İKV’DEN AVRUPA BİRLİĞİ TEMEL HAKLAR AJANSI RAPORUNA İLİŞKİN BİLGİ NOTU
AB GÖÇ VE İLTİCA PAKTI’NIN UYGULANMASI: “HOTSPOT” DENEYİMİNDEN ÇIKARILAN DERSLER
Hatice Zeynep Şen, İKV Uzman Yardımcısı
Avrupa Birliği Temel Haklar Ajansı (EU Agency for Fundamental Rights-FRA), “Göç ve İltica Paktı’nın Uygulanması: Hotspot Yaklaşımından Deneyimler” (Operationalising the Pact on Migration and Asylum: Experiences from the Hotspot Approach) başlıklı raporunu 14 Nisan 2026 tarihinde yayımladı.[1] Rapor, AB’nin yeni Göç ve İltica Paktı’nın uygulanmasına ışık tutmak amacıyla, 2015 sonrası Yunanistan ve İtalya’da hayata geçirilen “hotspot yaklaşımından”[2] elde edilen deneyimleri temel haklar perspektifinden analiz ediyor. FRA’nın yaklaşık on yıllık saha gözlemlerine dayanan çalışma, yeni düzenlemelerin uygulanmasında ortaya çıkabilecek risklere ve iyi uygulamalara dikkat çekiyor. FRA değerlendirmesine göre hotspot yaklaşımı, göç yönetiminde operasyonel koordinasyonu artıran bir araç olmakla birlikte, uygulamada ciddi temel hak sorunlarını da beraberinde getiriyor. Bu deneyim, özellikle yeni Göç ve İltica Paktı kapsamında öngörülen sınır prosedürleri, tarama mekanizmaları ve kabul sistemlerinin uygulanmasında kritik bir referans noktası oluşturuyor.
Raporun Temel Bulguları
Rapor, hotspot deneyiminden hareketle göç yönetimi süreçlerinin temel haklar üzerindeki etkisini on temel politika alanı üzerinden kapsamlı biçimde ele alıyor. Bu çerçevede, yeni gelenlerin kayıt altına alınması ve kimlik tespiti süreçlerinden başlayarak iltica prosedürlerine erişim, hukuki yardımın sağlanması, kabul koşulları ve temel hizmetlere erişim gibi başlıklar öne çıkıyor. Bunun yanında, kişi özgürlüklerinin sınırlandırılması uygulamaları, bilgilendirme ve iletişim mekanizmalarının işleyişi, kırılgan grupların erken tespiti ve uygun hizmetlere yönlendirilmesi de kritik alanlar arasında yer alıyor. Raporda ayrıca çocukların korunması, cinsiyete dayalı şiddet risklerinin önlenmesi ve tüm bu süreçlerin bağımsız mekanizmalar aracılığıyla izlenmesi, temel hakların korunması açısından belirleyici unsurlar olarak değerlendiriliyor. FRA’ya göre hotspot uygulamaları, yoğun göç baskısı altında idari süreçlerin hızlandırılmasına ve çok aktörlü koordinasyonun geliştirilmesine katkı sağlamış olmakla birlikte, kapasite yetersizlikleri, altyapı eksiklikleri ve kurumsal eşgüdüm sorunları nedeniyle birçok alanda yapısal aksaklıkların ortaya çıkmasına yol açıyor. Bu durum, uygulamanın yalnızca teknik bir yönetim aracı olmadığını, aynı zamanda temel hakların korunması bakımından hassas bir denge gerektirdiğine işaret ediyor.
İltica Süreçleri ve Temel Hak Riskleri
Raporda öne çıkan bulgulardan biri, iltica prosedürlerine erişim ve adil yargılanma hakkı bakımından yaşanan zorluklar. Özellikle sınır bölgelerinde yürütülen hızlı prosedürler, başvuruların gecikmeli işlenmesine, başvuru sahiplerinin yeterince bilgilendirilmemesine ve etkili hukuki yardıma erişimin sınırlı kalması gibi sorunlara neden oluyor. Buna ek olarak, bazı dönemlerde olağanüstü tedbirlerle iltica başvurularına erişimin geçici olarak askıya alınmasının, temel haklar açısından ciddi tartışmalara yol açtığı belirtiliyor.
