GÜNDEMDEN » 2020 » ALMANYA-PORTEKİZ-SLOVENYA ÜÇLÜ DÖNEM BAŞKANLIĞI`NIN PROGRAMI AÇIKLANDI | İKV - İKTİSADİ KALKINMA VAKFI

AB’de her 6 ayda bir değişen dönem başkanlığını üstlenen üye ülkeler, trio olarak adlandırılan üçlü gruplar halinde bir arada çalışıyorlar. Trio, uzun vadeli hedefler belirliyor ve 18 ay boyunca ön planda olacak önemli konuları ortaya koyan ortak bir gündem hazırlıyor. AB'nin başlangıcından bu yana var olan dönem başkanlığı sistemi, genişleme ve derinleşme süreçleri ile yenilenmiş ve 2009'da Lizbon Antlaşması'nın yürürlüğe girmesinden sonra daha sistematik bir hale geldi.

Dönem başkanlığı, Birliğin kendisi kadar eski bir sistem. Kurucu ülkeler, genel bir başkan seçmek yerine, kurumun politik yönünü temsil edecek başkanın dönüşümlü olarak başkanlık görevini üstlenmesinin daha yararlı ve daha işlevsel olacağına karar verdi. Dönem başkanlığı süresi, Avrupa Kömür ve Çelik Antlaşması döneminde 3 ayla sınırlı kalırken, Avrupa Ekonomik Topluluğu Antlaşması ile 6 aya çıkarıldı.

Günümüzde, AB Konseyi çatısı altında yer alan dönem başkanlığı sistemi, Birlik ülkelerinin seslerini duyurabilmesi bakımından önemli bir fırsat olarak görülmekte. Altı aylık rotasyon sistemi, dönem başkanlığı yapan ülkelerin AB’nin karar alma mekanizmasına etki eden ve politika oluşturulmasına imkân tanıyan bir unsur olarak görülüyor. Ayrıca, bu sistem rotasyona dayandığı için genellikle üye ülkeler tarafından demokratik olarak değerlendirilmekte. Bu sisteme göre, halen dönem başkanlığını yürüten ülkenin bakanlarıyla, bir önceki ve bir sonraki ülkelerin bakanları birlikte çalışarak sorunlara çözüm arıyorlar.

Trio-Üçlü Dönem Başkanlığı Sistemi Nedir?

Dönem başkanlığı sisteminin yapısı, antlaşmalar, AB Konsey kararları ve AB Zirveleri ile alınan kararlar doğrultusunda değişim gösterdi. 2007 yılında imzalanan ve 2009 yılında yürürlüğe giren Lizbon Antlaşması doğrultusunda dönem başkanlığı yeniden revize edilerek, “trio” olarak adlandırılan, üçlü dönem başkanlığı sistemine geçildi. Buna göre, dönem başkanlığı görev süresi resmi olarak 6 aylık bir dönemi kapsamakta, fakat fiilen 18 aylık bir sürece tekabül etmekte. Bu sistemde sadece bir ülke değil, üçlünün diğer ülkeleri de yoğun bir iş yükü ve sorumluluk paylaşıyor. Ayrıca dönem başkanlığı süresinin uzatılması, uzun vadeli politikaların uygulanabilirliği için bir avantaj olarak görülmekte.  2009 yılında alınan AB Konseyi kararı doğrultusunda trio belirlenirken, üye sayısının artması, üye ülkelerin çeşitliliği ve coğrafi dağılımları göz önünde bulunduruldu. AB Konseyi kararında yer alan bir diğer değişiklik, üye ülkelerin dönem başkanlığı sıralamasının yeniden düzenlenmesi oldu. 2007 ve 2009 yıllarında yapılan değişikliklerin ardından, dönem başkanlığı sırasıyla ilgili son AB Konseyi kararı 2016 yılında alındı.  Buna göre dönem başkanlığı sıralaması 2030 yılına kadar yeniden düzenlendi.  

