İKTİSADİ KALKINMA VAKFI

Türkiye’nin AB Uzmanı
ANA SAYFA » GÜNDEMDEN » 2026 » İKV, AB SANAYİ HIZLANDIRICI YASASI, “MADE IN EU” KRİTERİ VE KAMU ALIMLARI KONULU BİR TOPLANTI DÜZENLEDİ
18 Haziran 2026

İKV, AB SANAYİ HIZLANDIRICI YASASI, “MADE IN EU” KRİTERİ VE KAMU ALIMLARI KONULU BİR TOPLANTI DÜZENLEDİ

İktisadi Kalkınma Vakfı, 18 Haziran 2026 tarihinde, İKV İstanbul AB Bilgi Merkezi Toplantı Salonu’nda “AB Sanayi Hızlandırıcı Yasası, ‘Made in EU’ Kriteri ve Kamu Alımları” başlıklı bir toplantı düzenledi.

Moderatörlüğünü İKV Genel Sekreter Yardımcısı M. Gökhan Kilit’in üstlendiği toplantı İKV Başkanı Dr. Ayhan Zeytinoğlu’nun video konferansla katılarak dinleyicilere kısa hitabıyla başladı. İKV Genel Sekreter Yardımcısı Kilit, AB Sanayi Hızlandırıcı Yasası’nın ve bu kapsamda gündeme gelen “Made in EU” kriterinin son aylarda Türkiye ve Avrupa iş dünyasının en yakından takip ettiği konular arasında yer aldığını belirtti. AB’nin değişen küresel ticaret koşulları, artan Çin rekabeti, Rusya-Ukrayna Savaşı ve ekonomik güvenlik kaygıları doğrultusunda ticaret ve sanayi politikalarını yeniden şekillendirdiğini ifade eden Genel Sekreter Yardımcısı Kilit, söz konusu düzenlemelerin Türkiye’nin AB ile ticari ilişkileri ve Gümrük Birliği çerçevesinde elde ettiği kazanımlar bakımından önemli sonuçlar doğurabileceğini vurguladı. Kilit ayrıca, Türkiye’nin mevcut avantajlarını koruyabilmesi ve yeni döneme uyum sağlayabilmesi için AB’deki gelişmelerin yakından takip edilmesinin büyük önem taşıdığını ifade etti.

Toplantının ilk konuşmacısı İKV Genel Sekreteri ve Yıldız Teknik Üniversitesi Öğretim Üyesi Doç. Dr. Çiğdem Nas, konuşmasında AB’nin sanayi politikasında rekabetçilik, ekonomik güvenlik ve stratejik özerklik hedeflerinin giderek daha belirleyici hâle geldiğini vurguladı. Doç. Dr. Nas, Draghi ve Letta raporlarının ardından AB’nin inovasyon açığını kapatmak, ekonomisini karbonsuzlaştırmak ve stratejik bağımlılıklarını azaltmak amacıyla kapsamlı bir dönüşüm sürecine girdiğini belirtti. Sanayi Hızlandırıcı Yasası’nın bu dönüşümün temel araçlarından biri olduğunu ifade eden Nas, AB’nin kamu alımları ve kamu desteklerini sanayi politikası hedefleri doğrultusunda daha stratejik biçimde kullanmaya yöneldiğini söyledi. “Made in EU” yaklaşımının Avrupa’da üretilen ürünlere öncelik verilmesini amaçladığını belirten Doç. Dr. Nas, enerji yoğun sektörler, net sıfır teknolojileri ve otomotiv sektöründe yeni kriterler getirildiğini kaydetti. Türkiye açısından en önemli hususun, Gümrük Birliği sayesinde Türk menşeli ürünlerin belirli ölçüde AB menşeli içerik olarak kabul edilmesi olduğunu ifade eden Doç. Dr.  Nas, buna rağmen kamu alımları alanındaki uyum eksiklikleri ve Gümrük Birliği’nin güncellenememesinin yeni sorunlar doğurabileceğini belirtti. Doç. Dr. Nas ayrıca, AB’nin üçüncü ülkelerle hızla genişleyen ticaret ağının Türkiye açısından mevcut asimetrileri artırdığını ve Gümrük Birliği’nin güncellenmesinin giderek daha acil bir ihtiyaç hâline geldiğini vurguladı.

