İKV’DEN AB-HİNDİSTAN SERBEST TİCARET ANLAŞMASI’NA İLİŞKİN DEĞERLENDİRME NOTU
AB-Hindistan Serbest Ticaret Anlaşması: Türkiye için Gümrük Birliği’nin Asimetrisi Derinleşiyor
Ahmet Emre Usta, İKV Uzmanı
Küresel ticaret sisteminin İkinci Dünya Savaşı sonrasında inşa edilen çok taraflı kurallar mimarisi, son yıllarda ciddi bir aşınma sürecine girmiştir. DTÖ bünyesindeki Doha Turu’nun uzun süredir çıkmazda olması, Temyiz Organı’nın 2019’dan bu yana işlevsiz kalması ve çok taraflı liberalleşmenin giderek daha fazla bölgesel ve ikili anlaşmalarla ikame edilmesi, kurallara dayalı ticaret düzeninin yapısal bir dönüşüm içinde olduğunu göstermektedir. ABD Başkanı Donald Trump’ın ilk döneminde temellerini attığı ve ikinci döneminde derinleştirdiği tek taraflı tarife politikası ise bu dönüşümü hızlandıran önemli etkenlerden biri olmuştur. ABD, bu korumacı ve agresif ticaret politikalarını, tarihsel müttefiklerinden stratejik ortaklarına kadar geniş bir yelpazeye uygulamaktan kaçınmamıştır. Nitekim 2025’in ikinci yarısı itibarıyla ABD, Hindistan menşeli birçok üründe tarifeleri toplamda %50’ye kadar yükseltmiş, AB’den ithal edilen malların büyük bölümü için ise %15 düzeyinde bir tarife uygulamaya başlamıştır. Bu gelişmeler, AB ve Hindistan başta olmak üzere ABD’nin stratejik ortaklarını pazar çeşitliliğini artırmaya yöneltmiş ve kendi aralarındaki serbest ticaret müzakerelerine ivme kazandırmıştır.
Tam böyle bir dönemde, 27 Ocak 2026 tarihinde Yeni Delhi’de düzenlenen 16’ncı AB-Hindistan Zirvesi’nde, Avrupa Komisyonu Başkanı Ursula von der Leyen, AB Konseyi Başkanı António Costa ve Hindistan Başbakanı Narendra Modi yaklaşık 20 yıl süren AB-Hindistan Serbest Ticaret Anlaşması (STA) müzakerelerinin tamamlandığını duyurmuştur. Komisyon Başkanı Von der Leyen tarafından “tüm anlaşmaların anası” (mother of all deals) olarak nitelendirilen anlaşma, yaklaşık 2 milyar kişilik bir serbest ticaret bölgesi oluşturması ve tarafların toplamda küresel GSYİH’nin yaklaşık dörtte birini temsil etmesi bakımından hem AB hem de Hindistan açısından bugüne kadar müzakere ettikleri en büyük ticaret anlaşması olma niteliği taşımaktadır.
Mal Ticaretinde Gümrük Tarifelerinin Kaldırılması ve Azaltılması
STA’nın en dikkat çekici hükümleri, mal ticaretindeki gümrük tarifelerinin kapsamlı biçimde kaldırılması veya indirilmesi üzerinedir. AB, tarife satırlarının %90’ından fazlasında ve değer bazında %91’inde gümrük vergilerini tamamen kaldıracaktır. Hindistan ise tarife satırlarının %86’sında ve değer bazında %93’ünde gümrük vergilerini sıfırlayacaktır. Bunlara ek olarak, tarafların geriye kalan pek çok tarife kaleminde kısmi indirimlere gitmesiyle, anlaşmadaki genel serbestleşme oranı Hindistan için %96,6’ya, AB için ise %99,3’e ulaşacaktır.[1] Altını çizmek gerekir ki anlaşma, Hindistan’ın herhangi bir ticaret ortağına bugüne kadar tanıdığı en iddialı ticaret açılımını temsil etmektedir.
Sanayi ürünleri bazında incelendiğinde, Hindistan’ın ortalama %16’nın üzerinde seyreden sanayi ürünleri gümrük tarifelerinin büyük ölçüde kaldırılacağı görülmektedir.[2] Bu kapsamda makine ve elektrikli ekipman kategorisinde AB’nin 2024 yılında 16,3 milyar avroluk ihracat gerçekleştirdiği ürün grubu için %44’e varan mevcut tarifeler, neredeyse tüm ürünlerde sıfırlanacaktır ve geçiş süreci en fazla 10 yıl olarak belirlenmiştir. Havacılık ve uzay araçları kategorisinde 6,4 milyar avroluk ihracat hacmine sahip ürünlerde %11’e varan tarifeler, çoğunlukla beş yıllık bir geçiş süreciyle neredeyse tamamen kaldırılacaktır. Optik, tıbbi ve cerrahi ekipman alanında 3,4 milyar avroluk ihracat değerine sahip ürünlerde %27,5’e varan tarifeler, ürünlerin %90’ı için sıfırlanacaktır. Kimyasal ürünler kategorisinde 3,2 milyar avroluk ihracatta %22’ye varan tarifeler, neredeyse tüm ürünlerde ve büyük ölçüde anlaşmanın yürürlüğe girmesiyle birlikte kaldırılacaktır. Plastik ürünlerde 2,2 milyar avroluk ihracatta %16,5’e varan tarifeler sıfırlanırken, demir ve çelikte 1,5 milyar avroluk ihracatta %22’ye varan tarifeler kaldırılacaktır. Eczacılık ürünlerinde ise 1,1 milyar avroluk ihracatta %11 düzeyindeki tarifeler neredeyse tüm ürünlerde sıfırlanacaktır.
