İKV’DEN “TÜRKİYE’NİN AB PAZARINDA YÜKSELEN İHRACAT SEKTÖRLERİ” BAŞLIKLI DEĞERLENDİRME NOTU
TÜRKİYE’NİN AB PAZARINDA YÜKSELEN İHRACAT SEKTÖRLERİ
Melike Sönmez, İKV Uzman Yardımcısı
Giriş
Türkiye, AB’nin sınır komşusu ve en büyük ticaret ortaklarından biri olmasının yanı sıra, aday ülke statüsüyle AB ile ekonomik entegrasyonunu derinleştirmiştir.
Bu bağlamda, temeli 1963 Ankara Anlaşması ve 1971 Katma Protokol’e dayanan 1996’dan beri yürürlükte olan Gümrük Birliği aracılığıyla, iki taraf çeşitli ürün gruplarında karşılıklı gümrük vergilerinin kaldırılmasında faydalanmakta ve ticari ilişkilerini pekiştirmektedir. AB pazarının büyüklüğü ile Türkiye’deki nitelikli iş gücü ve ulaşılabilir ürün fiyatları, karşılıklı çıkarlara uyum sağlayarak taraflar arasındaki ilişkilerin sürdürülebilir biçimde ilerlemesine katkıda bulunmaktadır.
AB, 2025 yılı itibarıyla gerçekleştirdiği 2,7 trilyon dolarlık toplam ihracat hacmiyle dünyanın en büyük ihracatçısı konumundadır ve aynı zamanda Türkiye’nin de en çok ihracat gerçekleştirdiği bölge olarak öne çıkmaktadır.[1] Türkiye ise AB’nin en çok ithalat yaptığı beşinci ülke konumundadır. Türkiye’nin en büyük ihracat pazarı Almanya’dır; bu ülkeye gerçekleştirilen 20 milyar dolar seviyesindeki ihracat, toplam ihracat hacminin %7,8’ini oluşturmaktadır. 2025 yılı Ocak-Haziran verilerine göre, Türkiye’nin toplam ihracatının %43,9’u AB ülkelerine yapılmıştır. Buna ek olarak, AB dışındaki diğer Avrupa ülkeleri de hesaba katıldığında bu oran %59’a ulaşmakta ve Türkiye’nin ihracatının yarısından fazlasını Avrupa’ya gerçekleştirdiği görülmektedir.[2]
Türkiye ile AB arasındaki yoğun ticari ilişkiler günümüzde de devam etmektedir. Bu doğrultuda, yeni pazarlar keşfetmek isteyen Türk ihracatçılarının AB pazarına yönelmesi; pazara giriş kolaylığı, Gümrük Birliği’nin sağladığı vergi ve kota muafiyetleri ile dünyadaki önde gelen ihracatçı ülkelere kıyasla düşük nakliye maliyetleri gibi nedenlerle uygun bir strateji olarak değerlendirilebilir. Bu durum, hem ticari ve ekonomik ilişkilerin derinleştirilmesine katkı sağlayacak hem de karşılıklı çıkarlar açısından avantajlı sonuçlar doğurabilecektir.
Bu değerlendirme notu, Türkiye ile AB arasındaki ticari ilişkilerin genel görünümünü sunmayı ve Türkiye’nin yükselen pazarlarına dikkat çekmeyi amaçlamaktadır. Bu doğrultuda, AB pazarında rekabet gücü yüksek olan sektörler ile Türkiye’nin AB’ye ihracat profili analiz edilerek mevcut durum ortaya konmaktadır.
- Neden Avrupa Pazarı?
1957'de Belçika, Fransa, Batı Almanya, Hollanda, İtalya ve Lüksemburg olmak üzere altı ülke tarafından imzalanan Roma Antlaşması ile Avrupa Ekonomik Topluluğu (AET) kurulmuştur. Aslında ilk olarak ekonomik bütünleşme ve savaş sonrası barış istikrarının korunması amacıyla kurulan AET, zaman içinde çeşitli süreçler ve dönüşümlerden geçerek günümüzde bilinen Avrupa Birliği’ne dönüşmüştür. Türkiye de bu oluşumu en başından beri yakından izleyen bir ülke olarak, 1963 yılında Ankara Anlaşması’nı imzalamıştır. Ankara Anlaşması'nı takiben 1971 tarihli Katma Protokol ile, bazı istisnalar (özellikle tekstil ve petrol ürünleri) hariç olmak üzere, Türkiye’den ithal edilen sanayi mallarına uygulanan gümrük vergileri ve miktar kısıtlamaları AET tarafından kademeli olarak kaldırılmıştır. Türkiye ise buna karşılık olarak kendi yükümlülüklerini zaman içinde yerine getirmeyi taahhüt etmiştir. Türkiye, bu hazırlık sürecini tamamlamadan 1987 yılında Roma Antlaşması'nın 237‘nci maddesine dayanarak Avrupa Topluluğu’na tam üyelik başvurusunda bulunmuştur.[3] Bununla birlikte, 6 Mart 1995’te yapılan Ortaklık Konseyi toplantısında alınan karar ile Türkiye ile AB arasındaki Gümrük Birliği (GB) 1 Ocak 1996 tarihinde yürürlüğe girmiştir. AB ile siyasi ve ekonomik ilişkilerinin ilerlemesi ile Türkiye’nin 1999’a gelindiğinde Helsinki Zirvesi’nde adaylığı açıklanmış, 2005’te katılım müzakereleri başlamıştır.[4]
1996’da yürürlüğe giren GB ile Türk ihracatçıları Avrupa pazarına daha geniş ölçekte erişim imkânı bulmuştur. Ancak GB, sadece sanayi ürünleri ile işlenmiş tarım ürünlerini kapsadığından, işlenmemiş tarım ürünleri ve hizmet sektörü gibi bazı alanlar dışarıda kalmış, bu nedenle tüm sektörler aynı oranda fayda sağlayamamıştır. Buna rağmen, 1996’dan itibaren Türkiye’nin AB’ye ihracatında önemli bir artış yaşanmıştır. GB sayesinde Türk ihracatçılar, kapsam dahilindeki ürünlerde kota ve gümrük vergilerinden muaf olarak AB pazarına ürün sunabilirken, aynı şekilde Türk pazarı da Avrupalı sanayi ürünlerine açılmıştır. Bu çerçevede 1995 yılından itibaren ülke gruplarına göre Türk dış ticaret dengelerine bakıldığında AB ile olan dış ticaret açığının, karşılıklı muafiyet sayesinde diğer ülke grupları ile olan ticaret açığına kıyasla çok daha az seyrettiği görülebilir.
Tablo 1: Türkiye’nin Yıllara Göre Dış Ticaret Göstergeleri (bin dolar)
|
Yıl |
İhracat |
İthalat |
||
|
Değer |
Değişim (%) |
Değer |
Değişim (%) |
|
|
1990 |
22.302.126 |
41,2 |
12.959.288 |
11,5 |
|
1991 |
21.047.014 |
-5,6 |
13.593.462 |
4,9 |
|
1992 |
22.871.055 |
8,7 |
14.714.629 |
8,2 |
|
1993 |
29.428.370 |
28,7 |
15.345.067 |
4,3 |
|
1994 |
23.270.019 |
-20,9 |
18.105.872 |
18,0 |
|
1995 |
35.709.011 |
53,5 |
21.637.041 |
19,5 |
|
1996 |
43.626.642 |
22,2 |
23.224.465 |
7,3 |
|
1997 |
48.558.721 |
11,3 |
26.261.072 |
13,1 |
|
1998 |
45.921.392 |
-5,4 |
26.973.952 |
2,7 |
|
1999 |
40.671.272 |
-11,4 |
26.587.225 |
-1,4 |
|
2000 |
54.502.821 |
34,0 |
27.774.906 |
4,5 |
|
2001 |
41.399.083 |
-24,0 |
31.334.216 |
12,8 |
|
2002 |
51.553.797 |
24,5 |
36.059.089 |
15,1 |
|
2003 |
69.339.692 |
34,5 |
47.252.836 |
31,0 |
|
2004 |
97.539.766 |
40,7 |
63.167.153 |
33,7 |
|
2005 |
116.774.151 |
19,7 |
73.476.408 |
16,3 |
|
2006 |
139.576.174 |
19,5 |
85.534.676 |
16,4 |
|
2007 |
170.062.715 |
21,8 |
107.271.750 |
25,4 |
|
2008 |
201.963.574 |
18,8 |
132.027.196 |
23,1 |
|
2009 |
140.928.421 |
-30,2 |
102.142.613 |
-22,6 |
|
2010 |
185.544.332 |
31,7 |
113.883.219 |
11,5 |
|
2011 |
240.841.676 |
29,8 |
134.906.869 |
18,5 |
|
2012 |
236.545.141 |
-1,8 |
152.461.737 |
13,0 |
|
2013 |
151.802.637 |
-0,4 |
251.661.250 |
6,4 |
|
2014 |
166.504.862 |
3,1 |
251.142.429 |
-3,7 |
|
2015 |
150.982.114 |
-9,3 |
213.619.211 |
-14,9 |
|
2016 |
149.246.999 |
-1,1 |
202.189.242 |
-5,4 |
|
2017 |
164.494.619 |
10,2 |
238.715.128 |
18,1 |
|
2018 |
177.168.756 |
7,7 |
231.152.483 |
-3,2 |
|
2019 |
180.832.722 |
2,1 |
210.345.203 |
-9,0 |
|
2020 |
169.637.755 |
-6,2 |
219.516.807 |
4,4 |
|
2021 |
225.214.458 |
32,8 |
271.425.553 |
23,6 |
|
2022 |
254.169.748 |
12,9 |
363.710.575 |
34,0 |
|
2023 |
255.627.429 |
0,6 |
361.966.913 |
-0,5 |
|
2024 |
261.801.501 |
2,4 |
344.017.272 |
-5,0 |
Kaynak: Türkiye İstatistik Kurumu[5]
GB Türk dış ticaret istatistiklerinde olumlu etkiler yaratsa da AB’nin üçüncü ülkelerle imzaladığı serbest ticaret anlaşmaları (STA) nedeniyle Türkiye açısından bazı sorunlara yol açmıştır. Türkiye, AB ile GB içinde olmasından dolayı AB’nin STA imzaladığı üçüncü ülkelerin Türkiye pazarına gümrüksüz erişim imkânı bulunmaktadır.[6] Öte yandan Türkiye, bu ülkelerle aynı anda ve aynı şartlarda STA imzalama imkânına çoğu zaman sahip olamamış; bu durum, Türk ihracatçılarının rekabet gücünü olumsuz etkilemiş ve sonuç olarak bu, asimetrik bir yapının ortaya çıkmasına yol açmıştır. Zamanla GB’nin güncellenmesi gerekliliği ortaya çıkmış olsa da bu yönde somut adımlar atılmaması ve mevcut yapısal sorunların sürmesi, GB’ye yönelik çeşitli eleştirilere yol açmıştır. Buna rağmen, GB sayesinde Türk ihracatçısı AB pazarında geniş bir pazar payı yakalama şansı bulmuş ve bu durum Türkiye’nin dış ticaret dengesine olumlu yansımıştır. Bu doğrultuda, Türk devlet yetkilileri de çeşitli vesilelerle GB’nin güncellenmesi gerektiğini dile getirmiştir. Örneğin, Ticaret Bakanlığı, güncellemenin Türk ekonomisi üzerindeki uzun vadeli etkilerini belirleyebilmek amacıyla bir etki analizi çalışması yaptırmış ve sonuçlarını kamuoyuyla paylaşmıştır. Bu analizde dört farklı güncelleme senaryosu değerlendirilmiştir:
- Tarım ürünlerinde kısmi serbestleşme sağlanarak Türkiye'nin AB pazarına ihraç edebildiği ürün çeşitliliğinin artırılması ve karşılıklı olarak hizmetler ile kamu alımları piyasalarının açılması,
- İlk senaryoya ek olarak, üçüncü ülkelerle STA'ların artırılması,
- Gümrük Birliği'nin mevcut kapsamı korunarak bir Serbest Ticaret Anlaşması’na (STA) dönüştürülmesi,
- En kapsamlı senaryo olarak; Gümrük Birliği’nin hizmetler, kamu alımları ve tarım sektörlerini de kapsayacak şekilde genişletilerek 'derin ve kapsamlı bir STA’ya dönüştürülmesi.
