İKTİSADİ KALKINMA VAKFI

Türkiye’nin AB Uzmanı
ANA SAYFA » GÜNDEMDEN » 2025 » İKV, TÜRKİYE-AB İLİŞKİLERİNİN YOL HARİTASI VE İKV'NİN ROLÜNE İLİŞKİN BİR TOPLANTI DÜZENLEDİ
12 Aralık 2025

İKV, TÜRKİYE-AB İLİŞKİLERİNİN YOL HARİTASI VE İKV'NİN ROLÜNE İLİŞKİN BİR TOPLANTI DÜZENLEDİ

İktisadi Kalkınma Vakfı, 12 Aralık 2025 tarihinde, “Türkiye-AB İlişkilerinin Yol Haritası ve İKV’nin Rolü” başlıklı bir toplantı düzenledi.

Sunuşunu İKV Genel Sekreter Yardımcısı M. Gökhan Kilit’in yaptığı toplantının açış konuşmaları İKV Başkanı Ayhan Zeytinoğlu ile Dışişleri Bakan Yardımcısı ve Avrupa Birliği Başkanı Büyükelçi Mehmet Kemal Bozay tarafından yapıldı.

İKV Başkanı Ayhan Zeytinoğlu, sözlerine İKV’nin 1965 yılında İstanbul Ticaret Odası ve İstanbul Sanayi Odası öncülüğünde kurulduğu günden bu yana üstlendiği misyona ve Vakfın tarihine damga vuran geçmiş dönem başkanlarına atıfta bulunarak başladı. Başkan Zeytinoğlu, son yıllarda siyasi nedenlerle üyelik süreci fiilen donmuş görünse de, İKV’nin Türkiye’nin üyelik hedefini canlı tutmaya ve Türkiye’nin tezlerini savunmaya devam ettiğini belirtti. AB’nin Türkiye açısından ekonomik önemine değinen Başkan Zeytinoğlu, Türkiye’nin dış ticaretinde Avrupa’nın ağırlığına dikkat çekerek gümrük birliği sayesinde ülkenin güçlü bir üretim kapasitesi oluşturduğunu, ancak mevcut çerçevede birikmiş sorunların giderilmesi ve gümrük birliğinin tarım, hizmetler ve kamu alımları gibi alanları da kapsayacak şekilde güncellenmesinin ihtiyaç hâline geldiğini vurguladı. Başkan Zeytinoğlu, ticaretin büyük ölçüde kara yolu üzerinden yürütülmesinin sürdürülebilir olmadığına işaret ederek demir yolu taşımacılığının güçlendirilmesi gerektiğini, AB’nin Türkiye’de bazı demir yolu projelerine sağladığı desteğin bu açıdan önemli olduğunu dile getirdi. Konuşmasının son bölümünde vize serbestisi konusunu “tarife dışı engel” olarak nitelendiren Başkan Zeytinoğlu, vize süreçlerinin iş dünyası üzerinde ciddi maliyet ve zaman baskısı oluşturduğunu, Türkiye’nin vize serbestisi için gerekli kriterlerin büyük bölümünü tamamladığını ve kalan başlıklarda da ilerleme sağlanmasının önem taşıdığını belirtti.

Dışişleri Bakan Yardımcısı ve Avrupa Birliği Başkanı Büyükelçi Mehmet Kemal Bozay, 2008 finans krizi ve 2015 mülteci krizi sonrasında derinleşen kırılganlıkların COVID-19 ve Ukrayna savaşıyla ağırlaştığını, bu tabloda AB’nin korumacılık ile bağlantısallık arasında sıkıştığını ve rekabet baskısıyla daha merkantilist politikalara yöneldiğini dile getirdi. Bu ikilemin aşılmasında güvenilir ortakların önemine dikkat çeken Büyükelçi Bozay, Karadeniz’in güvenliği ve tedarik zincirleri gibi birçok konuda Türkiye’nin istikrar unsuru olarak öne çıktığını, Ukrayna’da barışın tesisinde Türkiye’nin rolünün belirleyici olacağını ifade etti. Vize serbestisi konusunda altı kriter üzerinde çalışmalara devam edileceğini belirten Büyükelçi Bozay, 15 Temmuz 2025 tarihli vize kolaylaştırıcı düzenlemelerin sınırlı bir rahatlama sağlayabileceğini, ancak nihai hedefin vize serbestisi olduğunu vurguladı. Büyükelçi Bozay, GKRY dönem başkanlığı sürecinde zorlu bir takvim beklense de AB ile temasların sürdürüleceğini ifade etti.