Tablo 1: AB’nin Hindistan’a Sanayi Ürünleri İhracatında Öne Çıkan Sektörler ve STA Kapsamında Tarife İndirimleri
|
Ürün / Sektör |
2024 İhracatı (Milyar Avro) |
Mevcut Tarifeler |
Gelecekteki Tarifeler |
Geçiş Süreci |
|
Makine ve elektrikli teçhizatlar |
16,3 |
Azami %44 |
Ürünlerin neredeyse tamamında %0 |
10 yıla kadar (çoğunlukla 5-7 yıl) |
|
Hava ve uzay araçları |
6,4 |
Azami %11 |
Ürünlerin neredeyse tamamında %0 |
10 yıla kadar (çoğunlukla 5 yıl) |
|
Optik, tıbbi ve cerrahi ekipmanlar |
3,4 |
Azami %27,5 |
Ürünlerin %90’ında %0 |
Büyük kısmı yürürlüğe girer girmez, kalanı 5 veya 7 yıl |
|
Plastik ürünler |
2,2 |
Azami %16,5 |
Ürünlerin neredeyse tamamında %0 |
10 yıla kadar (çoğunlukla 7 yıl) |
|
İnciler, kıymetli taşlar ve metaller |
2,1 |
Azami %22,5 |
Ürünlerin %20’si için %0; ilave %36’lık kısım için tarife indirimi |
10 yıla kadar (çoğunlukla 5 yıl) |
|
Kimyasallar |
3,2 |
Azami %22 |
Ürünlerin neredeyse tamamında %0 |
10 yıla kadar (çoğunlukla anlaşmanın yürürlüğe girmesiyle) |
|
Motorlu taşıtlar |
1,6 |
Azami %110 |
%10 (250.000 adetlik kota dâhilinde) |
- |
|
Demir ve çelik |
1,5 |
Azami %22 |
Ürünlerin neredeyse tamamında %0 |
10 yıla kadar (çoğunlukla anlaşmanın yürürlüğe girmesiyle, bazı kalemlerde 5 veya 7 yıl) |
|
Eczacılık ürünleri |
1,1 |
Azami %11 |
Ürünlerin neredeyse tamamında %0 |
10 yıla kadar (çoğunlukla 5 veya 7 yıl) |
Kaynak: Avrupa Komisyonu
STA’nın otomotiv sektörüne yönelik getirecekleri oldukça dikkat çekicidir. Hindistan, otomobil ithalatında dünya genelinde en yüksek gümrük tarifelerini uygulayan ülkeler arasında yer almaktadır ve mevcut durumda 40.000 doların altındaki araçlara %70, bu eşiğin üzerindeki araçlara ise %110 düzeyinde gümrük tarifesi uygulamaktadır.[3] Bu yasaklayıcı nitelikteki tarife yapısı, Avrupalı otomobil üreticilerinin Hindistan pazarına doğrudan ihracat yoluyla erişimini fiilen engellemektedir. AB’nin 2024 yılında Hindistan’a 1,6 milyar avroluk motorlu taşıt ihracatı gerçekleştirdiği ve bu ihracatın mevcut yüksek tarife duvarları nedeniyle büyük ölçüde sınırlı kaldığı dikkate alındığında, anlaşmanın otomotiv sektörüne yönelik hükümleri AB açısından oldukça önemlidir.
Anlaşma kapsamında Hindistan, AB menşeli otomobillere uygulanan gümrük tarifelerini yıllık 250.000 araçlık bir kota dâhilinde kademeli olarak %10’a düşürmeyi taahhüt etmiştir. Ancak bu tarife indirimi, yalnızca değeri 15.000 avronun üzerindeki araçlar için geçerli olacaktır. 250.000 araçlık toplam kota, içten yanmalı motorlu araçlar ve elektrikli araçlar olmak üzere iki ayrı kategoriye bölünmüştür. İçten yanmalı motorlu araçlar için ayrılan kota, anlaşmanın yürürlüğe girmesiyle birlikte ilk yılda 100.000 araç olarak belirlenmiştir ve 10’uncu yıla kadar kademeli biçimde 160.000 araca yükseltilecektir. Elektrikli araçlar konusunda ise Hindistan, yerli elektrikli araç ekosistemini korumak amacıyla farklı bir yaklaşım benimsemiştir. Bu doğrultuda elektrikli araçlar, anlaşmanın ilk beş yılında tarife indirimi kapsamı dışında tutulmuştur. Altıncı yıldan itibaren 90.000 araçlık bir kota çerçevesinde elektrikli araçlar için de kademeli tarife indirimleri devreye girecektir.[4],[5]
Anlaşmadan Hindistan’ın ne elde ettiğine bakılacak olursa, AB’nin tarife indirimlerinin en belirgin yansımalarının tekstil ve hazır giyim sektörlerinde ortaya çıkacağı görülmektedir. AB’nin 2024 yılında 263,5 milyar dolarlık küresel tekstil ve konfeksiyon ithalatı gerçekleştirdiği ve Hint tekstil ürünlerinin bu pazara hâlihazırda %11-12 bandında bir gümrük yüküyle girdiği dikkate alındığında, anlaşmanın bu sektördeki tüm ürün kalemlerinde sıfır gümrük erişimi sağlayacak olması tarihî bir adım niteliği taşımaktadır. Benzer şekilde, deri ve ayakkabı sektöründe %17’ye varan tarifelerin kaldırılması, Hint üreticilerine AB’nin 100 milyar dolarlık ithalat kapısını açacaktır. Deniz ürünlerinde %26’yı bulan vergilerin sıfırlanması ise Hint karides ve deniz mahsulleri ihracatçılarına 53,6 milyar dolarlık pazarda kritik bir rekabet üstünlüğü getirecektir. Kimyasallar kategorisinde de Hint ihracat sepetinin değer bazında %97,5’i gümrük muafiyetinden faydalanacak, mevcut tarifelerin sıfırlanmasıyla Hint ihracatçılarının 500 milyar dolarlık devasa pazardaki konumu ciddi ölçüde güçlenecektir.[6] Bunlara ek olarak mücevherat, oyuncak, spor malzemeleri, plastik ve işlenmiş gıda ürünleri de anlaşmanın yürürlüğe girmesiyle birlikte sıfır gümrükle AB pazarına girebilecektir.[7]
Tarımsal-Gıda Sektöründeki Serbestleşme ve Hassas Ürünlerin Korunması
Hindistan’ın tarımsal-gıda ürünlerinde uyguladığı gümrük tarifeleri ortalama %36 düzeyinde seyretmekte ve bu tarifeler bazı ürün gruplarında %150’ye kadar çıkabilmektedir. Anlaşma, bu yasaklayıcı nitelikteki tarifeleri büyük ölçüde indirmekte veya ortadan kaldırmakta, bununla birlikte her iki tarafın tarımsal hassasiyetlerini de koruma altına almaktadır. 2024 yılında AB’nin Hindistan’a tarımsal-gıda ihracatı 1,3 milyar avro düzeyinde gerçekleşmiş, bu tutar AB’nin toplam tarımsal-gıda ihracatının yalnızca %0,6’sına denk gelmiştir.[8] Bu düşük oran, Hindistan pazarının AB’li çiftçiler ve gıda üreticileri için önemli bir büyüme potansiyeli barındırdığını açıkça göstermektedir.
