İKV'DEN TOPLUMSAL CİNSİYET EŞİTLİĞİ ENDEKSİ 2025'E İLİŞKİN BİLGİ NOTU
TOPLUMSAL CİNSİYET EŞİTLİĞİ ENDEKSİ 2025
Deniz Bal, İKV Uzman Yardımcısı
Toplumsal Cinsiyet Eşitliği Endeksi 2025, Avrupa Cinsiyet Eşitliği Enstitüsü tarafından 2 Aralık 2025 tarihinde yayımlandı.[1] Yeni göstergelerin eklendiği bu yılki endeks, Avrupa’daki ilerlemeye rağmen tam anlamıyla toplumsal cinsiyet eşitliğine ulaşmak için en az 50 yıla ihtiyaç olduğunu belirtiyor.
AB genelindeki toplumsal cinsiyet kalıplarına (gender streotypes) dair yeni veriler Toplumsal Cinsiyet Eşitliği Endeksi’ne yeni bir boyut kazandırıyor. Verilere göre, derinlemesine yerleşmiş toplumsal cinsiyet normları günlük yaşam, seçimler ve fırsatları etkilemeye devam ediyor. Erkekler hâlâ çoğunlukla eve ekmek getiren kişi ve lider olarak görülürken kadınlar önyargılara maruz kalmaya devam ediyor. Davranışlar yavaş yavaş değişiklik gösterse de gerçek eşitlik için toplumsal cinsiyet kalıplarının ortadan kaldırılması gerekiyor.
Öne Çıkanlar
- AB’nin Toplumsal Cinsiyet Eşitliği Endeksi skoru 100 üzerinden 63,4. 2010’dan bu yana 10,5 puanlık bir artışa rağmen, AB’de toplumsal cinsiyet eşitliğine tam olarak ulaşılmasına en az 50 yıl daha var.
- Karar alma mekanizmalarında toplumsal cinsiyet dengesinin güçlenmesi, 2020’den bu yana endekste kaydedilen genel ilerlemenin başlıca itici gücü. Buna karşın, aynı dönemde AB üye ülkelerinin büyük çoğunluğunda sağlık ve bilgi alanlarında gerilemeler yaşandı.
- 2010’dan bu yana AB, toplumsal cinsiyet eşitliğine doğru istikrarlı bir şekilde ilerlemekte ve üye ülkeler arasındaki farklar azalmakta. Bu dönemde endeks skorları yılda ortalama %25 oranında yakınsama gösterdi. Ancak ulusal düzeydeki dengesiz ilerleme, ilerlemeyi dengelemek için hedefli politikalara ihtiyaç olduğunu ortaya koyuyor.
İş alanı:
- Son 10 yılda daha fazla kadın işgücüne katılmış olsa da yöneticilik, bilgi ve iletişim teknolojileri ve diğer daha yüksek ücretli pozisyonlara erişimleri hâlâ sınırlı.
- Çocuklu bir çift olarak birlikte yaşamak, erkeklerin iş olanaklarını artırırken kadınlarınkini kısıtlıyor; bu durum, toplumsal cinsiyet kalıp yargılarının ekonomik fırsatlar üzerindeki etkisini yansıtıyor.
- Tüm yaş gruplarından erkekler arasında, erkeklerin işleri daha talepkâr olduğu için kadınlardan daha fazla kazandıkları algısı yaygın. Bu algı, kadınlar arasında -özellikle genç kadınlar arasında- çok daha az görülüyor.
Gelir alanı:
- Mali kaynaklarda toplumsal cinsiyet eşitliği istikrarlı biçimde ilerliyor olsa da AB’de kadınlar erkeklerin yıllık kazancının %77’sini elde ediyor. 2015 ile karşılaştırıldığında %69’dan bu seviyelere çıkıldığı görülüyor.
- Çiftler içinde kadınlar, ortalama olarak eşlerinden %30 daha az kazanıyor. Genç, göçmen ve düşük eğitimli kadınlar ise eşlerinin kazancının yalnızca yaklaşık yarısını elde ediyor.
- 2024 yılında erkeklerin neredeyse yarısı ve kadınların üçte birinden fazlası, erkeğin en önemli rolünün para kazanmak olduğu görüşüne inanmaya devam etti.
Bilgi alanı:
- Genç kadınların yükseköğretimi tamamlama oranı genç erkeklere kıyasla çok daha yüksek olsa da geleneksel olarak “kadınsı” sayılan disiplinlere yönlendirildikleri için akademik başarıları iş yaşamında veya liderlik pozisyonlarında eşit fırsatlara, ya da eşit ücret ve emekliliğe dönüşmüyor.
