İKV İSTANBUL ABBM, AVRUPA GÜNÜ KONFERANSINI GERÇEKLEŞTİRDİ
Bu yıl “Avrupa 76 Yaşında: Geleceği Birlikte Şekillendiriyoruz” mottosuyla mayıs ayı boyunca ülkenin farklı köşelerinde düzenlenecek etkinliklerle kutlanan 9 Mayıs Avrupa Günü vesilesiyle, İKV İstanbul AB Bilgi Merkezi 8 Mayıs 2026 tarihinde “Küresel Sınamalar Karşısında AB Gündemi ve Türkiye’nin Rolü” başlıklı bir toplantı düzenledi.
Sunuşunu İKV İstanbul AB Bilgi Merkezi Koordinatörü Mehmet Poyrazlı’nın yaptığı toplantının açış konuşmaları İKV Yönetim Kurulu Başkan Yardımcısı Prof. Dr. Halûk Kabaalioğlu ve AB Türkiye Delegasyonu Siyasi İşler ve İletişim Bölüm Başkanı Maja Urbanska tarafından yapıldı.
İKV Yönetim Kurulu Başkan Yardımcısı Prof. Dr. Kabaalioğlu, sözlerine Türkiye-AB ilişkilerinin tarihsel ve hukuki temelinin doğru okunması gerektiğini vurgulayarak başladı. Prof. Dr. Kabaalioğlu, Türkiye’nin Avrupa bütünleşmesiyle ilişkisinin yalnızca güncel siyasi tartışmalar üzerinden değerlendirilemeyeceğini, 1963 tarihli Ankara Anlaşması’nın üyelik perspektifi taşıyan bir ortaklık anlaşması olduğunu belirtti. Ankara Anlaşması’nın Roma Antlaşması’nın temel ilkeleriyle uyumlu şekilde hazırlandığını hatırlatan Prof. Dr. Kabaalioğlu, malların, hizmetlerin ve işçilerin serbest dolaşımı gibi temel özgürlüklerin Türkiye-AB ortaklık rejiminin de merkezinde yer aldığını ifade etti. Gümrük Birliği’nin 1 Ocak 1996’da tamamlandığını belirten Prof. Dr. Kabaalioğlu, Türkiye’nin Gümrük Birliği’ne yalnızca ticari bir düzenleme olarak değil, üyeliğe giden sürecin son aşamalarından biri olarak dâhil olduğunu vurguladı. AB’nin işçilerin serbest dolaşımı ve Türkiye’ye yönelik mali destek taahhütleri gibi bazı yükümlülüklerini yerine getirmediğine dikkat çeken Prof. Dr. Kabaalioğlu, Türkiye’nin Avrupa savunması, güvenliği ve bütünleşmesi açısından dışarıda bırakılamayacak bir ülke olduğunu dile getirdi.
Toplantıya video konferansla katılan AB Türkiye Delegasyonu Siyasi İşler ve İletişim Bölüm Başkanı Maja Urbanska, AB’nin İkinci Dünya Savaşı’nın ardından barış, iş birliği ve dayanışma temelinde şekillenen bir proje olarak ortaya çıktığını ifade etti. Avrupa Günü’nü Türkiye’de kutlamaktan memnuniyet duyduklarını belirten Urbanska, Türkiye’nin AB için kritik bir ortak olmaya devam ettiğini vurguladı. Türkiye ile AB arasındaki ilişkilerin yalnızca siyasi düzeyde değil, ticaret, ekonomi ve toplumlar arası temaslar bakımından da güçlü bir zemine sahip olduğunu dile getiren Urbanska, AB’nin Türkiye’de farklı alanlarda yürütülen projeleri desteklemeyi sürdürdüğünü belirtti. Ek olarak, dayanışmanın AB açısından yalnızca teorik bir ilke olmadığını, aynı zamanda somut uygulamalarla hayata geçirildiğini aktaran Urbanska, Türkiye-AB iş birliğinin küresel sınamalar karşısında daha da önem kazandığını kaydetti.
Açış konuşmalarının ardından toplantı Ana Oturum bölümüyle devam etti. Moderatörlüğünü İKV Genel Sekreter Yardımcısı M. Gökhan Kilit’in üstlendiği Ana Oturumun ilk konuşmacısı Institut Montaigne Kıdemli Araştırmacısı ve AB Bakanlığı Eski Müsteşarı Emekli Büyükelçi Rauf Engin Soysal, Avrupa Günü vesilesiyle Schuman Deklarasyonu’nun güncelliğini koruyan yönlerine dikkat çekti. Emekli Büyükelçi Soysal, Avrupa’nın artık geride kalmış bir proje olduğu yönündeki değerlendirmelere katılmadığını, aksine Schuman Deklarasyonu’nda yer alan “yaratıcı çabalar” ve “somut başarılar yoluyla fiili dayanışma” vurgularının bugünün kriz ortamında daha da anlam kazandığını belirtti. Avrupa düşüncesinin yalnızca kurumsal yapılardan ibaret olmadığını ifade eden Emekli Büyükelçi Soysal, kaosun giderek genişlediği uluslararası ortamda Avrupa’nın, BM Şartı’na dayanan ve çok taraflılığı önceleyen kural temelli uluslararası düzenin savunulmasında öncü rol üstlenmesi gerektiğini dile getirdi. Emekli Büyükelçi Soysal konuşmasını, Türkiye’nin Avrupa’nın geleceğine ilişkin tartışmalarda yalnızca ihtiyaç duyulduğunda başvurulan bir ortak olarak değil, ortak söylem ve ortak çıkarlar temelinde sürecin parçası olarak değerlendirilmesi gerektiğini belirterek sonlandırdı.