Bu sıralamaya göre AB’nin en genç üyesi Hırvatistan’ın 1 Ocak 2020 tarihinde başlayan AB dönem başkanlığı, 30 Haziran 2020 tarihinde sona erecek. 1 Temmuz 2020 itibarıyla yeni üçlü başkanlık dönemi başlayacak. Daha önce 2007 yılında AB’nin ilk Trio Programını oluşturan Almanya, Portekiz ve Slovenya, 1 Temmuz 2020 ve 31 Aralık 2021 tarihleri arasında tekrar bu görevi üstlenecek.

Yeni Trio – Üçlü Dönem Başkanlığı Nasıl İşleyecek?

İlk olarak AB’nin lokomotif üyesi Almanya 1 Temmuz 2020 tarihinden 31 Aralık 2020 tarihine kadar AB dönem başkanlığını üstlenecek. Sonrasında AB’ye 1986 yılında üye olan Portekiz, 1 Ocak 2021 tarihinden 30 Haziran 2021 tarihine kadar başkanlığı devralacak ve son olarak Birliğin en küçük ülkelerinden Slovenya 1 Temmuz 2021 ve 31 Aralık 2021 tarihleri arasında AB dönem başkanlığını üstlenecek. Böylece Trio Programı toplamda 18 ayda tamamlanacak.

Yeni Trio Dönem Başkanlığı Sürecinde Gerçekleştirilmek İstenen Hedefler

19 Haziran 2020 tarihinde yapılan resmi açıklama ile Almanya, Portekiz ve Slovenya üçlüsünün AB Başkanlıkları Dönemindeki hedefleri açıklandı. Trio’nun ilk hedefi Çin’de ortaya çıkan ve Avrupa’yı bir süreliğine salgının merkezi haline getiren koronavirüs ile mücadele etmek. Bunun için üçlü, Üye Devletler arasında işbirliğini ve fikir birliğini teşvik etmek, salgını kapsamak, Avrupa'nın dayanıklılığını güçlendirmek, mevcut gelişmeler doğrultusunda sağlam ve sürdürülebilir bir toparlanmayı desteklemek ve Avrupa kriz yönetimini güçlendirmeyi hedefliyor.

2021-2027 bütçesinin sürdürülebilir iyileşmeyi desteklemek için önemli bir araç olacağı ve belirlenen bir ekonomik toparlanma fonu ile birlikte Avrupa'da çözülmesi gereken sorunlara çözüm üretmesi hedefleniyor.

Salgının patlak vermesinden önce Avrupa’nın bir numaralı sorunu olan göç ve mülteci konusu için kapsamlı, kalıcı ve krize dayanıklı çözümler hedefleniyor. Bu bağlamda yasadışı göç ve insan kaçakçılığına karşı alınan önemler artırılmak isteniyor.

Genişleme konusu da Trio için büyük bir önem arz ediyor. AB, Dış ve Güvenlik Politikası Yüksek Temsilcisi ile birlikte Avrupa değerlerinin uluslararası düzeyde desteklenmesi, Batı Balkanlar'a doğru genişleme sürecinin devam etmesi, Doğu ve Güney'e yönelik iddialı bir komşuluk politikası izlenmesi ve Afrika ile işbirliğini güçlendirilmesini hedefliyor.

AB için bir diğer önemli hedef ise Brexit sonrası Birleşik Krallık olan ilişkilerin geliştirilmesi ve serbest ticaret sorununun çözülmesi olarak gösteriliyor.

Trio’nun diğer başlıca hedefleri ise;

• Avrupa'nın dünyadaki çıkarlarını ve değerlerini teşvik ederken adil ve sosyal bir   Avrupa'yı sürdürmek.  Salgın sırasında yaşananlardan ders çıkararak sosyal bütünlüğü,   hukukun üstünlüğünü, eşitliği, insan haklarını ve kurumsal sosyal sorumluluğu teşvik  etmek.

• İnsan haklarına saygı duyan ve vatandaşları kötü niyetli siber faaliyetlerden ve dezenformasyondan koruyan şeffaf ve Avrupa çapında etkili olacak dijital bir dönüşümün sağlanması. Eğitim, araştırma, finans ve sağlık gibi alanlarda dijital ilerleme konusunda gelişme gösterilmesi. Geleceğin kilit teknolojisi olarak gösterilen yapay zekâ konusunda dijital egemenliğin güçlendirilmesi ve sürdürülmesi.

