Bared Çil, İKV Uzmanı
Kuantum teknolojileri, atomik ve alt atomik düzeydeki parçacıkların klasik fiziğin ötesinde davranışlarını doğrudan kullanarak bilgi işleme, iletme ve ölçme süreçlerinde yeni imkânlar sunan bir alandır. Süperpozisyon (aynı anda birden fazla durumda bulunabilme) ve dolanıklık (iki ya da daha fazla parçacığın durumlarının birbirine bağlı olması) gibi temel kuantum mekanik ilkeleri, bu teknolojilerin kuramsal zeminini oluşturur. Bu bağlamda, kuantum teknolojileri geleneksel teknolojik yaklaşımlardan farklı olarak, sadece bilgi işleme kapasitesini artırmakla kalmaz, aynı zamanda algılama hassasiyetini, iletişim güvenliğini ve sistemlerin bütünleşmiş işlevselliğini yeniden tanımlama potansiyeli taşımaktadır[1].
Kuantum teknolojileri terimi, klasik bilgi ve ölçüm teknolojilerinin sınırlarını aşan, atom altı düzeydeki fiziksel olguları doğrudan kullanan uygulamaları kapsar. Bu alan, temel olarak kuantum hesaplama, kuantum iletişim ve kuantum sensörler ya da ölçüm sistemleri etrafında şekillenir[2]. Kuantum hesaplama, klasik bilgisayarların çözmekte zorlandığı karmaşık problemlere yeni yöntemlerle yaklaşmayı mümkün kılarken, kuantum iletişim, özellikle kuantum anahtar dağıtımı gibi tekniklerle veri iletiminde yüksek düzeyde güvenlik sağlar. Kuantum sensörler ve metroloji uygulamaları ise ölçüm hassasiyetini olağanüstü seviyelere taşıyarak tıptan jeolojiye, savunmadan navigasyona kadar geniş bir yelpazede yenilikçi çözümler sunar[3]. Bu üç temel yön, birbiriyle etkileşim içinde gelişerek bütünsel bir kuantum ekosisteminin oluşmasına katkıda bulunmaktadır.
Kuantum teknolojilerinin önümüzdeki dönemde hem bilim hem de sanayi bakımından dönüştürücü etkiler yaratması beklenmektedir. OECD, bu teknolojilerin bilgi işleme ve iletme paradigmasını değiştirebileceğini, sağlık, sanayi, finans ve çevre alanlarında ciddi verimlilik artışları sağlayabileceğini ve bu sayede rekabet gücü yüksek dijital ekonomiler oluşturacağını vurgulamaktadır. Öte yandan, bu potansiyel beraberinde ciddi zorluklar da getirir: Kuantum bilgisayarların klasik şifreleme yöntemlerini kırma riski, kuantum sensörlerin yüksek hassasiyetle topladığı verilerin kişisel mahremiyet üzerindeki etkisi ve tedarik zincirlerine olan bağımlılıklar gibi gündemler aktif tartışma konusudur. Ayrıca teknolojinin pratik uygulamaya dönüşebilmesi için hâlâ çözülmesi gereken önemli teknik, kararlılık, hata düzeltme, ölçeklenebilirlik ve standartlaşma gibi ekonomik ve düzenleyici engeller bulunmaktadır[4]. Bu çerçevede, Avrupa’nın ve diğer aktörlerin kuantum teknolojilerinde zamanında konumlanması, yalnızca bilimsel üstünlük değil, aynı zamanda ekonomik ve stratejik bir avantaj anlamına gelecektir.
Kuantum Teknolojilerinde Dünya Genelinde Son Durum
Kuantum mekaniği, 20’nci yüzyılın başlarında geleneksel klasik fiziğin sınırlarını aşan yeni bir düşünce paradigmasını ortaya koymuştur. Bu süreçte, örneğin atomik ve alt atomik düzeyde enerji kuantalarının varlığı fikriyle başlayan temel kuramsal sorular, zamanla deneysel doğrulamalara ve teknolojik uygulamalara dönüşmüştür. Özellikle 2025 yılı, modern kuantum mekaniğinin yaklaşık yüzüncü yılına tekabül etmesi nedeniyle, bu kesitte teknolojinin tarihçesi ve dönüşümü açısından kilometre taşı niteliği taşımaktadır[5].
Bilimsel temeller açısından bakıldığında, süperpozisyon, dolanıklık ve kuantum ölçüm problematiği gibi kavramlar daha önce yalnızca kuramsal fizik alanında ele alınırken, günümüzde bu kavramlar yeniden bilgi işlem, iletişim ve sensör sistemleri bağlamında somut teknolojik çözümler üretmeye başlamıştır. Örneğin, kuantum bilgi bilimi (quantum information science) disiplini bu kavramları bilgi işleme ve iletişim süreçlerine taşıma amacı gütmektedir. Arka planda, kuantum hesaplama sistemleri klasik bilgisayarlarda çözülemez görünen optimizasyon ve simülasyon problemlerine yeni bir yaklaşım önermektedir[6]. Kuantum iletişim ağları, kuantum anahtar dağıtımı gibi yöntemlerle güvenli iletişim imkânı sunmakta ve kuantum sensörler ve metroloji uygulamaları ise ölçümler bakımından önceki dönemlere kıyasla çok daha yüksek hassasiyet seviyeleri vaat etmektedir. Bu bağlamda, bu üç teknoloji ekseni birbirinden bağımsız olmamakla birlikte, birleşik bir kuantum ekosistemi içerisinde değerlendirilmelidir.