Analiz sonuçlarına göre, en avantajlı senaryoda Türkiye'nin ABD ve Kanada gibi ülkelerle de STA imzalayarak Gümrük Birliği’nin kapsamını genişletmesi halinde, Gayri Safi Yurtiçi Hasıla’nın (GSYH) %1,9 oranında artması, AB ülkelerine ihracatın %24, toplam ihracatın ise %15 oranında yükselmesi beklenmektedir. Ayrıca çeşitli ekonomik göstergelerde de anlamlı iyileşmeler öngörülmektedir.[7] Bu çerçevede, Türkiye’nin AB ile hâlihazırda var olan köklü ticari ilişkilerinin sağlamlaştırılması, ulusal ekonomi açısından önemli kazanımlar sunacaktır.
- Türkiye’nin Dış Ticaret Görünümü
Türkiye’nin yıllar boyunca dış ticaret dengesine bakıldığında erken cumhuriyet döneminde toparlanma ve ticaret dinamiklerinin inşa edilmesi amacıyla 1930’lu yıllarda benimsenen devletçi ve içe dönük ticaret politikalarının yarattığı ortamda pozitif dış ticaret dengesi yakalanarak dış ticaret fazlası verildiği görülmektedir. Ancak, 1950 yılına gelindiğinde artan sanayi yatırımları, İkinci Dünya Savaşı’nın yarattığı ortamdan kaynaklı savunma alanındaki harcamalar, Truman doktrininin bir sonucu olan ABD ile ticari ilişkilerin artması ile ithalat artmış, dolar sıkıntısı yaşanmış ve bu nedenle Türkiye’nin dış ticaret açığı artmaya başlamıştır. Söz konusu gelişmeler, Türkiye’nin dış ticaret dengesinin geri döndürülemeyecek şekilde bozulduğu ve dışa bağımlılığın temellerini artırdığı yorumunun yapılmasına yol açmıştır.[8] Öte yandan, yıllar içindeki gelişmeler ile Türkiye’nin katma değeri yüksek ürün üretimine yönelmesi ve Avrupa gibi farklı pazarlardaki görünürlüğü artırması söz konusu yorumun tersi bir durum ortaya çıkarmış, dış ticaret açığı sıfırlanamasa da zaman zaman düşürülmesi başarılabilmiştir.
1970’lerde küresel ölçekte benimsenen enerji odaklı petropolitik anlayışla birlikte petrol ve enerji fiyatları hızla yükselmiş, bu durum Türkiye’nin ithalat hacmini artırmıştır. Artan ithalat, doların on yıl içinde iki katına çıkmasına yol açarken, dış ticaret açığını da derinleştirmiştir. 1974 Kıbrıs Barış Harekâtı’nın ardından Türkiye’ye uygulanan ambargolar ve 24 Ocak 1980 kararları çerçevesinde yapılan Türk lirası devalüasyonları, dolar kurunun TL karşısında hızla değer kazanmasına neden olmuştur.[9] 1990’ların başlarında, Türk lirası ciddi şekilde değer kaybederek 1 dolar yaklaşık 2 milyon TL seviyelerine ulaşmıştır. 1990’ların başında dış ticaret açığında bir miktar azalma sağlanmış; 1996 yılında AB ile Gümrük Birliği’nin yürürlüğe girmesiyle ihracat faaliyetlerinde artış yaşanmıştır. Ancak bu gelişmelere rağmen, siyasi belirsizlikler ve düşük üretim verimliliği gibi yapısal sorunlar ithalatın yüksek seyretmeye devam etmesine neden olmuştur.[10] 2000 yılından 2021 yılına kadar dış ticaret açığında görece bir iyileşme yaşanırken, 2022 yılında uygulamaya konan ortodoks dışı döviz politikaları ve Rusya-Ukrayna Savaşı’nın tetiklediği enerji fiyatlarındaki artış, enerjide dışa bağımlı olan Türkiye’nin ithalatının ihracatı aşmasına ve dış ticaret açığının yeniden yükselmesine neden olmuştur.
Tablo 2: Türkiye’nin Dış Ticaret Dengesi (bin dolar)
|
Yıl |
İthalat |
İhracat |
Dış Ticaret Dengesi
|
İhracatın İthalatı Karşılama Oranı (%) |
|
1923 |
86.872 |
50.790 |
36.082 |
26,23 |
|
1930 |
69.540 |
71.380 |
-1.840 |
-1,33 |
|
1940 |
50.035 |
80.904 |
-30.869 |
-23,58 |
|
1950 |
285.664 |
263.424 |
22.240 |
4,05 |
|
1960 |
468.186 |
320.731 |
147.453 |
18,69 |
|
1970 |
947.604 |
588.476 |
359.128 |
23,37 |
|
1980 |
7.909.364 |
2.910.122 |
4.999.242 |
46,18 |
|
1990 |
22.302.126 |
12.959.288 |
9.342.838 |
26,52 |
|
2000 |
54.502.821 |
27.774.906 |
26.727.915 |
32,47 |
|
2010 |
185.544.332 |
113.883.219 |
71.661.113 |
23,91 |
|
2020 |
209.534.325 |
160.656.652 |
48.878.673 |
13,21 |
|
2021 |
260.682.217 |
213.598.369 |
47.083.848 |
9,93 |
|
2022 |
342.209.950 |
235.247.081 |
87.961.969 |
14,76 |
|
2023 |
361.966. 913 |
255.627.429 |
106.339.484 |
70,6 |
|
2024 |
344.017.272 |
261.801.501 |
82.215.770 |
76,1 |
Kaynak: Türkiye İstatistik Kurumu
Resmi kaynaklarda paylaşılan bilgilere göre, Türkiye ekonomisi 2024 yılının üçüncü çeyreğinde %2,1 oranında büyümüş, net mal ve hizmet ihracatının büyümeye katkısı 2,2 oranında olmuş ve bu büyümenin başlıca sebebi dış ticaret olmuştur.[11]
Türkiye 2024’te 261 milyar dolar oranında ihracat gerçekleştirmiştir. Bu doğrultuda, 2024 yılında Türkiye’nin ihracatı gayri safi yurtiçi hasılasına oranla (GSYH) %20,5 olmuştur.
Tablo 3: Ülkelere Göre Yıllık İhracat (En Çok İhracat Yapılan 20 Ülke)
|
Sıra |
Ülke |
2024 (bin dolar) |
Toplam İhracat İçindeki Payı (%) |
|
1 |
Almanya |
20.432.312 |
7,8 |
|
2 |
ABD |
16.351.880 |
6,2 |
|
3 |
Birleşik Krallık |
15.289.517 |
5,8 |
|
4 |
Irak |
13.006.477 |
5,0 |
|
5 |
İtalya |
12.953.701 |
4,9 |
|
6 |
Fransa |
10.038.621 |
3,8 |
|
7 |
İspanya |
9.782.569 |
3,7 |
|
8 |
Hollanda |
8.568.231 |
3,3 |
|
9 |
Rusya Federasyonu |
8.563.001 |
3,3 |
|
10 |
Birleşik Arap Emirlikleri |
8.294.361 |
3,2 |
|
11 |
Romanya |
7.782.388 |
3,0 |
|
12 |
Polonya |
6.262.705 |
2,4 |
|
13 |
Bulgaristan |
5.149.998 |
2,0 |
|
14 |
Yunanistan |
4.818.247 |
1,8 |
|
15 |
Belçika |
4.362.559 |
1,7 |
|
16 |
Mısır |
4.176.025 |
1,6 |
|
17 |
Suudi Arabistan |
3.985.345 |
1,5 |
|
18 |
Ukrayna |
3.537.598 |
1,4 |
|
19 |
Fas |
3.442.264 |
1,3 |
|
|
Diğer ülkeler |
91.615.258 |
35,0 |
|
|
TOPLAM |
261.801.501 |
|
Kaynak: Ticaret Bakanlığı
Türkiye’nin 2024 yılında gerçekleştirdiği toplam ihracatının %41,8’inin AB ülkelerine yapıldığı görülmektedir. Bununla birlikte AB ülkelerine ek olarak diğer Avrupa ülkelerini de dikkate aldığımızda %56,1 oranında bir sonucu ulaşılmaktadır, bu da Türkiye’nin yarısından fazlasını Avrupa’ya gerçekleştirdiğini göstermektedir. Bununla birlikte Asya grubundaki ülkeler %25,4; Amerika ülkeleri %8,7; Afrika %8,3; Avustralya ve Yeni Zelanda %0,5; sayılan gruplara dahil edilmeyen diğer ülkeler ise %9’luk bir kısmı teşkil etmektedir.