Anlaşma kapsamında şarap ihracatında %150 düzeyindeki tarife, anlaşmanın yürürlüğe girmesiyle birlikte %75’e düşürülecek ve kademeli olarak premium şaraplar için %20’ye, orta segment şaraplar için ise %30’a kadar indirilecektir. Distile içkilerde %150’ye varan tarifeler %40’a, bira ithalatında ise %110 düzeyindeki tarife %50’ye düşürülecektir. Zeytinyağı kategorisinde %45’e varan tarifeler, anlaşmanın yürürlüğe girmesiyle birlikte veya beş yıllık bir geçiş süreciyle tamamen kaldırılacaktır. Meyve suları ve alkolsüz birada %55’e varan tarifeler beş yıl içinde sıfırlanacak; ekmek, pasta, bisküvi, makarna, çikolata ve evcil hayvan maması gibi işlenmiş gıda ürünlerinde %50’ye varan tarifeler kaldırılacaktır. Koyun etinde %33 düzeyindeki tarifeler kademeli olarak sıfırlanırken, sosis ve diğer et ürünlerinde %110’a varan tarifeler %50’ye indirilecektir.[9]
Bununla birlikte anlaşma, her iki tarafın da tarımsal hassasiyetlerini titizlikle koruma altına almıştır. AB tarafında sığır eti, tavuk eti, pirinç, yumuşak buğday, şeker, etanol, süt tozu, bal ve muz gibi hassas ürünlere herhangi bir taviz verilmemiş, bu ürünler serbestleşme kapsamı dışında tutulmuştur. Sofralık üzüm, salatalık, koyun ve keçi eti, tatlı mısır, kuru soğan, melastan üretilen rom ve nişasta gibi ürünler için ise dengeli kotalar belirlenmiştir. Anlaşma ayrıca, STA kaynaklı tercihli ithalatta önemli bir artış yaşanması ve bunun yerli sanayide ciddi zarara yol açması veya zarar tehdidi oluşturması hâlinde tarafların geçici önlemler alabilmesine imkân tanıyan ikili korunma mekanizmasını da içermektedir.[10]
Tarımsal-gıda ticaretinin bir diğer kritik boyutu olan sağlık ve bitki sağlığı önlemleri konusunda anlaşma, AB’nin son derece katı gıda güvenliği standartlarını herhangi bir istisna olmaksızın koruma altına alacaktır. Hindistan’dan AB’ye yapılacak tüm ithalat, mevcut sağlık ve gıda güvenliği kurallarına eksiksiz biçimde uymak zorunda olacaktır. Ayrıca gıda güvenliği denetimlerinin artırılması ve sınır kontrollerinin güçlendirilmesi de anlaşmanın önemli taahhütleri arasında yer almaktadır.[11]
Anlaşmanın tarımsal-gıda boyutu, yalnızca AB ihracatçılarının Hindistan pazarına açılımından ibaret değildir. Hindistan da bu alanda tarihî ölçekte bir pazar erişimi elde etmiştir. Nitekim Hindistan tarım ürünlerinde tarife satırlarının yaklaşık %87’sinde AB pazarına tercihli erişim sağlamış; çay, kahve, baharat, sofralık üzüm, salatalık ve turşuluk salatalık, kuru soğan, tatlı mısır, seçilmiş taze meyve ve sebzeler ile işlenmiş gıda ürünleri bu kapsamdaki başlıca ürün kategorilerini oluşturmuştur.[12] Bu açılımın en dikkat çekici yanı, Hindistan’ın küresel tarımsal ihracatında simgesel bir yer tutan çay, kahve ve baharat üçlüsünün anlaşmanın yürürlüğe girmesiyle birlikte AB pazarına sıfır gümrükle erişim kazanacak olmasıdır.[13]
Hizmet Ticareti
STA, hizmet ticaretinde karşılıklı ve kapsamlı bir pazar açılımı öngörmektedir. Bu çerçevede AB, bilgi teknolojileri ve BT destekli hizmetler (IT/ITeS), profesyonel hizmetler, eğitim ve ticari hizmetler de dâhil olmak üzere toplam 144 hizmet alt sektöründe Hindistan’a pazar erişimi taahhüdünde bulunmuştur. Hindistan ise geleneksel olarak serbestleştirmeye son derece mesafeli bir tutum sergilediği hizmet sektöründe tarihî bir adım atarak AB şirketlerine toplam 102 alt sektörde faaliyet gösterme hakkı tanımıştır. Söz konusu 102 alt sektör finansal hizmetler, telekomünikasyon, denizcilik, çevre hizmetleri, profesyonel hizmetler ve ticari hizmetler gibi AB açısından stratejik öneme sahip kritik alanları kapsamaktadır. Hindistan’ın hizmet sektöründe bu ölçekte bir açılım gerçekleştirmesi, ülkenin daha önceki ticaret anlaşmalarında bu alanlarda erişim tanımaktaki isteksizliği dikkate alındığında, büyük bir adım olarak değerlendirilmektedir.[14],[15]
Anlaşmanın hizmet ticareti boyutu, DTÖ Hizmet Ticareti Genel Anlaşması (GATS) üzerine inşa edilmekle birlikte, AB’nin diğer modern STA’larında yer alan çok sayıda iyileştirmeyi de bünyesinde barındırmaktadır. Bu bağlamda anlaşmanın dikkat çekici yönlerinden biri, DTÖ çatısı altında bir grup ülkenin hizmet ticaretinde lisanslama süreçleri, yeterlilik şartları ve teknik standartlar gibi iç düzenlemelerin gereksiz ticaret engeline dönüşmesini önlemek amacıyla oluşturduğu Hizmetlerde İç Düzenleme Ortak Girişimi (Joint initiative on Services Domestic Regulation) kapsamındaki kuralların büyük bölümünün anlaşmaya dâhil edilmiş olmasıdır. Hindistan söz konusu girişimin üyesi olmadığından bu kurallara çok taraflı düzeyde tabi değildir, ancak STA aracılığıyla bu kuralları ikili düzeyde kabul etmiştir. Bu sayede Hindistan’daki lisanslama prosedürleri, mesleki yeterlilik gereksinimleri ve teknik standartlar, AB’li hizmet sunucuları açısından daha şeffaf, öngörülebilir ve orantılı bir çerçeveye kavuşacaktır. Bunun yanı sıra Hindistan’ın GATS kapsamında benimsemediği finansal hizmetlere ilişkin taahhütler çerçevesini anlaşmaya dâhil etmesi de önemli bir kazanım olarak öne çıkmaktadır. Dahası anlaşma, üst düzey yönetim ve yönetim kurulu atamaları ile yerel bulunma zorunluluğu konularında Hindistan için ilk kez bağlayıcı taahhütler içermektedir. Yerel bulunma zorunluluğuna ilişkin taahhütler, yabancı bir hizmet sunucusunun Hindistan pazarında faaliyet gösterebilmesi için fiziksel ofis, şube veya tüzel kişilik kurma şartının hangi sektörlerde aranacağının, hangilerinde ise aranmayacağının açıkça belirlenmesi anlamına gelmektedir.[16]