Uluslararası düzeyde, kuantum teknolojilerinde hem bilimsel iş birliği hem de stratejik rekabet dikkat çekici düzeyde artmıştır. Örneğin Chinese Academy of Sciences’in uzay ölçekli kuantum iletişim denemeleri gibi projeleri Çin’in bu alandaki atılımlarını yansıtırken, National Institute of Standards and Technology gibi kurumlar kuantum mekaniği temelli ölçüm teknolojilerinde uzun bir geçmişe sahiptir[7]. Yine de yalnızca AR-GE düzeyinde değil, kamu ve özel sektör tarafından yürütülen girişimler ve uluslararası iş birliği ağları da kuantum teknolojilerinin global düzeyde yayılması ve adaptasyonu açısından belirleyici rol oynamaktadır.
Mevcut durumda, kuantum teknolojilerinin AR-GE aşamasından ticarileştirme sürecine geçişte hâlâ belirgin engeller bulunmaktadır. Son yayımlanan verilere göre, 2024 yılı itibarıyla kuantum hesaplama pazarının yaklaşık 1 milyar dolar düzeyinde olduğu ve kuantum sensörler pazarının da 375 milyon dolar olduğu tahmin edilmektedir[8]. Bu veriler, teknolojinin henüz olgun evrede olmadığını göstermektedir. Ölçeklenebilirlik, hata düzeltme, kararlılık, tedarik zinciri yapıları ve sistem entegrasyonu gibi teknik zorluklar sürmektedir. Öte yandan, artan yatırım ve nöbet değişimi sinyalleri (örneğin kuantum sistemlerinde qubit sayısının artması yerine kararlılığa odaklanılması) bu teknolojilerin yakın gelecekte gerçek dünyaya daha yaygın bir biçimde geçebileceğini göstermektedir[9]. Bu bağlamda, dünya genelinde kuantum teknolojileri artık yalnızca kuramsal bir vizyon değil, ekonomik, stratejik ve toplumsal ölçekte etkileri olabilecek bir dönüşümün eşiğinde yer almaktadır.
2025 Kuantum Bilimi ve Teknolojisi Yılı ve Küresel Yansıması
2025 yılı, modern kuantum mekaniğinin ortaya çıkışının yaklaşık yüzüncü yılı olması vesilesiyle, Birleşmiş Milletler Genel Kurulu tarafından “Uluslararası Kuantum Bilimi ve Teknolojisi Yılı” olarak ilan edilmiştir. Bu girişim, UNESCO tarafından yürütülmekte olan küresel bilim girişimlerinin bir parçası olarak şekillenmiş, özel olarak, kuantum bilim ve teknolojisinin hem bilime hem de topluma potansiyel etkin katkılarını vurgulamak amacı taşımaktadır[10].
Bu girişim üç temel hedefe odaklanmakta olup kuantum bilimi ve teknolojisine yönelik toplumsal farkındalığın artırılması, özellikle Küresel Güney ve gelişmekte olan ülkelerde kuantum kapasitesi ile altyapısının güçlendirilmesine öncelik verilmesi ve enerji, sağlık ile iletişim gibi alanlarda kuantum teknolojilerinin sürdürülebilir kalkınma gündemine entegre edilmesinin desteklenmesi amaçlanmaktadır. Bu çerçevede kuantum bölünmesi (quantum divide) kavramı da ön plana çıkmaktadır: yani kuantum teknolojilerinden faydalanma imkânlarının ülkeler arasında, bölgeler arasında farklılaşması riskine karşı alıcı bir bilinç geliştirilmesi gerekmektedir[11].
AB açısından bakıldığında, International Year of Quantum Science and Technology (IYQ 2025) sunduğu fırsatlar oldukça dikkat çekicidir. Avrupa, halihazırda güçlü bir kuantum araştırma altyapısına ve kurumlar arası iş birliğine sahip olmasına karşın, bu tür küresel kampanyaların sunduğu görünürlük ve koordinasyon avantajını, Avrupa’yı kuantum teknolojilerinde lider kılma vizyonuyla uyumlu biçimde kullanabilir[12]. IYQ 2025 kapsamında düzenlenecek konferanslar, kamu bilgilendirme etkinlikleri ve uluslararası ağlara katılım, Avrupa’daki araştırma işletme ekosistemini daha geniş bir küresel platformla entegre edebilme imkânı yaratır. Ayrıca, kuantum teknolojilerinin sürdürülebilir kalkınma hedefleriyle olan bağlantısı, örneğin enerji verimliliği, güvenli iletişim altyapısı ve sağlık alanında yeni sensör uygulamaları gibi boyutlar, Avrupa’nın teknoloji politikası açısından yeni iş birliği ve uygulama alanlarını açabilir. Öte yandan, bu fırsatların gerçekleşebilmesi için Avrupa’nın içindeki araştırma kaynakları, eğitim yetenek havuzu, ulusal stratejiler ve mevzuat ortamının IYQ 2025 gibi girişimler aracılığıyla daha da mobilize edilmesi gerekmektedir.