Şekil 1: Türkiye’nin En Büyük İhracat Pazarları (%)

Kaynak: TÜİK
Tablo 4: Türkiye’nin Sektörlere Göre İhracatı (milyar dolar)
.jpg)
Kaynak: Türkiye İhracatçı Meclisi[12]
Türkiye’nin ihracat verileri arasında en çok öne çıkanın hem 2022 hem de 2023’te sanayi alanı olduğu görülmektedir. Sanayi alanında otomotiv endüstrisinin 2023’teki ihracat oranlarına bakıldığında 35 milyar dolara ulaştığı görülürken, onu sırayla kimyevi maddeler ve mamulleri (30,5 milyar dolar), hazır giyim ve konfeksiyon (19,2 milyar dolar), elektrik ve elektronik (16,2 milyar dolar), çelik sektörlerinin (14,9 milyar dolar) izlediği anlaşılmaktadır. Öte yandan, 2022 ve 2023 arasında ihracat oranları bakımından bazı sektörlerde ciddi değişimler yaşanmıştır. En çok değişimin olduğu sektör zeytin ve zeytinyağı ürünleri olup bu değişim ihracat gelirlerinin 0,5 milyar dolardan 0,9 milyar dolara çıkmasıyla yaşanmış, bu da %75,9’luk bir değişim olarak yansımıştır. Gemi, yat ve hizmetleri sektöründe de %33,5 oranında yüksek bir değişim yaşanmış, bu da ihracat değerlerinin 2023’te 1,5 milyar dolardan 1,9 milyar dolara yükselmesi şeklinde gözlemlenmiştir. Mücevher sektörü de ilgili sıralamayı takip etmiş, ihracat değerinde 7,7’e yükselerek %30,7’lik bir artış yaşanmıştır. Bununla birlikte, ihracat hacmi bir yıl içinde düşen sektörler de bulunmaktadır. Örneğin çelik sektörü, %-29,3 bir değişim yaşamış, ihracat değeri de 21,0 milyar dolardan 14,9 milyar dolara düşmüştür. Yine çimento, cam, seramik ve toprak ürünleri sektörünün ihracat oranlarında %-15,6 düzeyinde bir düşüş yaşanmıştır. Düşüş yaşanan diğer sektörlerden bazılarının su ürünleri ve hayvancılık %-14,2; demir ve demir dışı metaller %13,3 olduğu; onları da deri ve deri mamulleri (%-9,6), hazır giyim ve konfeksiyon (%-9,2), kimyevi madde ve mamulleri (%-9,1), tekstil ve hammaddeleri (%-7,7) gibi diğer bazı sektörlerin izlediği görülmektedir.
- Avrupa’nın Ticaret Görünümü
Şekil 2: Avrupa Ülkelerinin GSYH Oranlarının Artışı (2024-Sonbahar)
Kaynak: Eurostat[13]
AB İstatistik Ofisi Eurostat verilerine göre, 2025’in ilk çeyreğinde takvim etkilerinden arındırılmış GSYH Avro Bölgesi’nde %0,4, AB genelinde %0,3 artmıştır. Yine verilere göre 2024’ün dördüncü çeyreğinde Avro Bölgesi’nde GSYH %0,2, AB genelinde %0,4 izlenmişti.[14]
Uluslararası Para Fonu (International Monetary Fund- IMF) verilerine göre, Nisan 2025 itibarıyla AB’nin GSYH’si cari fiyatlarla 19,99 trilyon doları düzeyindedir. AB genelinde yıllık GSYH büyüme hızı, bir önceki döneme kıyasla %0,3 olarak gerçekleşmiştir.[15] 2024 yılında AB’nin toplam ihracatı 2 trilyon miktarında gerçekleşmiştir, ithalatı da kapsayan ticaret hacmi ise 5,073 milyar avro olarak kaydedilmiştir. AB'nin ticaret dengesi ise 147 milyar avro fazla vermiş, yani ihracat ithalattan daha yüksek seyretmiştir.[16] Yine 2024 yılında AB’nin ihracatı, GSYH’sine oranla yaklaşık %31,3 düzeyindedir; bu oran, ihracatın ekonomik büyümeye katkısını da yansıtmaktadır. AB ekonomisinde ihracatın GSYH içindeki %31’lik payı, Birliğin küresel ticarete yüksek derecede entegre olduğunu ortaya koyarken, bu durumun büyümenin dış talebe duyarlılığını artırdığı yorumu yapılabilir. Türkiye’nin ihracatının GSYH içindeki %20,5’lik payı, AB’nin %31,3’lük oranına kıyasla daha düşük düzeyde gerçekleşmiştir, bu doğrultuda Türkiye’nin ihracata dayalı üretim yapısı, AB'ye kıyasla daha düşük oranda GSYH’ye katkı sağladığından Türkiye’nin dış talebe daha az entegre olmuş bir ekonomi olduğu söylenebilir.
Tablo 5: AB’nin En Çok Ticaret Yaptığı İlk 20 Ülke (bin dolar)
|
Ülkeler |
Mal İhracatı |
Ülkeler |
Mal İthalatı |
||
|
1 |
ABD |
571.113.663,36 |
1 |
Çin |
560.357.747,44 |
|
2 |
Birleşik Krallık |
366.347.917,45 |
2 |
ABD |
355.763.567,83 |
|
3 |
Çin |
227.172.237,93 |
3 |
Birleşik Krallık |
177.135.940,47 |
|
4 |
İsviçre |
210.818.250,45 |
4 |
İsviçre |
147.727.437,34 |
|
5 |
Türkiye |
120.878.716,52 |
5 |
Türkiye |
106.417.388,64 |
|
6 |
Japonya |
71.112.024,37 |
6 |
Norveç |
84.682.637,85 |
|
7 |
Norveç |
66.858.966,87 |
7 |
Hindistan |
77.060.173,81 |
|
8 |
Güney Kore |
59.582.607,19 |
8 |
Güney Kore |
73.462.466,41 |
|
9 |
Meksika |
56.851.320,56 |
9 |
Japonya |
68.716.403,01 |
|
10 |
Hindistan |
52.337.850,26 |
10 |
Vietnam |
59.271.882,43 |
|
11 |
Kanada |
50.975.674,29 |
11 |
Brezilya |
49.574.892,78 |
|
12 |
Birleşik Arap Emirlikleri |
47.643.915,47 |
12 |
Bazı Asya Ülkeleri (toplam) |
46.750.241,34 |
|
13 |
Brezilya |
45.779.347,38 |
13 |
Diğer (tanımlanmayan) |
41.659.362,89 |
|
14 |
Ukrayna |
43.616.503,38 |
14 |
Rusya |
36.285.683,47 |
|
15 |
Avustralya |
40.964.087,36 |
15 |
Kazakistan |
36.010.211,70 |
|
16 |
Suudi Arabistan |
39.211.782,79 |
16 |
Suudi Arabistan |
35.759.052,75 |
|
17 |
Fas |
38.093.374,56 |
17 |
Cezayir |
33.168.686,01 |
|
18 |
Diğer (tanımlanmayan) |
37.581.815,12 |
18 |
Meksika |
31.545.068,31 |
|
19 |
Rusya |
34.011.628,26 |
19 |
Malezya |
30.903.125,72 |
|
20 |
Singapur |
32.032.708,77 |
20 |
Kanada |
29.783.079,50 |
Kaynak: UN Comtrade Database[17]
Verilere bakıldığında, AB’nin en çok mal ihracatı gerçekleştirdiği ülke olarak ilk sırada ABD yer almaktadır. ABD’yi takiben listede Birleşik Krallık, Çin, İsviçre ve Türkiye ilk beş hedef pazarı teşkil etmektedir. Brexit’e rağmen AB’nin ikinci büyük pazarı Birleşik Krallık olmaya devam etmektedir ve gerçekleştirilen mal ihracatının değeri 366 milyar dolar şeklindedir. Birleşik Krallık’ın AB’den ayrılması sahip olduğu ticaret ayrıcalıklarını yitirmesine neden olurken, 2020’de imzaladığı Serbest Ticaret Anlaşması ticareti düzenlemeyi amaçlamış ancak önceden sahip olunan ayrıcalıkların yerine geçebilecek koşulları sağlaması beklenmemiştir.[18] Brexit'e rağmen, ticaret ortaklığının güçlü bir profil çizmesinin gerekçesi, Birleşik Krallık’ın AB üyeliği nedeniyle AB müktesebatına büyük oranda uyumlu olması başta olmak üzere, uzun yıllar süren ticaret pratiklerinin, lojistik ve tüketim alışkanlıkları bakımından yakınlık oluşturmuş olmasıdır denebilir. Öte yandan, AB’nin ihracat ve ithalat verileri kıyaslandığında, ticaret hacminin ilk sıralarını tutan beş ülkenin sabit kaldığı, yalnızca sıralarının değiştiği görülmektedir. Türkiye’ye gerçekleştirdiği mal ihracatı 120 bin dolar tutarındayken, Türkiye’den ithal ettiği malın değeri 106 bin dolar miktarındadır ki bu da AB’nin Türkiye ile olan ticari ilişkisinde ticaret fazlası verdiğini göstermektedir. Yine Türkiye dışındaki ilk beşte yer alan ABD, Birleşik Krallık, Çin, İsviçre örneklerinde ticaret fazlası verirken; Norveç, Güney Kore, Hindistan, Brezilya ve Rusya gibi bazı ülkelerde ihracat değerleri ithalattan düşük kalmıştır.