Finansal hizmetler alanında anlaşma, Hindistan’ın herhangi bir ticaret anlaşmasında bugüne kadar üstlendiği en iddialı taahhütleri içermektedir. Bu kapsamda Hindistan, sigorta sektöründe %100, bankacılık hizmetlerinde ise %74 oranında doğrudan yabancı yatırıma izin vermeyi taahhüt etmiştir. Ayrıca AB bankalarının dört yıl içinde 15 yeni şube açmasına olanak tanınmıştır.[17]
Anlaşmanın hizmet ticaretindeki bir diğer önemli boyutunu, profesyonellerin hareketliliğine ilişkin hükümler oluşturmaktadır. Yeni kurallar doğrultusunda Hindistan’dan kısa süreli iş seyahati amacıyla AB’ye giden kişiler için altı aylık herhangi bir dönem içinde 90 güne kadar kalış imkânı öngörülmüştür. Şirket içi transferle görevlendirilen yönetici ve uzmanlara üç yıllık bir kalış süresi tanınmış, bu sürenin iki yıl daha uzatılabilmesi mümkün kılınmıştır. Sözleşmeli hizmet sunucuları ile bağımsız profesyoneller için ise kümülatif olarak 12 aylık bir kalış süresi belirlenmiştir. Bunun yanı sıra anlaşma, bir Hint şirketi bünyesinde çalışarak AB’deki müşterilere geçici süreyle hizmet sunan sözleşmeli hizmet sunucularına bilgi teknolojileri, ticari hizmetler, profesyonel hizmetler, araştırma ve geliştirme ile eğitim gibi alanları kapsayan 37 hizmet alt sektöründe; danışman, mühendis veya mimar gibi kendi adına çalışan bağımsız profesyonellere ise 17 hizmet alt sektöründe pazara giriş hakkı tanımıştır.[18] Buna ek olarak taraflar, Hintli profesyonellerin AB’de çalışırken emeklilik katkılarını kaybetmemesini sağlamak üzere beş yıl içinde bir sosyal güvenlik anlaşması akdetme konusunda da mutabık kalmıştır.[19]
Dijital Ticaret
Anlaşmanın dijital ticarete ilişkin hükümleri, öngörülebilir, güvenli ve adil bir dijital ticaret ortamının tesisine katkı sağlamayı amaçlamaktadır. Bahse konu bölüm, elektronik araçlarla mümkün kılınan ticareti etkileyen önlemleri kapsamaktadır. Buna karşın, görsel işitsel hizmetler ile kamu alımları kapsam dışında bırakılmaktadır. Dahası Hindistan’ın üyesi olmadığı DTÖ Elektronik Ticaret Ortak Girişimi kapsamında uzlaşılan kuralların büyük bir bölümü STA’ya dâhil edilmiştir. Bu çerçevede sınırlarda kâğıtsız ticaretin yaygınlaştırılması, elektronik sözleşmelerin hukuki geçerliliğinin güvence altına alınması, elektronik imzaların karşılıklı tanınmasının teşvik edilmesi ve elektronik faturalandırmanın desteklenmesi, anlaşmanın dijital ticareti kolaylaştırıcı boyutunun başlıca unsurlarını oluşturmaktadır.[20] Nitekim bu hükümler, başta KOBİ’ler olmak üzere sınır ötesi e-ticarete katılmak isteyen işletmeler açısından bürokratik yükün hafifletilmesine ve AB ile Hindistan arasında dijital ekonomi alanındaki iş birliğinin derinleştirilmesine hizmet etmektedir.
Anlaşmanın dikkat çekici hükümlerinden bir diğeri, yazılım kaynak kodunun korunmasına ilişkindir. Bahse konu hüküm, tarafların yazılımların ithalatı, ihracatı, dağıtımı, satışı veya kullanımı için koşul olarak kaynak koda erişim ya da kaynak kodun aktarımını talep etmesini kural olarak yasaklamakta; bu koruma, söz konusu yazılımı içeren ürünleri de kapsamaktadır. Bununla birlikte hüküm, kritik altyapı, meşru kamu politikası amaçları doğrultusunda yürütülen soruşturma ve inceleme süreçleri ile rekabet hukuku bağlamındaki belirli durumlar bakımından istisnalar da öngörmektedir.[21]
Bütün bunlara ek olarak anlaşma kapsamında, e-ticaret işlemlerine katılan tüketicilerin etkin biçimde korunmasını ve kullanıcıların istenmeyen ticari elektronik mesajlara karşı korunmasını amaçlayan bağlayıcı hükümler getirilmiştir. Ayrıca telif hakları, ticari markalar, tasarımlar, ticari sırlar ve ifşa edilmemiş bilgilerin korunması dâhil olmak üzere fikrî mülkiyet haklarına yönelik yüksek düzeyde koruma ve bunların uygulanmasını güvence altına alan önlem, usul ve hukukî hükümler anlaşma metninde yer almıştır.[22]
Ticaret ve Sürdürülebilir Kalkınma
Anlaşmanın ticaret ve sürdürülebilir kalkınma bölümü, çevresel korumayı güçlendiren ve iklim değişikliğini ele alan, işçi haklarını koruyan, kadınların güçlendirilmesini destekleyen, ticaretle ilişkili çevresel ve iklimsel konularda diyalog ve iş birliği platformu sağlayan ve etkin bir uygulama mekanizması öngören kapsamlı bir çerçeve ortaya koymaktadır. Bu bölüm, her iki tarafın da düzenleme yapma hakkını koruma altına almakta ve tarafların ticareti veya yatırımı teşvik etmek amacıyla mevcut yasalarını zayıflatmamasını, bu yasalardan feragat etmemesini veya uygulamada başarısız olmamasını güvence altına almaktadır.