Toplantının "İKV’nin 60 Yıllık Yolculuğu: Bir Değerlendirme" başlıklı Özel Hitabı İKV Başkan Yardımcısı Prof. Dr. Halûk Kabaalioğlu tarafından yapıldı. Prof. Dr. Halûk Kabaalioğlu, Türkiye’nin o dönemki adıyla AET ile ilişkilerinin bazı çevrelerce iddia edildiği gibi plansız olarak ilerletilmediğini, aksine Avrupa bütünleşmesinde yer alma iradesinin devlet politikası olarak kayıtlara geçtiğini belirtti. Prof. Dr. Kabaalioğlu, Yunanistan’ın 1975’teki başvurusuna siyasi iklim nedeniyle eş zamanlı yanıt verilememesini ilişkilerin önemli kırılma noktalarından biri olarak nitelendirdi. İKV’nin kurumsallaşma sürecinde Emekli Büyükelçi Tevfik Saraçoğlu’nun rolüne özel bir parantez açan Prof. Dr. Kabaalioğlu, Saraçoğlu’nun Türk özel sektörünü Ortak Pazar konusunda bilinçlendirmek ve kamuoyunu doğru yönlendirmek amacıyla önemli çalışmalar yürüttüğünü ifade etti. İKV’nin bir okul misyonu üstlendiğine dikkat çeken Prof. Dr. Kabaalioğlu, bugünün Ticaret Bakanı Prof. Dr. Ömer Bolat da dâhil olmak üzere pek çok bürokrat, akademisyen ve özel sektör temsilcisinin İKV bünyesinde yetiştiğini, Vakfın Türkiye’nin AB uzmanı ihtiyacını karşılayan bir merkez olduğunu ifade etti.

Moderatörlüğünü İKV Başkan Yardımcısı Prof. Dr. Halûk Kabaalioğlu’nun üstlendiği “Türkiye’nin AB Sürecinde Tıkanıklıkları Nasıl Aşabiliriz? Sivil Toplum ve Düşünce Kuruluşlarının Rolü” başlıklı ilk panelin ilk konuşmacısı TEPAV Avrupa Çalışmaları Merkezi Direktörü Nilgün Arısan Eralp oldu. Eralp, AB’nin “barış projesi” söylemine rağmen özellikle 2004 sonrasında Kıbrıs sorununun çözümüne yeterince katkı vermediğini, çözüm olmasa da üyelik yaklaşımı ve Annan Planı sürecinin bugünkü tıkanıklığı derinleştirdiğini vurguladı. Eralp, AB’nin artık eski AB olmadığını ve kurumların insan hakları ve uluslararası hukuk ihlallerine karşı güçlü tepki üretmediğini belirtti.

Panelin ikinci konuşmacısı İPM Direktörü Prof. Dr. Senem Aydın Düzgit, Türkiye-AB ilişkilerinin özellikle siyasi düzlemde uzun süredir tıkandığını ve AB başkentlerinde Türkiye konusunda belirgin bir çekimserlik ve sessizlik olduğunu ifade etti. Prof. Dr. Düzgit, bu ortamda sivil alanın daralmasına rağmen sivil toplumun ve düşünce kuruluşlarının daha da kritik hâle geldiğini, toplumsal temasın ve ulusötesi iş birliğinin korunması gerektiğini vurguladı. Prof. Dr. Düzgit ayrıca, sivil toplumun motivasyonunu, siyasi konjonktürden bağımsız olarak, 15-20 yıllık bir perspektifle toplumlar arası diyaloğu sürdürme ve ortak çıkarları savunma misyonundan alması gerektiğini ifade etti.

Panelin son konuşmacısı İKV Genel Sekreteri Doç. Dr. Çiğdem Nas, Türkiye-AB ilişkilerinin zor ve çok katmanlı olsa da stratejik önemini koruduğunu, bu nedenle üyelik hedefinin uzak görünse bile canlı tutulması gerektiğini vurguladı. Doç. Dr. Nas, İKV’nin bu hedefi kamuoyuna anlatırken aynı zamanda gümrük birliğinin güncellenmesi, vize serbestisi ve üst düzey diyaloglar gibi somut gündemlerde çalışmalarını sürdürdüğünü ifade etti. Doç. Dr. Nas, dezenformasyonun yaygınlaştığı bir dönemde doğru bilgi üretimi ve nitelikli tartışma zemini oluşturmanın sivil toplumun temel görevi olduğunu belirtti. Türkiye’nin Avrupa’daki yerini kaybetme riski ve AB’nin dijital ile yeşil dönüşüm ekseninde hızlanan Tek Pazar dönüşümü nedeniyle bekleme lüksünün bulunmadığının altını çizen Doç. Dr. Nas, bu başlıklarda uyum ve kapasite geliştirme ihtiyacının arttığını vurguladı.

