İKV BAŞKANI ENERJİ SEKTÖRÜ TOPLANTISINDA KONUŞTU

ICCI 2014 – 20. Uluslararası Enerji ve Çevre Fuarı ve Konferansı öncesinde gerçekleştirilen 2. Enerji Sektör Buluşması İstanbul Sanayi Odası (İSO) Odakule Meclis Salonu’nda yapıldı. Toplantıya İKV Yönetim Kurulu Başkanı Ömer Cihad Vardan ve Başkan Yardımcısı ve İSO Meclis Başkanı Zeynep Bodur Okyay konuk konuşmacı olarak katıldı.

İKV Başkanı Ömer Cihad Vardan, “Enerji Sektöründe Yaşanan Ekonomik Sorunlar” başlıklı konuşmasında AB’nin enerji güvenliği açısından Türkiye’nin önemini vurgularken, AB enerji politikasındaki hedefler ve sün günlerde bölgede yaşanan krizler ve enerji projeleri bağlamında enerji arzı ve enerji güvenliği konularına değindi.

 

Türkiye’nin AB müzakerelerinde enerji faslının açılması çağrısında bulunan Vardan, konuşmasına şöyle devam etti:

“Enerji politikası, Türkiye-AB ilişkilerinde üzerinde durulan en önemli başlıklardan birisidir. Nitekim iki hafta kadar önce kabul edilen Avrupa Parlamentosu’nun Türkiye raporunda enerji güvenliği ve yenilenebilir kaynaklar açısından Türkiye’nin önemi vurgulanmış, enerji başlığında müzakerelerin açılmasının gerekliliği ortaya koyulmuştur. Sadece Türk tarafı değil, AB kurumlarının en üst düzey yetkilileri ve AB liderleri de bu mevzuunun müzakerelere açılmasının, hem AB’nin, hem de Türkiye’nin çıkarına olduğunu defalarca vurgulamışlardır. Ancak bu başlıkta müzakerelerin bugüne kadar açılmaması, Türkiye’nin eksikliklerinden değil, maalesef GKRY’nin tek taraflı blokajından kaynaklanmaktadır. Bilindiği üzere GKRY, AB müzakerelerinde 6 başlığı bloke etmiştir. Bunlardan biri de enerji konusudur. Bu blokajın kısmen aşılabilmesi için geliştirilen “Enerji Pozitif Gündemi” kapsamında AB ve Türk tarafından yetkililerin bir araya gelerek yürüttükleri çalışmalar, önümüzdeki dönemde siyasi engellerin kalkması halinde müzakerelere açılacak enerji başlığında hızla yol almamızı sağlayacaktır.

 

Öte yandan ülkemiz, bölgedeki diğer ülkelerle enerji alanında daha yakın işbirliğini sağlayacak adımlar atmak suretiyle, AB ile Türkiye’nin enerji güvenliğinde önemli bir rol üstlenmektedir. Enerji güvenliğinin tesisi açısından AB’nin önceliklerinden birini teşkil eden Güney Gaz Koridoru’nun hayata geçirilmesinde Türkiye’nin konumu, kritik önemdedir. Dolayısıyla Türkiye’nin dâhil olduğu gaz iletim ve bağlantı projeleri, Türkiye’nin AB piyasası ile entegrasyonunu sağlarken, AB’nin arz güvenliğine ve kaynak çeşitlendirmesine de katkıda bulunacaktır.

Türkiye’nin ve AB’nin enerji güvenliğinden bahsederken Ukrayna’da başlayıp, daha sonra Kırım’a sıçrayan olayları görmemek mümkün değildir. Hepimiz geçtiğimiz hafta Kırım’da yapılan referandumda ne olduğunu gördük. Kırım halkı önce Ukrayna’dan ayrılarak bağımsızlığını ilan etti. Ardından Rusya’ya bağlanma kararı aldı. Ne AB ülkeleri, ne ABD ve ne de ülkemiz, bu referandum sonuçlarını tanımadı. Ancak öyle ya da böyle, sebepleri ne olursa olsun, sonuçta, Kırım’ın Rusya’ya katıldığı fiili bir durumla karşı karşıyayız.