Anlaşmanın çevre ve iklim boyutunda her iki taraf, Paris Anlaşması, Biyolojik Çeşitlilik Sözleşmesi ve Nesli Tehlike Altındaki Yabani Hayvan ve Bitki Türlerinin Uluslararası Ticaretine İlişkin Sözleşme (CITES) gibi taraf oldukları çok taraflı çevre anlaşmalarının uygulanmasına yönelik iş birliği taahhüdünde bulunmuştur. Yenilenebilir enerji, deniz taşımacılığında emisyon azaltımı, orman koruma, biyolojik çeşitliliğin sürdürülebilir kullanımı, yasa dışı yaban hayatı ticareti ve yasa dışı ağaç kesimi ile mücadele ve yasa dışı, bildirilmemiş ve düzenlenmemiş balıkçılığın önlenmesi gibi alanlarda somut taahhütler içeren anlaşma, aynı zamanda döngüsel ve kaynak verimli bir ekonomiye geçişi de teşvik etmeyi amaçlamaktadır. İşçi hakları alanında anlaşma, örgütlenme özgürlüğü ve toplu pazarlık hakkı, zorla çalıştırmanın ortadan kaldırılması, çocuk işçiliğinin yasaklanması, işte ayrımcılık yasağı ve güvenli ve sağlıklı çalışma ortamı gibi temel Uluslararası Çalışma Örgütü (ILO) ilkelerine uyumu zorunlu kılmaktadır. İnsan onuruna yakışır çalışma koşulları, iş müfettişliği, sosyal diyalog ve sorumlu iş davranışının teşviki konularında geniş kapsamlı taahhütler ve iş birliği hükümleri de anlaşmada yer almaktadır. Toplumsal cinsiyet eşitliği ve kadınların güçlendirilmesi konusunda ise anlaşma, kadınların ekonomik olarak güçlendirilmesi ve toplumsal cinsiyet eşitliğinin ilerletilmesine yönelik ilgili BM ve ILO sözleşmelerine atıfta bulunan hükümler içermektedir.[23]
Anlaşmanın sürdürülebilirlik boyutu, yalnızca normatif içeriği bakımından değil, bu içeriğin hangi hukuki veya kurumsal araçlarla güvence altına alındığı bakımından da kritik önem taşımaktadır. Avrupa Komisyonuna göre anlaşmanın ticaret ve sürdürülebilir kalkınma bölümü taahhütleri “hukuken bağlayıcıdır ve özel bir istişare mekanizması aracılığıyla uygulanabilir” niteliktedir. Süreye bağlı ve şeffaf biçimde işletilecek bahse konu mekanizmaya teknik uzmanlar ile siyasi karar alıcıların katılımı öngörülmektedir. Ancak bu bölümün anlaşmanın genel uyuşmazlık çözüm mekanizmasının kapsamı dışında bırakılmış olması, AB’nin insan hakları gerekçesiyle anlaşmanın bazı bölümlerinin askıya alınması gibi katı önlemleri kullanma imkânını sınırlandırmaktadır.[24] Nitekim temel ticari hükümlerin yaptırım uygulanabilir bir dille kaleme alınmasına karşın çevresel ve iklimsel taahhütlerin bu düzeyde bir yaptırım mimarisine bağlanmamış olması, çevre hükümlerinin çoğu zaman normatif ya da yönlendirici bir konumda bırakıldığı şeklindeki yapısal bir asimetriyi yansıtmaktadır.[25]
Bununla birlikte anlaşma, iklim eylemine dönük operasyonel bir iş birliği zemini de öngörmektedir. Taraflar, 2026 yılının ilk yarısında hayata geçirilmesi planlanan AB-Hindistan İklim Eylemi İş Birliği ve Desteği Platformu’nu oluşturmak üzere bir Mutabakat Zaptı imzalayacak; AB, bütçesel ve mali kurallar çerçevesinde önümüzdeki iki yıl boyunca Hindistan’ın sera gazı emisyonlarını azaltma çabalarını ve uzun vadeli sürdürülebilir sanayi dönüşümünü desteklemek amacıyla 500 milyon avroluk bir destek paketi oluşturacaktır.[26]
Sonuç: Türkiye-AB Gümrük Birliği’nin Asimetrisi Derinleşiyor
AB-Hindistan STA’sı, Türkiye-AB Gümrük Birliği’nin yapısal sorunlarını ve Türkiye aleyhine işleyen asimetrik yapıyı bir kez daha gün yüzüne çıkarmıştır. Türkiye’nin karar alma mekanizmalarında yer almadığı bu süreçte, AB’nin üçüncü ülkelerle imzaladığı STA’lar, Türk sanayisi üzerinde ciddi bir rekabet baskısı oluşturmaktadır. Öyle ki, anlaşmanın yürürlüğe girmesiyle birlikte Hindistan menşeli sanayi ürünleri, AB pazarına ve dolayısıyla Gümrük Birliği üzerinden Türkiye pazarına gümrüksüz erişim hakkı kazanırken, Hindistan ile paralel bir STA’sı bulunmayan Türkiye, bu ülke pazarına girişte korumacı duvarlarla karşılaşmaya devam edecektir.
Hindistan’ın AB’ye ihracatında öne çıkan başlıca beş sektör olan makineler ve cihazlar (%23,8), kimya sanayisi ve ilgili sanayi ürünleri (%22), adi metaller ve bunlardan mamul eşyalar (%10,2), mineral ürünler (%10,2) ve tekstil ile tekstil ürünleri (%9,5), toplamda Hindistan’ın AB’ye ihracatının yaklaşık dörtte üçünü (%75,7) oluşturmaktadır. Bu beş sektörün Türkiye’nin AB pazarındaki ihracat kompozisyonu içindeki konumu incelendiğinde ise dikkate değer bir örtüşme ortaya çıkmaktadır. Nitekim söz konusu sektörlerin tamamı, Türkiye’nin AB’ye ihracatının da %55’inden fazlasını oluşturmakta, makine ve cihazlar Türkiye’nin ikinci (%15,2), tekstil üçüncü (%15,2), adi metaller dördüncü (%13,6) ve mineral ürünler beşinci (%7) sırada gelen ihracat kalemleri arasında yer almaktadır. Dolayısıyla AB-Hindistan STA’sının Türkiye üzerindeki etkisini değerlendirirken, iki ülkenin AB pazarında yalnızca komşu ürün grupları değil, aynı zamanda yapısal olarak büyük ölçüde üst üste binen ihracat sepetleriyle rekabet ettiği gerçeğinden hareket etmek gerekmektedir.
Tablo 2: Hindistan’ın AB’ye En Fazla İhraç Ettiği Ürünler ile Türkiye’nin Karşılaştırması
|
Hindistan’ın AB’ye En Fazla İhraç Ettiği Ürünler |
Türkiye’nin AB’ye En Fazla İhraç Ettiği Ürünler |
||||||
|
Sıra |
Fasıl Aralığı |
Kategori Adı |
İhracat Miktarı |
Toplam İçindeki Payı |
Sıra |
İhracat Miktarı |
Toplam İçindeki Payı |
|
1 |
84-85 |
Makineler ve cihazlar |
16.964 |
23,8 |
2 |
13.998 |
15,2 |
|
2 |
28-38 |
Kimya sanayisi ve bağlantılı sanayi ürünleri |
15.673 |
22 |
7 |
3.240 |
3,5 |
|
3 |
72-83 |
Adi metaller ve bunlardan mamul eşyalar |
7.282 |
10,2 |
4 |
12.536 |
13,6 |
|
4 |
25-27 |
Mineral ürünler |
7.243 |
10,2 |
5 |
6.403 |
7 |
|
5 |
50-63 |
Tekstil ve tekstil ürünleri |
6.804 |
9,5 |
3 |
13.983 |
15,2 |
Kaynak: Avrupa Komisyonu ve T.C. Ticaret Bakanlığı
Nükleer reaktörlerden sanayi makinelerine, elektrikli cihazlardan ses ve görüntü kayıt sistemlerine uzanan geniş bir yelpazeyi kapsayan makine ve cihazlar kategorisi (HS 84-85), iki ülkenin AB pazarındaki örtüşmesinin en yoğun görüldüğü alanların başında gelmektedir. Hindistan’ın 2024 yılında AB’ye gerçekleştirdiği 16,96 milyar avroluk ihracata karşılık Türkiye’nin aynı dönemdeki ihracatı 14 milyar avro düzeyinde kalmış, Hindistan bu kalemde hâlihazırda Türkiye’nin bir adım önünde konumlanmıştır. Bununla birlikte, anlaşmanın bu alanda yaratacağı doğrudan tarife etkisinin sınırlı kalması beklenmektedir. Zira AB, makine ve elektrikli teçhizatlarda üçüncü ülkelere zaten oldukça düşük seviyelerde MFN (En Çok Kayrılan Ülke) tarifesi uygulamakta, çok sayıda alt kalemde ise tarifeler sıfıra yakın seyretmektedir. Asıl mesele, Türkiye’nin bu kalemde Hindistan karşısında elinde tuttuğu ince tarife marjının erimesidir. Türkiye makine ihracatını Gümrük Birliği sayesinde AB pazarına gümrüksüz taşırken, Hindistan menşeli ürünler anlaşma öncesinde düşük de olsa bir MFN tarifesine tabi tutulmaktaydı. Anlaşmayla birlikte bu fark büyük ölçüde ortadan kalkacak, böylece Türkiye’nin yalnızca birkaç puanlık da olsa koruduğu rekabet üstünlüğü aşınacaktır. Dolayısıyla bu kalemde belirleyici olan, tarife indiriminin kendisinden çok tarife dışı dinamiklerdir. Menşe kurallarının sunduğu kümülasyon olanakları, teknik standartların uyumlaştırılması ve Hindistan’ın AB tedarik zincirlerine entegrasyonu, orta vadede dengeyi Hindistan lehine çevirme potansiyeli taşımaktadır.