Bu bağlamda, IYQ 2025 yalnızca bir yıl dönümü kutlaması değil, aynı zamanda kuantum bilim ve teknolojilerinin toplumsal, ekonomik ve stratejik düzeyde daha kapsayıcı, birlikte üretici ve dönüşümsel bir şekilde yerleşmesi için eş zamanlı bir fırsat niteliğindedir. AB, bu fırsatı kendi kuantum vizyonu doğrultusunda değerlendirdiğinde hem kapasite kazanımı hem de küresel rekabetçilik açısından önemli bir adım atabilir.
AB’nin Kuantum Stratejisi
AB düzeyinde kuantum teknolojilerinin gelişimini yönlendirmeye yönelik politika çerçevesi, Komisyonun 2 Temmuz 2025 tarihinde yayınladığı Kuantum Avrupa Stratejisi (Quantum Europe Strategy) ile netleşmiştir[13]. Bu strateji, Avrupa’yı 2030 yılına kadar kuantum teknolojilerinde küresel lider konuma taşımayı hedeflemekte olup araştırma ve inovasyonu, kuantum altyapılarının, kuantum ekosisteminin güçlendirilmesini örneğin yeni girişimlerin oluşumu, ölçeklenme ve tedarik zincirini, uzay ve çift kullanım amaçlı kuantum teknolojilerini ve kuantum yeteneklerini yani insan kaynağının geliştirilmesini kapsamaktadır.
Söz konusu stratejinin uygulama sahasında yer alan diğer unsurlar da dikkat çekicidir. Örneğin, uzun vadeli araştırma yenilik girişimi olan Quantum Technologies Flagship, 2018’de başlatılmış olup kuantum hesaplama, kuantum simülasyon, kuantum iletişim ve kuantum sensör ile metroloji alanlarında araştırma-sanayi iş birliklerini desteklemektedir[14]. Aynı şekilde, Stratejik Araştırma ve Sanayi Gündemi (Strategic Research and Industry Agenda-SRIA 2030) belgesi[15], bu girişim kapsamında hazırlanan ve Avrupa’nın dünyadaki ilk kuantum vadisi olma vizyonunu açıkça ortaya koyan yol haritasıdır.
Üye Devletler düzeyinde ise Kuantum Teknolojileri Hakkında Avrupa Deklarasyonu[16] imzalanarak ortak politika yönelimleri ve iş birliği çerçeveleri oluşturulmuştur. Bu deklarasyon, üyelerin kuantum teknolojileri ekosistemini birlikte geliştirme, araştırma inovasyon programlarını senkronize etme ve stratejik endüstriyel dönüşüm sürecine birlikte girme taahhüdünü içermektedir.
Avrupa’nın stratejik öncelikleri arasında kuantum hesaplama, sensörler ve metroloji, güvenli kuantum iletişim altyapıları olarak EuroQCI ve nihayetinde kuantum internet gibi ileri uygulama alanları bulunmaktadır. EuroQCI, tüm AB üye ülkelerini kapsayan bir kuantum iletişim altyapısı kurmayı ve böylece güvenli veri iletimini garanti altına almayı hedeflemektedir[17].
Yatırım ve uygulama perspektifinde, politika belgelerinde kamu-özel sektör ortaklıklarının teşvik edilmesi, girişim sermayesi ve ölçeklenebilir teknoloji şirketlerinin desteklenmesi ön plana çıkmaktadır. Avrupa, kuantum teknolojileri alanında güçlü bilimsel altyapıya ve araştırma yeteneklerine sahip olmakla birlikte, henüz bu avantajlarını ölçeklenebilir sanayi liderliğine dönüştürmede eksikler yaşamaktadır[18].
Avrupa’nın kuantum teknolojileri alanındaki politika ve stratejisi, bilimsel mükemmeliyetin sanayi uygulama düzeyine taşınmasını amaçlarken aynı zamanda teknoloji egemenliği, güvenlik ve ekonomik rekabetçilik bağlamlarını da dikkate almaktadır. Bu çerçevede Avrupa’nın kuantum vadisi vizyonu, sadece teknik bir hedef değil aynı zamanda stratejik bir dönüşüm programı olarak okunmalıdır.
AB’nin Küresel Rekabetteki Konumu: Güçlü Yanlar ve Zayıf Noktalar
AB’nin kuantum teknolojileri alanında küresel rekabetteki durumu, güçlü bilimsel altyapıya ve kurumsal birikime dayanırken, aynı zamanda ticarileşme, ölçeklenme ve stratejik bütünlük açısından önemli eksiklikler taşımaktadır.