Kabul Koşulları ve İnsani Standartlar
Hotspot merkezlerinde en dikkat çekici sorun alanlarından biri de kabul koşulları olarak öne çıkıyor. FRA, aşırı kalabalık, yetersiz altyapı, sınırlı sağlık ve sosyal hizmetler gibi sorunların insan onuruna aykırı yaşam koşullarına neden olduğunu belirtiyor. FRA’ya göre yetersiz kriz planlaması ve idari kapasite eksikliği, bu sorunların kronikleşmesine yol açarken, yerel toplumlarla gerilimlerin artmasına da katkı sağlıyor.
Özgürlük Kısıtlamaları ve Hukuki Güvenceler
Raporda, yeni gelenlerin fiilen özgürlüklerinden yoksun bırakıldığı durumlara da dikkat çekiliyor. Özellikle bireysel değerlendirme yapılmadan uygulanan kısıtlamalar ve hassas grupların (çocuklar dâhil) bu uygulamalara maruz kalması, AB Temel Haklar Şartı ile uyum açısından sorunlu bulunuyor. FRA bu noktada gözaltının istisnai bir tedbir olması gerektiğini ve alternatif uygulamaların yaygınlaştırılmasının önemini de vurguluyor.
Kırılgan Gruplar ve Koruma Açıkları
Raporda çocuklar, kadınlar ve özel ihtiyaç sahibi bireyler açısından ciddi koruma açıkları tespit ediliyor. Özellikle refakatsiz çocukların uygun olmayan koşullarda tutulması, cinsiyete dayalı şiddet risklerinin yeterince önlenememesi ve psikososyal destek eksiklikleri öne çıkan sorunlar arasında yer alıyor. FRA’ya göre bu durum, hızlı prosedürler ile bireysel ihtiyaçların tespiti arasındaki gerilimi açık biçimde ortaya koyuyor.
Politika Önerileri ve İyi Uygulamalar
FRA, hotspot deneyiminden hareketle yeni Göç ve İltica Paktı’nın uygulanmasında yalnızca genel ilkeler değil, aynı zamanda sahaya dayalı somut politika önerileri ve iyi uygulama örnekleri de sunuyor. Bu çerçevede, özellikle kapasite yönetimi, hizmet sunumu ve temel hak güvencelerinin güçlendirilmesine yönelik bir dizi öncelik öne çıkıyor.
Öncelikle, kriz ve kapasite planlamasının (contingency planning) güçlendirilmesi kritik bir unsur olarak değerlendiriliyor. Beklenmedik göç artışlarına karşı esnek altyapı, hızlı personel mobilizasyonu ve uyarlanabilir hizmet modelleri geliştirilmesinin, hotspot deneyiminde yaşanan aşırı yoğunluk sorunlarının önüne geçilmesi açısından önem taşıdığı vurgulanıyor.
Hukuki güvenceler bakımından, uzmanlaşmış ve erişilebilir hukuki yardım sistemlerinin kurulması öne çıkıyor. FRA, iltica ve göç hukuku alanında uzman avukatların görevlendirilmesinin, başvuru sahiplerinin haklarını etkin biçimde kullanabilmeleri ve süreçlerin daha adil işlemesi açısından belirleyici olduğunu vurguluyor. Özgürlük kısıtlamalarına alternatif olarak, gözaltı yerine alternatif tedbirlerin yaygınlaştırılması öneriliyor. Bu yaklaşımın hem maliyetleri azalttığı hem de daha insan onuruna uygun bir göç yönetimi modeli sunduğu kaydediliyor. İletişim ve hizmet sunumu açısından ise kültürel arabulucuların ve nitelikli tercümanların sistematik biçimde kullanılması önemli bir iyi uygulama olarak değerlendiriliyor. Özellikle İtalya’da uygulanan kültürel arabuluculuk modelinin, yalnızca dil engelini aşmakla kalmayıp aynı zamanda sosyal gerilimlerin azaltılmasına da katkı sağladığı ifade ediliyor. Buna ek olarak, bazı hotspot merkezlerinde uygulanan koruma merkezleri (protection hub) modelinin, bilgi, hukuki destek, sosyal hizmetler ve psikososyal destek sağlayan aktörlerin aynı alanda toplanması yoluyla hizmetlere erişimi kolaylaştıran etkili bir uygulama olduğuna dikkat çekiliyor.