Toplantının ikinci konuşmacısı İKV Uzmanı Ahmet Emre Usta, AB’nin yeni sanayi politikası araçlarının kamu alımları, tedarik zincirleri ve özel sektör açısından ortaya çıkarabileceği fırsat ve risklere ilişkin değerlendirmelerde bulundu. Usta, Sanayi Hızlandırıcı Yasası’nın enerji yoğun sektörler, net sıfır teknolojileri ve otomotiv sektörünü kapsayan yeni kurallar getirdiğini belirterek özellikle elektrikli araçlara ilişkin düzenlemelerin Türkiye açısından kritik önem taşıdığını ifade etti. Kamu alımları ve destek programlarında uygulanacak AB menşeli içerik şartlarının Avrupa’daki üreticilere önemli avantajlar sağlayacağını vurgulayan Usta, Gümrük Birliği sayesinde Türk menşeli birçok ara ürünün AB menşeli içerik olarak değerlendirilebileceğini ancak elektrikli araçların AB içinde monte edilmesi şartının Türkiye açısından ciddi risk oluşturduğunu belirtti. Türkiye’nin Avrupa’nın önde gelen otomotiv üretim merkezlerinden biri olduğunu hatırlatan Usta, söz konusu düzenlemelerin yeni yatırımların AB’ye yönelmesine, Türkiye’nin elektrikli araç üretimindeki konumunun zayıflamasına ve Avrupa pazarındaki rekabet gücünün olumsuz etkilenmesine yol açabileceğini ifade etti. Bununla birlikte, düşük karbonlu üretim süreçlerine uyum sağlayan Türk firmalarının yeni dönemde önemli fırsatlar elde edebileceğini belirten Usta, özellikle SKDM ile uyumlu üretim yapan sektörlerin AB pazarında rekabet avantajı kazanabileceğini kaydetti.

Toplantının üçüncü konuşmacısı TOBB-İKV Brüksel Temsilcisi Haluk Nuray, Brüksel’de yürütülen tartışmalar ve AB kurumlarının konuya yaklaşımı çerçevesinde “Made in EU” kriteri ile kamu alımlarına ilişkin son gelişmeleri değerlendirdi. Nuray, AB’nin temel hedefinin 21’inci yüzyıl ekonomisine uyum sağlayarak küresel rekabet gücünü korumak olduğunu ifade etti. Sanayi Hızlandırıcı Yasası ve “Made in Europe” yaklaşımının, AB’nin yeni sanayi politikası arayışının bir parçası olduğunu belirten Nuray, bu sürecin henüz tamamlanmadığını ve nihai düzenlemelerin devam eden müzakereler sonucunda şekilleneceğini kaydetti. Türkiye açısından temel sorunun, Gümrük Birliği ortaklığı sayesinde elde edilen avantajların yeni sanayi politikası araçları kapsamında ne ölçüde korunabileceği olduğunu vurgulayan Nuray, otomotiv, makine, metal işleme ve batarya gibi sektörlerde Türkiye’nin Avrupa değer zincirlerindeki konumunun önemine dikkat çekti. AB’nin ekonomik güvenlik ve stratejik özerklik hedefleri doğrultusunda daha korumacı bir yaklaşım geliştirdiğini ifade eden Nuray, Türkiye’nin hem kamu kurumları hem de özel sektör aracılığıyla Brüksel nezdindeki temaslarını yoğunlaştırması gerektiğini dile getirdi.

Toplantı, soru-cevap bölümünün ardından sona erdi.