İnorganik ve organik kimyasallardan eczacılık ürünlerine, gübrelerden kozmetik ve boya ürünlerine uzanan kimya sanayisi ve bağlantılı sanayi ürünleri kategorisinde (HS 28-38) ise üstünlük belirgin biçimde Hindistan lehinedir. Hindistan’ın AB’ye 15,67 milyar avroya ulaşan ihracatına karşılık Türkiye 3,24 milyar avro düzeyinde kalmakta, bu da Hindistan’ın söz konusu alanda AB pazarında Türkiye’nin yaklaşık beş katı büyüklüğünde bir konuma sahip olduğunu ortaya koymaktadır. Kategorinin Türkiye’nin AB ihracatı içindeki payının yalnızca %3,5 olması, ilk bakışta etkinin Türkiye açısından sınırlı kalacağı izlenimini doğurmaktadır. Ancak bu izlenim yalnızca ihracat boyutunu göstermektedir. Kimyada Türkiye için belirleyici durum AB pazarına yönelik ihracat değil, iç pazardaki ithalat baskısıdır. Nitekim Türkiye kimyada yapısal olarak net ithalatçı konumundadır. Anlaşmayla birlikte AB pazarına gümrüksüz giren Hindistan menşeli ürünlerin serbest dolaşım yoluyla Türkiye pazarına ulaşması, etkiyi çift yönlü kılacaktır. Bu doğrultuda STA’nın yürürlüğe girmesinin ardından Türk kimya üreticisi, iç pazarda Hindistan menşeli ürünler karşısında daha yoğun bir rekabet baskısıyla karşılaşabilir.
Demir ve çelikten alüminyuma, bakırdan çinkoya, metal aletlerden kasa ve kilit gibi mamul eşyalara uzanan adi metaller kategorisinde (HS 72-83) Türkiye, 12,54 milyar avroluk ihracatla Hindistan’ın 7,28 milyar avroluk ihracatının önünde yer almaktadır. Ancak bu kalemde belirleyici olacak etken, anlaşmanın doğrudan tarife etkisinden çok sektörü çevreleyen yatay düzenlemelerdir. Nitekim çelikte AB’nin uyguladığı en çok kayrılan ülke tarifesi hâlihazırda sıfıra yakın olduğundan, serbest ticaret anlaşmasının doğrudan tarife indirimi etkisi çelik açısından sınırlı kalmaktadır. Bu kategoride asıl çerçeveyi AB’nin çelik korunma önlemi ile Sınırda Karbon Düzenleme Mekanizması (SKDM) belirleyecektir.
AB’nin 2018’den bu yana yürürlükte olan ve kota üstü ithalata %25’e varan vergi uygulanmasına yarayan mevcut çelik korunma önlemi 30 Haziran 2026’da sona erecektir. Yerine geçecek yeni düzenleme bakımından AP ve Konsey 13 Nisan 2026’da uzlaşıya varmış, gümrüksüz ithalat kotalarının 2024 düzeyine kıyasla yaklaşık %47 azaltılarak yıllık 18,3 milyon tona indirilmesi, kota üstü verginin ise %25’ten %50’ye çıkarılması kararı alınmıştır. Bu çerçeve hem Türkiye’nin hem de Hindistan’ın çelikte AB pazarına erişimini belirleyecek asıl mekanizmadır. Üstelik yeni düzenleme Komisyona, serbest ticaret anlaşması ortağı ülkelere dahi ikili korunma önlemi uygulama yetkisi tanımaktadır. Dolayısıyla anlaşma, Hindistan’ı çelikte AB korumasından muaf tutmamaktadır. Anlaşmanın tarife boyutundaki asıl etkisi ise çelikte değil, alüminyumda görülecektir. AB’nin alüminyumda (HS 76) uyguladığı yaklaşık %6-7,5’lik tarife, Türkiye’nin Gümrük Birliği sayesinde sahip olduğu gümrüksüz erişimin karşısında Hindistan’ın şartları eşitlemesini sağlayacaktır.
SKDM ise tabloya ikinci ve kademeli bir katman eklemektedir, ancak bu katman Türkiye lehine işlemektedir. Bu geniş ürün grubunun SKDM ile doğrudan kesişimi esasen demir-çelik ve alüminyum alt kalemlerinde yoğunlaşmaktadır. Dolayısıyla Türkiye ile Hindistan arasındaki rekabetin SKDM bağlamında en belirgin biçimde bu alt sektörlerde şekillenmesi beklenebilir. Türkiye’nin demir-çelik sektöründe elektrik ark ocaklarına dayalı üretim yapısının ağır basması, entegre tesislere dayalı ve görece daha karbon yoğun bir üretim profiline sahip Hindistan karşısında göreli bir avantaj zemini sunmaktadır. Ancak bu avantajın ticari üstünlüğe dönüşmesi, yalnızca üretim yapısına değil, üretimde kullanılan enerjinin karbon ayak izine, firmaların doğrulanmış emisyon verilerine ve yeşil dönüşüm yatırımlarının hızına da bağlı olacaktır. Bu çerçevede adi metaller kategorisi, AB-Hindistan STA’sının yaratacağı doğrudan tarife etkilerinden ziyade SKDM gibi yatay düzenlemelerin şekillendirdiği bir rekabet ekseninde değerlendirilmelidir. Özellikle SKDM kapsamındaki alt sektörler, Türkiye’nin yeşil dönüşüm performansının rekabet gücüne doğrudan yansıyabileceği başlıca alanlardan biri olarak dikkat çekmektedir.