Kırılgan grupların korunması bağlamında, erken tespit mekanizmaları ve standart operasyon prosedürlerinin geliştirilmesi öneriliyor. Özellikle şiddet ve insan ticareti mağdurları ile travma yaşamış bireylerin erken aşamada belirlenmesinin ve uygun hizmetlere yönlendirilmesinin, temel hak ihlallerinin önlenmesinde kritik rol oynadığına dikkat çekiliyor. Çocukların korunmasına yönelik olarak, refakatsiz çocuklar için hızlı yönlendirme mekanizmaları ve geçici vasilik sistemleri iyi uygulama örnekleri arasında yer alıyor. Yunanistan’da geliştirilen Ulusal Acil Müdahale Mekanizması’nın (NERM), çocukların gözaltı yerine koruma sistemine yönlendirilmesi bakımından dikkat çekici bir model sunduğu belirtiliyor. Cinsiyete dayalı şiddetle mücadele kapsamında ise kamp tasarımının güvenlik odaklı planlanması (aydınlatma, ayrı alanlar, kilitlenebilir tesisler), kadın dostu alanların oluşturulması ve kadın personel istihdamının artırılması etkili önleyici tedbirler olarak öne çıkıyor. Son olarak FRA, bağımsız temel hak izleme mekanizmalarının güçlendirilmesini merkezi bir öncelik olarak vurguluyor. Ulusal insan hakları kurumları, ombudsmanlık yapıları ve AB ajansları arasında kurulan iş birliği mekanizmalarının, uygulamanın hukuka uygunluğunu denetleme ve ihlalleri erken aşamada tespit etme açısından kritik olduğu ifade ediliyor.
Genel olarak bu öneriler, göç yönetiminin yalnızca idari bir süreç değil, aynı zamanda çok katmanlı bir hak koruma mekanizması olarak ele alınması gerektiğine işaret ediyor. FRA hotspot yaklaşımının AB göç yönetiminde önemli bir operasyonel model olmakla birlikte, temel haklar bakımından ciddi kırılganlıklar içerdiğini ortaya koyuyor. Bu deneyim, yeni Göç ve İltica Paktı’nın uygulanmasında yalnızca teknik kapasitenin değil, aynı zamanda insan hakları temelli bir yaklaşımın da belirleyici olması gerektiğini gösteriyor. Bu çerçevede rapor, göç yönetiminin giderek daha fazla temel haklar, kurumsal kapasite ve demokratik meşruiyet kesişiminde şekillenen bir politika alanına dönüştüğünü ortaya koyuyor.
[1] EU Agency for Fundamental Rights-FRA, “Operationalising the?Pact on Migration and Asylum: Experiences?from the hotspot approach”, 14.04.2026, https://fra.europa.eu/en/publication/2026/operationalising-pact-migration-and-asylum-hotspot
[2] AB’nin 2015 yılında geliştirdiği “hotspot” yaklaşımı, dış sınırlarda kurulan ve yeni gelenlerin ilk kabul, kimlik tespiti ve kayıt işlemlerinin gerçekleştirildiği merkezler üzerinden yürütülen bir uygulamayı ifade etmektedir. Daha fazla bilgi için: https://www.europarl.europa.eu/RegData/etudes/BRIE/2023/754569/EPRS_BRI(2023)754569_EN.pdf