• Avrupa teknolojik ve endüstriyel egemenliğini ve esnek ve rekabetçi bir Tek Pazarı teşvik etmek. Tek Pazar kurallarının etkili ve adil bir şekilde uygulanmasını sağlayarak, adil ve etkili bir vergilendirmeyi ve ayrıca AB'nin kara para aklamayla mücadelesini geliştirmek. Bunun sonucunda, açık, iddialı, adil, sürdürülebilir ve kurallara dayalı ticareti teşvik etmek.

• Avrupa'daki endüstriyel rekabetçiliğin güçlendirilmesi ve küçük ve orta ölçekli işletmeler için istikrarlı bir yatırım ortamı sağlanması. Stratejik değer zincirlerinin, endüstrinin ve ortak Avrupa menfaatine dair önemli projelerinin belirlenmesi. Ekonomik ve Parasal Birliğin derinleştirilmesi, finans sektörünün dijital çağa kazandırılması.

• Tüm bölgelere yayılan ve rekabet güçlerini güçlendiren yenilikçi, sürdürülebilir ve akıllı ekonomik değişime yatırım yapılması. İklim nötr ve yeşil bir Avrupa oluşturulup, sürdürülebilir kalkınma için belirlenen 17 hedefe ve Avrupa Yeşil Anlaşması’nın hedeflerine ulaşılması.

Almanya’nın Avrupa Bakanı Michael Roth, 2007 yılında üç ülke arasında kurulan ve bir ilk olma özelliğini taşıyan Trio Programını yeniden uygulayacak olmalarından mutluluk duyduklarını ve uzun bir ortak program hazırladıklarını belirtti. Roth, üçlünün birlikte salgın krizinin üstesinden gelmek zorunda olduğunu ve beraber daha sosyal, sürdürülebilir ve demokratik bir Avrupa için çalışacaklarını ifade etti.

Roth, özellikle bu kriz zamanlarında Avrupa’nın kendi değerlerine sahip çıkmasını ve hukukun üstünlüğü kavramının tüm Üye Devletlerce güçlendirilmesi gerektiğini vurguladı. Alman Avrupa Bakanı son olarak göç konusunda ortak bir çözüm bulmaları ve iklim değişikliğine karşı verilen mücadelenin devam etmesi gerektiğinin altını çizdi.

Portekizli Diplomat ve Portekiz'in Avrupa İşlerinden Sorumlu Dışişleri Bakanı Ana Paula Zacarias, Almanya, Portekiz ve Slovenya’nın program için gerekli olan bağı kurduğunu ve 18 ay sürecek olan bu programın, bu üç ülkenin AB’nin öncelikleri konusundaki ortak vizyonunu yansıttığını ifade etti.

Zacarias, üçlünün sahip olduğu ortak vizyonun koronavirüs salgını sonucunda yaşanan benzeri görülmemiş ekonomik kriz karşısında Üye Devletlerin ekonomik dayanıklılığını artırmak için çözümler içerdiğini ve programın, krizin sosyal boyutuna ve Avrupa Sosyal Haklar değerlerinin uygulanmasına özel önem vermekte olduğunu ifade etti.  Portekizli Bakan, 2021 yılının Mayıs ayında yapılacak olan Zirve’nin amacının bu hedefe siyasi bir destek vermek olduğunu vurguladı.

Slovenya Dışişleri Bakanlığından Gasper Dozvan ise Slovenya’nın ikinci kez AB dönem Başkanlığı görevini üstlenmekten ve bunu iyi ilişkilere sahip oldukları Almanya ve Portekiz ile yapacak olmaktan mutlu olduklarını ifade etti.

Dozvan, Avrupa toplumlarını ve ekonomilerini yeniden tamamen işlevsel hale getirmek için sürdürülebilir ve kapsayıcı büyümeyi desteklemeleri gerektiğini, ayrıca yeşil değişimi ve dijital dönüşümün de bu büyümeye entegre edilmesi gerektiğinin altını çizdi.

Ayrıca salgın hastalıklar, küresel siber saldırılar veya göç baskıları gibi acil durumlarla başa çıkma planları geliştirerek Avrupa'nın dayanıklılığını artırması gerektiğini vurgulayan Dozvan, üçlünün ayrıca doğu ve güneyde iddialı bir komşuluk politikası izlemeyi planladığını belirtti.