Güçlü Yönler
Avrupa, kuantum teknolojileri alanında nitelikli insan kaynağı, köklü araştırma kurumları ve zengin bilimsel üretim kapasitesi sayesinde güçlü bir başlangıç noktasına sahiptir. Komisyonun strateji belgelerinde de vurgulandığı üzere, kıta dünya çapında araştırma yetkinliği, bilimsel mükemmeliyet ve canlı bir girişimcilik ekosistemine sahiptir. Bunun yanı sıra, Avrupa düzeyinde ortak girişimlerin ve çok ülkeli iş birliği modellerinin kurulması bu alandaki bütünleşik yaklaşımı güçlendirmektedir[19]. Uzun vadeli araştırma ve yenilik girişimi olan Quantum Technologies Flagship, söz konusu koordinasyon kültürünün en somut örneklerinden biridir. Ayrıca, AB düzeyinde oluşturulan politika çerçeveleri ve kuantum teknolojilerine ilişkin ortak hedeflerin belirlenmesi, Avrupa’yı küresel ölçekte daha güçlü ve rekabetçi bir konuma taşıyabilecek stratejik bir zemin oluşturmaktadır[20].
Zayıf Yönler
Buna karşılık, AB’nin bu güçlü başlangıcını endüstriye ve pazara dönüştürme aşamasında önemli zorluklarla karşılaştığı görülmektedir. Araştırma çıktılarının ticarileştirilmesi, patent üretimi ve ölçeklenebilir sanayi oluşumu açısından Avrupa henüz yeterince güçlü değildir. Örneğin, Avrupa şirketleri dünya çapındaki kuantum teknolojisi patentlerinin yalnızca %6’sına sahiptir[21]. Ayrıca, üye ülkeler arasında kuantum stratejilerinin koordinasyonu eksik kalmaktadır. Operasyonel düzeyde strateji bütünlüğü ve kaynakların etkin kullanımında uyumsuzluklar görülmektedir. Bu durum, Avrupa’nın pazar dönüşümü ve ticarileştirme hızının rakiplerine kıyasla düşük kalmasına yol açmaktadır. Ayrıca, teknoloji ve tedarik zincirinde dışa bağımlılık riski ve stratejik teknoloji egemenliği bağlamında zayıf noktalar belirtilmektedir.
Fırsatlar
Avrupa için kuantum teknolojileri alanında son derece önemli ve dikkat çekici fırsatlar ortaya çıkmaktadır. Küresel ölçekte bu teknolojilere yönelik talep hızla artarken, sağlık, güvenlik, enerji ve uzay gibi stratejik alanlarda yeni uygulama olanakları doğmaktadır. Avrupa, sahip olduğu ölçek ekonomisi potansiyeli ve çok ülkeli iş birliği geleneği sayesinde bu gelişmelerden güçlü biçimde yararlanabilir. Üye ülkelerdeki araştırma kurumları, sanayi aktörleri ve yenilikçi girişimlerin oluşturduğu dinamik ekosistem, bütünleşik bir Avrupa pazarı ile ortak uygulama alanlarının gelişmesi için sağlam bir temel sunmaktadır[22].
Tehditler
Avrupa’nın karşı karşıya bulunduğu tehditler de dikkate değerdir. Başlıca küresel rakipler olan Amerika Birleşik Devletleri ve Çin, kuantum teknolojilerinin geliştirilmesi, yatırımların artırılması ve sanayiye entegrasyonu konusunda hızlı ve kararlı adımlar atmaktadır. Kuantum teknolojilerinin hem sivil hem de askerî amaçlarla kullanılabilen çift yönlü yapısı, etik ilkeler ve düzenleyici çerçeveler açısından yeni risk alanları doğurmaktadır. Ayrıca, yetenek göçü, yetersiz yatırım ve standartlaşma eksiklikleri Avrupa’nın rekabet gücünü zayıflatan unsurlar arasında yer almaktadır[23].
Avrupa, kuantum teknolojileri alanında önemli başlangıç avantajlarına sahip olsa da bu potansiyeli sanayi ölçeğine taşımak, ülkeler arası koordinasyonu güçlendirmek ve stratejik özerkliğini pekiştirmek konusunda ciddi sınamalarla karşı karşıyadır. Avrupa’nın güçlü yanlarını koruyarak zayıf noktalarını gidermesi, ortaya çıkan fırsatları zamanında değerlendirmesi ve tehditlere karşı ön alıcı politikalar geliştirmesi, küresel rekabette sürdürülebilir bir liderlik konumu elde etmesinin anahtarı olacaktır.
