TÜRKİYE-AB İLİŞKİLERİNDE YENİ PERSPEKTİFLER TOPLANTISI BRÜKSEL’DE GERÇEKLEŞTİRİLDİ

İlki 13 Kasım 2015 tarihinde İstanbul’da gerçekleştirilen “Yeni Perspektifler: Avrupa Komisyonu Türkiye İlerleme Raporlarının Matematiği ve Dili” başlıklı toplantı serisinin ikincisi, İKV ve Friedrich Naumann Vakfı işbirliğinde 24 Kasım 2015 tarihinde Brüksel’de gerçekleştirildi.

Friedrich Naumann Vakfı Türkiye Ofisi Proje Koordinatörü Aret Demirci’nin açış konuşmasının ardından, İKV Uzman Yardımcısı Büşra Çatır İKV’nin 2013 yılından bu yana Avrupa Komisyonu İlerleme Raporlarına ilişkin yayımladığı “İlerlemenin Matematiği” ve “İlerlemenin Dili” başlıklı çalışmalarının özetlendiği bir sunum gerçekleştirdi. Sunumun ardından İKV Genel Sekreter Yardımcısı ve Araştırma Müdürü Melih Özsöz’ün moderatörlüğünü yaptığı panel oturumunda, İKV Genel Sekreteri Doç. Dr. Çiğdem Nas, İKV Brüksel Temsilcisi Haluk Nuray, Avrupa Komisyonu Türkiye Masası Yetkilisi Patrick Paquet ve Hürriyet Daily News Köşe Yazarı Barçın Yinanç, 10 Kasım 2015 tarihinde yayımlanan 18’inci Türkiye İlerleme Raporu ve Türkiye-AB ilişkilerinin geleceğine ilişkin görüşlerini paylaştı.

Panel oturumunun ilk turunda, 2015 yılında önce yayımlanan 17 İlerleme Raporunun toplam sayfa sayısının 1.786 olduğunu hatırlatan İKV Genel Sekreter Yardımcısı ve Araştırma Müdürü Melih Özsöz, ilerleme raporlarının kamuoyunda yarattığı etkinin beklentinin altında olduğunu belirtirken katılımcılara Türkiye-AB ilişkilerinde güvenin yeniden nasıl inşa edilebileceğini sordu.

İKV Brüksel Temsilcisi Haluk Nuray, İlerleme Raporlarına ilişkin olarak yaptığı değerlendirmede, bu yıl 18’incisi yayımlanan İlerleme Raporlarının amacına hizmet etmediğinin altını çizerken, Türkiye’nin AB üyesi olması için daha kaç ilerleme raporu yayımlanması gerektiği sorusunun bir cevabı olmadığını belirtti. Nuray, İlerlemenin Dili başlıklı çalışmanın sonuçlarından yola çıkarak, Türkiye’nin ve AB’nin birbirini anlamadığını ve iki taraf arasında bir “algı sorunu” (perception problem) olduğunu sözlerine ekledi. Türkiye-AB ilişkilerinin 50 yılının iniş ve çıkışlarla devam ettiğini ifade eden Nuray, atılan her adımın ardından olumsuz bir gelişme yaşanmasının nedeninin taraflar arasındaki algı sorunundan kaynaklandığını ve bu nedenle ortak bir geliştirilmesi gerektiğini belirtti.  

Avrupa Komisyonu Türkiye Masası Yetkilisi Patrick Paquet ise, bu yıl ilk defa uygulanan yeni teknik ve formatıyla 18’inci İlerleme Raporunun Türkiye ve AB arasında ortak bir dil yaratma hedefine yönelik ilk adım olarak değerlendirilebileceğini belirtti. Komisyonun, üyelik müzakerelerinde daha fazla ilerleme kaydedilmesi için belirli alanlarda gerçekleştirilmesi gereken reformlara yönelik öneriler sunduğunu ifade eden Paquet, söz konusu değişikliklerle üye ülkelerin performansının daha iyi ölçülebileceğini kaydetti.

Hürriyet Daily News Köşe Yazarı Barçın Yinanç, Türkiye-AB ilişkilerinde güvenin yeniden nasıl inşa edileceğine ilişkin olarak yaptığı değerlendirmede AB’nin Türkiye’yi bir yükümlülükten ziyade değerli bir kazanç olarak görmesi gerektiğini belirtirken, Türkiye’nin de bu doğrultuda kendini AB karar alıcılarına daha doğru bir şekilde anlatması gerektiğini ifade etti. AB’nin Türkiye’ye çoğu zaman çifte standart temelinde yaklaştığını hatırlatan Yinanç, bu yıl İlerleme Raporunun yayımlanacağı tarihin ertelenmesinin de benzer bir uygulama olduğunu belirtirken Türkiye’nin de AB ile ilişkilerinde üye ülkelerin çıkarlarını iyi analiz ederek kendi çıkarlarını gözetecek şekilde hareket etmesi gerektiğinin altını çizdi.