- İhracatta Türkiye
Türkiye’nin ihracattaki istatistiklerine bakıldığında Türkiye’nin yıllık ihracatta en çok öne çıkan ürün grubu otomotiv ve otomotiv yan sanayi olduğu, onu da makineler, mineral yağ türevleri, elektrikli makinalar, mücevherler, demir ve çelik, plastik ve plastikten ürünler, demir veya çelikten eşyalar, örme giyim eşyası ve aksesuar, örme olmayan giyim eşyası ve aksesuar, meyve ve kuruyemiş, alüminyum ve alüminyumdan eşya, mobilyalar ile aydınlatmalar ve prefabrik yapılar, hava taşıtları ve bunların parçaları, silah ve mühimmat ile parçaları, kauçuk ve kauçuktan eşya, sebzeler ve meyveler ile bunlardan üretilmiş ürünler, bakır ve bakırdan eşya, sebzeler ve kök sebzeler, eczacılık ürünleri olduğu görülmektedir.
Tablo 6: Türkiye’nin En Çok İhracat Gerçekleştirdiği 20 Sektör
Kaynak: T.C. Ticaret Bakanlığı
Türkiye sayılan sektörler arasında bazılarında dünyanın en önemli ihracatçısı olarak öne çıkmaktadır. Örneğin Türkiye el dokuması halılar grubunda 2023’te 2,28 milyar dolar elde ederek dünyanın birinci el dokuması halı ihracatçısı olmuştur. Bununla birlikte örme kumaş kategorisinde Türkiye Çin’den sonra dünyanın ikinci büyük ihracatçısı (1,96 milyar dolar), yine yer döşeme halıları ve parke grubunda Türkiye Çin’den sonra dünyanın ikinci ihracatçısı (2,96 milyar dolar) olmuştur.[19]
Tablo 7: El Dokuması Halılar İhracatında Öne Çıkan Ülkeler (dolar)
|
|
Ülkeler |
İhracat |
|
1 |
Türkiye |
2,28 milyar |
|
2 |
Hindistan |
872 milyar |
|
3 |
Çin |
613 milyon |
|
4 |
ABD |
1,65 milyar |
|
5 |
Almanya |
379 milyon |
|
6 |
Suudi Arabistan |
306 milyon |
Kaynak: OEC World Database
2023’te ticareti gerçekleştirilen 1217 ürün arasından, el dokuması halı ürün grubunun ihracatının küresel ölçekte 507’nci sırada geldiği, bunun da toplam küresel ticaretin %0,024’ünü oluşturduğu belirtilmektedir.[20]
Türkiye AB’ye yoğun bir biçimde ihracat gerçekleştiren ülkeler arasında yer almaktadır Türkiye’nin AB pazarındaki yerini korumaya devam etmektedir. Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası verilerine göre, AB’nin ithalat talebi 2024’te düşmüş olmasına rağmen aynı dönemde Türkiye’nin AB’ye olan aylık ihracatı ortalama 8,7 milyar dolarından 8,9 milyar dolar seviyesine çıkmıştır.[21]
- Türkiye’nin Güçlü Sektörleri
Türkiye’nin ihracat ürünleri arasında en büyük paya sanayi ürünleri sahiptir. Sanayi ürünleri arasında ise otomotiv yan sanayi ürünlerini kapsayan taşıtlar ve aksesuarları ürün grubu Türkiye’nin AB’de en güçlü olduğu sektörleri oluşturmaktadır.[22]
Tablo 8: Türkiye’nin AB’ye İhracatında Ürün Grupları Dağılımı (%)
|
Ürün grupları |
İhracattaki Payı |
|
Tarım ürünleri |
14,3 |
|
Sanayi ürünleri |
70,7 |
|
Madencilik ürünleri |
2,2 |
|
Kayda girmemiş diğer ürünler |
12,9 |
Kaynak: TİM[23]
Türkiye’nin AB’ye taşıtlar ve bunların aksamları grubundaki ihracatı 2024 yılında 21,770,480 bin dolar tutarına ulaşmış ve Türkiye’nin AB’ye ihracatında en güçlü olduğu sektörü teşkil etmiştir. Bunun yanı sıra, makineler ve parçaları sektörü ile mineral yakıtları kapsayan sektörler ihracatta öne çıkan üç sektör durumundadır.
Tablo 9: Türkiye’nin AB’ye En Çok İhraç Ettiği İlk 15 Ürün Grubu (bin dolar)

Kaynak: Trade Map
Veriler göz önüne alındığında Türkiye’nin AB pazarına yönelik sanayi ürünleri ihracatında kayda değer bir aktör haline geldiği görülmektedir. Öte yandan örme ve örülmemiş giyim eşyaları kategorisinde de yine 2022’de 11,8 milyar dolardan 2024’te 10,6 milyar dolara gerileme olduğu ve yaklaşık 1,2 milyar dolarlık daralma olduğu verilerle ortaya konmaktadır. Bu daralmanın sebebine yönelik AB pazarının başka tedarikçi ülkelere yönelmiş olabileceği varsayımında bulunulabilse de net sebebin ortaya koyulması için daha detaylı verilerle analiz gerçekleştirilmesi gerekmektedir. Bununla birlikte giyim eşyası kategorileri, demir/çelikten eşyalar ile plastik ve plastikten eşyalar kategorileri, kauçuk ve kauçuktan eşyalar kategorilerinde değerlerde kayda değer değişimler olmadığından durağanlık yaşadığı anlaşılmaktadır. Demir ve çelik kategorisinde 2022’den sonra 2023’te yaşanan düşüşe rağmen 2024’te yeniden artış izlenmiş, bir sene gibi kısa bir süre içinde ihracat oranları eski konumuna yükseltilmiştir.
Türkiye, AB pazarında genel olarak makro ürün gruplarında ilk beşte yer almasa da mikro ürün gruplarında dikkat çekici bir şekilde öne çıkmaktadır. Özellikle ana kategorilerin alt segmentlerinde Türkiye’nin güçlü bir ihracat performansı sergilediği görülmektedir. Örneğin, 0802.12 kodlu kabuklu fındık ürün grubunda Türkiye hem dünya birincisi konumundadır hem de AB’nin toplam fındık ithalatının yaklaşık %70’i Türkiye’den karşılanmaktadır. Benzer şekilde, 1101 kodlu buğday unu ihracatında da Türkiye dünya lideridir.
Tekstil alanında ise Türkiye bazı alt ürün gruplarında güçlü bir aktör olarak konumlanmaktadır. 6109 kodlu tişörtler grubunda Türkiye, AB’nin en büyük beşinci tedarikçisidir; 6110 kodlu örgü hırka grubunda ise altıncı sırada yer almaktadır. Ayrıca, 5701 kodlu el dokuması halı ihracatında Türkiye, AB ithalatında dördüncü sırada bulunmaktadır.
Tarım ürünleri arasında 0804.10 kodlu kuru incir, Türkiye'nin geleneksel olarak güçlü olduğu bir diğer alandır. Bunun yanı sıra, sanayi ürünlerinde de Türkiye’nin rekabet avantajı elde ettiği mikro ürün grupları mevcuttur. Örneğin, 7413 kodlu burgulu bakır kablo ihracatında Türkiye, AB pazarında birinci sıradadır.
Bu veriler, Türkiye’nin yüksek katma değerli veya rekabetçi mikro segmentlerde önemli bir oyuncu olduğunu; bu alanlarda stratejik odaklanmanın ve pazarlama faaliyetlerinin artırılması halinde daha da güçlü bir pozisyon elde edebileceğini göstermektedir.
Öte yandan bu çalışma daha çok Türkiye’nin yükselişte olan ihracat sektörlerini ele almaktadır ve bu sektörlere ilişkin detaylı bir bakış sunmayı amaçlamaktadır.
Tablo 10: AB’nin Türkiye’den İthalatında Öne Çıkan İlk 5 Ürün (avro)
|
Kod |
Ürün |
2022 |
2024 |
Artış (%) |
|
’93 |
Silah ve mühimmat |
133.810 |
364.713 |
172,5 |
|
’88 |
Uçak, uzay araçları vb. |
336.172 |
717.871 |
113,4 |
|
’30 |
Eczacılık ürünleri |
394.564 |
668.386 |
69,4 |
|
’08 |
Yenilebilir meyveler ve sert kabuklu meyveler (narenciye ve kavun hariç) |
2.062.270 |
2.763.713 |
34,0 |
|
’20 |
Sebze, meyve ve diğer bitki parçalarından yapılan gıda ürünleri (konserve, reçel vb.) |
1.470.988 |
1.913.071 |
30,1 |
Kaynak: Trade Map
AB’nin Türkiye’den ithal ettiği ürün grupları arasında en çok artış görülenler silah ve mühimmat, uçak ve uzay araçları, eczacılık ürünleri, meyveler ve sebze meyvelerden yapılmış gıda ürünleri olduğu görülmektedir. Türk savunma sanayi sektörünün ilgili yıllarda insansız hava aracı, askeri ekipman ve mühimmat ihracıyla çeşitli AB ve AB dışı Avrupa ülkeleri pazarlarına giriş yapması 93 ve 88 kodlu iki sektörde değişimin oldukça yüksek olmasına katkı sunmuştur. Örneğin, 2022’de Türkiye Polonya’ya TB2 İHA’sı ihraç etmeye başlamış[24], 2023’te ise Romanya yine TB2 ithal etmeye başlayan ülkelerden biri olmuştur.[25] 2024 yılında bahsedilen iki ülkenin dahil olduğu gruba, Hırvatistan da TB2 ithalatı ile dahil olmuştur, yine Arnavutluk da AB üyesi olmayan ancak aday statüsündeki başka bir Avrupa ülkesi olarak TB2 satın alımı gerçekleştirmiştir.[26]
Öte yandan Türkiye’nin dünya ile kıyaslandığında rekabet avantajı yaşadığı alanlar bulunmaktadır. Örneğin 87 ve 85 kodlu ürün gruplarında AB’nin dünyadan ithalatı azalırken Türkiye’den ithalatı arttığından, dolaylı olarak AB’nin ithalat pazarının Türkiye’ye kaydığını işaret eden veriler söz konusudur.