Türkiye ve AB Arasında İş Birliği Perspektifi
Türkiye’nin kuantum teknolojileri alanında Avrupa ekosistemiyle daha derin ve yapısal bir iş birliği geliştirmesi, hem Türkiye’nin bilimsel ve teknolojik kapasitesinin güçlendirilmesi hem de Avrupa’nın genişleyen kuantum ekosisteminin tamamlayıcılığı açısından stratejik önem taşımaktadır[24]. Avrupa’daki kuantum teknolojileri ekosistemi, ileri araştırma altyapıları, güçlü fon mekanizmaları ve kurumsallaşmış iş birliği modelleriyle öne çıkarken, Türkiye açısından bu ekosisteme entegrasyon önemli fırsatlar kadar belirli yapısal engelleri de beraberinde getirmektedir[25]. Entegrasyon süreci, bilimsel kapasitenin uyumlaştırılması, uzun vadeli politika sürekliliği ve karşılıklı güvene dayalı kurumsal ortaklıkların güçlendirilmesini gerekli kılmaktadır.
Mevcut durumda Türkiye, kuantum teknolojileri alanında sınırlı ancak gelişmekte olan bir araştırma altyapısına sahiptir. Üniversitelerde yürütülen teorik ve deneysel çalışmalar, belirli araştırma merkezleri ve üniversite sanayi iş birliği girişimleri bu alanın temelini oluşturmaktadır. Bununla birlikte, kuantum teknolojilerine özgü büyük ölçekli araştırma altyapıları, sürdürülebilir finansman modelleri ve uzun vadeli ulusal yol haritaları henüz Avrupa’daki muadilleriyle karşılaştırılabilir bir düzeye ulaşmamıştır. Yine de genç ve nitelikli araştırmacı havuzu, mühendislik ve temel bilimler alanındaki akademik birikim ve uluslararası projelere katılım deneyimi Türkiye’nin önemli bir potansiyel sunduğunu göstermektedir.
Türkiye ile AB arasındaki ortak projeler, kuantum teknolojileri alanında iş birliğinin somutlaşabileceği en önemli zeminlerden birini oluşturmaktadır[26]. AB’nin araştırma ve yenilik programları, özellikle Ufuk Programı kapsamında sağlanan fonlar, Türk araştırma kurumları ve üniversiteler için kritik bir araçtır. Bu çerçevede yürütülen çok ortaklı projeler, bilgi transferini hızlandırmakta, ortak laboratuvarlar ve araştırma ağları aracılığıyla Türkiye’nin Avrupa’daki kuantum ekosistemine daha güçlü biçimde eklemlenmesini mümkün kılmaktadır. Ancak bu süreçte idari kapasite, proje geliştirme yetkinliği ve uzun vadeli ortaklıkların sürekliliği belirleyici faktörler olarak öne çıkmaktadır[27].
Türkiye’nin Avrupa ile kuantum teknolojileri alanındaki iş birliğinde çeşitli avantajları bulunmaktadır. Coğrafi konumu, Avrupa ile Asya arasında bir köprü işlevi görmesi, bölgesel araştırma ağları açısından stratejik bir değer sunmaktadır. Ayrıca genç nüfus, bilim ve mühendislik alanlarına yönelik artan ilgi ve gelişmekte olan araştırma altyapısı, uzun vadede kuantum teknolojileri için güçlü bir insan kaynağı potansiyeli yaratmaktadır. Bununla birlikte, yatırım düzeyinin artırılması, ileri araştırma altyapılarının kurulması, düzenleyici çerçevenin netleştirilmesi ve fikri mülkiyet rejiminin güçlendirilmesi gibi alanlarda dikkatli ve bütüncül adımlar atılması gerekmektedir.
Türkiye açısından kuantum teknolojileri alanında Avrupa ile iş birliğinin derinleştirilmesi için stratejik önceliklerin net biçimde tanımlanması büyük önem taşımaktadır. Tüm alanlarda eş zamanlı ilerleme yerine, belirli niş alanlara odaklanmak, Avrupa kuantum değer zincirine tamamlayıcı katkılar sunmak ve bölgesel bir araştırma ve yetenek merkezi olma hedefi etrafında politika geliştirmek daha gerçekçi bir yaklaşım olarak öne çıkmaktadır. Bu doğrultuda atılacak adımlar, Türkiye’nin yalnızca Avrupa’daki kuantum ekosistemine entegre olmasını değil, aynı zamanda bu ekosistemde görünür ve sürdürülebilir bir aktör haline gelmesini mümkün kılabilir.