- Genç kadınlar eğitim alanında en büyük ilerlemeyi kaydetmiş olsa da yükseköğretime erişim hâlâ eşit olmaktan uzak. Yurt dışında doğmuş mezunlar ve engelli bireyler geride kalırken, bu gruplar içinde bile kadınlar erkeklerden daha iyi durumda.
- Genç kadınlar, kalıp yargıların eğitim fırsatlarını nasıl sınırladığını genç erkeklere kıyasla daha fazla fark ediyor. Algılardaki bu farklılıklar, gerileyen toplumsal cinsiyet söylemlerinin genç erkekler üzerindeki artan etkisine işaret ediyor.
Zaman alanı:
- Kadınlar hâlâ ücretsiz iş ve yoğun bakım verme yükünün büyük kısmını üstlenmeye devam ediyor. Bu durum onların boş zaman ve kamusal yaşama katılımlarını sınırlandırıyor. Erkeklerin bakım işlerine katılımı artsa da hâlâ sınırlı kalıyor.
- Rutin ev işleri özellikle çocuklu ailelerde yaşayan kadınların, bekar annelerin ve 25-49 yaş arası kadınların omzuna daha fazla biniyor.
- Toplumsal cinsiyet kalıpları bakım rollerini güçlü şekilde şekillendiriyor. Her iki kişiden neredeyse biri, erkekleri ev işi yapmada daha yetersiz görüyor; her beş kişiden biri ise babalık izni almayı zayıf kariyer hırsının göstergesi olarak algılıyor.
Güç alanı:
- Tüm alanlar arasında en düşük skora sahip olmakla birlikte, ekonomik alanda toplumsal cinsiyet eşitliği bakımından en dikkat çekici kazanımları da barındırıyor. Ancak ilerleme eşit değil ve büyük ölçüde karar alma mekanizmalarında toplumsal cinsiyet dengesine yönelik iddialı mevzuat ve hedefler uygulayan üye ülkeler tarafından elde ediliyor.
- AB genelinde yakın dönemde yapılan seçimler, ulusal ve bölgesel düzeyde kadınların siyasetteki temsilini artırma konusunda çok az katkı sağladı. Kadınların çoğu ulusal hükümette, parlamentoda ve bölgesel mecliste hâlâ yeterince temsil edilmiyor.
- Kadın liderler çoğu zaman kazanmaları imkânsız bir ikilem içinde kalıyor. Kendilerinden “kadınsı” olarak görülen yumuşak becerilere sahip olmaları beklenirken, “erkeksi” kodlanan hırs ve atılganlık gibi özellikler gösterdiklerinde eleştiriliyorlar. Bu da liderlik pozisyonlarına erişmeyi ve bu pozisyonlarda yol almayı daha zor hâle getiriyor.
Sağlık alanı:
- En yüksek alan skoruna sahip olmasına rağmen sağlık alanındaki ilerleme durma noktasına gelmiş durumda. Bu da AB’de sağlığın kronik toplumsal cinsiyet eşitsizlikleriyle kuşatıldığını gösteriyor.
- Eğitimdeki eşitsizlikler sağlıktaki eşitsizliklere de yansıyor. Düşük eğitim düzeyine sahip kadınlar hem erkeklere hem de yüksek eğitimli kadınlara kıyasla daha kötü bir sağlık durumuna sahip olduklarını bildiriyor.
- AB’de her dört kadından biri, erkeklerin sağlık personeli tarafından daha iyi muamele gördüğüne inanıyor. Bu algı özellikle genç kadınlar arasında daha yaygın.
Şiddet alanı:
- En güncel veriler, AB’de milyonlarca kadın için kadına yönelik şiddetin yaygın, ağır ve yeterince raporlanmayan bir gerçeklik olduğunu gösteriyor.
- 45 yaş altındaki kadınlar, fiziksel ve/veya cinsel şiddete daha fazla maruz kalıyor.
- Kadına yönelik şiddete hoşgörü yalnızca birçok erkek arasında varlığını sürdürmekle kalmıyor, aynı zamanda özellikle genç erkekler arasında oldukça yüksek düzeyde seyrediyor.
