB İltica Ajansının yeni metodolojisi kapsamında 2026’nın ikinci yarısında ilk olarak Bulgaristan, Malta ve Slovakya’nın incelenmesi öngörülüyor.
Ukrayna’dan Yerinden Edilenlerin Korunmasında Statü Geçişi
30 Nisan 2026 itibarıyla Rusya’nın Ukrayna’ya karşı savaşı nedeniyle AB’de geçici korumadan yararlananların sayısı 4,37 milyona ulaştı. Bu kişilerin %43’ünü yetişkin kadınlar, %30’unu çocuklar ve %27’sini yetişkin erkekler oluşturuyor. Geçici koruma Mart 2027’ye kadar uzatılmışken Komisyon 26 Haziran 2026’da sürenin Mart 2028’e kadar uzatılmasını önerdi. Üye Devletler ise geçici koruma sonrasına yönelik ulusal ikamet programları geliştirmeye başladı.
Polonya, Çekya ve İrlanda’da geliştirilen ikamet programlarının gelir, çalışma süresi, konut ve sağlık sigortası gibi koşulları, hassas grupların kapsam dışında kalabileceği endişesine yol açıyor. UNHCR’nin 4.389 kişiyle yaptığı araştırmada katılımcıların %59’u 12 ay içinde statüsünü değiştirmeyi planlarken değişiklik düşünmeyen %41’lik kesimin çoğunlukla yaşlılar, tek başına bakım verenler ve çalışmayan haneler gibi kırılgan gruplardan oluşması dikkat çekiyor. İş gücü piyasasına katılım artmakla birlikte sömürü riskleri sürüyor. UNHCR verilerine göre yerinden edilenlerin %67’si istihdamda ve iş gücüne katılım oranı %74. FRA’nın Çekya, Almanya ve Polonya’da 1.200 kadınla yaptığı araştırmada ise çalışanların %36’sının sözleşmesiz veya eksik sözleşmeyle çalıştığı, %24’ünün eksik ücret aldığı ya da hiç ücret alamadığı bildiriliyor. Ukraynalı çocukların ev sahibi ülke okullarına kayıt oranı %84’e yükselirken öğrencilerin %28’i zorbalığa uğradığını belirtiyor.
Giriş/Çıkış Sistemi’nin Temel Haklara Etkisi
Schengen dış sınırlarından kısa süreli seyahat eden üçüncü ülke vatandaşlarının giriş ve çıkışlarını elektronik olarak kaydeden EES, 10 Nisan 2026’da tam olarak faaliyete geçti. Sistem seyahat bilgileri ile yüz görüntüsü ve parmak izi gibi biyometrik verileri kaydederek pasaportların elle damgalanmasının yerini alıyor. Komisyona göre bu tarihe kadar 52 milyondan fazla giriş ve çıkış, 27 binden fazla ülkeye giriş reddi ve güvenlik riski taşıdığı belirlenen 700’den fazla kişi kayda geçirildi.
FRA’nın 121 sınır görevlisi ve ilgili personelle yaptığı sınırlı ölçekli araştırmada 45 katılımcı bekleme sürelerinin %50’den fazla, 25 katılımcı ise %30-%50 arttığını belirtti. Bazı havalimanlarında iki ila dört saatlik, Dover’da ise altı saate varan kuyruklar bildirildi. Biyometrik veri toplama, sistem gecikmeleri, işlem kapasitesi ve yüksek yolcu sayısı başlıca nedenler olarak sıralandı. Uzun bekleme süreleri çocukları, yaşlıları, hamileleri ve engellileri orantısız etkiliyor. Kara sınır kapılarında çalışan 50 katılımcının 28’i yeterli oturma alanı, 32’si ücretsiz içme suyu bulunmadığını bildirdi. EES’nin biyometrik verileri işlemesi veri koruma risklerini de artırıyor. FRA; yolcuların bilgilendirilmesi, veri doğruluğunun sağlanması, verilere erişim ve düzeltme hakkı ile güçlü denetim mekanizmalarının güvence altına alınmasını öneriyor.
Genel Görünüm
FRA’nın Pakt’ın uygulanmasının güvenlik ile temel haklar arasındaki gerilimi sona erdirmediğini; can kayıpları, geri itme iddiaları ve etkisiz soruşturmaların AB’nin dış sınırlarındaki hesap verebilirlik sorununu sürdürdüğünü gösteriyor. Bağımsız izleme mekanizmalarının etkisi; yeterli kaynak, sınırsız erişim ve bulguların takibine bağlı görülüyor. Ukrayna’dan yerinden edilen kırılgan gruplar için korumanın kesintisiz sürdürülmesi vurgulanıyor. EES’de ise hız ve güvenlik hedefleri veri doğruluğu, biyometrik mahremiyet ve insan onuruna uygun koşullarla birlikte gözetilmeli.
[1] European Union Agency for Fundamental Rights (FRA), “FRA flags fundamental rights challenges as Migration and Asylum Pact takes effect”, 21.07.2026, https://fra.europa.eu/en/news/2026/fra-flags-fundamental-rights-challenges-migration-and-asylum-pact-takes-effect
