İKTİSADİ KALKINMA VAKFI

Türkiye’nin AB Uzmanı
ANA SAYFA » GÜNDEMDEN » 2025 » İKV'DEN AB NÜKLEER ENERJİYE İLİŞKİN TEMSİLİ PROGRAM 2025 RAPORUNA İLİŞKİN BİLGİ NOTU
18 Haziran 2025

İKV'DEN AB NÜKLEER ENERJİYE İLİŞKİN TEMSİLİ PROGRAM 2025 RAPORUNA İLİŞKİN BİLGİ NOTU

AB Nükleer Enerjiye İlişkin Temsili Program 2025 Raporu'na ilişkin İKV Bilgi Notu yayımlandı.
PDF

AB NÜKLEER ENERJİYE İLİŞKİN TEMSİLİ PROGRAM 2025 RAPORU

Melike Sönmez, İKV Uzman Yardımcısı

Komisyon, AB’nin 2050 nükleer hedeflerini ve yatırım ihtiyaçlarını değerlendiren Nükleer Tanımlayıcı Program periyodik raporunu (Nuclear Illustrative Programme/PINC 2025) yayımladı.[1] İlgili iletişim belgesinde, Birlik içi nükleer yatırımların durumu ve genel tabloya ilişkin detaylı içgörüler sunuluyor.

Düşük karbon enerji seçeneklerinden biri olan nükleer enerjiyi tercih edip etmemenin üye ülkenin sorumluluğunda olduğunun belirtildiği raporda bazı üye ülkelerin mevcut nükleer reaktörlerinin ömrünü uzatma seçeneğine giderken bazılarının da ilk kez bir nükleer tesis inşa ederek enerji ihtiyaçlarını bu yolla karşılamayı amaçladığı aktarılıyor.

2024’ün sonunda var olan toplam 101 adet nükleer reaktörün 98 GWe elektriğe eş olduğu, bunların 2023’te AB’nin toplam elektrik ihtiyacının %22,8’ini karşıladığı ve AB içi koordineli stratejilerin Rusya’ya olan nükleer enerji dahil enerji bağımlılığından kurtulmaya katkı sağlayacağı raporda yer alıyor. Bununla birlikte, AB’nin, nükleer güvenlikte küresel liderlik hedefiyle üç ana sütun etrafında şekillenen bir stratejik yaklaşım benimsediği ve bu üç sütunun güçlü ve bağımsız düzenleyici çerçeve, şeffaf ve açık kamusal katılım süreci ve etkili devreden çıkarma, sorumlu atık yönetimi ve döngüsel ekonomi olduğu belirtiliyor.

2017 raporunda, 2025 yılı için AB-27 nükleer kapasitesi 80 GWe olarak öngörülmesine karşın 2024 itibarıyla gerçek kapasitenin 100 GWe civarında olduğu, bunun sebebinin de öngörülenden daha fazla reaktörün uzun süreli çalışmaya devam etmesi olduğu paylaşılırken bazı mevcut reaktörlerin ömrünün 60 yıl daha uzatılması ve yeni reaktör inşalarının zamanında tamamlanması halinde 109 GWe büyük ölçekli nükleer kapasite bulunacağı aktarılıyor. Sunulan senaryoların gerçekleşebilmesi için yaklaşık 241 milyar avro yatırıma ihtiyaç duyulduğu; bunun 205 milyarının yeni reaktör inşası için gerekli olduğu ve 36 milyar avronun ise reaktörlerin ömrünü uzatma uygulamaları için ayrılması gerektiği raporda yer alıyor. Mevcut yeni reaktör projelerinin 5 yıl gecikmesi halinde kapasite kaybının 9 GWe civarında olacağı, bunun maaliyetlere yansımasının da 45 milyar avroyu bulacağı da raporda yer alan bilgiler arasında.

Diğer enerji kaynaklarına kıyasla nükleer enerjinin avantajları hem baz yük hem de esnek yük sağlaması sebebiyle esnek bir güç olması ve sistemin ani değişimlere karşı direncinin bulunması, ilk başta yüksek maliyetli oluşuna karşı zaman içinde daha az yatırım ihtiyacı sebebiyle tercih edilebilir oluşu olarak sıralanırken; bunun da AB iklim hedeflerine düşük maliyetli geçişe katkı sağladığının altı çiziliyor. Nükleer teknolojinin yenilikçi olması sebebiyle yeni nesil MR (Küçük Modüler Reaktörler) ve AMR (İleri Modüler Reaktörler) ve mikroreaktörler gibi sistemlerin gündemde olması; bu sistemlerin daha hızlı, taşınabilir ve düşük maliyetli olmalarına karşın nükleer sistemlerin güvenlik riskleri sebebiyle dikkatli planlama gerektirdiği ifade ediliyor. SMR ve AMR’lerin ekonomik üretimi için IPCEI (Important Project of Common European Interest/ Avrupa Ortak Önemli Projeleri) kapsamında yeni bir inisiyatif planlandığı, bu inisiyatif çerçevesinde üye ülkelerin, düzenleyici iş birliği ve üretim ölçek ekonomilerini sağlamak için ortak çalışacağı kaydedilirken, söz konusu projeler kapsamında finansmana yönelik kamu destekli risk azaltıcı mekanizmalarla çeşitli finans kaynaklarının bir araya getirildiği hibrit modeller önerildiği aktarılıyor.