 

Gelinen noktada, Türkiye’nin hem AB, hem de Rusya ile olan yakın siyasi ve ekonomik ilişkileri düşünüldüğünde, Kırım sorununun derinleşmesinden en fazla etkilenecek ülkelerden birinin, ülkemiz olduğu ortadadır.

AB tarafından yapılan açıklamalar doğrultusunda Rusya’ya yönelik ekonomik ve siyasi yaptırımlarını ağırlaştırması, Rusya ekonomisini olumsuz etkilemenin dışında, bölgedeki enerji oyununda da yeni hamlelerin yapılacağını göstermektedir. Örneğin, Rusya’nın hayata geçirmek istediği Güney Akım projesine ilişkin AB yetkilileri ile yürütülen toplantıların askıya alındığı haberleri gelmektedir. Güney Akım projesinin geleceğinin belirsizleşmesi, Türkiye’nin enerji rotasının çeşitlendirilerek, arz güvenliğinin artırılması hususundaki önemini daha da öne çıkarmaktadır. Hem Türkiye’nin hem de AB’nin enerji güvenliği açısından TANAP’ın önemi artarken, Türkiye-Yunanistan sınırından başlayacak TAP projesi ve benzeri başka projelerin de geliştirilmesine zemin hazırlayacaktır.

   

Kırım krizi üzerinden enerji arz güvenliğini konuşurken iki noktaya dikkatinizi çekmek isterim.

Bunlardan ilki, bugün AB ülkelerinin Rusya’ya karşı yaptırımlar uygulamaya karar verirken elini güçlendiren ve AB müktesebatının bir parçası olan, zorunlu petrol ve doğalgaz stoku meselesidir. AB katılım müzakereleri sürecinde aday ülkelerden 90 günlük tüketimlerine eş miktarda depolama yapılabilecek kapasiteyi oluşturmaları beklenmektedir. Enerji alanında diğer konuların arasında daha az gündeme gelen depolama kapasitesinin, özellikle kriz dönemlerinde, kısa vadede ekonominin olumsuz etkilenmesini önlediği ortadadır. Dolayısıyla ülkemizin bu konuda, AB müktesebatına uyum çalışmalarına hız vermesi gerekmektedir.

Bu bağlamda dikkat çekmek istediğim diğer nokta ise, yenilenebilir enerji kaynaklarının kullanımının artırılması ve buna ilaveten enerji verimliliği yoluyla arz güvenliğinin sağlanmaya çalışılmasıdır.

Bilindiği üzere AB’nin 20-20-20 hedefleri kapsamında, 2020 yılına kadar yenilenebilir kaynaklardan elde edilen enerjinin payının yüzde 20’ye çıkartılması planlanıyor. Bu hedef çerçevesinde geçtiğimiz günlerde yayımlanan Eurostat verileri 2012 yılında nihai enerji tüketiminde yenilenebilir kaynaklardan elde edilen enerjinin payı yüzde 14,1’e yükseldiğini gösteriyor. Beklentiler 2020 yılında yüzde 21, 2030 yılında ise yüzde 24’e ulaşılacağı yönünde.

AB’nin yenilenebilir enerji konusundaki kararlılığının bir diğer göstergesi de yenilenebilir enerjiden elektrik üretmede dünyadaki kurulu kapasitenin yüzde 44’üne ev sahipliği yapmasıdır. Bu orana hidro elektriğin dâhil olmadığının da altını çizmek isterim.