QuanT
Türkiye’de kuantum teknolojileri alanında somut kapasite oluşumuna işaret eden önemli gelişmelerden biri, Türkiye’nin ilk kuantum bilgisayarı olan QuanT’ın (Quantum Computer of TOBB ETÜ) TOBB Ekonomi ve Teknoloji Üniversitesi Teknoloji Merkezi bünyesinde faaliyete geçirilmesidir[28]. Beş kubit kapasiteli bu sistem, Türkiye’nin kuantum bilgisayar teknolojisine sahip sınırlı sayıdaki ülkeler arasına katıldığını göstermesi bakımından stratejik bir eşik niteliği taşımaktadır. QuanT’ın devreye alınması, yalnızca ileri düzey hesaplama kapasitesinin kazanılması anlamına gelmemekte; aynı zamanda kuantum algoritmaları, yazılım geliştirme, uygulamalı araştırmalar ve insan kaynağı yetiştirilmesi açısından ulusal bir araştırma ve inovasyon altyapısının oluştuğunu ortaya koymaktadır. Üniversite-sanayi iş birliği temelinde şekillenen bu girişim, kuantum teknolojilerinin savunma sanayii, siber güvenlik, finansal teknolojiler, yapay zekâ ve ileri malzeme araştırmaları gibi stratejik alanlarda kullanım potansiyelini artırmaktadır. Ayrıca QuanT etrafında şekillenen ekosistem, Türkiye’nin Avrupa’daki kuantum araştırma ağlarına ve ortak projelere entegrasyonu açısından da önemli bir kaldıraç işlevi görebilecek niteliktedir. Bu tür altyapı yatırımları, Türkiye’nin Avrupa kuantum değer zincirine yalnızca kullanıcı değil, bilgi ve teknoloji üreten bir aktör olarak dahil olabilmesi açısından kritik bir başlangıç noktası sunmaktadır.
AB Kuantum Vadisi Vizyonu
AB’nin kuantum alanındaki iddiası yalnızca mevcut kapasiteyle sınırlı kalmayıp, uzun vadeli dönüşümü hedefleyen geniş kapsamlı bir vizyon içermektedir. Bu vizyonun omurgasını Kuantum Amiral Gemisi girişiminin 2024’te yayımladığı Stratejik Araştırma ve Sanayi Gündemi, Avrupa’yı 2030 itibariyle küresel anlamda ilk kuantum vadisi (Quantum Valley) haline getirmeyi amaçlayan yol haritasını ortaya koymaktadır[29].
Kuantum vadisi tanımı, Avrupa’nın araştırma merkezleri, yenilikçi girişimler, çok sayıda yetişmiş uzman ve kamu ve özel yatırımların birleştiği entegre bir ekosistem kurma hedefini ifade etmektedir[30]. Burada amaç sadece bilimsel araştırma düzeyinde kalmak değil, aynı zamanda kuantum teknolojilerini endüstriyel uygulamalara, geniş ölçekte ticarileşmeye ve toplumsal altyapılara taşımaktır.
2030 Sonrası Perspektifler ve Olası Senaryolar
SRIA 2030’un yeşil ışık yaktığı kuantum hesaplama, kuantum simülasyon, kuantum iletişim ve sensör ile meteoroloji alanları özelinde Avrupa’nın 2030 sonrası dönemde sağlam bir teknolojik dönüşüm yaşaması öngörülmektedir[31].
Özellikle hata düzeltmeli kuantum bilgisayar sistemlerine ulaşılması ile klasik bilgisayarlarla çözülemeyen optimizasyon, simülasyon veya veri analizi problemlerinde kuantum üstünlüğü sağlanabileceği vurgulanmaktadır. Buna paralel olarak, kuantum iletişim altyapılarının geliştirilmesi ve nihai hedef olarak kuantum internetin kurulması, güvenlik, veri koruma, savunma, yüksek güvenilirliğe sahip iletişim ağları ve yeni nesil teknolojik altyapılar açısından çarpıcı bir potansiyel sunmaktadır
Ekonomik açıdan ise, Avrupa’da kuantum teknolojileri sektörünün 2040 itibarıyla yüksek nitelikli binlerce istihdam yaratması ve endüstriyel dönüşümle birlikte küresel pazarda rekabetçi bir konum elde etmesi beklenmektedir[32].
Bu vizyonun gerçeğe dönüşebilmesi için bir dizi kritik başarı faktörü vardır:
Bu hedeflere ulaşmak için AB’nin izlemesi gereken stratejik adımlar şunlar olabilir:
Türkiye’nin Bu Vizyona Katkısı İçin Olası Roller
Türkiye, bu Avrupa vizyonuna hem katkıda bulunabilecek hem de kendisi için stratejik bir avantaj elde edebilecek bir konumda yer alabilir. Özellikle yetenek havuzu, genç nüfus, akademik altyapı ve jeostratejik konum gibi avantajlar uygun politika desteği, yatırım ve uluslararası iş birliği ile Türkiye’yi Avrupa kuantum zincirinde tamamlayıcı ve rekabetçi bir aktör haline getirebileceği öngörülmektedir. Örneğin, Türkiye’de kurulacak nitelikli araştırma-uygulama merkezleri, Avrupa’daki kuantum vadisi ekosistemine entegre edilebilir.
Ancak bu potansiyelin gerçekleşmesi için Türkiye’nin ulusal kuantum stratejisi oluşturması, altyapı ve finansman eksikliklerini gidermesi, uluslararası standartlara uyum sağlaması ve AB çerçevesinde yer alacak proje ve fon mekanizmalarına aktif biçimde katılması gerekmektedir. Bu sayede hem Avrupa genelinde kuantum teknolojilerinin yaygınlaşmasına katkı verilmiş olacak hem de Türkiye’nin bilim-sanayi kapasitesi ileri bir düzeye taşınacaktır.