Mineral ürünler kategorisinde (HS 25-27) Türkiye ile Hindistan arasında görece yakın bir rekabet bulunmaktadır. Hindistan’ın 7,24 milyar avroluk, Türkiye’nin ise 6,4 milyar avroluk ihracatı, iki ülkenin AB pazarında bu geniş ürün grubunda birbirine yakın bir ağırlığa sahip olduğunu göstermektedir. Tuz, kükürt, taş ve çimentodan metal cevherlerine, mineral yakıtlar ve rafine petrol ürünlerine uzanan oldukça heterojen bir yapı taşıyan bu kategoride, anlaşmanın etkisinin tüm alt kalemlerde aynı ölçüde ortaya çıkması beklenmemektedir.
Tekstil ve tekstil ürünleri kategorisi (HS 50-63) ise anlaşmanın Türkiye açısından en kırılgan noktasını oluşturmaktadır. Pamuğun ipliğe dönüştürülmesinden örme ve dokuma kumaşlara, halılardan hazır giyim ürünlerine ve ev tekstiline kadar değer zincirinin tüm aşamalarını kapsayan bu kategoride Türkiye, 13,98 milyar avroluk ihracatla Hindistan’ın 6,8 milyar avroluk ihracatının iki katından fazlasına ulaşmaktadır. Ancak tekstil, hem Türkiye’nin AB’ye toplam ihracatı içinde %15,2’lik bir pay tutmakta hem de istihdamın yoğun, fiyat esnekliğinin yüksek ve ikame edilebilirliğin güçlü olduğu bir sektör niteliği taşımaktadır. Anlaşmanın asıl tarife etkisinin bu kategoride belirginleşmesinin nedeni de budur. AB’nin tarifeleri burada en yüksek düzeydedir ve Hindistan’ın pamuk gibi temel ham maddelere doğrudan erişimi, düşük iş gücü maliyeti, devasa ölçek ekonomisi ve AB’nin %11-12 düzeyindeki tarifelerinin sıfırlanması, Türkiye’nin coğrafi yakınlık ve hızlı üretim kabiliyetine dayalı rekabet avantajını aşındırma potansiyeli taşımaktadır.
Buraya kadar incelenen sektörel tablo, asimetrinin yalnızca görünen yüzünü, yani üçüncü ülke mallarının Gümrük Birliği üzerinden Türkiye pazarına sızması boyutunu ortaya koymaktadır. Buna karşın AB-Hindistan anlaşması, tıpkı AB’nin diğer yeni nesil ticaret anlaşmaları gibi, çok daha derin ve yapısal bir sorunu bir kez daha görünür kılmaktadır. Nitekim bu anlaşmalar, klasik anlamda malların ticaretini düzenleyen tarife indirimlerini değil, hizmet ticaretinden dijital ekonomiye, yatırımdan profesyonellerin hareketliliğine, kamu alımlarından sürdürülebilirliğe uzanan oldukça ileri boyutta serbestleşmeyi içeren düzenlemelerdir. Buna karşılık Türkiye-AB ilişkisinin omurgasını oluşturan Gümrük Birliği, esas itibarıyla 1996 yılının dünyasına ait ve ağırlıklı olarak sanayi mallarıyla sınırlı bir çerçeve olarak yerinde durmaktadır. Dolayısıyla AB, dış ticaret ortaklıklarını her yeni anlaşmayla derinleştirip çeşitlendirirken, Türkiye’nin Birlik ile ekonomik bağı sanayi malları ekseninde dondurulmuş kalmaktadır.
Bu uçurumun ölçeği, Hindistan anlaşmasının kapsamına bakıldığında somutlaşmaktadır. Anlaşma, AB hizmet sunucularına Hindistan’da 102 alt sektörde faaliyet hakkı tanımakta; finansal hizmetlerde sigortada %100, bankacılıkta %74 oranında doğrudan yabancı yatırıma kapı açmakta; profesyonellerin hareketliliği, dijital ticaret, kaynak kodu koruması ve fikrî mülkiyet gibi alanlarda bağlayıcı kurallar getirmektedir. Bunların hiçbiri, Türkiye’nin AB ile mevcut Gümrük Birliği’nin kapsamına girmemektedir. Başka bir deyişle, AB’nin üçüncü ülkelere açtığı bu alanlarda Türkiye, hem AB pazarına karşılıklı erişimden yoksun kalmakta hem de bu ülkelerin Türkiye pazarına erişiminde herhangi bir mütekabiliyet elde edememektedir. Her yeni nesil anlaşma, AB’nin dış ticaret mimarisi ile Türkiye’nin entegrasyon düzeyi arasındaki mesafeyi bir kat daha açmaktadır.
Bu mesafeyi kapatacak yegâne araç olan Gümrük Birliği’nin güncellenmesi ise uzun süredir ekonomik değil, siyasi gerekçelerle askıya alınmış durumdadır. Avrupa Komisyonunun 21 Aralık 2016 tarihli, Gümrük Birliği’nin güncellenmesine yönelik müzakerelerin açılması tavsiyesi, 26 Haziran 2018 tarihli Genel İşler Konseyi tarafından durdurulmuş, Konsey bu yönde herhangi bir çalışma yapılmamasına karar vermiştir. Gerekçe, 2016’daki darbe girişiminin ardından “demokratik ilkeler, insan hakları ve hukuk devleti alanındaki gerilemeyle” Yunanistan ve GKRY ile yaşanan deniz yetki alanı anlaşmazlıklarının birleşimidir. Kısacası, özünde iktisadi bir mesele olan Gümrük Birliği’nin güncellenmesi tümüyle siyasi bir koşulluluğa bağlanmıştır ve Birlik bu koşulluluğu Türkiye üzerinde sürekli bir baskı aracı olarak işletmektedir. Tam da burada sorulması gereken soru şudur: AB’nin Türkiye’nin önüne koyduğu bu ölçütler bakımından, Birliğin “tüm anlaşmaların anası” olarak nitelendirdiği Hindistan ne ölçüde “doğru” bir ortaktır?
AB, stratejik ve ticari çıkarının gerektirdiği yerde değer temelli koşulluluğu esnetebilmekte, buna karşılık aday ülke, Gümrük Birliği tarafı, NATO müttefiki ve Birliğin beşinci büyük ticaret ortağı olan Türkiye’nin iktisadi entegrasyonunu aynı koşullulukla kilitlemektedir. Öte yandan, Türkiye’nin de atması gereken adımların olduğu aşikardır. Ekonominin siyaset ve hukuktan ayrı düşünülemeyeceğinden hareketle, ekonominin yönetişimini kural bazlı olarak yürütmek, hukuki ve yasal öngörülebilirlik, ekonomik aktörlere eşit mesafede olmak, karar almada şeffaflık ve orantılılık, yargının bağımsızlığı ve tarafsızlığı ve elverişli bir yatırım ortamı için gerekli koşulların sağlanması büyük önem taşımaktadır. Bu koşulları yerine getirmek için gerekli adımları hızla atan bir Türkiye’nin AB ile herhangi bir müzakere sürecinde müzakere gücü daha fazla olacak, AB’de ekonomik ve siyasi aktörlerin Türkiye’ye bakışı olumlu etkilenecektir. Gümrük Birliği’nin güncellenmesi sürecinin başlatılması Kıbrıs meselesi veya korumacı eğilimler gibi farklı unsurlara da bağlı olsa, Türkiye’nin kural bazlı, hukukun üstünlüğüne dayanan, şeffaflık ve hesap verebilirliği temel alan bir ekonomik ve siyasal yönetişim modeli içinde olması sosyoekonomik kalkınması için de büyük önem taşımaktadır.