Bizde de benzer şekilde yenilenebilir enerji kaynaklarının etkin kullanılmasına yönelik birçok çalışmalar yapılmaktadır. Sizler de bunların hemen hepsini biliyor ve yakından takip ediyorsunuz. Şahsen ben de, son on yılda ülkemizde yenilenebilir enerji kapasitesinin oluşturulması ve desteklenmesi konusunda son derece önemli adımlar atıldığını memnuniyetle müşahede ediyorum. Nitekim Avrupa Parlamentosu’nun kabul ettiği Türkiye raporunda enerji arz güvenliği ile birlikte vurgulanan bir diğer konu da, ülkemizin zengin yenilenebilir enerji potansiyelidir. Dolayısıyla bu kaynaklardan azami ölçüde yararlanmanın hem enerji arz güvenliğine ve iklim değişikliği ile mücadeleye katkı sağlayacağı, hem de yeni istihdam alanlarının oluşumuna zemin hazırlayacağı yadsınamaz. Enerji strateji belgesinde de ifade edildiği şekilde, hedefimiz, 2023 yılında toplam enerji üretimimizin %30’unun yenilenebilir kaynaklardan sağlanacak olmasıdır. Bu bağlamda kurulu gücün 2023’e kadar yaklaşık 20,000 MW rüzgâr, 600 MW jeotermal ve 300 MW da güneşten oluşması öngörülmektedir.

Son yıllarda dünya enerji görünümünü en fazla etkileyen gelişmelerden bir tanesi de, ABD’nin kaya gazı sayesinde net bir doğalgaz ithalatçısı olma durumundan kendi kendine yeter hale dönüşecek olmasıdır. ABD’nin kaya gazı üretimini önümüzdeki yıllarda da artırması öngörülmektedir. Kaya gazının özellikle ABD’de doğalgaz fiyatlarını düşürmesi sebebiyle, enerji fiyatlarının, ülkelerin rekabetçiliği üzerindeki etkisini, AB’de yeniden tartışılır hale getirmiştir. Avrupa Komisyonu tarafından yapılan uluslararası kıyaslama, özellikle enerji tüketiminin yüksek olduğu sanayiler için doğalgaz fiyatlarının ABD’ye, Hindistan’a ve Rusya’ya göre 3-4 kat fazla olduğunu, elektrik fiyatlarının ABD ve Rusya’nın iki katı, Çin’den ise yüzde 20 oranında daha fazla olduğunu ortaya koymaktadır. Bu noktada AB’de sanayinin tükettiği elektriğin kW fiyatının 94 avro cent iken ülkemizde 89 avro cent olduğunu hatırlatmak isterim. Dolayısıyla önümüzdeki Eylül ayında Komisyon tarafından yayımlanacak olan ve Birliğin rekabetçi gücünü artırmak için enerji maliyetlerini ve fiyatlarını nasıl aşağı çekebileceğine dair yeni önerisinin ülkemizde de yakından mutlaka izlenmesi gerekmektedir.

Konuşmamın son bölümünde de, Türkiye ile AB arasında enerji alanında müzakereler başladığında, karşımıza çıkacak iki önemli hususa daha dikkat çekmek istiyorum.

Bunlardan ilki, AB’nin enerji iç pazarına uyum sağlayabilmemiz için gerekli olan enerji piyasalarındaki liberalleşmedir. Ülkemizde elektrik ve doğalgaz iç piyasasında serbestleşmenin sağlanabilmesi için önemli adımlar atıldığı sizlerin de malumudur. Bu bağlamda yeni elektrik piyasası mevzuatı ile AB’nin üçüncü enerji paketine uygun düzenlemelerin hayata geçirilmesi, bu kapsamda elektrik dağıtım şirketleri ile bunların perakende satış şirketlerinin fiilen ayrıştırılması, 2013 sonu itibarıyla tüm elektrik dağıtım şirketlerinin özelleştirilmeleri önemli gelişmelerdir. Önümüzdeki dönemde de, elektrik üretiminde yüzde 40 civarında olan kamunun payının daha azaltılması öngörülmektedir. Doğalgaz piyasasında da BOTAŞ’ın piyasa gücünün azaltılarak AB mevzuatıyla uyumlu hale getirilmesi için çalışmalar sürmektedir.