Tablo 11: AB’nin Türkiye’den ve Dünyadan İthalatında Öne Çıkan Ürün Grupları

Kaynak: Trade Map
Tablodaki verilere göre, AB’nin son üç yılda ithalat oranlarının en hızlı arttığı ürün gruplarından bazılarında, Türkiye’den yapılan ithalat artarken AB’nin dünya genelinden toplam ithalatı azalmış ya da sınırlı bir artış göstermiştir. Öncelikle silah ve mühimmat ürün grubunda hem toplam ithalat hem de Türkiye’den yapılan ithalat yüksek seviyelerde seyretmiştir. Ancak, toplam ithalat %122,4 oranında artarken, Türkiye’den ithalat %173,3 oranında yükselerek genel artışın oldukça üzerine çıkmıştır. Tabloda dikkat çeken bir diğer grup olan uçak ve uzay araçları kategorisinde, AB’nin dünya genelinden ithalatı yalnızca %10,7 oranında artarken, Türkiye’den yapılan ithalat %113,2 oranında artmış ve neredeyse iki katına çıkmıştır. Bu iki ürün grubundaki artışta, Türkiye’nin yükselen savunma sanayi kapasitesi ile AB’nin Ukrayna-Rusya Savaşı gibi bölgesel krizler sonrasında Türkiye ile savunma alanındaki yakınlaşmasının etkili olduğu söylenebilir. Bu durum, Türkiye açısından son derece avantajlı bir tabloyu ortaya koymaktadır.
Benzer şekilde, ’30 (eczacılık ürünleri), ’08 (yenilebilir meyveler ve sert kabuklu meyveler) ve ’20 (sebze, meyve ve diğer bitki parçalarından yapılan gıda ürünleri) kodlu ürün gruplarında da AB’nin Türkiye’den yaptığı ithalat, aynı ürün grubundaki toplam ithalat artışını önemli ölçüde geride bırakmıştır. Bununla birlikte, ilgili ürün gruplarındaki Türkiye’nin pazar payının netleşebilmesi için yükselişin istikrarlı olması ve Türk ürünlerinin ilgili pazarda yerleşik hale gelmesi şarttır.
5. 1. AB Pazarında Türk Ürünlerinin Rekabet Edebilirliği Üzerine: Türkiye ve Diğerleri
AB’nin son yıllarda ticari ilişkilerini yoğunlaştırdığı ülkeler dikkate alındığında, bazı sektörlerde bu ülkelerin Türkiye’ye karşı rekabet gücüne sahip olduğu söylenebilir. Türkiye’nin AB’ye ihraç ettiği ürün grupları arasında yükselişte olan ürün gruplarında Türkiye’nin ihracatçı olarak durumu değişkenlik göstermektedir.
Tablo 12: Türkiye’nin AB’de Yükselişte Olan Sektörlerindeki Performansı

Kaynak: Trade Map
Türkiye, Gümrük Birliği ve AB ile yürüttüğü müzakere süreci sayesinde Avrupa pazarına entegre olmuş ve Birliğin köklü tedarikçilerinden biri konumuna gelmiştir. Ancak son yıllarda AB, ticari ilişkilerini farklı ülkelere yayarak hem tedarikçi hem de alıcı çeşitliliğini artırmıştır.
Tablo 13: AB’nin Son Yıllarda İmzaladığı Üçüncü Ülkelerle Ticari Anlaşmalar
|
Anlaşma/Bölge |
İmza |
Yürürlüğe Giriş |
|
AB-Yeni Zelanda STA |
09.07.2023 |
01.05.2024 |
|
AB-Kenya Ekonomik Ortaklık Anlaşması (Economic Partnership Agreement) |
18.12.2023 |
01.07.2024 |
|
AB-Şili Gelişmiş Çerçeve Anlaşması (Advanced Framework Agreement) |
13.12.2023 |
01.02.2025 |
|
AB-Hindistan STA |
17 Haziran 2022’de bir STA imzalanması için görüşmeler başlatıldı, 2025 sonuna kadar tamamlanması beklenmektedir. |
|
|
AB-Mercosur STA |
06.12.2024 |
Beklemede |
|
AB-Meksika Modernize Edilmiş Küresel Anlaşma (Modernised Global Agreement) |
17 Ocak 2025'te, Komisyon ile Meksika arasındaki müzakereler resmen tamamlanmıştır. |
|
|
AB-Singapur STA (EU-Singapore Free Trade Area) |
19.10.2018 |
21.11.2019 |
|
AB-Güney Kore Dijital Anlaşması (EU-South Korea Digital Agreement) |
10.03.2025 |
Beklemede |
|
AB-Birleşik Krallık Ticaret ve Güvenlik Anlaşması (EU-United Kingdom Trade and Security Agreement) |
19.05.2025 |
Beklemede |
Kaynak: Avrupa Komisyonu
AB’nin son yıllarda imzaladığı ticaret anlaşmaları arasında, bu çerçevede ivme kazanan ülkelerden biri Hindistan olmuştur. 2022’de resmen başlayan Rusya-Ukrayna savaşının ardından, AB'nin başta enerji ve ham madde olmak üzere önemli tedarikçisi olan Rusya’dan pazar kaybı yaşaması, Asya ve ASEAN (Güney Doğu Asya Ülkeleri Birliği/Association of Southeast Asian Nations) ülkelerine yönelmesine neden olmuştur. Bu yönelim, özellikle 2022 itibarıyla Singapur ve Hindistan’dan yapılan ithalatta belirgin bir artışa yol açmıştır. Diğer ülkelerde 2022’de yaşanan artış, Hindistan ve Singapur’dakine kıyasla daha az istikrarlı olmuş, 2022’den sonra yine düşüş gerçekleşmiştir.
Tablo 14: AB’nin Yakın Zamanda Ticaret Anlaşması İmzaladığı Ülkelerden İthalatı (milyon avro)

Kaynak: Avrupa Komisyonu[27]
Singapur’da düşüş eğilimi gözlense de 2022 sonrasında ciddi bir değişim yaşanmamıştır. Bu durum, ticari ilişkilerin daha istikrarlı bir seyir izlemeye eğilimli olduğunu göstermektedir. Öte yandan, Hindistan’ın 2022’den itibaren dalgalı da olsa AB’nin ithalatında yer almaya başlaması, aynı yıl Serbest Ticaret Anlaşması (STA) müzakerelerine başlanmasıyla ilişkili olabilir. Her ne kadar henüz anlaşma imzalanmamış olsa da AB’nin Hindistan ile diyaloğa girmesi, AB’li ithalatçıların bu pazara ilgisini artırmıştır. Dolayısıyla, 2022 yılı AB açısından stratejik ticaret yöneliminin değiştiği bir dönüm noktası olmuştur. Hindistan ve Singapur gibi ülkeler, yeni tedarik ortakları olarak öne çıkmıştır. Bu durum doğrudan bir “pazar kayması” olarak değerlendirilmemesine rağmen tedarik zincirinin çeşitlendirilmesi ve jeopolitik yeniden konumlanma çerçevesinde yorumlanabilir.
Birleşik Krallık ile 2025’te imzalanan anlaşmalar çerçevesinde, Brexit sonrası zayıflayan ticari ilişkilerin ilk gümrük uygulamalarıyla toparlanması ve ticaretin derinleşmesi beklenmektedir. Öte yandan, Güney Kore bağlamında ise 2020–2021 çip krizi sonrasında AB’nin Çin’e olan bağımlılığını sorgulamaya başlaması ve tedarik zincirini çeşitlendirme hedefiyle yeni pazar arayışına girmesi etkili olmuştur. Bu doğrultuda, 2024 yılında AB-Güney Kore Dijital Ortaklığı kapsamında yarı iletkenler alanında ortak finanse edilen dört projeye destek verildiği duyurulmuştur. Bu gelişmeler ışığında, önümüzdeki dönemde hem Güney Kore’nin hem de Birleşik Krallık’ın AB ile ticari bağlarının daha da yoğunlaşması beklenmektedir.
Kenya, Meksika, Şili ve Yeni Zelanda ise yine AB’nin ticari anlaşmalar imzaladığı ve bu doğrultuda ticari ilişkilerini iyileştirdiği diğer ülkeler olmuştur.
AB’nin son yıllarda ticari ilişkilerini yoğunlaştırdığı ülkeler, Türkiye’nin AB’ye en çok ürün ihraç ettiği ürün gruplarında Türkiye’nin rakibi olarak karşımıza çıkmaktadır.
• Silah ve Mühimmat
AB, silah ve mühimmat ithalatında en çok ABD’den alım yapmaktadır; ABD, bu alanda AB pazarında en belirgin konumda bulunan ülkedir. Listede, AB ülkeleri dışında Birleşik Krallık (4. sıra), İsrail (5. sıra) ve Türkiye (12. sıra) öne çıkmaktadır. Son yıllarda AB ile ticaretini çeşitli anlaşmalarla artıran ülkeler arasında yer alan Birleşik Krallık’ın, silah ve mühimmat satışında da öne çıkması dikkat çekicidir. Öte yandan, Güney Kore bu alanda 64. sırada yer almakta, dolayısıyla Türkiye’ye kıyasla AB pazarında daha az iddialı bir konumda bulunmaktadır.
• Uçak ve Uzay Araçları
Bu kategoride, Birleşik Krallık, AB’nin en çok ithalat yaptığı üçüncü ülke olarak öne çıkmaktadır. Onu sırasıyla Kanada (4.), ABD (5.) ve Hindistan (6.) takip etmektedir. Listede ayrıca Singapur (10.), Güney Kore (13.), Meksika (14.) ve Türkiye (27.) sıradadır. Bu bağlamda, söz konusu ülkeler uçak ve uzay aracı sektöründe Türkiye’nin AB pazarındaki potansiyel rakipleri konumundadır.