Sonuç
AB, kuantum araştırmaları, altyapısı ve beşerî sermayesi ile güçlü bir temele sahiptir. Aynı zamanda politika belgeleri ve stratejik inisiyatifler bu potansiyeli sanayiye ve pazara dönüştürme iradesini ortaya koymaktadır. Bununla birlikte, ticarileştirme kapasitesi, endüstriyel ölçeklenme, tedarik zinciri bağımsızlığı ve üye devletler arası koordinasyon gibi konularda hâlâ kayda değer eksikler gözlemlenmektedir.
AB’nin küresel bağlamdaki rekabet gücü, bu güçlü temeller ile stratejik yönelimlerin zamanında ve tutarlı biçimde hayata geçirilmesine bağlıdır. Eğer araştırma-inovasyon altyapısı, sanayiye dönüşüm mekanizmaları, nitelikli iş gücü geliştirme, regülasyon ve etik çerçevesi ve tedarik zinciri güvenliği eşzamanlı olarak ele alınırsa, Avrupa 2030 sonrası dönemde kuantum teknolojilerinde küresel lider konumunu güçlendirebilir. Bunları başaramadığı takdirde ise hem rakipleriyle arayı açmaya çalışırken hem de teknolojik bağımsızlığını korumada zorluklarla karşılaşabilir.
Türkiye açısından ise AB ile kuracağı kuantum alanındaki iş birlikleri, hem ülkenin bilim-sanayi kapasitesini geliştirme hem de uluslararası düzeyde rekabet edebilir bir aktör haline gelme bakımından önemli fırsatlar sunmaktadır. Ancak bu potansiyelin gerçeğe dönüşmesi; ulusal ölçekte kuantum stratejisi oluşturulması, altyapı ve finansman eksikliklerinin giderilmesi, uluslararası projelere aktif katılım ve nitelikli insan kaynağının sürekliliğinin sağlanmasına bağlıdır.
Sonuç olarak, kuantum çağına girerken AB’nin zamanında ve koordineli hareket etmesi hayati önemdedir. Stratejik kararlılık, sanayiye dönüşüm, regülasyon ve etik konularında bütünsel bir yaklaşım benimsenmediği takdirde, kuantum teknolojilerinin sunduğu büyük potansiyel boşa çıkabilir. Bu nedenle hem AB hem de Türkiye planlama, yatırım ve kapasite geliştirmeyi gecikmeksizin başlatmalıdır.
[1] OECD, “Quantum Technologies”, 19.03.2025, https://www.oecd.org/en/topics/sub-issues/quantum-technologies.html, Erişim Tarihi: 03.11.2025
[2] TechTarget, “What is quantum technology? Use cases and future implications”, 14.05,2025, https://www.techtarget.com/searchcio/definition/What-is-quantum-technology-Use-cases-and-future-implications, Erişim Tarihi: 03.11.2025
[3] Qutes, “Expected Applications of Quantum Technologies”, 22.06.2025, https://qutes.si/en/areas/, Erişim Tarihi: 03.11.2025
[4] CSIS, “Quantum Technology: Applications and Implications”, 25.05.2023, https://www.csis.org/analysis/quantum-technology-applications-and-implications, Erişim Tarihi: 03.11.2025
[5] NIST, “100 Years of Quantum Research”, 20.03.2025, https://www.nist.gov/physics/100-years-quantum-research, Erişim Tarihi: 04.11.2025
[6] FAU, “Quantum2025 – 100 Years of quantum is just the beginning”, 14.02.2025, https://www.lightmatter.fau.de/2025/02/quantum2025-100-years-of-quantum-is-just-the-beginning/, Erişim Tarihi: 04.11.2025
[7] China Power, “Is China a Leader in Quantum Technologies?”, 17.08.2023, https://chinapower.csis.org/china-quantum-technology/, Erişim Tarihi: 04.11.2025
[8] QED-C, “State of the Global Quantum Industry”, 04.05.2025, https://quantumconsortium.org/publications/stateofthequantumindustry2025/, Erişim Tarihi: 04.11.2025
[9] McKinsey & Company, “The Year of Quantum: From concept to reality in 2025”, 23.06.2025, https://www.mckinsey.com/capabilities/tech-and-ai/our-insights/the-year-of-quantum-from-concept-to-reality-in-2025, Erişim Tarihi: 04.11.2025
[10] UNESCO, “International Year of Quantum Science and Technology”, 24.02.2025, https://www.unesco.org/en/years/quantum-science-technology, Erişim Tarihi: 05.11.2025
[11] IUPAC, “The International Year of Quantum Science and Technology 2025”, 03.10.2024, https://iupac.org/the-international-year-of-quantum-science-and-technology-2025/, Erişim Tarihi: 05.11.2025
[12] APS, “The United Nations Proclaims 2025 as the International Year of Quantum Science and Technology”, 07.07.2024, https://www.aps.org/about/news/2024/06/united-nations-2025-iyq, Erişim Tarihi: 05.11.2025