Ana Oturumun ikinci konuşmacısı İPM Direktörü ve Sabancı Üniversitesi Öğretim Üyesi Prof. Dr. Senem Aydın-Düzgit, uluslararası sistemin liberal düzenin çözülmesiyle birlikte çok taraflılığın zayıfladığı, kısa vadeli ve çıkar odaklı ilişkilerin öne çıktığı bir dönüşümden geçtiğini ifade etti. Prof. Dr. Aydın-Düzgit, AB’nin bu yeni döneme güvenlikçi, sanayi odaklı ve jeoekonomik bir yaklaşımla uyum sağlamaya çalıştığını, ancak ABD’ye güvenlik, Çin’e ise sanayi girdileri bakımından bağımlılıklarının sürdüğünü vurguladı. Türkiye’nin bu ortamda stratejik öneminin arttığını belirten Prof. Dr. Aydın-Düzgit, buna karşın AB’nin dönüşümünü büyük ölçüde kendi kurumsal mimarisi içinde yürütmesinin Türkiye’nin dışarıda kalma riskini artırdığını ifade etti. Ayrıca Prof. Dr. Aydın-Düzgit, güvenlik, savunma sanayii, yeşil dönüşüm, teknik standartlara uyum ve kamu alımları gibi alanlarda ilerleme sağlanabilmesi için hukukun üstünlüğü ve karşılıklı güven temelinde daha kurumsal bir iş birliği zemininin önem taşıdığını vurguladı.
Ana Oturum, Türk-Alman Üniversitesi Öğretim Üyesi ve İPM Kıdemli Araştırmacısı Doç. Dr. Ebru Turhan’ın Türkiye-AB ilişkilerinde işlemsellik, kurumsallaşma ve güven sorununu konu alan konuşması ile devam etti. Doç. Dr. Turhan, mevcut uluslararası ortamı kısa vadeli çıkar ilişkilerinin, al-ver mantığının ve kurumsal bağların zayıflamasının öne çıktığı “işlemsel bir dünya düzeni” olarak nitelendirdi. Bunun yanında, Türkiye ile AB’nin son yıllarda bu ilişki biçimine uyum sağladığını, ancak bunun Gümrük Birliği’nin güncellenmesi, savunma alanında iş birliği ve AB programlarına katılım gibi konularda sınırlı sonuçlar ürettiğini vurguladı. Doç. Dr. Turhan, Türkiye’nin AB açısından kısa vadeli konularda önemli bir ortak olarak görüldüğünü, ancak uzun vadeli ve kurumsal düzeyde hâlen “öteki” olarak algılanabildiğini ifade etti. Türkiye-AB ilişkilerinin yeniden daha açık, katılımcı ve samimi biçimde tartışılmasının önem taşıdığını belirten Doç. Dr. Turhan, Gümrük Birliği’nin güncellenmesinin yalnızca teknik değil, aynı zamanda normatif ve siyasi meseleleri de yeniden masaya taşıyabilecek bir fırsat sunduğunu dile getirdi.
Ana Oturumun son konuşmacısı İKV Genel Sekreteri ve Yıldız Teknik Üniversitesi Öğretim Üyesi Doç. Dr. Çiğdem Nas, AB’nin hızla değişen küresel düzene uyum sağlamaya çalışırken rekabetçilik, yeşil dönüşüm ve dijitalleşme başlıklarını gündeminin merkezine aldığını vurguladı. Konuşmasında “AB Rekabetçilik Gündemi ve Türkiye-AB İlişkileri” başlıklı bir sunum gerçekleştiren Doç. Dr. Nas, Draghi Raporu’nun ardından şekillenen Rekabetçilik Pusulası’nın inovasyon açığının kapatılması, ekonominin karbonsuzlaşması ve stratejik bağımlılıkların azaltılması bakımından AB için temel bir yol haritası sunduğunun altını çizdi. Doç. Dr. Nas, AB’nin Çin ve ABD karşısında rekabet gücünü korumaya çalışırken bir yandan, stratejik özerklik yaklaşımını sürdürdüğünü, diğer yandan kritik sektörlerde sanayi üretimini Avrupa’da tutmaya yönelik daha korumacı politikalara yöneldiğini aktardı. Bununla beraber, Türkiye’nin AB’nin yeni düzenlemelerinden doğrudan etkilendiğini de dile getirdi. Gümrük Birliği’nin sanayi toplumu koşullarına göre tasarlanmış bir model olduğunu belirten Doç. Dr. Nas, dijital ekonomi, yeşil üretim, veri güvenliği, e-ticaret, sürdürülebilirlik, hizmetler ve tarım gibi alanları kapsayacak şekilde güncellenmesinin Türkiye-AB ekonomik ilişkilerine yeni bir dinamizm kazandıracağını vurguladı. Doç. Dr. Nas ayrıca, Türkiye’nin AB’nin karar alma süreçlerinde yer alabilmesi bakımından üyelik perspektifinin hâlen en ideal çerçeve olduğunu ifade etti.
Toplantı, soru-cevap bölümünün ardından sonlandı.
![]() |
![]() |
![]() |
![]() |
![]() |
![]() |
![]() |
![]() |
![]() |
![]() |
![]() |
![]() |
.jpeg)
.jpeg)
.jpeg)
.jpeg)
.jpeg)

.jpeg)
.jpeg)
.jpeg)
.jpeg)
.jpeg)
.jpeg)