• Eczacılık Ürünleri
Eczacılık ürünleri grubunda, İsviçre (2. sıra) ve ABD (3. sıra) ilk sıralarda yer almaktadır. Bunları Birleşik Krallık (9.), Hindistan (11.), Çin (15.), Singapur (19.), Güney Kore (20.), Meksika (25.) ve Türkiye (29.) takip etmektedir. Bu tablo, Türkiye’nin bu sektörde rekabet ettiği ülkelerin çoğunun son yıllarda AB ile ticaretini artıran ülkeler olduğunu göstermektedir.
• Yenilebilir Meyveler ve Sert Kabuklu Meyveler
Bu ürün grubunda ABD (1. sıra) başı çekerken, Meksika (2.), Şili (5.) ve Çin (7.) öne çıkan ülkeler arasındadır. Türkiye, bu grupta 10. sırada yer almaktadır ve bu alanda nispeten güçlü bir konuma sahiptir.
• Konserve Ürünleri
Konserve gıda ürünleri kategorisinde Çin (1. sıra) ilk sırada yer alırken, onu ABD (5.), Brezilya (8.) ve Türkiye (9.) takip etmektedir. Türkiye, bu kategoride AB pazarında rekabetçi bir oyuncu olarak öne çıkmaktadır.
Tablo 15: AB’ye İthali Yoğunlaştırılan Ürün Gruplarında Türkiye ile Rekabet Eden Ülkeler
|
Ürün Grubu |
Rakip Ülkeler |
|
Silah ve mühimmat |
Birleşik Krallık |
|
Uçak ve uzay araçları |
Birleşik Krallık, Hindistan, Singapur, Güney Kore, Meksika |
|
Eczacılık ürünleri |
Birleşik Krallık, Hindistan, Singapur, Güney Kore, Meksika |
|
Yenilebilir meyveler ve sert meyveler |
Meksika, Şili, |
|
Konserve ve bitkisel gıdalar |
Türkiye rakiplerine göre daha çok ihracat gerçekleştirmiştir. |
Kaynak: Trade Map
Sonuç olarak, Türkiye, konserve ve bitkisel gıdalar dışındaki tüm ürün gruplarında, son yıllarda AB ile ticareti artış gösteren ülkelere kıyasla daha az ihracat gerçekleştirmiştir. Türkiye’nin AB’ye ihracatının bir kısmı yüksek katma değerli teknolojik ürünleri kapsarken, büyük bir kısmı ise düşük teknolojili ürünlerden oluşmaktadır.
Öte yandan, Türkiye yükselen ekonomiler arasında son 10 yılda Küresel İnovasyon Endeksi'nde (Global Innovation Index) en hızlı yükselen ülkelerden biri olmuştur. Türkiye, 2024 yılında bu endekste 37’nci sırada yer almıştır. 2014 yılında 1 milyar 640 milyon dolar olan savunma sanayi kaynaklı ihracat geliri, 2024 yılı itibarıyla 7 milyar 100 milyon dolara yükselmiştir.[28]
Tablo 16: Türkiye ile Rekabet Eden Ülkelerin GII Sıralamaları
|
Rakip Ülkeler |
GII Dünya Sıralaması |
GII Bölge Sıralaması |
|
Birleşik Krallık |
5 |
3 (Avrupa) |
|
Hindistan |
39 |
1 (Orta ve Güney Asya) |
|
Singapur |
4 |
1 (Güney Doğu Asya, Doğu Asya, Okyanusya) |
|
Güney Kore |
6 |
2 Güney Doğu Asya, Doğu Asya, Okyanusya) |
|
Meksika |
56 |
3 (Latin Amerika ve Karayipler) |
|
Şili |
51 |
2 (Latin Amerika ve Karayipler) |
Kaynak: Global Innovation Index[29]
Küresel İnovasyon Endeksi, ülkelerin yüksek teknolojili ve yüksek katma değerli ürün üretme potansiyelini ortaya koymaktadır. Türkiye’nin bu endekste en hızlı yükseldiği ihracat sektörlerine bakıldığında, söz konusu sektörlerdeki rakiplerinin çoğunlukla bölgelerinin en yenilikçi ülkeleri arasında yer aldığı dikkat çekmektedir. Bu durum, Türkiye’nin son yıllarda iddialı hale gelmeye başladığı yüksek teknoloji ürün gruplarında, rekabetin oldukça yoğun olduğunu göstermektedir. Dolayısıyla Türkiye'nin, bu ülkelerle ihracat rekabetçiliğini sürdürebilmesi için özellikle yüksek teknolojili ürünler alanında daha fazla çaba harcaması gerektiği açıkça ortaya çıkmaktadır.
Tablo 17: Türkiye’nin Küresel İnovasyon Endeksi (GII) Alanlarındaki Performansı
|
GII Endeksi Puanlama Alanları |
Puan |
|
Kurumlar |
33,30 |
|
İnsan Kaynağı ve Araştırma |
39,97 |
|
Altyapı |
59,23 |
|
Pazar Gelişmişliği |
43,38 |
|
İş Gelişmişliği |
31,12 |
|
Bilgi ve Teknoloji Çıktıları |
28,56 |
|
Yaratıcı Çıktılar |
48,26 |
Kaynak: Global Innovation Index[30]
GII 2024 Türkiye raporunda, Türkiye’nin inovasyondaki güçlü yönleri arasında menşei ülke başına düşen endüstriyel tasarım ve menşei ülke başına düşen marka başvuruları ilk sırada yer alırken, yükseköğrenime kayıt oranı ikinci sırada gelmektedir. [31] Bu veriler, Türkiye’nin GII Endeksi ölçütlerine göre yerli tasarım üretimi ve marka yaratımı konusunda, diğer alanlara kıyasla daha güçlü bir performans sergilediğini göstermektedir. Sayılan bu alanlardaki göreli başarısına rağmen, Türkiye’nin yüksek teknoloji ürünleri konusundaki performansı küresel ölçekte güçlü bir konumda değildir. Bu doğrultuda tüm bu göstergeler, Türkiye’nin yüksek katma değerli üretim potansiyelinin hâlâ tam anlamıyla kullanılmadığını ve bu alanda gelişmeye açık bir alan bulunduğunu ortaya koymaktadır.
Türkiye'nin savunma ve askeri alandaki ihracatının artışı, yüksek teknoloji ürün ihracatındaki yükselişe işaret etse de genel ihracatın büyük bölümünün hâlâ tüketim ürünlerinden oluştuğu görülmektedir. Türkiye, AB'ye ihracatta daha çok tüketim ürünleri ihraç eden ve özellikle konserve ürün grubunda öne çıkan bir profil sergilemektedir. Bununla birlikte, Türkiye; silah ve mühimmat ile yenilebilir meyveler ve sert kabuklu meyveler ürün gruplarında da güçlü bir konuma sahiptir. Ayrıca, uçak ve uzay araçları ile eczacılık ürünleri gibi sektörlerde de AB pazarında belirgin bir varlık göstermektedir.
- AB Pazarında Güncel Dinamikler: İhracatçılardan Beklentiler
- AB Pazarını Şekillendiren Etmenler
AB politika yapımı bütüncül, uzun vadeli ve geleceği güvence altına alan bir tutumla karakterize olmaktadır. Dünya ticaretinde büyük bir payı olan AB’nin yeşil gündem, ikiz dönüşüm, dijital dönüşüm, işçi haklarının gözetilmesi ve çeşitli çevresel endişeler politika yapımını ve bu doğrultuda ticari ilişkilerini etkilemektedir.
AB pazarındaki tüketici profilinden söz edilirken, tüketicinin sorumluluk bilinci yüksek, siyasal ve sosyal olaylara duyarlı, ürün niteliğine ve kalitesine önem veren, fiyat algısı güçlü bir yapıda olduğu söylenmektedir.[32] Bu bakımdan ürünlerini AB pazarında sunmak isteyenlerin de tüketici profilini göz önüne alarak ilerlemektedir. Komisyon, AB tüketici algısına yönelik Mart 2025’te yayımladığı raporunda tüketicilerin alışveriş endişeleri incelenmektedir. Söz konusu rapora göre, tüketicilerin %38’i faturalarını ödemekte, %35’i ise istedikleri yiyecekleri almakta zorlanmaktadır. Pahalılık tüketicilerin çevre dostu ürünlere olan yaklaşımını da etkilerken 2022’de %56 olan çevresel etkileri dikkate alma oranı 2024’te %43’e düşmüştür, yine de tüketicilerin çevre dostu ürün talebinin yarıya yakın bir oranla sürdüğü görülmektedir. Ayrıca, sınır ötesi e-ticaret tercih eden tüketicilerin sayısı artmış, tüketicilerin %35’i başka bir AB ülkesinden, %27’si AB dışından alışveriş yapmıştır. Online alışveriş yapanların oranı %71'den %76’ya yükseldiği raporda ortaya konan veriler arasındadır.[33] Yine başka bir AB tüketici raporuna göre, tüketicilerin %57’si özellikle gıda ürünleri satın alırken hem çevre dostu hem de ürün kalitesi yüksek olan ürünleri tercih etmektedir. Avrupalı tüketiciler için en önemli beş değerin ortaya konduğu raporda bu değerler; aile, özgürlük, mutluluk, refah ve arkadaşlık olarak sıralanmıştır. Bu da Avrupalı tüketicilerin satın aldıkları ürünlerle bağ kurarak, hikayesi ve sosyal değeri olan ürünleri tercih ettiklerini göstermektedir.[34] Bu bağlamda, AB’nin Yeşil Mutabakat kapsamındaki Sınırda Karbon Düzenleme Mekanizması, Kurumsal Sürdürülebilirlik Özen Yükümlülüğü ve Ormansızlaşma Karşıtı Yasa gibi sosyal değerleri önceleyen düzenlemelerin yalnızca siyasi gündemin bir sonucu değil, aynı zamanda toplumların talepleriyle de paralel şekilde benimsendiği yorumu yapılabilmektedir.