İlerleme Raporunun ertelenmesinin Türkiye kamuoyunda büyük bir hayal kırıklığı yarattığını belirten İKV Genel Sekreteri Doç. Dr. Çiğdem Nas, raporun ertelenmesinin AB’nin değerler ve çıkarlar ikilemi yaşadığını gözler önüne serdiğini ifade etti. AB’nin son aylarda Avrupa’yı büyük ölçüde etkileyen mülteci krizinin çözümünde Türkiye’nin desteğini istediğini ve bu nedenle İlerleme Raporunun yayımlanma tarihini 1 Kasım seçimlerinin sonrasına ertelediğini belirten Nas, Türkiye’nin barındırdığı mülteci sayısı göz önüne alındığında yük paylaşımının önemli olduğunun altını çizdi. Nas mülteci krizinin ortak bir sorun olduğunu ve ortak bir çözüm gerektirdiğini belirtirken, AB’nin bu alanda Türkiye’ye vereceği destek sayesinde Türkiye-AB ilişkilerinde güvenin yeniden inşa edilebileceğini sözlerine ekledi.

Türkiye-AB ilişkilerinin genel görünümünün tartışıldığı panel oturumunun ikinci turunda, İKV Brüksel Temsilcisi Haluk Nuray, kamuoyundaki hâkim görüşün ekonomik konulara ilişkin diyaloğun ilerlediği yönünde olmasına karşın Gümrük Birliği’nin modernizasyonunun gerçekleştirilememesi durumunda Türkiye-AB arasındaki ekonomik ilişkilerin zarar göreceğini belirtti. Ekonomik ve siyasi alandaki diyaloğun birbirinin tamamlayıcısı olduğunu kaydeden Nuray, karşılıklı güven inşasının her iki alanda da vazgeçilmez olduğunu vurguladı.

Avrupa Komisyonu Türkiye Masası Yetkilisi Patrick Paquet, Türkiye’de bu yıl seçimler nedeniyle reformların hızında büyük oranda bir yavaşlama olduğunu belirtirken ifade özgürlüğü ve toplanma özgürlüğü gibi alanlarda ise geriye düşüş yaşandığını ifade etti. Öte yandan, 18’inci İlerleme Raporu’nun Türkiye’de gerçekleştirilmesi gereken reformlara ilişkin önemli mesajlar verdiğinin altını çizen Pacquet, yeni kurulacak hükümetin belirtilen alanlarda adım atması durumunda ilerleyen dönemde Türkiye’nin AB üyelik müzakerelerinde büyük ölçüde bir hızlanma yaşanabileceğini belirtti. Aynı zamanda, Türkiye-AB ilişkilerinin yeni bir seviyeye taşınması gerektiğini kaydeden Pacquet, her iki tarafın da üyelik müzakereleri dışında ortak çıkarları doğrultusunda işbirliğine gidebileceği ve bunun üyelik müzakerelerinin hız kazanmasına destek olacağını sözlerine ekledi.  

İKV Genel Sekreteri Doç. Dr. Çiğdem Nas ise, Türkiye-AB arasındaki ilişkilerin üyelik müzakerelerinin yanı sıra vize serbestliği ve Gümrük Birliği’nin modernizasyonu süreçleriyle ilerlediğini belirtirken, bu süreçlerin aynı zamanda Türkiye’de AB’nin siyasi ve ekonomik alanda dönüştürücü gücünün uygulanmasına ve Türkiye’nin AB’ye entegrasyonuna katkıda bulunacağını ifade etti. Doç. Dr. Nas öte yandan, bu süreçlerin üyelik müzakerelerinin yerine geçmemesi; aksine üyelik müzakerelerinin tamamlayıcısı olması gerektiğini belirtti.

Türkiye-AB ilişkilerinin genel görünümüne ilişkin değerlendirmelerini paylaşan Barçın Yinanç, AB’nin Türkiye ile kurduğu stratejik diyalogta Türkiye’ye yalnızca işbirliği yapılacak bir ülke olarak bakılmaması gerektiğini ve üyelik perspektifinin her zaman canlı tutulması gerektiğini ifade etti.  

2015

E-Bülten Kayıt

İKV KURUCU VE MÜTTEVELLİ KURUMLARI

© 2018 İKV Bütün Hakları Saklıdır.
Designed By: OrBiT