Sonuç itibarıyla AB-Hindistan anlaşması, 30 yılı aşan Gümrük Birliği’nin yapısal asimetrisini ve demode kalmışlığını yeniden gözler önüne sermektedir. Tıkanıklık siyasidir, uygulanan ölçüt seçicidir ve bu çerçevenin bedelini, karar alma masasında yer almaksızın yalnızca Türkiye ödemektedir. Bunun yanında Gümrük Birliği’nin güncellenmesi sadece Türkiye açısından elzem olmakla kalmayıp, AB açısından da ticaret ağlarının dirençliliği ve günümüz sınamalarına karşı yenilenmesi açısından büyük önem taşımaktadır.
[1] European Commission, “MEMO: EU-India Free Trade Agreement: Chapter-by-Chapter Summary”, Ocak 2026, https://policy.trade.ec.europa.eu/eu-trade-relationships-country-and-region/countries-and-regions/india/eu-india-agreements/memo-eu-india-free-trade-agreement-chapter-chapter-summary_en
[2] A.g.e.
[3] Archana Rao, “Luxury Cars Take the Fast Lane: How European Carmakers Stand to Gain from the India-EU FTA”, India Briefing, 28.01.2026, https://www.india-briefing.com/news/india-eu-fta-luxury-cars-tariffs-market-access-42127.html/
[4] Karan Dhar, “How India-EU FTA Brings Down Tariffs on European Cars”, Business Today, 29.01.2026, https://www.businesstoday.in/india/story/how-india-eu-fta-brings-down-tariffs-on-european-cars-513572-2026-01-29
[5] İlkhan Özsevim, “EU-India Pact Redraws Vehicle Production Parameters”, Automotive Manufacturing Solutions, 28.01.2026, https://www.automotivemanufacturingsolutions.com/editors-pick/euindia-pact-redraws-vehicle-production-parameters/2595147
[6] “The ‘Mother of All Deals’ Is Here: India and EU Seal Historic Free Trade Agreement”, SCC Times, 30.01.2026, https://www.scconline.com/blog/post/2026/01/30/india-eu-free-trade-agreement-explained/
[7] Priyanka Salve, “This Is What’s in the India-EU Trade Deal-and Who Stands to Gain”, CNBC, 27.01.2026, https://www.cnbc.com/2026/01/27/india-eu-trade-deal-tariffs-exports.html
[8] European Commission, “Factsheet - EU-India Free Trade Agreement: EU Agri-Food Exports”, 27.01.2026, https://policy.trade.ec.europa.eu/eu-trade-relationships-country-and-region/countries-and-regions/india/eu-india-agreements/factsheet-eu-india-free-trade-agreement-eu-agri-food-exports_en
[9] A.g.e.
[10] A.g.e.
[11] European Commission, "Questions and Answers on the EU-India Free Trade Agreement", 27.01.2026, https://ec.europa.eu/commission/presscorner/detail/en/qanda_26_185
[12] “India, EU Build Two Safeguards into FTA to Counter Future Regulatory Barriers: Officials”, The Tribune, 28.01.2026, https://www.tribuneindia.com/news/eu-regulations/india-eu-build-two-safeguards-into-fta-to-counter-future-regulatory-barriers-officials
[13] “India–EU Free Trade Agreement: Key Benefits, and What It Means for Indian Exports”, Telangana Today, 27.01.2026, https://telanganatoday.com/india-eu-free-trade-agreement-key-benefits-and-what-it-means-for-indian-exports
[14] Shairee Malhotra, "EU-India FTA: Shaping Trade, Services, and Strategic Autonomy", Observer Research Foundation, 30.01.2026, https://www.orfonline.org/expert-speak/eu-india-fta-shaping-trade-services-and-strategic-autonomy
[15] "India EU FTA Mobility: Entry for Indian Professionals, Students, Post Study Work Eased Across 27 Schengen Nations", Business Today, 28.01.2026, https://www.businesstoday.in/nri/visa/story/india-eu-fta-mobility-entry-for-indian-professionals-students-post-study-work-eased-across-27-schengen-nations-513129-2026-01-28
[16] European Commission, “MEMO: EU-India Free Trade Agreement: Chapter-by-Chapter Summary”, Ocak 2026, https://policy.trade.ec.europa.eu/eu-trade-relationships-country-and-region/countries-and-regions/india/eu-india-agreements/memo-eu-india-free-trade-agreement-chapter-chapter-summary_en
[17] “Frequently Asked Questions India and European Union Free Trade Agreement”, Government of India Press Information Bureau, 29.01.2026, https://www.pib.gov.in/PressReleasePage.aspx?PRID=2220413®=3&lang=2
[18] A.g.e.
[19] Gaurav Yadav, "India-EU FTA-Explained Pointwise", ForumIAS, 28.01.2026, https://forumias.com/blog/india-eu-fta-explained-pointwise/
[20] European Commission, “MEMO: EU-India Free Trade Agreement: Chapter-by-Chapter Summary”, Ocak 2026, https://policy.trade.ec.europa.eu/eu-trade-relationships-country-and-region/countries-and-regions/india/eu-india-agreements/memo-eu-india-free-trade-agreement-chapter-chapter-summary_en
[21] Shweta Kushe, "How India's New Free Trade Agreement with the EU Limits AI Governance", TechPolicy.Press, 13.04.2026, https://www.techpolicy.press/how-indias-new-free-trade-agreement-with-the-eu-limits-ai-governance/
[22] European Commission, “MEMO: EU-India Free Trade Agreement: Chapter-by-Chapter Summary”, Ocak 2026, https://policy.trade.ec.europa.eu/eu-trade-relationships-country-and-region/countries-and-regions/india/eu-india-agreements/memo-eu-india-free-trade-agreement-chapter-chapter-summary_en
[23] A.g.e.
[24] "CSW Concerned by Key Concession in EU-India Free Trade Agreement", CSW, 02.03.2026, https://www.csw.org.uk/2026/03/02/press/6746/article.htm
[25] Shalinee Kumari, "Climate Enforcement Weak in India-EU 'Mother of All Deals', Experts Say", Dialogue Earth, 06.02.2026, https://dialogue.earth/en/business/climate-enforcement-weak-in-india-eu-mother-of-all-deals-experts-say/
[26] European Commission, "EU and India Conclude Landmark Free Trade Agreement", 27.01.2026, https://ec.europa.eu/commission/presscorner/detail/en/ip_26_184