- Bir Politika Önceliği Olarak Yeşil Mutabakat
2019’da Komisyon tarafından açıklanan ve 2020’de yürürlüğe giren Yeşil Mutabakat, AB’nin, çevre hassasiyetleri gözetilerek iklim krizinin yarattığı sorunları ele alabilmek için çıkartılan düzenlemelerin tamamını kapsayan bir politika inisiyatifidir. İklim değişikliğinin küresel çapta etkilerinin bulunması, hatta dünyanın bazı bölgelerinin iklim değişikliği etkilerini diğerlerinden daha şiddetli yaşaması AB’nin sorunun çözümünün ancak topyekûn bir ortak çaba ile aşılabileceğine olan inancını sağlamlaştırmıştır. Yeşil Mutabakat ile AB’nin ticari ve siyasi ilişkilerinin bulunduğu üçüncü ülkelerdeki paydaşları da birtakım yükümlülükler altına sokulmaktadır. Bu noktada, AB’nin en büyük ticaret ortaklarından olan aday ülke konumundaki Türkiye’nin, 1996 tarihli Gümrük Birliği’nden bu yana sağlamlaştırdığı ticari ilişkileri Türk ihracatçıları Yeşil Mutabakatı takip etme ve uygulama konusunda teşvik etmektedir.
AB’nin Yeşil Mutabakat kapsamında üçüncü ülkelerdeki ihracatçılardan bürokratik anlamda bazı yükümlülükleri yerine getirmesini beklemektedir. Örneğin, bunlardan en öne çıkanlardan birisi 17 Mayıs 2023’te yürürlüğe giren Sınırda Karbon Düzenleme Mekanizması’dır (SKDM-Carbon Border Adjustment Mechanism/CBAM). İlgili uygulamanın amacı iklim değişikliğinin etkilerini artıran endüstriyel sera gazı salınımlarını ücretlendirerek AB pazarına AB dışı ülkelerden giriş yapan ürünlerin daha temiz bir karbon ayak izine sahip olmasını sağlamaktır. 2023-2025 arası dönem düzenlemeye hazırlık amaçlı geçiş dönemi sayılırken, 2026 itibarıyla Avrupalı paydaşların ulusal kayıt sistemine istenen bilgileri girmesi beklenmektedir. Başlangıçta oldukça sıkı bir takvimin ve kapsamın sunulduğu uygulama üye ülkelerden yoğun eleştirilere maruz kalmıştır ve bu nedenle takvimdeki başlangıç tarihi sürekli ertelenmiş, hatta uygulamadan etkilenecek şirket kapsamında daralmaya gidilmiştir. 26 Şubat 2025’te açıklanan Omnibus Paketi, Yeşil Mutabakat kapsamındaki düzenlemelerde hafifleme öngörmüş, bu nedenle SKDM’de değişikliğe gidilerek kapsam dahilindeki AB içi ithalatçıların %90’ının uygulama dışı bırakılacağı yani ücretlendirmelerden muaf tutulacakları açıklanmıştır.[35] Avrupalı ithalatçıların elinin kolaylaştırılması Türk ihracatçının yükümlülüklerinin hafifletilmesi anlamına gelse de Türk ihracatçının AB çevre politikalarına paralel şekilde çevreci üretim yapması bazı rekabetçi sektörlerde diğer ülkelerdeki ihracatçılara kıyasla tercih edilebilirliğini artıracak, uzun vadede de Türkiye’nin 2030 sera gazı salınımlarında ‘artıştan azalım’ hedefine katkı sağlayacaktır.
Bununla birlikte, üçüncü ülkelerdeki paydaşları yakından ilgilendiren düzenlemeler arasında öne çıkan bir diğeri ise Kurumsal Özen Yükümlülüğü Yönergesi’dir (Corporate Sustainability Due Diligence Directive). 22 Aralık 2023’te Resmi Gazete’de yayımlanan yönergenin amacı Avrupalı paydaşların üçüncü ülkelerdeki tedarikçilerinin insan hakları ve çevrecilik konularında en iyi standartlarda çalıştığına emin olmasıyla birlikte şirketlerin küresel değer zincirlerindeki sürdürülebilir ve sorumluluk sahibi anlayışı yaygınlaştırmaktır.[36] Yine bu düzenlemede de Avrupalı şirketlerin küresel zincirlerinin durumuyla alakalı raporlama faaliyetlerini yerine getirmesi beklenmektedir ve düzenlemeden doğan söz konusu yükümlülükler birtakım maliyetleri beraberinde getirmektedir. Bu çerçevede, AB pazarındaki Türk ihracatçıların talep edilen insani ve çevresel standartları sağlaması, AB pazarındaki diğer ihracatçıların yanında rekabetçiliğini artırmasına destek olmaktadır. AB’nin sayılan düzenlemelere ek olarak ihracatçılardan beklediği çeşitli standartlar bulunmaktadır.
Tablo 18: Öne Çıkan Bazı AB Düzenlemeleri ve Türk İhracatçıları Etkilemesi Muhtemel Ürün Grupları

Kaynak: Avrupa Komisyonu
Tabloda sağlanan düzenlemelerin yanı sıra, AB’nin Türk ihracat kapasitesini etkilemesi muhtemel birçok düzenleme bulunmaktadır. Bu noktada AB pazarına halihazırda erişimi bulunan veya AB pazarına açılmayı planlayan ihracatçıların AB mevzuatını takip etmesi ve ürün niteliklerini AB standartlarıyla uyumlulaştırması ticari ilişkilerin sekteye uğramaması açısından önem taşımaktadır.
Değerlendirme
Türkiye ve AB, kökeni 1963 tarihli Ankara Anlaşması’na dayanan ve özellikle ticaret alanında gelişen istikrarlı ilişkilere sahip iki önemli aktördür. Son dönemde küresel ticaret dinamiklerinde yaşanan değişimler, ABD-AB ilişkilerindeki dalgalanmalar, uluslararası arenada yeni aktörlerin öne çıkması ve Ukrayna-Rusya Savaşı gibi bölgesel gelişmeler, Türkiye ile AB arasındaki iş birliğinin daha da güçlenmesi ihtiyacını gündeme getirmiştir. 1996 yılında yürürlüğe giren Gümrük Birliği’nin ardından, taraflar arasındaki ticari ilişkiler karşılıklı ayrıcalıklar doğrultusunda derinleşmiş ve belirli ürün gruplarında daha entegre bir yapıya kavuşmuştur. Çin gibi bazı ülkelerin AB pazarındaki etkinliği giderek artsa da Türkiye, daha köklü ticari ilişkiler, coğrafi yakınlık sayesinde düşük lojistik maliyetleri ve Gümrük Birliği çerçevesinde elde edilen avantajlar sayesinde rekabet gücünü korumaktadır.
Özellikle son yıllarda, Türkiye’nin AB’ye gerçekleştirdiği silah ve mühimmat ile uçak ve uzay araçları ihracatında dikkat çekici bir artış yaşanmıştır. Bu artış, ilgili sektörlerde Türkiye’nin ihracat kapasitesinin güçlendiğine işaret etmektedir. Ancak söz konusu sektörlerin büyük ölçüde savunma sanayiine yönelik olması ve küresel siyasi ve güvenlik dengelerine duyarlılığı, bu eğilimin sürdürülebilirliği açısından dikkatle değerlendirilmelidir. AB’nin güvenlik ve savunma politikalarında geleceğe dönük yapısal adımlar attığı ve bu kapsamda Türkiye’nin de yer alabileceği Avrupa Güvenlik Eylemi gibi (Security Action for Europe-SAFE) çeşitli girişimlerin gündeme geldiği görülmektedir. Bununla birlikte, söz konusu sektörlerde Türkiye'nin kalıcı bir pazar payı elde edip etmediğini net şekilde değerlendirmek için daha uzun vadeli gözlemlere ihtiyaç vardır. Ayrıca, savunma alanındaki dinamiklerin büyük ölçüde siyasi ve stratejik faktörlere bağlı olması, ticaret verilerinin gelecekte farklı yönlerde seyretmesine neden olabilir.
AB, Rusya-Ukrayna savaşı, çip krizi, küresel statükodaki değişiklikler ve ticaret savaşları gibi gelişmeler nedeniyle tedarik zincirini çeşitlendirme yoluna gitmiştir. Bu doğrultuda, son yıllarda bazı ülkelerle ticari ilişkilerini yoğunlaştırmak amacıyla çeşitli ticaret anlaşmaları imzalamıştır. Bu ülkeler arasında Birleşik Krallık, Güney Kore, Singapur, Hindistan, Şili ve Meksika yer almakta; söz konusu ülkeler, Türkiye’nin AB’ye en yoğun ihracat gerçekleştirdiği ürün gruplarının çoğunda (konserve ürünler hariç) Türkiye’nin önünde konumlanmaktadır.
Türkiye'nin AB’ye ihracatının büyük çoğunluğu tüketim ürünlerinden oluşmaktadır. Öte yandan, yüksek teknolojili ürün ihracatı, özellikle savunma sanayi ve otomotiv sektörlerindeki artışa bağlı olarak yükselme eğilimindedir; ancak bu artış henüz istenen düzeye ulaşmamıştır.
Bu çerçevede, Türkiye’nin yüksek teknolojili ürün gruplarındaki ihracatını artırarak katma değerli ürünlerde öne çıkması, aynı zamanda tüketim ürünlerinde rekabetçiliğini artırması için çeşitli stratejik avantajlara ihtiyaç duyduğu açıktır.
Türkiye’nin ihracatını olumlu yönde şekillendirebilmek amacıyla ihtiyaç duyulan eylemler genel hatlarıyla şu şekilde sıralanabilir:
- Gümrük Birliği’nin Güncellenmesi: AB ile Gümrük Birliği'nin; ham tarım ürünleri, hizmetler, kamu alımları ve kişilerin serbest dolaşımı gibi alanları kapsayacak şekilde genişletilmesi, tarafların bu ilişkiden maksimum verim almasına olanak tanıyacaktır. Nitelikli ve uygun maliyetli iş gücü, coğrafi yakınlık nedeniyle düşük transfer ücretleri ve AB pazarı standartlarına uygun üretim kapasitesi gibi avantajlar, Gümrük Birliği’nin bu doğrultuda genişletilmesiyle daha da pekiştirilecektir.