[13] Avrupa Komisyonu, “Quantum Europe Strategy”, 02.07.2025, https://digital-strategy.ec.europa.eu/en/library/quantum-europe-strategy, Erişim Tarihi: 06.11.2025
[14] Quantum Flagship, “About”, 02.03.2022, https://qt.eu/, Erişim Tarihi: 06.11.2025
[15] Quantum Flagship, “Strategic Research and Industry Agenda”, 05.07.2024, https://qt.eu/about-quantum-flagship/strategic-research-and-industry-agenda-2030, Erişim Tarihi: 06.11.2025
[16] Avrupa Komisyonu, “European Declaration on Quantum Technologies”, 06.12.2023, https://digital-strategy.ec.europa.eu/en/library/european-declaration-quantum-technologies, Erişim Tarihi: 06.11.2025
[17] Avrupa Komisyonu, “European Quantum Communication Infrastructure – EuroQCI”, 21.07.2021, https://digital-strategy.ec.europa.eu/en/policies/european-quantum-communication-infrastructure-euroqci, Erişim Tarihi: 06.11.2025
[18] ERA Portal, “New Quantum Europe Strategy aims to transform Europe's scientific excellence into economic success”, 03.06.2025, https://era.gv.at/news-items/new-quantum-europe-strategy-aims-to-transform-europes-scientific-excellence-into-economic-success/, Erişim Tarihi: 06.11.2025
[19] Avrupa Komisyonu, “Quantum”, 20.04.2021, https://digital-strategy.ec.europa.eu/en/policies/quantum, Erişim Tarihi: 07.11.2025
[20] Avrupa Komisyonu, “Quantum Technologies Flagship”, 19.04.2021, https://digital-strategy.ec.europa.eu/en/policies/quantum-technologies-flagship, Erişim Tarihi: 07.11.2025
[21] A.g.e.
[22] ECFR, “From niche innovations to global powerhouse: An EU quantum strategy”, 20.12.2025, https://ecfr.eu/article/from-niche-innovations-to-global-powerhouse-an-eu-quantum-strategy/, Erişim Tarihi: 07.11.2025
[23] Sifted, “Europe risks falling behind in quantum race”, 25.08.2025, https://sifted.eu/articles/europe-quantum-race-falling-behind-analysis, Erişim Tarihi: 07.11.2025
[24] Avrupa Komisyonu, “Quantum Technologies Flagship”, 29.10.2018, https://digital-strategy.ec.europa.eu/en/policies/quantum-technologies-flagship, Erişim Tarihi: 16.12.2025
[25] T.C. Dışişleri Bakanlığı Avrupa Birliği Başkanlığı, “Avrupa Kuantum Stratejisi Yayımlandı”, 3.7.2025, https://www.ab.gov.tr/avrupa-kuantum-stratejisi-yayimlandi_54050.html, Erişim Tarihi: 16.12.2025
[26] Avrupa Komisyonu, “The EU’s plan to become a global leader in quantum by 2030”, 02.07.2025, https://commission.europa.eu/news-and-media/news/eus-plan-become-global-leader-quantum-2030-2025-07-02_en, Erişim Tarihi: 16.12.2025
[27] TÜBİTAK, “Uygulamalı Kuantum Teknolojileri Konulu Eureka Network Çağrısı Açılıyor”, 01.02.2024, https://tubitak.gov.tr/tr/duyuru/uygulamali-kuantum-teknolojileri-konulu-eureka-network-cagrisi-aciliyor, Erişim Tarihi: 16.12.2025
[28] TOBB, “Türkiye’nin ilk kuantum bilgisayarının tanıtımı yapıldı”, 21.11.2024, https://www.tobb.org.tr/Sayfalar/Detay.php?rid=30991&lst=MansetListesi, Erişim Tarihi: 26.12.2025
[29] Quantum Flagship, “Strategic Research and Industry Agenda”, 14.02.2024, https://qt.eu/about-quantum-flagship/strategic-research-and-industry-agenda-2030, Erişim Tarihi: 16.12.2025
[30] Quantum Flagship, “New roadmap to position Europe as the ‘Quantum Valley’ of the world”, 14.02.2024, https://qt.eu/news/2024/2024-02-14_new-roadmap-to-position-europe-as-the-quantum-valley-of-the-world, Erişim Tarihi: 17.12.2025
[31] Avrupa Komisyonu, “The EU’s plan to become a global leader in quantum by 2030”, 02.07.2025, https://commission.europa.eu/news-and-media/news/eus-plan-become-global-leader-quantum-2030-2025-07-02_en, Erişim Tarihi: 17.12.2025
[32] Arxiv, “Extending the European Competence Framework for Quantum Technologies: new proficiency triangle and qualification profiles”, 10.10.2024, https://arxiv.org/abs/2410.07692, Erişim Tarihi: 17.12.2025
[33] Arxiv, “Towards a European Quantum Act: A Two-Pillar Framework for Regulation and Innovation”, 13.09.2025, https://arxiv.org/abs/2509.14262, Erişim Tarihi: 17.12.2025