Almanya Dönem Başkanlığı

AB’nin kurucu üyelerinden biri olan ve Birliğin lokomotif üyesi konumunda bulunan Almanya, 2007 yılından sonra tekrardan AB Dönem Başkanlığını üstlenecek. Başbakan Merkel 18 Haziran 2020 tarihinde Alman Parlamentosunda yaptığı konuşmasında Avrupa ve Almanya’nın birbirlerine karşılıklı ihtiyaç duyduğunu ve Avrupa’nın sadece tarihi bir miras değil aynı zamanda geleceğe yönelik bir proje olduğunu vurguladı.

AB’nin şu ana kadar karşılaştığı en büyük sınav olan koronavirüs salgını Almanya’ya kendi dönem başkanlığında büyük bir sorumluluk yüklüyor. Merkel, ülkesi Almanya’nın salgın krizi ile mücadelesi haricinde üç konuya yoğunlaşacağını belirtiyor.

İlk olarak iklim değişikliği ile mücadele ve iklim nötr bir ekonomiye geçiş geliyor. Merkel, Avrupa Komisyonu'nun "Yeşil Anlaşma" stratejisi ile Avrupa ekonomisinin toparlanması için merkezi bir rehber ve aynı zamanda büyük bir fırsat sunduğunu ve Avrupa'nın 2030 yılı için konulan iklim hedeflerine uymak ve iklim tarafsızlığını 2050 yılına kadar bağlayıcı hale getirmenin amaçlandığını belirtti.

Merkel, Almanya’nın ikinci önceliği olarak ekonomi ve toplumun dijitalleşmesi konusuna değindi. Avrupa’nın teknolojik ve dijital olarak bağımsız olması gerektiğini vurgulayan Merkel, salgın krizinin Avrupa’nın hangi dijital alanlarda bağımlı olduğunu açıkça gösterdiğini ifade etti.

Merkel diğer önemli öncelik olarak Avrupa’nın küresel anlamda daha fazla sorumluluk alması gerektiğini ifade etti. Dünya’nın, insan onuru, demokrasi ve özgürlük gibi kavramların korunması için Avrupa’ya ihtiyacı olduğunu belirten Merkel, Afrika’nın Almanya Dönem Başkanlığı için önemli bir pozisyonda bulunduğunu ve Afrika’ya geleceğin kıtası olarak bakılarak ortak ilişkilerin geliştirilmek istendiğini ifade etti. Başbakan Merkel, Çin ile ilgili de hukukun üstünlüğü, insan hakları veya Hong Kong’un geleceği gibi konularda konuşmak için diyaloğa açık olduklarını ve aynı zamanda Çin ile yatırım anlaşması ve iklim korunması gibi konularda çalışmaya devam etmek istediklerini belirtti.

Almanya Dışişleri Bakanı Heiko Maas ise Almanya’nın AB dönem başkanlığı süresince hem motor hem de moderatör görevi göreceğini ve görevlerinin Avrupa’daki tüm insanların yararına olacak çözümler bulmak ve köprüler kurmak olduğunu ifade etti.

Krizin Avrupa’nın dayanışma, taviz verebilme ve sosyal güvenlik gibi güçlü yanlarını ortaya çıkardığını belirten Maas, salgın krizi esnasında Dünya’daki hiçbir bölgenin AB kadar dayanışma göstermediğini ifade etti.

Maas, değerler topluluğu olarak küresel bir fark yaratmak için, Avrupa’nın geleceği için stratejik olarak önemli olan iklim değişikliği, göç, hukukun üstünlüğü ve dijitalleşme gibi konularda gelişmesinin zorunlu olduğunu ve Avrupa'nın böylece krizden daha güçlü çıkacağına inandıklarını ifade etti.

Almanya, Portekiz ve Slovenya üçlüsünün AB’nin şu ana karşılaştığı en büyük sınav olan koronavirüs ile mücadelede ne kadar ilerleme kaydedebileceği ve konulan hedeflerin ne kadarını gerçekleştirebileceği merakla bekleniyor.

https://www.ikv.org.tr/ikv.asp?id=3833