Türkiye’deki duruma bakıldığında TÜİK verilerine göre:[2]
- Belirli bir yaştaki kişinin günlük hayattaki faaliyetlerini sınırlandıracak bir sağlık sorunu olmadan yaşaması beklenen yıl sayısını ifade eden sağlıklı yaşam süresi, 2021-2023 döneminde sıfır yaşında bulunan bir kişi için Türkiye genelinde 57,6 yıl iken kadınlarda 56,3 yıl, erkeklerde 59,0 yıl.
- Türkiye geneli için 25 yaş ve üzeri nüfusun ortalama eğitim süresi 2011 yılında 7,3 yıl, kadınlarda 6,4 yıl, erkeklerde 8,3 yıl iken, 2023 yılında Türkiye genelinde 9,3 yıl, kadınlarda 8,6 yıl, erkeklerde 10,1 yıl.
- 2008 yılında yükseköğretim mezunu olan 25 ve daha yukarı yaştaki kadınların oranı %7,1, erkeklerin oranı %11,2 iken bu oran 2023 yılında kadınlarda %22,7, erkeklerde ise %26,2.
- 2023 yılında 15 ve daha yukarı yaştaki nüfusun işgücüne katılma oranının %53,3 olduğu görüldü. Bu oran kadınlarda %35,8, erkeklerde ise %71,2. Okuryazar olmayan kadınların işgücüne katılma oranı %13,8, lise altı eğitimli kadınların işgücüne katılma oranı %26,8, lise mezunu kadınların işgücüne katılma oranı %37,4, mesleki veya teknik lise mezunu kadınların işgücüne katılma oranı %45,0 iken, yükseköğretim mezunu kadınların işgücüne katılma oranı %68,9.
- 2023 yılında 15 ve daha yukarı yaştaki nüfusun istihdam oranının %48,3 olduğu görüldü. Bu oran kadınlarda %31,3, erkeklerde ise %65,7.
- Kazanç Yapısı İstatistiklerine göre, yıllık ortalama brüt ücret-maaş ile hesaplanan gösterge için en yüksek fark %17,4 ile yükseköğretim mezunlarında, en düşük fark %13,2 ile yine ilkokul ve altı mezunlarda gerçekleşti. Yıllık ortalama brüt kazanç ile hesaplanan gösterge için ise, en yüksek fark %20,0 ile lise mezunlarında, en düşük fark ise %14,9 ile ilkokul ve altı mezunlarda gerçekleşti.
- Dışişleri Bakanlığı verilerine göre kadın büyükelçi oranı 2011 yılında %11,9 iken 2024 yılında %26,9.
- Türkiye Büyük Millet Meclisi verilerine göre 2024 yıl sonu itibarıyla 593 milletvekili içerisinde kadın milletvekili sayısının 118, erkek milletvekili sayısının ise 475 olduğu görüldü. Meclisteki kadın milletvekili oranı 2007 yılında %9,1 iken, 2024 yılında %19,9.
- Hanehalkı İşgücü Araştırması sonuçlarına göre üst ve orta düzey yönetici pozisyonundaki kadın oranı 2012 yılında %14,4 iken 2023 yılında %20,6 oldu. Borsa İstanbul'da işlem gören en büyük 50 şirketin (BİST 50) yönetim kurulu üyelerine bakıldığında, 2016 yılında %12,2 olan kadın üye oranı 2024 yılında %19,4 oldu.
- 2024 yılında 16-74 yaş grubundaki bireylerin internet kullanım oranı %88,8 oldu. Bu oran kadınlarda %85,4 iken erkeklerde %92,2.
- Yoksulluk veya sosyal dışlanma riski altında olanların oranına bakıldığında, 2024 yılında toplam nüfusun %29,3'ünün risk altında olduğu, bu oranın kadınlarda %31,5 iken erkeklerde %27,1 olduğu görüldü. Aynı oranlara 18-64 yaş grubu için bakıldığında, yoksulluk veya sosyal dışlanma riski altında bulunan kadınların oranı %29,5, erkeklerin oranı %23,1.
- 2024 yılında, yaşadıkları çevrede gece yalnız yürürken kendilerini güvensiz hissedenlerin oranı %25,7 iken bu oran kadınlarda %35,9, erkeklerde %15,2.
[1] EIGE, “Gender Equality Index 2025: Sharper data for a changing world”, 02.12.2026, https://eige.europa.eu/publications-resources/publications/gender-equality-index-2025-sharper-data-changing-world
[2] TÜİK, İstatistiklerle Kadın, 2024, https://data.tuik.gov.tr/Bulten/Index?p=%C4%B0statistiklerle-Kad%C4%B1n-2024-54076&dil=1