- Teknoloji ve İnovasyon Kapasitesinin Artırılması: Türkiye’de TÜBİTAK destek programları ve yatırım teşvik bölgeleri gibi ulusal mekanizmaların yanı sıra, savunma, havacılık, biyoteknoloji ve dijital teknolojiler gibi stratejik alanlarda ihracata yönelik Ar-Ge yatırımlarına yönelik kamu destekleri artırılmalı; bu alanlarda niteliksel gelişim teşvik edilmelidir.
- Yeşil Mutabakat ve Benzeri Politikalarla Uyum: AB, son dönemde Omnibus Paketi kapsamında bazı düzenlemeleri gevşetmiş olsa da tüketici anketleri, çevre dostu ürünlere olan eğilimin sürdüğünü göstermektedir. Bu bağlamda, Türk ihracatçılarının çevreye duyarlı ürünler üretmesi, tüketici nezdinde tercih edilebilirliği artıracaktır. Ayrıca, Dijital Hizmetler Yasası, Erişilebilirlik Yönergesi gibi düzenlemelerden kaynaklanan yükümlülüklerin yakından takip edilmesi, Türk ürünlerinin AB pazarındaki rekabet gücünü koruması açısından kritik öneme sahiptir.
- Türk Ürünlerinin Markalaşması ve İmajının Güçlendirilmesi: Türkiye’de uygulanmakta olan TURQUALITY programı gibi markalaşmaya yönelik desteklerin yanı sıra, ihracatçıların marka değeri yaratma konusunda bilinçlendirilmesi önem arz etmektedir. Bu kapsamda, CE, ISO, Dijital Ürün Pasaportu, PDO (coğrafi işaret) gibi sertifikasyonlar, Türk ürünlerinin AB pazarında tercih edilme olasılığını önemli ölçüde artıracaktır.
[1] UN Comtrade https://comtradeplus.un.org/ Erişim tarihi: 30.05.2025
[2] Türkiye İstatistik Kurumu, Ocak 2025 Dış Ticaret İstatistikleri, Genel ticaret sistemine göre ülke gruplarına göre dış Ticaret (2024, 2025).
[3] İktisadi Kalkınma Vakfı, Türkiye- AB Tarihçesi- 1963-1999 Dönemi, t.y. https://www.ikv.org.tr/ikv.asp?id=445https://www.ikv.org.tr/ikv.asp?id=445 Erişim tarihi: 30.05.2025
[4] İktisadi Kalkınma Vakfı, Türkiye- AB Tarihçesi-1999-2005 Dönemi https://www.ikv.org.tr/ikv.asp?lng=tr&ust_id=36&id=446 Erişim tarihi: 30.05.2025
[5] Türkiye İstatistik Kurumu, 2023, 100 Yılın Göstergeleri, https://biruni.tuik.gov.tr/yayin/views/visitorPages/yayinGoruntuleme.zul?yayin_no=618
TÜİK, Yıllara göre dış ticaret (2013-2024).
[6] Harun Gümrükçü, t.y., “Türkiye-Avrupa Birliği İlişkilerinin Dünden Bugüne Evrimi”, Birikim, https://birikimdergisi.com/dergiler/birikim/1/sayi-128-aralik-1999/2321/turkiye-avrupa-birligi-iliskilerinin-dunden-bugune-evrimi/5099 Erişim tarihi: 30.05.2025
[7] T.C. Ticaret Bakanlığı, t.y., Gümrük Birliği’nin Güncellenmesi Etki Analizi Çalışması Basın Bildirisi, https://ticaret.gov.tr/data/5b87239113b8761450e18ee6/Etki%20Analizi%20-%20Bas%C4%B1n%20Bildirisi.pdf Erişim tarihi: 30.05.2025
[8] İsmail Cem Ay, 2021, Marshall “Yardımları”: Türkiye’nin Dışa Bağımlılık Sürecine Etkileri, Biga İktisadi ve İdari Bilimler Fakültesi Dergisi, 2(1)
https://dergipark.org.tr/en/download/article-file/2368174
[9] Birkan Erkek, 2022, 24 Ocak Kararları Ve 12 Eylül Darbesindeki Rolü, Akademik Sosyal Araştırmalar Dergisi, 10(126), s. 159-176, Doi Number: http://dx.doi.org/10.29228/ASOS.57356
[10] Şennur Sezgin, 2009, Türkiye’de 1990-2006 Yilları Arasında Dış Ticaret - Ekonomik Büyüme İlişkisi, Sosyal Bilimler Dergisi, 22, https://dergipark.org.tr/tr/download/article-file/843261
[11] Ömer Bolat, 29 Kasım 2024, X paylaşımı. https://x.com/omerbolatTR/status/1862413920087990569 Türkiye Cumhuriyeti Cumhurbaşkanlığı Strateji Ve Bütçe Başkanlığı, “2024 Yılı 3. Çeyrek Büyüme Verileri açıklandı”, 2 Aralık 2024, https://www.sbb.gov.tr/2024-yili-3-ceyrek-buyume-verileri/. Erişim tarihi: 2.06.2025
[12] TİM Ekonomik Araştırmalar Şubesi, 2024, İhracat 2024 Raporu, https://tim.org.tr/files/downloads/Strateji_Raporlari/ihracat_2024_raporu-2.pdf
[13]“Real GDP growth rate – volume”, Eurostat, 24.05.2025, https://ec.europa.eu/eurostat/databrowser/view/tec00115/default/table?lang=en Erişim tarihi: 2.06.2025
[14]“GDP up by 0.4% in the euro area and by 0.3% in the EU”, Eurostat, 30.04.2025, Https://ec.europa.eu/eurostat/web/products-euro-indicators/w/2-30042025-ap Erişim atrihi: 2.06.2025
[15]“Datasets (European Union)”, International Monetary Fund, https://www.imf.org/external/datamapper/profile/EU Erişim tarihi: 2.06.2025
“GDP up by 0.4% in the euro area and by 0.3% in the EU”, Eurostat, 30.04.2025, https://ec.europa.eu/eurostat/web/products-euro-indicators/w/2-30042025-ap Erişim tarihi: 2.05.2025
[16]“International trade in goods” Eurostat, August 2024, https://ec.europa.eu/eurostat/statistics-explained/index.php?title=International_trade_in_goods Erişim tarihi: 2.06.2025
[17] UN Comtrade. https://comtradeplus.un.org/ Erişim tarihi: 2.06.2025
[18]“The EU-UK Trade and Cooperation Agreement”, European Commission, n.,d., https://commission.europa.eu/strategy-and-policy/relations-united-kingdom/eu-uk-trade-and-cooperation-agreement_en Erişim tarihi: 2.06.2025
[19] OEC World Database. https://oec.world/en
[20] A.g.e.
[21] Altan Aldan ve Didem Yazıcı, “Türkiye’nin AB’ye İhracatında Talep Koşulları ve Pazar Payı Gelişmelerinin Etkisi”, Merkezin Güncesi, 13.11.2024, https://tcmbblog.org/wps/wcm/connect/blog/tr/main+menu/analizler/turkiyenin
[22] Türkiye İhracatçılar Meclisi, 2025, İhracatta 2025 Hedefleri, https://tim.org.tr/files/downloads/Timreport/TIMReport240.pdf
[23] A.g.e.
[24]Akif Ayyıldız, 16.05.2024, Defence Turk, https://www.defenceturk.net/polonyaya-bayraktar-tb2-teslimati-tamamlandi. Erişim tarihi: 2.06.2025
[25]“Romanya'ya Bayraktar TB2 İhracatı”, 26.04.2025, Baykar, https://baykartech.com/tr/press/romanyaya-bayraktar-tb2-ihracati/ Erişim tarihi: 2.06.2025
[26]“Arnavutluk, Bayraktar TB2 SİHA'ları teslim aldı”, 1.03.2024, Baykar, https://baykartech.com/tr/press/arnavutluk-bayraktar-tb2-sihalari-teslim-aldi/ Erişim tarihi: 2.06.2025
[27]Directorate General Trade and Economic Security, 2025, European Commission. European Union, Trade in goods with countries.
[28] SavunmaSanayiST.com, “Türk Savunma Sanayii İhracatı 2024: 7.1 Milyar Dolar”, 3.01.2025 https://www.savunmasanayist.com/turk-savunma-sanayii-ihracati-2024-7-1-milyar-dolar/ Erişim tarihi: 18.07.2025
[29] World Intellectual Property Organisation, 2024 Global Innovation Index, https://www.wipo.int/edocs/gii-ranking/2024/tr.pdf Erişim tarihi: 21.07.2025
[30] A.g.e.
[31] A.g.e.
[32] Jessica Moulton, Gizem Ozcelik, Nadya Snezhkova, 21.03.2025, “An update on European consumer sentiment: Caution prevails, but some are ready to treat themselves”, Alexandra Mondalek (Ed.), McKinsey, https://www.mckinsey.com/industries/consumer-packaged-goods/our-insights/an-update-on-european-consumer-sentiment Erişim tarihi: 2.06.2025
[33]“Key consumer data”, 14.103.2025, European Commission, ttps://commission.europa.eu/strategy-and-policy/policies/consumers/consumer-protection-policy/key-consumer-data_en Erişim tarihi: 2.06.2025
[34]“Consumer Trends 2025 in Europe”, Innova, t.y., https://www.innovamarketinsights.com/trends/consumer-trends-2025-in-europe/. Erişim tarihi: 2.06.2025
[35]“Carbon Border Adjustment Mechanism”, 28.03.2025, European Commission, https://taxation-customs.ec.europa.eu/carbon-border-adjustment-mechanism_en Erişim tarihi: 2.06.2025
[36]“Implementing and delegated acts – CSRD” t.y., European Commission, https://finance.ec.europa.eu/regulation-and-supervision/financial-services-legislation/implementing-and-delegated-acts/corporate-sustainability-reporting-directive_en Erişim tarihi: 2.06.2025