İKV'DEN AB’DE NÜKLEER ENERJİNİN GÖRÜNÜMÜNE İLİŞKİN BİLGİ NOTU
AB’DE NÜKLEER ENERJİNİN GÖRÜNÜMÜ
Fırat Akan, İKV Uzman Yardımcısı
Avrupa Komisyonu, 19 Mayıs 2026 tarihinde yayımladığı bilgilendirme metninde, AB’nin fosil yakıtlardan kademeli çıkış sürecinde nükleer enerjinin düşük emisyonlu enerji teknolojileri arasındaki rolüne dikkat çekti. Komisyon, Euratom Antlaşması ve AB mevzuatı çerçevesinde nükleer güvenlik, radyasyondan korunma, nükleer emniyet ve nükleer silahların yayılmasının önlenmesi alanlarında yüksek standartların korunmasına yönelik çalışmaların sürdüğünü vurguladı.[1]
AB Elektrik Üretiminde Nükleer Enerjinin Payı
2024 yılında nükleer santraller, AB’de üretilen elektriğin %23,3’ünü karşıladı. Bu oran, nükleer enerjinin AB elektrik sistemindeki önemini koruduğunu gösterirken, 2023’e kıyasla nükleer elektrik üretiminde %4,8’lik artış kaydedildi. AB’de hâlihazırda Belçika, Bulgaristan, Çekya, İspanya, Fransa, Macaristan, Hollanda, Romanya, Slovenya, Slovakya, Finlandiya ve İsveç olmak üzere 12 ülkede nükleer santral işletiliyor. Nükleer enerjinin elektrik üretimindeki payı Fransa’da %67’ye, Slovakya’da ise %62’ye ulaştı.
AB İstatistik Ofisi Eurostat’ın Avrupa’da Enerji 2026 (Energy in Europe – 2026 edition) yayınına göre, 2024 yılında AB enerji üretiminin %48’i yenilenebilir kaynaklardan, %28’i ise nükleer enerjiden sağlandı.[2]Aynı yıl AB enerji karışımında ham petrol ve petrol ürünleri %38 ile en büyük paya sahip olurken, doğal gaz %21, yenilenebilir enerji %20, nükleer enerji %12 ve katı yakıtlar %10 pay aldı. AB’nin kendi enerjisini üretme oranı %43 olurken, enerji ihtiyacının %57’si ithalat yoluyla karşılandı. Bu tablo, AB’nin enerji güvenliği, dışa bağımlılık ve karbonsuzlaşma hedefleri açısından düşük karbonlu yerli üretim kaynaklarının stratejik önemini artırıyor.
Karbonsuzlaşma ve Enerji Güvenliği
Komisyonun 2040 iklim hedefi etki değerlendirmesine göre, AB enerji sisteminin karbonsuzlaştırılmasında yenilenebilir enerji kaynakları başta olmak üzere tüm sıfır ve düşük karbonlu teknolojilerin rol oynaması bekleniyor. Bu kapsamda yenilenebilir enerji kaynaklarının nükleer enerjiyle tamamlanması sonucunda, 2040 yılına kadar AB elektrik tüketiminin %90’ından fazlasının düşük karbonlu kaynaklardan karşılanabileceği öngörülüyor.
Nükleer enerji, işletme aşamasında sera gazı emisyonu üretmemesi ve yaşam döngüsü boyunca düşük düzeyde karbon salımı gerçekleştirmesi nedeniyle en düşük karbon yoğunluğuna sahip elektrik üretim kaynaklarından biri olarak değerlendiriliyor. Komisyon, nükleer santrallerde görülen büyük kulelerden çıkan beyaz bulutların duman değil, soğutma sürecinde oluşan su buharı olduğuna da dikkat çekiyor. Yenilenebilir enerji ve nükleer enerji birlikte ele alındığında, AB’de üretilen elektriğin yaklaşık üçte ikisini oluşturuyor. Bu bağlamda nükleer enerji, sürekli ve yönlendirilebilir baz yük kapasitesi sunarken, yenilenebilir enerji kaynakları değişken ve esnek temiz enerji üretimiyle sistemi tamamlıyor.
Nükleer Atık Yönetimi ve Füzyon Teknolojisi
Nükleer atık yönetimi, Komisyonun bilgilendirme metninde ele alınan temel başlıklardan biri oldu. Komisyona göre bir kişinin yaşamı boyunca yalnızca nükleer elektrik kullanması hâlinde yaklaşık 2 kilogram kullanılmış yakıt ve 100 kilograma kadar radyoaktif atık ortaya çıkıyor. Bununla birlikte, radyoaktif atık hacminin yalnızca %0,2’sini oluşturan yüksek seviyeli atıklar ile kullanılmış nükleer yakıt, uzun vadeli güvenlik için derin jeolojik depolama gerektiriyor. Finlandiya’daki Onkalo derin jeolojik deposu, bu yaklaşımın somut örneklerinden biri olarak gösteriliyor.
AB’de nükleer santraller, çalışanların, çevrenin ve halkın korunmasını amaçlayan sıkı güvenlik standartlarına tabi tutuluyor. Komisyona göre AB’de nükleer santraller 50 yılı aşkın süredir işletiliyor ve bu süreçte santral çevrelerinde olağan dışı ya da yükselmiş radyasyon seviyelerine işaret eden veriler bulunmuyor. 1986 Çernobil ve 2011 Fukuşima kazalarının ardından AB’de tüm nükleer reaktörler için stres testleri uygulanmış, aşırı doğal afetler ve diğer risklere karşı dayanıklılık değerlendirmeleri yapılmış ve Euratom hukuki çerçevesi sürekli iyileştirme ilkesi doğrultusunda güçlendirilmiştir.
Bilgilendirme metninde nükleer füzyon da geleceğin enerji teknolojileri arasında değerlendiriliyor. Nükleer fizyondan farklı olarak atomları parçalamak yerine birleştirmeyi amaçlayan füzyon teknolojisi, güneşin enerji üretim mekanizmasını yeryüzünde taklit etmeye dayanıyor. AB, Fransa’nın güneyinde inşa hâlinde olan dünyanın en büyük deneysel füzyon reaktörü ITER’e ev sahipliği yapıyor ve bu projeye en büyük katkıyı sağlayan aktör konumunda bulunuyor. Füzyon reaktörlerinin uzun ömürlü yüksek seviyeli radyoaktif atık üretmemesi ve enerji girişi kesildiğinde sürecin kendiliğinden durması, bu teknolojiyi güvenlik ve sürdürülebilirlik açısından dikkat çekici kılıyor. Bununla birlikte trityum yakıtı üretimi ve net pozitif enerji üretiminin sağlanması gibi teknik zorluklar, ticari füzyon enerjisine geçiş önündeki temel başlıklar olmaya devam ediyor.
[1] European Commission, 5 things you should know about nuclear energy, 19.05.2026, https://energy.ec.europa.eu/news/5-things-you-should-know-about-nuclear-energy-2026-05-19_en
[2] Eurostat, Energy in Europe – 2026 edition, 2026, https://ec.europa.eu/eurostat/web/interactive-publications/energy-2026#energy-mix