Moderatörlüğünü İPM Danışma Konseyi Üyesi Prof. Dr. Atila Eralp’in üstlendiği “AB’nin Değişen Yapısı ve Kurumsal Mimarinin Evrimi: Türkiye’nin AB’nin Geleceğindeki Yeri” başlıklı ikinci panelin ilk konuşmacısı EDAM Dış Politika Programı Direktörü Prof. Dr. Zeynep Alemdar oldu. Prof. Dr. Alemdar, küresel sistemdeki mevcut durumu düzensizliğin düzensizliği olarak tanımlayarak, devletlerin ve uluslararası örgütlerin yeni bir düzen kurmaktan ziyade hayatta kalma ve adapte olma refleksleriyle hareket ettiğini belirtti. Ukrayna savaşı sonrası değişen güvenlik mimarisinde Türkiye’nin rolünün hayatî önem kazandığını vurgulayan Prof. Dr. Alemdar, enerji güvenliği, Orta Koridor bağlantısallığı ve Karadeniz’deki iş birlikleri bağlamında Türkiye’nin vazgeçilmez bir konumda olduğunu ifade etti. Türkiye-AB ilişkilerinin tarihsel olarak kriz dönemlerinde Türkiye’nin stratejik öneminin hatırlanmasıyla canlandığını belirten Prof. Dr. Alemdar, ekonomik zorluklara rağmen Türkiye’nin güvenlik sağlayıcı rolünün ilişkilerin geleceği için en güçlü dayanak olduğunu dile getirdi.

Panelin ikinci konuşmacısı Prof. Dr. Başak Alpan, AB’nin 2004 genişlemesinden bu yana en büyük kurumsal meydan okumayla karşı karşıya kaldığını, bu tabloda jeopolitik kadar jeoekonominin de belirleyici hâle geldiğini vurguladı. Ukrayna için "Ukrayna Tesisi", Batı Balkanlar için ise "Büyüme Planı" gibi somut finansal ve stratejik araçlar geliştirildiğini, ancak Türkiye için benzer bir gelecek perspektifi veya politika aracı sunulmadığını belirten Prof. Dr. Alpan, Türkiye’nin AB ile ilişkilerinde yeni bir hikâyeye ve somut bir çerçeveye ihtiyaç duyduğunu ifade etti. Türkiye'nin dış politikasındaki eksen kayması tartışmalarına da değinen Prof. Dr. Alpan, Çin ve Rusya’nın AB perspektifine iktisadi anlamda alternatif oluşturmadığını ifade etti. Prof. Dr. Alpan, Eskişehir Beylikova'daki nadir toprak elementleri rezervlerinin, AB'nin Çin'e olan bağımlılığını azaltma stratejisinde kritik bir rol oynayabileceğini ve bu alanın ilişkilerde yeni bir iş birliği zemini sunabileceğini vurguladı.

Panelin son konuşmacısı Doç. Dr. Ebru Turhan, AB entegrasyonunun artık sadece ekonomik rekabet ve Tek Pazar mantığıyla değil, ağır bir jeopolitik ve jeoekonomik dönüşümle şekillendiğini belirtti. Özellikle 2008 krizi sonrası belirginleşen ve Rusya-Ukrayna savaşıyla hız kazanan bu süreçte, AB’nin iç farklılaşmış entegrasyon ile dış farklılaşmış entegrasyon arasındaki sınırların erimeye başladığını ifade etti. Türkiye-AB ilişkilerindeki işlemsellik kavramını da ele alan Doç. Dr. Turhan, ilişkilerin giderek daha fazla çıkar odaklı, kısa vadeli ve hükümetler arası pazarlıklara dayalı bir zemine oturduğunu belirtti. Doç. Dr. Turhan bu durumun kaçınılmaz bir küresel trend olduğunu kabul etmekle birlikte, işlemselliğin sadece hükümetler düzeyinde kalmaması, halka inmesi ve normatif değerlerden tamamen kopmaması gerektiğini ifade etti.