Avrupa’da ve dünyada nükleer yatırımlar çoğunlukla elektrik üretimi odaklı olsa da elektriğin yanı sıra nükleerden ısıya ek olarak tıpta kullanılan radyoizotoplar üretiminde de dikkat çekici olduğu paylaşılıyor. Nükleer araştırma reaktörlerinin hayati öneme sahip olduğuna dikkat çekilirken özellikle kanser, kalp, akciğer ve nörolojik hastalıkların tanı ve tedavisinde kullanılan radyoizotopların üretiminde kritik öneme sahip olduğu ve 2035 yılına kadar AB’de tedaviye ihtiyaç duyan hasta sayısının üç kat artması bekleniyor. Ayrıca AB’nin, dünya radyoizotop ışınlama hizmetlerinin %65’inden fazlasını sağlayan güçlü bir ihracatçı olduğu belirtiliyor. Buna karşın, HALEU (yüksek düzeyde düşük zenginleştirilmiş uranyum) gibi hammaddelerde dışa bağımlılık bulunduğu da ekleniyor. Yaşlanan araştırma reaktörleri için yatırımlara ihtiyaç duyulduğu ifade edilirken, Avrupa Radyoizotop Vadisi Girişimi (European Radioisotope Valley Initiative-ERVI) girişimiyle AB’nin kendi radyoizotop tedarik güvenliğini sağlama sürecini başlattığı ekleniyor. AB’nin uranyum zenginleştirme oranlarının ciddi bir düşüş yaşadığı, buna karşın tedarikte bağımsızlaşmaya gidilmesi gerektiği ve bunun için AB’deki VVER tipi yalnızca Rus yakıtıyla çalışan Rus reaktörlerine 2027’ye kadar alternatif yakıt tedariki sağlanacağı da ekleniyor. Rusya’ya alternatif olarak, Kanada ve Kazakistan gibi ‘güvenilir’ ortaklarla çalışılacağını ve Komisyonun da bu doğrultuda Rus enerji ithalatını sonlandırmaya yönelik yol haritası sunduğu kaydediliyor.

Nükleer tedarik zincirinin endüstriyel kapasitesine ilişkin ise AB’nin nükleer tedarik zincirinin büyük ölçüde yerli kaynaklara dayalı ve dış şoklara (jeopolitik krizler, ham madde yetersizlikleri, iklim değişikliği) karşı daha dayanıklı hale getirilmesi gerektiğinin önemi vurgulanıyor. Bu çerçevede eğilimin son on yıllarda, yeni inşa faaliyetlerinden ziyade bakım ve modernizasyon ağırlıklı olduğu belirtiliyor. 2050 hedefleri çerçevesinde 60 GWe yeni kapasite için yaklaşık 15 büyük reaktörün eşzamanlı inşa edilmesi gerektiği, özellikle de ağır dövme (heavy forging) gibi kritik üretim süreçleri için acil yatırımlara ihtiyaç olduğu da raporda yer alıyor.

Tedarik zincirleri için gerekli iş gücü konusunda STEM mezunlarının yetersizliği ile yaşlanan nüfus ve nükleer sektörün düşük cazibesinin sektörde önemli insan kaynağı açığı yarattığı, özellikle de SMR gibi yenilikçi alanlarda açığın daha da kritik hale gelerek kırılganlığı artırmaya katkı sağlayacağı ifade ediliyor. Önerilen çözümler ise iş gücü haritalama, eğitim ve yeniden beceri kazandırma (reskilling/upskilling), sektöre geçişleri teşvik (farklı sektörlerden ya da üçüncü ülkelerden) “SKILLS4NUCLEAR” gibi projelerle eğitim altyapısının geliştirilmesi gibi seçenekler bulunuyor.

Son olarak raporun sonuç kısmında ise;

  • Çoğu AB ülkesinin nükleer enerjiyi tercih etmesi sebebiyle nükleer enerjinin AB enerji çeşitliliğinde önemli bir yer tutmasını sağladığı,
  • AB nükleer endüstrisindeki tüm yatırım projelerinin en yüksek nükleer enerji standartlarını karşılaması gerektiği ve üye ülkelerin nükleer atık yönetimi konusunda da uzun vadeli çözümler üretmesi gerektiği,
  • 2050 kapasite artırma hedeflerinin çeşitli çıktılara sebep olduğu, sadece yeni nükleer reaktörlerin değil, reaktörlerin ömrünü uzatma projelerinin de önem taşıdığı,
  • SMR’lere ilişkin özel önem gösterilmesi, tedarik zincirinin daha dayanıklı hale getirilmesi gerektiği,
  • AB nükleer tedarik zincirlerinin istikrarlı ve uzun vadeli bir özveri, daha iyi standartlaşma ve daha gelişmiş iş birliği istediği aktarılıyor.

AB Ekonomik ve Sosyal Komite’nin görüşlerinin alınması ardından ilgili raporun son haline kavuşacağı kaydediliyor.


[1] European Commission, Nuclear Illustrative Programme presented under Article 40 of the Euratom Treaty for the opinion of the European Economic and Social Committee, 13.6.2025 COM(2025) 315 final https://energy.ec.europa.eu/document/download/8fe867fd-6e70-4bc3-9621-c3fef5f0e834_en?filename=COM_2025_315_2_EN_ACT_part1_v3.pdf Erişim tarihi: 17.06.2025