Müzakerelerde ele alınması gereken diğer konu ise; AB İlerleme Raporlarında da yer alan nükleer enerji konusudur. AB’de nükleer enerji kullanma tercihi, her Üye Devletin kendi inisiyatifine bırakılmıştır. Ancak nükleer güvenliğin sağlanması hususunda özellikle de Fukuşima felaketi sonrasında hassasiyet gösterilmektedir. Ülkemize getirilen eleştirilerin başında çerçeve bir nükleer enerji kanunun halen kabul edilmemiş olduğu gelmektedir. Türkiye nükleer enerji kullanımına geç katılan ülkelerden birisidir; ancak, 2023 yılına dair yapılan projeksiyonlarda, enerjisinin yüzde 4’ünü nükleerden karşılayacağını öngören bir ülke olarak yasal zeminin de hızla ve vatandaşlarımızın güvenliğini gözetecek biçimde tamamlanması gerekir. Bunun yanında kamuoyunu nükleer enerji ve radyasyondan korunma konularına ilişkin bilgilendirilmesini amaçlayan “Nükleer Enerji İletişim Stratejisi”nin biran önce tamamlanmasına da öncelik verilmelidir.

Bugün enerji politikası dediğimiz alan kendi başına bağımsız bir alan değildir. Bilakis, Ukrayna krizinin enerji arz güvenliğine etkilerinden, enerjide yeni teknolojilerin geliştirilmesinin önemine, kaya gazı gibi yeni kaynaklara yapılan yatırımlardan, akıllı şebekelerin desteklenmesine, dünyada enerji fakirliği ile mücadeleden, enerji alanında uluslararası projelerin hayata geçirilmesine kadar son derece kapsamlı ve geniş bir hale gelmiştir. AB’de ve ülkemizde sanayinin geleceğini, rekabet gücümüzü artırmayı, inovasyonun teşvik edilmesini, bilim, araştırma ve eğitim politikalarını, iklim değişikliği ile mücadele ve çevrenin korunmasını, ulaştırma araçlarını ve politikalarını enerji politikasından bağımsız tartışamıyoruz.

Dolayısıyla bu kadar önemli bir konuda hem AB, hem de Türkiye’nin daha güçlü ve derin bir işbirliği içerisinde olması son derece önemlidir. Bu çerçevede bizler İKV olarak, öncelikle Avrupa Birliği’ni AP’nin en son raporunda bir kez daha önemi vurgulanan enerji başlığını müzakerelere açmaya davet ediyoruz. Bu bağlamda Kıbrıs sorununun BM nezdinde tekrar görüşmeye başlanılmasını da bir fırsat olarak değerlendiriyoruz.

Buna ilaveten Türkiye’nin belirlemiş olduğu 2023 hedefleri içinde yer alan 500 milyar dolarlık ürün ihraç edebilme ve dünyanın en büyük on ekonomisi arasına girebilme hedeflerine ancak doğru ve akıllı enerji politikalarıyla ulaşabileceğini de vurgulamak istiyoruz.

Bütün anlattıklarım bağlamında, sözlerimin sonunda, AB ülkelerindeki enerji yatırımcılarının Türkiye’ye yatırım yapmalarının önemine bir kez daha dikkatinizi çekmek istiyorum.”

Toplantının diğer konuşmacısı İSO Meclis Başkanı ve İKV Yönetim Kurulu Başkan Yardımcısı Zeynep Bodur Okyay, dünyadaki enerji trendlerinin iyi kavranmasının gerektiğini belirterek bu konuda doğru yatırım kararları alınmasının elzem olduğunu söyledi.

“Sanayi Sektöründe Yaşanan Enerji ile İlgili Sorunlar” başlıklı konuşmasında enerji yoğun sektörlerde rekabetçi teşviklerin olmasını isteyen İSO Meclis Başkanı ve İKV Başkan Yardımcısı Bodur Okyay, sanayi için arz güvenliğinin de önemli olduğunu ve burada oluşacak sorunun üretimi zorlaştıracağını hatırlattı.

İstanbul Sanayi Odası’nın enerji ile ilgili yaptığı çalışmalara da değinen Bodur Okyay, bu kapsamda yenilenebilir enerji ve nükleer enerji konusunda yapılan toplantıları, hükümete sanayinin enerji sorunları hakkında sundukları görüşleri ve ürettikleri çözüm önerilerini sıraladı.

 

2014

E-Bülten Kayıt

İKV KURUCU VE MÜTTEVELLİ KURUMLARI

© 2018 İKV Bütün Hakları Saklıdır.
Designed By: OrBiT